GeriEtkinlikler Aşağı Yukarı Yemişlililer’in Setindeydik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aşağı Yukarı Yemişlililer’in Setindeydik

Aşağı Yukarı Yemişlililer’in Setindeydik

Bülent Emrah Parlak ve Şahin Irmak ile dizi setinde çok özel röportaj!

Yılmaz Erdoğan’ın öğrencilerinden Şahin Irmak, Büşra Pekin, Murat Eken, Bülent Emrah Parlak ve Gülhan Tekin'in başrollerini paylaştığı Aşağı Yukarı Yemişlililer her pazar, Atv ekranlarında izleyici karşısına çıkıyor. BKM Mutfak ile ünlenen oyuncularımızın kendilerinin yazıp, oynadığı dizinin çekimine gittik ve çekim arasında Bülent Emrah Parlak ve Şahin Irmak’ı yakaladık. Bakalım Aşağı Yukarı Yemişlililer’in Mikail’i ve Sülo’su dizi ile ilgili neler anlattı.

Söyleşimize Bülent Emrah Parlak ile başlıyoruz…

Çekimler nasıl gidiyor?

Çekimler zor ama çok keyifli gidiyor. Zor olmasının sebebi de çekim şartlardan kaynaklanıyor. Dizilerin 90 dakika olması yani uzunluğu bizim sektörümüzün bir numaralı sorunu. Oyuncular Sendikası da kuruldu ve şu an bununla ilgili yoğun bir çalışma var. Oyuncular dışında daha çok kamera arkası yoruluyor gerçekten, insanüstü çalışıyorlar. Bizim işimiz çok eğlenceli bir iş, komedi yapıyoruz. Biz çekerken çok eğleniyoruz, onlar da eğleniyorlar ama bu eğlenceleri yarım kalıyor ne yazık ki.

Gelelim senaryo kısmına. Önce bir tretman çıkartıyormuşsunuz sonra hep birlikte tek tek sahneler yazılıyormuş. Onu nasıl ayarlıyorsunuz?

Paylaşımı herhangi bir kategoriye sokarak yapmadık. Gülhan Tekin yazarlık mezunudur, dolayısıyla bu konuda aramızda en uzman o. Birazcık daha işi derler, toparlar. Biz ona yardımcı oluruz, bize sahneleri paylaştırır. Biz ona göre yazıyoruz, “Benim karakterimi ben yazayım” gibi bir durum yok. Biz beşimiz birbirimizi çok iyi tanıdığımız için kimin, nereye çok hakim olduğunu zaten iyi biliyoruz.

En önemli şey çalışırken zevk almak değil mi?

O yüzden çok mutluyuz.

Dizide çok fazla doğaçlama var sanırım. Özellikle senin bu yola başvurduğunu BKM Mutfak’ı takip edenler çok iyi bilir.

Tabii doğaçlama çok oluyor. Ben buna sık başvuruyorum evet (Gülüyor). Hatta şöyle komik bir sahnemiz oldu: Dizide ben kendi küçüklüğümle karşılaşıyorum. Osman Berk var bizim Çok Güzel Hareketler Bunlar’a da gelirdi, sahneye çıkardı. Çok zeki bir çocuktur, benim küçüklüğümü oynuyor. Osman Berk geldi, o da doğaçlıyor ama çok güzel doğaçlıyor. “Bülent’in küçüklüğü bile doğaçlıyor” falan diye espri yaptı arkadaşlar. Çok keyifli, çalışmalar çok eğlenceli geçiyor.

Aşağı Yukarı Yemişlililer’in Setindeydik

Ekipten bazı arkadaşlar BKM Mutfak’ta kaldı, siz birkaç kişi bu diziye yöneldiniz. Peki, bu kadro nasıl oluştu?

Ekipler içerisinde şöyle durumlar olur; bazı kişiler birbirleriyle çok iyi anlaşır, birbirleriyle aynı evde yaşıyor olabilir veya kafası uyuşuyor olabilir. Biz hepimiz 24 kişi iyi anlaşıyorduk, sorun yoktu ama özellikle Şahin, Büşra, Murat ve benim beraber skeç yazma, oynama gibi durumlarımız vardı. Bu, bizim o gruptan ayrıldığımız, o gruptan bağımızı kopardığımız anlamına gelmez. Yarın Eser, Oğuzhan, Metin onlar bizim işimize gelir, biz onların işine gideriz. Zaten hepimiz BKM çatısı altındayız. Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın bize vermiş olduğu o güzel durumu, seyircinin de bizi sevdiği durumu katlamayı düşünüyoruz. Bunu yapabilirsek ne mutlu bize.

Onların bu diziye dahil olma gibi bir durumları var mı?

Şu anda öyle bir durum yok, onlar başka bir şey yapacaklar yakında duyarsınız.

Yılmaz Erdoğan bu dizinin neresinde?

Yılmaz ağabey genel sanat yönetmenimiz olduğu için BKM ile çalıştığımız sürece iş anlamında birlikteyiz. Ayrıca duygusal bağımızın da olması sebebiyle her zaman yanımızda. Bizim bir usta-çırak ilişkimiz var. Yılmaz ağabeye her şeyi danışırız çünkü o komedide kendi tarzı olan biri ve bizim de ustamız olduğu için ona danışarak birçok şeyi yürütmeye çalışıyoruz. Bu diziyi kendimiz yaptık ve Yılmaz ağabeye götürdük, o da onay verdi. 

Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Çok iyi tepkiler geliyor. Ben bu kadar iyi tepki geleceğini düşünmüyordum açıkçası. Çünkü seyirci bizi skeçte seviyordu ya, sahnede hemen kabul etmeyeceğini düşünüyordum. Dizi çok sevildi, o konuda çok mutluyum.

BKM oyuncularından kimler var dizide tam olarak?

Ben, Şahin Irmak, Murat Eken, Gülhan Tekin, Büşra Pekin, Burcu Gönder ve Aydan Taş.

Burcu Gönder’le beraberliğiniz nasıl gidiyor?

4 yıldır beraberiz ve her şey gayet güzel gidiyor.

Birlikte çalışmak nasıl bir duygu?

Güzel yanları da sıkıntılı yanları da var tabii. Burcu da aynı şeyi düşünüyordur. Sevgilinizle işte yan yana olmak çok keyifli ama bazen de yıpratıcı olabiliyor. İnsan özel anlarda daha çok buluşmak, beraber olmak istiyor.

Sohbetimize Aşağı Yukarı Yemişlililer’in Sülo’su Şahin Irmak ile devam ediyoruz…

Çekimler, dizi nasıl gidiyor? Bir izleyici olarak herkesi rolüne çok yakıştırdım açıkçası.

Öyle mi, çok sevindim (Gülüyor). Dizi iyi gidiyor, uzun zamandır hayal ettiğimiz bir işti bu. 1 yıl boyunca sadece bu iş için çalıştık diyebilirim. Tam anlamıyla hayal ettiğimiz şeyi yaptık diyemeyiz, hala çalışıyoruz onun için ama ona yakın oldu. Bir de ilk deneyimimiz bizim bu. Dizi yazmak başka bir mecra, daha önce tecrübe ettiğimiz bir şey değil, ilk defa böyle bir şey deniyoruz ama çok keyifli gidiyor. İnsanın kendi oynadığı şeyi yazması kadar güzel bir şey yokmuş. Açıkçası bu açıdan sete gelmek için can atıyoruz.

Daha önce BKM Mutfak’ta skeç yazıyordunuz zaten.

Mutfak’ta yazıyorduk, onun dışında denemelerimiz de oluyordu. Dizi yazmak hayallerimizden bir tanesiydi, bir film yazdık ve bir film daha yazacağız.

Belli mi filmin konusu, biraz bahsedebilir misin?

Net bir şey olmadığı için tam açıklayamam ama 2-3 tane hikayemiz var, bir tanesine karar vereceğiz en kısa zamanda.

Dizinin adını kim buldu?

Yılmaz Erdoğan. Yılmaz ağabeyin fikriydi dizinin adı. Biz dizinin adıyla ilgili biraz karmaşa yaşadık. O da bir gün diziyle ilgili toplantı yaparken “Bunlar yemişlililer olsun” diye bir fikir attı ortaya, ondan sonra Aşağı Yukarı Yemişlililer diye kaldı.

Aşağı Yukarı Yemişlililer’in Setindeydik

Dizideki rolünden biraz bahsedelim…

Çok keyifli, baktığında kendi açımdan biraz kaba da görünse öyle değil aslında. Sülo, çok naif bir adam, duygusal bir yanı var. Biraz melankolik, niye olduğunu tam ben de çözemedim (Gülüyor). Böyle bir aşık olma isteği var, geçmişinde de sanırım böyle bir yarası var adamın. Normalde baş düşmanı Mikail ama aynı zamanda en iyi arkadaşı, vazgeçemediği adam. O da ondan vazgeçemiyor, Hacivat ile Karagöz durumu var aralarında biraz.

Hıyarlı Baba’yı sormadan edemeyeceğim. Onu kim buldu, nasıl çıktı ortaya?

Eser Yenenler’le birlikte bulduk.

Süperdi, Havuçlu Anne’nin eklenmesi de iyi oldu diye düşünüyorum.

Onu doğaçlama yaparken bulduk. Bir skeç yazmamız gerekiyordu, ne olduğunu bilmiyorduk. Bu kadar olacağını tahmin etmiyorduk, ilk oynadığımızda ben çok utanmıştım, “Böyle sahneye mi çıkılır!” dedim ve sonra baktık ki seyircinin reaksiyonu çok iyi, güzel tepkiler geldi. Ben de eğlenmeye başladım bir süre sonra, Büşra da dahil olunca daha keyifli olmaya başladı. Biz de vazgeçemedik, seyirci de çok sevdi.

Senaryoyu yazarken kendi karakterin sana denk geldiğinde hafif bir torpil yapıyor musun?

Açıkçası herkese özenle yazıyoruz. Bana Bülent’in bir sahnesi geldiyse Bülent’e de özenli yazıyorum ortak işimiz olduğu için. Bir de hepsi çok beğendiğim oyuncular aynı zamanda, oynamaktan çok keyif aldığım oyuncular. Onlar için de aynı şey geçerli o yüzden her karaktere aynı özenle yazıyoruz hepimiz.

Diziyle ilgili her şey yolunda, reytingler iyi değil mi?

Bir iniş çıkış oldu reytinglerde ama şu an her şey yolunda. Seyircinin 4 yıllık bir alışkanlığı vardı, başka bir format yapıyorduk onu kırmak kolay olmadı. Şimdi yavaş yavaş alışıyor insanlar, güzel bir kitlesi olmaya başladı dizinin. Çok keyifli gidiyor daha da keyifli olacak.

[fotogaleri=255]

Bizi sette güler yüzleri ile karşılayan herkese, Bülent Emrah Parlak ve Şahin Irmak’a bu keyifli sohbet için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj: Nilay Uzun

Fotoğraf: Merve Hazinedaroğlu 

False