GeriÇocuk Sağlığı Anne babalar, çocuklarına sevgisini göstermeli
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Anne babalar, çocuklarına sevgisini göstermeli

Anne babalar, çocuklarına sevgisini göstermeli
Abone Olgoogle-news

Çocukluk döneminde yaşanan ihmal ve istismar gibi travmatik olayların çocuğun gelecek yaşantısında önemli etkileri olabileceğini belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuğa mutlaka anne ve babasının sevgi göstermesi gerektiğini söyledi.

Çocuğa sevginin belli edilmediği durumlarda çocuğun kendisini değersiz hissedeceğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuğa değer vermiyorsan, onunla paylaşım yapmıyorsan çocuk kendisini değersiz hissediyor. Öz güveni düşük bir çocuk yetişiyor, ilerde ruhsal hastalıklara aday haline geliyor” uyarısında bulundu.

Çocuğu aç bırakmak da sevmemek de ihmal

Çocukluk döneminde yaşanan travmaların ileride öz güven eksikliği gibi önemli nedenleri beraberinde getirdiğine dikkat çeken Tarhan, kendilerine başvuran danışanlara uyguladıkları çocukluk çağı travma ölçeği sonucunda hastaların %80-90’ında çocukluk çağı travması ortaya çıktığını söyledi ve şöyle devam etti: “Çocukluk çağı travma ölçeğinde eş değerli ana kriterler bulunuyor. Mesela bir fiziksel istismar var. Sopayla, kemerle dövmek, fiziksel istismar oluyor. Fiziksel ihmal oluyor mesela çocuğu aç bırakmak. Onun bakımına özen göstermemek fiziksel ihmal oluyor. İstismar yok, dövmek, şiddet yok ama sen onu aç bıraktığın zaman, çocuk eve geliyor kapıda kalıyor. Bu durumda da fiziksel ihmal ortaya çıkıyor. Aynı zamanda duygusal istismar da olabiliyor. Yani çocuğa ‘Şu dediğimi yapmazsan seni sevmem demek’ duygusal istismardır. İleri yaşta bir kimse ‘Çocukluğumda kimse beni sevmedi, sevilmeden büyüdüm’ diyorsa duygusal ihmale maruz kalmıştır. Yemeye, içmeye, proteine ihtiyacımız olduğu gibi aynı şekilde sevgiye, saygıya da ihtiyacımız var. Sevmek, değer vermek ve paylaşmak ebeveynlerin en büyük görevlerinden birisidir. Çocuğa sevgini belli etmiyorsan, ona değer vermiyorsan, onunla paylaşım yapmıyorsan çocuk kendisini değersiz hissediyor. Öz güveni düşük bir çocuk yetişiyor, ilerde ruhsal hastalıklara aday haline geliyor. Bunlar çocukluk çağı travması olarak kabul ediliyor.”

Çocuğa sevgi gösterilmeli ve hissettirilmeli

Çocuğa olan sevginin mutlaka ona söylenmesi ve gösterilmesi gerektiğini belirten Tarhan, “Kimi zaman bazılarından ‘Ben babamın beni hiç kucağına aldığını hatırlamıyorum, beni hiç dizine oturtmadı’ şeklinde cümlelerini duyarız. Bir insan böyle düşünüyorsa burada duygusal ihmal vardır. Aslında bu bizim inanç sistemimize uymayan bir şey. Mesela literatür, sevdiğiniz kişiye sevdiğinizi söyleyin diyor. Sevgiyi saklamak beceri değil. Bu bizim geleneklerin oluşturduğu yanlış bir zemin” dedi.

Çocuk korunmaya muhtaçtır

Şiddeti onaylayan kültürlerde çocuk ihmal ve istismarlarının çok fazla olduğunu belirten Nevzat Tarhan, “Çocuk, yetişkin olana kadar korunmaya muhtaçtır. Anne ve baba onun haklarını korumakla mükelleftir. Çocuklar günümüzde artık haklarının bilincinde.  Anne ve babanın çocuğu yetiştirirken ona örnek olacak şekilde davranması da önemli" diye konuştu.

Çocuğa iyi örnek olunmalı

Çocuğa değer vermek ve bunu çocuğa hissettirmek de önemli. Muhakkak çocuğa değer vermek bu çocuğun kendini doğru tanımasını sağlıyor. Öz güven oluşuyor. Öz güven ve öz beğeni hep karıştırılıyor. Öz beğeni kendinde olmayan şeyleri kendinde var gibi görmektir ama öz güvende kusurlarınla da yüzleşmeyi başarırsın. Eksiklerini ve kusurlarını görebilmek buna rağmen hayatta zevkle, enerjiyle ilerleyebilmektir. Pozitif bir şekilde bir şeyler yapmaya çalışmak öz güven gerektirir. Bunu çocuklar anneden, babadan ve çevreden öğreniyorlar. Bunu öğrenebilmeleri için çocuğa iyi örnek olmamız gerekiyor. Bu nedenle çocuğumuza nasihat vermekten daha önemli olan şey ona doğru bir şekilde örnek olmaktır. Anne babanın çocuğuna rol model olmasıdır. Çocuk haklarını ihmal eden, eziyet eden, hayvanlara eziyet eden bir çocuk yetiştiriyorsak burada kusur anne ve babanındır.

Çocuk yetiştirmede dengeli tutum önemli

Çocuk yetiştirmede dengeli tutumlar önemli. Bazen bazı şeyleri farkında olmadan yapıyoruz. Mesela çocuğa bir şeyleri verirken yalvartarak verme de çocuğu ihmal etmek anlamına geliyor ya da çocuğa baskı yapmak, korkutmak da bir çeşit ihmal oluyor. Elbette çocuğun her istediğini yapmak, her dediğine evet demek de yanlış. O zaman da çocuk erkil aile oluyor. Çocuk evin küçük hükümdarı gibi yetiştiriliyor. Bu da çocuk haklarında öbür uca kaymaktır.

Hakları olduğu gibi sorumlulukları da var

Çocuğun hakları olduğu gibi sorumlulukları da olduğunu belirten Nevzat Tarhan, “Bunu çocuğa anlatmamız gerekiyor. ‘Evet senin hakkın var ama bu evde senin de sorumlulukların var.’ Hak ve sorumluluk, özgürlük ve sorumluluk dengesini de öğrenmesi gerekir. Yani ‘senin bu evde bir işin ucundan tutman gerekir. Mesela şu kadar saat ders çalışman lazım. Anne ve babana yaz tatillerinde yardım etmen lazım’ şeklinde ona görev ve sorumlulukları anlatılmalı. Ama bunu çocuğa buyurgan tarzda, emir vererek değil ona seçenekler sunarak yapmak önemlidir” dedi.

10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli

Çocuğa bütçe yönetimi yapmasının da öğretilmesi gerekir. Çocuk 10 yaşına gelene kadar bütçe yönetimini öğrenmesi gerekiyor. Finansal okuryazarlığı öğrenmesi gerekiyor. Neyi nerede harcayacağını öğrenmesi gerekiyor. Bazen anne baba çocuğa rüşvet gibi harçlık veriyor. Dediğini yaparsa veriyor, yapmazsa vermiyor. Bu şekilde yalvaran bir çocuk modeli oluşuyor. Bu çocuk hep almaya yönelik çocuk oluyor. Hâlbuki çocuğa kaynak yönetimini öğretilmesi gerekiyor. Çocuğa haftalık harçlık verilmesi gerekiyor. Günlük vermek doğru değil. Bir günde harcarsa ona daha para verilmeyecek, biriktirirse de o para onun, ona karışılmayacak. Parasını biriktirdi ve hafta sonu bir yere gitmek istiyor onu özgür bırakmak lazım.

Her evin kuralları olmalı

Evde kurallar olmasının ve o kurallara uyulmasının önemine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Her evin bir kuralının olması lazım. Evi kurallı ortam yapmamız lazım. Her şeye izin veren ebeveyn tarzı, o çocuğu ilerde bencil yapıyor. Hiç vermeyen hep alan bir kimlik yetiştiriyor. Bu kişi de ilerde yalnız kalıyor. Bencilliğin en kötü yanı kişiyi yalnızlaştırmasıdır” diye konuştu.

Yaşanan olumsuz hayat olaylarından ders çıkarılması gerektiğini kaydeden Tarhan, “Kimi zaman travma o kişinin gelişimine de sebep olabilir. Covid travması mesela o kişinin ruhsal refahını geliştirebilir. Ya da bir ailede ortaya çıkan bir hastalık, manevi yönden psikolojik olgunluk, psikososyal olgunluğun artmasına sebep oluyor. Yaşanan hayat olaylarının her biri bir eğitmendir. Bir derstir ve bu dersi çıkarabilmek önemlidir. Onun için ansızın karşımıza çıkan hayat olaylarını düşman gibi görmeyelim. Deprem gibi olaylara karşı elbette önlem almamız gerekir ama kimi zaman önlem de alsak bazı şeylerden kaçamayız. Hayat olaylarına karşı da böyle olursak çocukluk travmaları bizde kalmaz. Bunları kazanıma dönüştürürüz. Böyle bir şeyi yaşamışım ama bunu yaşamam gerekiyormuş diye düşünmek gerekir” dedi.

Çocuğun davranış ve çabaları sevilmeli

Çocuğu severken çocuğun kişiliğini değil, davranış ve çabalarını sevelim. Mesela çocuk odasını topladı, annesine yardım etti. Bunlar çocuğa sevgi göstermek için bir fırsat. Sevgi dilleri kullanabilmek için bir fırsat. Bu fırsatları iyi kullandığın zaman sevgi ödül haline geliyor. Sevgi, davranış geliştiren bir sevgi oluyor. Tabii çocuğumuz olduğu için de seveceğiz ama sadece bununla yetiniyorsak çocuk davranış geliştirmeyi öğrenemiyor. ‘Nasıl olsa iyi de yapsam kötü de yapsam annem beni seviyor’ diye düşünüyor. ‘Seni seviyorum ama senin de sorumlulukların var’ dememiz gerekiyor. ‘Bana yardım edersen daha çok severim, daha çok mutlu olurum’ dediğin zaman çocuk sevgiyi yönetmeyi de öğrenir. Özellikle çocuğu ödüllendirirken davranış ve çabalarını ödüllendirmek gerekir. Her dediğine evet demek bir çocuğa yapılacak en büyük kötülüktür.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle