GeriHamilelikte Sağlık 6 soru ile yeni anne adayının psikolojisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

6 soru ile yeni anne adayının psikolojisi

6 soru ile yeni anne adayının psikolojisi
Abone Olgoogle-news

Klinik Psikolog Doç. Dr. Ayten Zara, anne adayının yaşadığı sorunlara ışık tutuyor.


AĞLAMA İSTEĞİ, HUZURSUZLUK, UYKUSUZLUK...

6 soru ile yeni anne adayının psikolojisi
        

1. Hamile bir kadın dünyayı nasıl görür?

Ölüm gerçeğiyle temas ederler: Kadınlar hamile kaldığında ilk kez ölüm gerçeğiyle temas ederler. Yani bebeğini kaybetme ya da kendine bir şey olursa bebeğine ne olur düşünceleriyle iç içe yaşarlar. Bu kaygı bilinçli ya da bilinçdışı yollarla (mesela rüyalar gibi) sıkça dile gelir.

Duygusal gelişim gösterirler: Kadınlar ruhen değiştiren bir durumdur hamilelik. Bir diğeri de doğumdur. Her iki süreç de kadını duygusal ve düşünsel olarak çok geliştirir. Kadın, hamilelikle başlayan ve doğumla devam eden hızlı bir duygusal büyüme gösterir. Bu duygusal gelişim bazen kendi eşiyle arasında çatışmalara neden olan farklılıklar doğurur.

Kaygılı ve sorumlu hissedebilirler: Hamilelikte kadın, zihinsel olarak sürekli bebeğiyle, onun sağlıklı gelişimiyle meşguldür. Duygusal olarak bebeğin sağlığı, doğumu, bakımı ve hayatı nasıl etkileyeceğiyle ilgili kaygılı ve sorumlu hissedebilir.

Annelik hüznü yaşarlar: Ayrıca ağlama isteği, huzursuzluk, uykusuzluk, iştahsızlık, dikkat dağınıklığı belirtilerinin görüldüğü annelik hüznü hamilelik sürecinde başlayabilir ve doğumdan hemen sonraki ilk günlerde bir iki hafta yoğun olarak yaşanır ve geçici bir durumdur.


HAMİLELİK SÜRESİNCE KADINLAR BİR SÜRÜ DEĞİŞİKLİKLE YÜZLEŞMEK ZORUNDA KALIRLAR

6 soru ile yeni anne adayının psikolojisi

2. Hamilelikten önceki dönemle kıyaslarsak kadınların en büyük hassasiyetleri neler olur?

Hamilelikleri süresince kadınlar fiziksel ve psikolojik olarak bir sürü değişiklikle yüzleşmek zorunda kalırlar. Hamile kadınları psikolojik yapılarına göre iki gruba ayırabiliriz:

a. Kaygılı ve depresif olanlar: Bu gruptakiler yukarıda bahsettiğim ve daha farklı nedenlerle hamilelik sürecini bir hastalık gibi yaşarlar. Çevresindekiler de bunu olumsuz duyguları ve tavırlarıyla pekiştirirler. Hamilelik ve doğum sonrası da onlar için kaygılı bir süreçtir. Sürekli gergin, endişeli ve evhamlıdırlar. Dış etkenlerin varlığı yanında, kaygılı bir kişilik yapısı da bu süreci böyle yaşamalarına neden olur. Bu gruba giren kadınlar kendilerine ya da bebeklerine kötü bir şey gelecek korkusuyla yaşarlar.

b. Huzurlu ve sakin olanlar: Bu anne adayları hamilelik sürecini ruhen ve bedenen keyifle yaşarlar. İlişkisel ve sosyal olarak ihtiyaç duydukları destekleri de varsa mutlulukla doğumu beklerler. Ayrıca doğum sonrası için de bebeğin getireceği değişimlere karşı kendilerini gerçekçi olarak hazırlarlar. Bu grup kadınlarda da kaygı vardır ancak kaygıyla bilinçlenerek başa çıkarlar. 


KADINLARIN %30'U HAMİLELİKLERİ SIRASINDA DEPRESYONA GİRİYOR

6 soru ile yeni anne adayının psikolojisi
 

3. Bu psikoloji olumlu ya da olumsuz olarak bebeği nasıl etkiler?

Kadınların hormonal, fiziksel ve ruhsal değişimlerle karşı karşıya kalmaları, kadının bebeğine yeterince bakamayacağına dair düşünceleri, hamileliğin duygusal ve cinsel ilişkisini zorlayıcı bir etkiye sahip olması ve yeterince destek alınmaması hamile kadının depresif belirtiler yaşama riskini artırır. Diğer önemli bir noktada da bizim gibi geleneksel toplumlarda, batıl inanışlar ve tabular da hamile kadınları seks ve hareket anlamında baskı altında bırakıp strese sokar. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kadınların yaklaşık %30’u hamilelikleri sırasında depresyon yaşama riskine sahiptirler. Bu durum bebeğin de kaygılı bir bebek olarak doğmasına neden olur. Bir bebeğin psikolojisi anne ve babanın psikolojisine bağlıdır. Dolayısıyla çocuğun tek ve yegane kaderi vardır. Annesi ve babasının kimler olduğudur. Bebeğin mizaç ve psikolojisi buna bağlı olarak gelişir.


PROFESYONEL YARDIM ALMAK ÖNEMLİ

6 soru ile yeni anne adayının psikolojisi

4. Yaygın olarak 'lohusalık sendromu olarak bilinen ve doğum sonrasında da kadınları çok etkileyen süreç neden olur?

Doğum Sonrası Depresyon (DSD), doğum yapan kadınların %5-30’unda görülmektedir ve klinik bir depresyon türüdür. Maalesef çoğu anne şikayetlerini depresyon olarak algılamadığından bu durumu uzun bir süre yaşar. Genellikle doğumdan sonra bir yıl kadar ama kötü yaşam koşulları olan vakalarda daha uzun sürer. Doğum sonrası depresyonda anne bebeğine ve eşine karşı kayıtsızlık-ilgisizlik gösterip düşmanca duygular hissedebilir. Anne adaylarının bu dönemde profesyonel yardım alması önemlidir çünkü bebeğin bilişsel ve duygusal gelişiminde uzun süreli yıkıcı etki yaratabilir.

Hamilelik sürecinde olduğu gibi doğumdan sonra da fiziksel, duygusal ve toplumsal birçok değişiklikler yaşanır. Kadının dokuz ay boyunca içinde taşıdığı bebeğin yokluğu, değişen ilişkiler, bebeğin yaşamak için ona bağımlı olması, bebeğin zor ya da hastalıklı bir bebek olması, anne olmanın getirdiği sorumluluklar, kadınların fazlasıyla duygu karmaşası içinde yaşamalarının nedenidir. Zaman geçtikçe ve destek aldıkça bu değişikliklere yavaş yavaş alışılır ve kadın annelik rolünü hayatına adapte etmeye çalışır.
Kadının dış görünümü de duygusal iniş çıkışlarının nedeni olur. Hamilelik boyunca fazla yediğinde hem şişman hem de hamile olan kadın, doğum sonrası sadece şişman kalır. Çünkü kilolarını artık hamileliğinin arkasına saklayamaz. Hiç arzu edilmeyen bu görünüm annenin hayatında başka bir stres kaynağı olur.


ÇOK CİDDİ BİR UYUM SÜRECİ GEREKTİRİYOR

6 soru ile yeni anne adayının psikolojisi

5. Hamilelikte ve doğum sonrasında kadınlar en çok neden korkuyorlar?

Bebek her ne kadar arzu edilse de eve düşen küçük bir bomba gibidir. Çünkü anne ve babayı duygusal olarak karıştırır, hayatı birçok açıdan değiştirir. Bebeğin gelişi birçok aile için pozitif dediğimiz bir stres türüdür. Doğum sonrası ilişkisel sorunlar yaşamaya başlayıp terapiye başvuranların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Çok ciddi bir uyum süreci gerektirir. Yeni anne olmuş bir danışanım bebekleri olduktan sonra kocasının kendisiyle her türlü fiziksel ve cinsel temastan kaçındığını, bedenin sadece çocuklarına ait olduğunu düşündüğünü söyledi. Bazen de yeni anne olmuş kadınlar cinsel temastan istek eksikliğiyle ya da dış görünüşlerinin çekici olmadığını düşünerek kaçabilirler. Birçok hamile ve yeni anne olmuş kadınlar eşleriyle ilişkilerinde tekrar eskisi gibi eş/sevgili rolünü alamamanın, eşlerinin onları sadece çocuklarının annesi olarak görmesinin onları korkuttuğunu söylemektedir. Bebeklerinin getirdiği değişime uyum sağlamakta zorlanan, hatta çocuğu ara sıra örseleyen anneler de çocuklarına iyi annelik yapamadıkları, zarar verdikleri düşünceleriyle çok yoğun suçluluk duygusu taşırlar.


AİLE VE SOSYAL DESTEĞİN İYİLEŞTİRİCİ ETKİSİ OLDUKÇA FAZLA

6 soru ile yeni anne adayının psikolojisi

6. Hamile bir kadının çevresindeki eşi, ailesi ve diğer çocukları için neler önerirsiniz?

Kadınların, hamileliği hastalıklı bir süreç olarak yaşamamaları gerekir. Herhangi bir risk taşımadıkları sürece günlük işlevleri yapabilecekleri zamana kadar yapmalıdırlar. Hamilelik sürecinde yaşanan olumsuz kaygıların ve endişelerin paylaşılması rahatlatıcıdır. Her birimizin stresli olduğu dönemde bizi rahatlatan bir alışkanlığı vardır (müzik dinlemek, yazmak, çizmek, masaj ve banyo yapmak vb). Bu alışkanlığın ne olduğunu bulup kullanmak iyi bir başa çıkma yolu olur. Kişinin yaşadığı sorunlar hakkında bilgi edinmesi sıkıntılı durumu kontrol altına almasını sağlayıp kaygılı ya da depresif belirtilerin iyileşmesi için de önemli bir başlangıç olur. Bu dönemde eşlerin anne adayına fiziken ve ruhen yakınlığı sakinleştiricidir. Anne adayı dinlenebilmek ve huzurlu hissedebilmek için uyku ve gevşeme egzersizleri de yapabilir. Aile ve sosyal desteğin iyileştirici etkisi oldukça fazladır. Bu tür desteği harekete geçirmek, artırmak gerekir.

Bizim kültürümüzde biz, kadınlarımızı ne hamileliğe ne de anneliğe hazırlıyoruz. Anne-baba adaylarının doğum sonrası ne tür değişimlerle karşı karşıya kalacağı ve bunlarla nasıl baş etmesi gerektiği konusunda önemli bir hazırlık yapması gerekir. Devletin aile danışma merkezlerinin bu konudaki hizmetleri artırılmalıdır. 

HAMİLELİKTE İLK AY

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle