GeriYavuz GÖKMEN Ağır Roman!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ağır Roman!

Yavuz GÖKMEN

Ben bu muhteşem kitabı okudum. Ama filmini görmek henüz kısmet olmadı. Velakin, filminin gösterime girdiğinden haberdarım. Film hakkında eleştiriler yazılmış olmalı ama; ben hiçbirini henüz okumadım.

Yalnızca, bir haber gözüme çarptı. Filmde 1977 yılları polisinin kötü gösterilmiş olmasından dolayı, polisin film hakkında dava açacağı yazılıyordu.

Bir de berbat mı berbat bir cümle vardı:

‘‘Film tüm denetim aşamalarından geçmişti.’’

İşte bu cümle tam bir rezaletti. Çünkü Avrupa Birliği'ne girebilmek için yırtınan Türkiye'nin niçin oraya alınmadığını ve bu gidişle daha uzun yıllar alınmayacağını gösteriyordu.

Türkiye'de yapılan filmler denetime giriyordu ve denetim bunları icabında makaslıyordu.

İşte bu kafayla Avrupa Birliği'ne arka kapıdan bile giremezdiniz.

Ancak benim üzerinde durmak istediğim temel konu bu değil. Benim anlatmak istediğim daha bir başka şey.

1977 yıllarında polis kötü gösteriliyormuş da, dava açacakmış.

Açarsa açsın; bence çok iyi olur.

* * *

Polis, ‘‘Biz 1977 yılında kötü gösteriliyoruz. Dava açıyoruz’’ desin. Bu dava da, fevkalade bağımsız, yüksek itibarlı ve brifing destekli yargımızın önüne gelsin.

Bir bakalım hele, 1977 yılında polis nasılmış ve bir bakalım hele 1997 yılında herhangi bir iyiye gidiş var mı?

Bir bakalım hele, o yılların polisi ile bu yılların polisinin, gerçek anlamda bir devlet polisi ile uzaktan yakından ilişkisi var mı? Yoksa işin altında birtakım başka işler mi var?

Bir bakalım hele, Susurluk Mercedesi'nde anlı şanlı bir polisin ne işi vardı ve anlayalım bakalım, bu işlerin kökü nerelerdedir?

Müjde Ar iyi ki, varını yoğunu ortaya koyarak bu filmi yarattı. Onu alnının çatından öpmek istiyorum.

Ve Metin Kaçan diye tanımadığım bir romancı genç böyle bir kitap yazdı. Onu bir solukta okudum; içinde yaşadım.

Asla aklıma polisin kötü gösterildiği filan gelmemişti. Aklımda kalan en görkemli yer, Gaftici Fethi'nin manitalar hakkında mahallenin gençlerine verdiği öğüttü.

‘‘Eğer manitanın yatakta iyi olup olmadığını anlamak isterseniz ayak bileklerine bakın. İnce iseler size olağanüstü bir gece yaşatacak demektir. Manita 'seni seviyorum, evlenelim' ayaklarına yatarsa, yüz mumluk bir ampul alın ve elli santim mesafeden bakın. Sonra gözlerinizi aniden manitanın gözlerine çevirin. Eğer cıvırın gözlerini görebiliyorsanız, hemen evlenin. Çünkü sizi seviyor demektir.’’

Allah Allah, böyle bir romanın altından polis çıktı: ‘‘Bizi kötü gösteriyorlar’’ diyor.

Bizim tüm zavallılığımız, devlet kurumlarının özeleştiri yapmamalarıdır.

Özeleştiri yapamazsanız, saygı ve sevgi yitirirsiniz.

Bu, manitayı zorla yatağa atmaya eşdeğer bir barbarlıktır.

X

Refah kapatılabilecek mi?

Öncelikle belirteyim ki, bir siyasal partiyi yasal olarak kapatmak, onu toplumsal gerçekliğin dışına itmek anlamına gelmez. Benim tartışmak istediğim, bu noktalardan hem birincisi hem de ikincisidir.

Yavuz GÖKMEN

 

Önce ikinci soruyu yanıtlayayım; çünkü onun yanıtı basit ve kısadır. Refah Partisi'ni kapatmak, onu toplumsal gerçekliğin dışına itmek anlamına gelmeyecektir. RP başka bir isim altında belki de daha da güçlenerek -ki bu güçlenmenin anlam olarak derinliğine tartışılması gerekir- varolacak ve Türkiye siyasal yaşamına damga vuracaktır.

Ancak, şimdi birinci sorunun yanıtına geçmeliyiz. Refah Partisi, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılabilecek midir? Bu soruya da iki türlü yanıt aramak gerekir.

1- Anayasa Mahkemesi, RP'yi hukuken kapatabilir mi?

2- Anayasa Mahkemesi, RP'yi siyasal bir kararla kapatabilir mi?

 

İşte mesele bu iki noktada odaklanmaktadır.

Yazının Devamını Oku