Güncelleme Tarihi:

Antik çağda şehirler yalnızca stratejiyle değil, kehanetle kurulurdu. İzmir de bu gelenekten doğdu. Yazar Pausanias’ın aktardığına göre, Büyük İskender’in rüyasında iki Nemesis tanrıçası Pagos Tepesi’ni işaret etti. Bu rüya, Klaros Kehanet Merkezi’ne taşındı. Kahinler, ‘Pagos’un yamaçlarında oturanlar üç dört misli daha mutlu olacak’ diyerek, Smyrna’nın yerini işaret etti. Ve böylece bugün İzmir dediğimiz şehir doğdu.
İzmir’in Menderes ilçesine bağlı Ahmetbeyli Mahallesi yakınlarındaki Klaros’un keşfi 1886 yılında Alman arkeolog Carl Schuchhardt tarafından yapılmış ve ilk kazı çalışmaları 1907’de başlamış. Arkeolojik olarak geç keşfedilen ve sık sık yarıda kalmış bir kazı hikâyesine sahip olan Klaros, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın öncülüğünde sürdürülen arkeolojik çalışmalarla yeniden ayağa kaldırılıyor.
Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nuran Şahin başkanlığında başlatılan dördüncü dönem kazıları Doç. Dr. Onur Zunal yönetiminde hâlen devam ediyor.
Klaros kazı alanına önemli bir destek de İzmir merkezli Saya Holding’den geldi. Kültür ve sanat alanındaki katkılarını bugüne dek ağırlıklı olarak holding şirketleri Folkart ve Humanis aracılığıyla sürdüren Saya Holding’in Yönetim kurulu Başkanı Cem Mengi, Klaros’a verdikleri desteğin, geçmişin bilgeliğiyle geleceğin şehir kültürü arasında bir köprü kurduğunu, bu desteğin yalnızca bir arkeolojik kazıya değil; kültürün, hafızanın ve toplumsal anlamın yeniden inşasına katkı sağladığının altını çiziyor.
Geçen hafta Saya Holding’in davetiyle ziyaret ettiğimiz Klaros’ta kazı başkanı Doç. Dr. Onur Zunal yapılan çalışmalar ve kehanet merkezinin önemi hakkında bilgiler verdi.
Tarihi Troya Savaşı’ndan önceye, yani yaklaşık 3 bin 300 yıl öncesine kadar uzanan merkezde gün ışığına çıkan tapınaklar, heykeller, kutsal yollar ve yüzlerce yazıt Klaros’un antik dünyanın ne denli önemli bir bilgi ve inanç merkezi olduğunu gözler önüne seriyor.
TÜRKİYE’NİN FLORASI DİJİTAL VERİ HEYKELİ OLDU
DİJİTAL sanatın dünyaca ünlü ismi Refik Anadol’un Büyük Doğa Modeli projesinin Türkiye ayağının ilk eseri olan ‘Türkiye-Flora’, Beyoğlu’ndaki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde ziyarete açıldı. 33 milli parktan toplanan çiçek verileriyle eğitilen üretken yapay zekâ modeli, Refik Anadol’un sanat vizyonuyla yönlendirilerek ‘Türkiye-Flora’yı oluşturuyor ve ülkemizin endemik türlerinin kırılgan güzelliğini odağına alıyor.
Sanatçının proje kapsamında oluşturulan veri tabanı ve yapay zekâ modelinden yararlanarak tasarladığı 10 dakikalık eser, 1940’lardan bu yana oluşturulan Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu’nun ilk yapay zekâ veri heykeli olma özelliğini de taşıyor.
Refik Anadol’un hayata geçirdiği ‘Büyük Doğa Modeli: Türkiye’ projesi, Türkiye İş Bankası ve MEXT işbirliğiyle, Türkiye İş Bankası’nın 100. yılında gerçekleştirildi. Proje, yapay zekâ, büyük veri ve sanatı bir araya getirerek, Türkiye’nin doğal zenginliklerini dijital platformda yeniden yorumlamayı hedefliyor. 2024 yılında tamamlanan saha çalışmalarında ülkemizdeki 33 milli parktan ses, görüntü ve tarama verileri toplandı ve elde edilen bu veriler açık kaynaklı akademik bilgilerle birleştirilerek yapay zekâ geliştirme süreçlerinde kullanıldı.
Proje kapsamında, doğaya dair veriler işlenerek akademisyenler, araştırmacılar, sanatçılar ve doğaseverler için etkileşimli bir Yaşayan Ansiklopedi oluşturuldu. Platform üzerinden kullanıcılar, ‘Research’ (Araştırma) modülüyle doğa hakkında akademik bilgilere ulaşabiliyor, ‘Create’ (Yaratıcılık) modülüyle bitki ve hayvan türlerine dair görsel tasarımlar oluşturabiliyor ve ‘Dream’ (Rüya) modülüyle yapay zekânın öğrenilmiş imgelerinden hareketle doğanın sürekli değişen görsel temsillerini deneyimleyebiliyorlar.
‘Büyük Doğa Modeli Türkiye-Flora’yı Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin 3’üncü katında izleyebilirsiniz.
İlandır


