Güncelleme Tarihi:

Onu podyumun en üst basamağında görenler, yılların deneyimine sahip profesyonel bir bisikletçi olduğunu düşünebilir. Oysa gerçek çok farklı. Demirsoy, yarış sonrası kazanılan başarıyla ilgili şu sözlerle başladı;
“Aslında bisiklette çok yeniyim. Daha önce koşuyla ilgileniyordum, bu senenin başında bisiklete başladım. Böyle biraz hızlı bir ilerleme oldu sanırım.”
Koşudan Bisiklete: Azim, Disiplin ve Veriyle Gelen Zafer
Bir spordan diğerine böylesine keskin bir geçiş yapıp, yalnızca birkaç ay içinde uluslararası bir yarışta şampiyonluğa ulaşmanın sırrı ne? Demirsoy’a göre cevap, disiplin ve veriye dayalı antrenman:
“Koşmak daha çok saf dayanıklılık istiyor ama bisiklet bambaşka bir dünya. Teknik, taktik ve en önemlisi, harcadığınız gücü doğru yönetme sanatı var. Bu adaptasyon sürecinde en büyük yardımcım, antrenman metodolojim oldu.”
İşte bu noktada, Demirsoy'un "antrenman partnerim" dediği teknoloji devreye giriyor. Hazırlık antrenmanları boyunca bileğinden çıkarmadığı HUAWEI WATCH GT 6 akıllı saatini göstererek anlatmaya devam ediyor:
"Bisiklet üstünde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz ama antrenmanda her saniyenin değeri var. Bu yüzden antrenman partnerim HUAWEI WATCH GT 6 ile yola çıkıyorum. Kalp atışımı, rotamı, hatta 'sanal güç' dediğimiz anlık performans verimi bile anında görebiliyorum. Bu, ne zaman zorlamam, ne zaman tempoyu korumam gerektiğini bana referans olarak söylüyor."

Demirsoy'un bahsettiği "sanal güç" özelliği, profesyonel bisikletçilerin kullandığı pahalı güç ölçerlerin yaptığı işi, akıllı saat aracılığıyla yaparak antrenman verimliliğini kökten değiştiriyor. Bu teknolojinin zaferdeki rolünü ise şu sözlerle özetliyor: "Yarışın son kilometrelerinde her şey saniyelere bağlıydı. Rakibimle aramda sadece saniyeler vardı. Antrenmanlarda saatimden aldığım veriler sayesinde vücudumun limitlerini ve ne kadar daha gücüm kaldığını biliyordum. O güvenle son atağımı yaptım ve 11 saniye farkla da olsa ipi göğüslemeyi başardım."
Sadece yarışı kazanmakla kalmayıp, hem Sarı hem de Yeşil Mayo'yu almasının kendisi için de bir sürpriz olduğunu belirten şampiyon sporcu, "Genel klasman birinciliği en büyük hedefti ama sprinter mayosunu da kazanmak inanılmaz bir his olduçu, hem dayanıklılığımın hem de anlık hızımın bir kanıtı oldu. Sanırım koşu geçmişimin getirdiği aerobik kapasite ile bisikletin gerektirdiği patlayıcı gücü doğru bir şekilde birleştirebildim." diyor.
Henüz yolun çok başında olduğunu sık sık vurgulayan Gökçe Demirsoy, bu zaferi bir son değil, bir başlangıç olarak görüyor. "Bu daha başlangıç. Öğrenecek çok şey var ama bisiklet benim için bir tutkuya dönüştü. Doğru antrenman, doğru teknoloji ve azimle hedefim, bu başarıyı daha da ileriye taşımak." Koşu parkurlarından gelip bisiklet dünyasının zirvesine bu kadar kısa sürede çıkan Gökçe Demirsoy'un hikayesi, azmin ve teknolojinin birleştiğinde nelerin başarılabileceğinin en ilham verici kanıtı olmaya devam edecek gibi görünüyor.
İlandır