GeriLeyla ATAMAN Acıbadem Gdubu’nun Ege’de ilk yatırımı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Acıbadem Gdubu’nun Ege’de ilk yatırımı

ACIBADEM Sağlık Grubu, Bodrum Hastanesi ile hizmet zincirine yeni bir halka ekledi. Hasta güvenliği ve konforunun ön planda tutulduğu bir anlayışla inşa edilen Acıbadem Bodrum, ayrıca bölgenin doğasına uygun mimarisi ve dekorasyonuyla dikkat çekiyor. Yaklaşık 50 milyon dolarlık bir yatırımla hizmete sokulan tesis, Acıbadem zincirlerinin Ege’deki ilk yatırımı. Toplam 20 bin metrekare üzerine yapılmış hastanede organ nakli, kanserde ışın tedavileri ve ayaktan diyaliz hariç tüm branşlarda hizmet veriliyor.
Acıbadem Bodrum’da 10 kilonun üzerinde çocuklar için gerek kalp-damar büyüklükleri, gerek kalp deliklerinin ve kalp kapakçık tamiri gibi kardiyolojik ameliyatların yanısıra, erişkinlerde balon, stent, kalp pili takabilen, erişkin by-pass ameliyatlarını yapabilen 3 anestezist, kalp cerrahı ve kardiyologdan oluşan 5 kişilik ekip var. SGK’lı hastalar için hastanenin anlaşması yok, özel sigortaları kabul ediyorlar, ancak Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü gibi hayati tehlike ile gelen kalp hastası olursa tedaviye alıyorlar.

İleri teknoloji

Acıbadem Sağlık Grubu’na bağlı tüm hastanelerdeki ileri teknoloji olanakları, Acıbadem Bodrum’da da mevcut. Başhekim Dr. Aydın Aksoy, Radyoloji Bölümü’nde nükleer tıp alanında kullanılacak Gama kamera ve PET CT cihazlarının bölgede bir ilk olacağını belirterek, “Ayrı konumlandırılan KVC Yoğun Bakım Ünitesi’nde 5, Genel Yoğun Bakım Ünitesi’nde 6, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde 9 yatağımız mevcut. Anjiyo Gözlem Odası’nda ise 5 yatak yer alıyor. Yine 3-4 aya kadar Bodrum acıbadem ‘de IVF yani tüp bebek uygulamalarına başlanacak. İzmir hariç Ege Bölgesi’nde tüp bebek kliniği bulunmuyor” dedi.

Yenidoğan bölümü

Hastane Direktörü Beril Öngen de yenidoğan yoğun bakımları için tam teşekküllü, en modern bebek kuvözlerinin bulunduğu 9 yataklı yeni doğan bölümününde hizmete geçeceğinin müjdesini verdi. Öngen, ayrıca üç ay içerisinde kanser hastalarının teşhis ve takibi için 1,5 tesna MR kullanılmaya başlanacağını belirterek, kanser tedavilerinde medikal onkolojisi alanında da hizmet vermeye başlayacaklarını belirtti.
Hasta ve ambulans olmak üzere iki ayrı girişe sahip acil bölümde ise müdahale odalarının kişilere ayrı ayrı dizayn edildiği hastanede, izolasyon odası dahil bin metrekarelik alan sadece acile ayrılıyor.


* Hastanede 4 çeşit yoğun bakım ünıteleri var, koroner yoğun bakım, genel yoğun bakım, kalp cerrahisi ve yenidoğan yoğun bakımı
* 4 adet ameliyathane var.

X

Özel Bodrum Hastanesi 15 yıldır şifa veriyor

Özel Bodrum Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Opr. Dr. Abdullah Servet yıllar önce İstanbul’da hekimlik yaparken Bodrum’a tatillerde geliyor, zaman zaman hasta bakıyor ve ameliyatlara giriyordu. Çevresindekiler ve Bodrumlular kendisine ‘neden burada doktorlar birlik olup bir hastane kurmuyorsunuz’ diye soruyor. İşte her şey bu soruyla başlıyor.
15 yıl önce İstanbul’daki özel bir hastanenin de ortağı iken buradan ayrılarak doktor arkadaşlarıyla Özel Bodrum Hastanesi’ni kuran Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Dr. Abdullah Servet, “İlk olarak 2 blokta hizmet veren bir butik hastaneydik. Bodrum’da endoskopi yapılmıyordu, biz başlattık. MR cihazı yoktu, biz büyük bir eksikliği giderdik. Mikro cerrahi ameliyatlarından tutun da 2 doktor, 4 özel hemşire ile yeni doğan bakım hizmeti, 7 yoğun bakım yatağı ile her türlü yoğun bakım hizmeti verebiliyoruz. Hastanenin 5 ambulansı ile yarımadanın her noktasına ulaşıyoruz” diyor.

SON TEKNOLOJİ KULLANILIYOR
Özel Bodrum hastanesinde boyun bel fıtıklarının ameliyatlarından tutun da EEG ve EMG cihazlarıyla detaylı olarak tüm sinir sistemiyle ilgili tahliller yapılabiliyor ve bunun için çevre beldelerden pek çok hasta Bodrum’a geliyor. Örneğin elinizde veya kollarınızda sebebi tespit edilemeyen bir uyuşma var veya trafik kazasında hangi sinirin sıkıştığına dair tetkik gerekli, bu cihazlar bunu kolayca başarıyor. Hastanede her türlü beyin kanamaları ve travmalarına müdahale ile ameliyatları yapılıyor. Ortopedik ameliyatlar da başarıyla yürütülüyor.

TAM TEŞEKÜLLÜJinekolojik cerrahide safrakesesi yumurtalık ve ufak bağırsak müdahaleleri, endoskopik sistem ile başarıyla uygulanıyor. Estetik merkezinde bölgesel zayıflama cihazlarının yanı sıra, plastik cerrah, cildiye uzmanı, uzman diyetisyen de görev alıyor. Hormonla ilgilenen bir endokrinoloğun yanı sıra, önümüzdeki günlerde bir geriatri (yaşlılık) polikliniği kurulması planlanıyor
 

Yazının Devamını Oku

Yerel kanallar halk sorunlarına odaklanıyor

ENT TV, Bodrum ve Milas bölgesinde yaklaşık 13 yıldır yayın yapan tek yerel televizyon. Kent Medya Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Poyraz’ın asıl mesleği ise doktorluk. Yayıncılığa girişi 1994 yılında Sakarya - Kocaeli bölgesinde, yine yerel bir kanalın yöneticiliği ile başlıyor. 2000 yılından beri de Bodrum’da gazete, dergi, televizyon, web internet yayıncılığı yapıyorlar. 2009’dan itibaren televizyon ve internet mecrasına daha fazla ağırlık verdiklerini söyleyen Oğuz Poyraz, “Bodrum halkıyla siyasi, sosyal gelişmeleri, ekonomik sorunları yıllardır paylaşıyoruz ve halkın tüm kesimini kapsayan tarafsız yayıncılık yapıyoruz. Türkiye’de yaşanan bölgesel yayıncılığın birtakım zorluklarını biz de yaşıyoruz. Ancak çok heyecanlı, bilhassa yazın çok yüksek bir tempo ve enerjiyle güne başlıyoruz. Bodrum İstanbul’un arka bahçesi durumunda, ekonomik olarak çok önemli bir potansiyele sahip, tarihiyle, geçmişiyle turizmin önemli merkezlerinden. Ancak sorunlar da var. Kanalizasyon, atık ve arıtma ile ilgili birçok çevre sorunu henüz çözülebilmiş değil. Halkımızı tüm bu sorunlardan ve bu konuda yerel yönetimlerin neler yaptığından haberdar ediyoruz” diyor.


Ciddi kitlesi var
Kent TV’deki atışma ve haber programlarımızı takip eden ciddi bir kitle olduğunu belirten Poyraz, “Son 3-4 yıldır in terner tabanlı yayıncılık gündemde. Günde 22-23 bin tıklanma sayımız var. Sitenin üzerinden Bodrum’la ilgili tüm haberleri izleyebileceğiniz televizyon yayınımız var. Bodrum’da yayın yapmanın avantajlarını yaşıyoruz. Uğur Dündar, Ahmet Hakan, Cüneyt Özdemir, Nazlı Ilıcak ve Bodrum’da tatillerini geçiren diğer ünlüler de programlarımıza zaman zaman konuk oluyorlar” diye konuştu.
Bodrum’un gıdadan inşaata, turizmden emlak sektörüne kadar pazardaki tüm mecraların kendilerini ifade edebilecekleri güçlü ve ilkeli bir medyaya olan ihtiyacını karşıladıklarını kaydeden Poyraz, Açık Görüş, Süzgeç adlı iki tartışma programının yanısıra, gezi, belgesel, moda ve müzik programlarının yer aldığını, önümüzdeki yıllarda yeni yayın portalları ve tablet gazete ile internet tabanındaki yayınlarını artırmayı planladıklarını söyledi.

 

Yazının Devamını Oku

Alerji çocukları daha çok sever

Evdeki tozlar, deterjan ve bakım ürünlerindeki parfümler, uzun tüylü halılar, peluş oyuncaklar çocuğunuzdaki alerjik hastalıkların nedeni olabilir. Alerjik hastalıklara küçükken daha çok rastlanır. Bu alerjiler sadece bahar aylarında görülmez, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Uzunoğlu, yaz, kış demeden çocukların sağlığını tehdit eden alerjilerle ilgili bilgi verdi.
En çok 5 yaş altında
Alerjik hastalıklar ve alerjik reaksiyonlar her yaş çocukta olabilir, en çok da 5 yaş altında ve süt çocuklarında görülmektedir. Kabaca iki tür alerjiden bahsetmek mümkündür: İlki primer alerjiler; yani daha önce karşılaşmamış bile olsa o maddeye ilk karşılaşmasında alerjik reaksiyon gösterme halidir. Diğeri de alerjenle temas ede ede zamanla gelişen duyarlılaşma şeklinde ortaya çıkan alerjilerdir.
Neye alerjisi var dikkat
Çocuklarda çok fazla madde alerji nedeni olabilmektedir. En başta cilde temas eden kimyasallar gelir. Çünkü, deri vücudumuzun en büyük ve geniş organı olup bu yüzeye temas eden maddeler deriden kana karışmak suretiyle alerjiye neden olabilmektedir. Ayrıca çok küçük yaşlardan itibaren inek sütü, yumurta akı, buğday fındık vs’ye bağlı egzama şeklinde gıda alerjileri ve daha büyük çocuklarda da polen, ev tozu, hayvan tüyleri ve küf mantarları gibi solunan partiküllere bağlı olarak solunum yolu alerjileriyle karşılaşmaktayız.
Deri alerjisi küçük yaşta
Egzama başta olmak üzere deri alerjileri deriye temas eden alerjen kozmetik ve kimyasallara bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Egzama ayrıca inek sütü, yumurta akı, buğday vs gıdalarla da ortaya çıkabilir. Egzama gibi deri alerjileri daha çok küçük çocuklarda görülür. Bu çocuklarda yaşla egzama azalırken yaş ilerledikçe (3-4 yaştan itibaren) alerjik nezle, astım gibi solunum yolu alerjileri belirginleşir.


Yazının Devamını Oku

Şıklığı ve markayı sevenler için özel

Bodrum’da dünyanın en ünlü 102 giyim markasının tek noktada buluştuğu BOW-Brands Of The World mağazası tatilcilerin, yazın şık, marka giyim ihtiyaçlarına yetişiyor.
Türkbükü-Gölköy yolunda “Mayomun üzerine şık pareoya ihtiyacım var, şöyle değişik kıyafetler hele de en ünlü markalarını bulayım bir de ucuza alayım” diyorsanız burayı kaçırmayın. Mustafa Paşalı ile Ata Paşalı kardeşler, tekstilci Hülya Aşkın ve Nur Tuncer’in ortakları arasında yer aldığı Brands Of The Worlds mağazası, Torba kavşağında geçen yıl hizmete girdi. İç mimar Sema Yeşilova’nın tasarımı ile Bodrum mimarisine uygun tasarlanan mağazada “Başta İtalya ve Fransa’nın dünyaca ünlü markaları olmak üzere tam 102 elit markanın abiye, spor, plaj, yaz, gece kıyafetleri, ayakkabı, çanta, gözlük ve benzeri kıyafetler bulunuyor. 5 yıl süren çalışma sonunda 102 dünya markasının bir mağaza çatısı altında toplandığını belirten ve mağazanın yılın 12 ayı hizmet verdiğini belirten Nur Tuncer, “Amacımız Bodrum’u tercih eden ve buraya yerleşen yerli yabancı tüm üst düzey konuklarımıza en kaliteli ürünü en ekonomik şekilde sunmak. Dünyaca ünlü film yıldızlarının, başbakanların, cumhurbaşkanlarının, sanat ve sinema, iş dünyasının ünlü isimlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ciddi bir açığı kapatmak ve Bodrum’a gelenlere aradıklarını bulmak için artık Ankara, İzmir ve İstanbul gibi şehirlere gitmek zorunda kalmamalarını sağlamak amacıyla böyle bir projeyi hayata geçirdik” dedi.

Koleksiyon tek tek seçerek hazırlanıyor
“Bize nereden yabancı markaları bulup alabiliriz, illa İstanbul’a mı gitmeliyiz” diye sorular geldiğini belirten Nur Tuncer, “Biz de İstanbul’daki alışveriş merkezlerine yönlendiriyorduk. Derken ‘biz müşterilerin ayağına getirelim’ dedik. Sattığımız markalar tamamen orijinal. İtalya ve Fransa’ya giderek tüm distribütörlerden bu ürünleri tek tek seçerek koleksiyon hazırlıyoruz, daha sonra İstanbul’da bu markaların resmi Türkiye’ye satış distribütörüyle olan anlaşmamız gereği bu marka malları bizim için ithal ediyor” diye konuştu.


 

Dünya markaları tek noktada

Yazının Devamını Oku

Özel Merter’de herkes öğrenci

Bodrum’da eğitim öğretim faaliyetini yürüten Özel Merter Eğitim Kurumları, ilk mezun verdiği 2010 yılında SBS’de Muğla birinciliği, Ege Bölgesi 8’inciliği ve Türkiye’de 35 bin okul arasında 50’nci olma başarısını gösterdi. Eğitimde takip ve disiplini ile ön plana çıkan okul, geçen yıl da Türkiye SBS birincisini çıkardı.
Bu yıl Milli Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın ortaklaşa düzenlediği ‘Bu benim eserim’ yarışmasında 86 bin projenin arasında birinci seçilen 50 projeden ‘Ne yediğinizin farkında mısınız?’ isimli proje Merter Koleji’ne ait. Bodrum’a 2011 yılında Fen Lisesini kazanan toplam 15 öğrenciden 10’unun çıktığı kurum, ilçeye eğitimde önemli bir soluk kazandırdı. Bodrum Özel Merter Anadolu Lisesi Müdürü Ömer Faruk Hoşdoğdu, okulun eğitim anlayışı ve öğrenciye yaklaşımını şu cümlelerle anlatıyor:

Sonuç değil süreç

“Özel Merter Eğitim Kurumları olarak Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, öğrenmeyi seven, okuyan, araştıran, kendi diline ve kültürüne vakıf, İngilizceyi bir akademik programı takip edebilecek kadar iyi bilen ve konuşan, insanlara karşı saygılı ve duyarlı nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz. Okulumuzda öğrenci merkezli, sonuç değil süreç endeksli, okumanın, düşünmenin, tartışmanın ve üretmenin temel olduğu bir eğitim sistemi uygulanmaktadır. Bütün sınıflarda ‘Akıllı Tahta’ kullanılmakta olup, kurumlarımızda sosyal bireyler yetiştirilmektedir.
 

Yazının Devamını Oku

Bodrum TED Koleji eğitime başlıyor

TÜRK Eğitim Derneği (TED) 81 kente 81 okul projesi kapsamında 25’inci okulunu Bodrum’a kurdu. Okulun resmi açılışı 10 Eylül’de yapılacak.


TED, eski adıyla Türk Maarif Cemiyeti, Cumhuriyet’in ilk yıllarında azınlıkların yabancı dil eğitimi veren okulları arasında Atatürk’ün emriyle 1928’de kurulmuş. Mezunları arasında Güler Sabancı, Ali Babacan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başcı, Reha Muhtar, Filiz Akın, yazar Ayşe Kulin ve Tamer Karadağlı gibi ünlüler bulunuyor. Bodrum TED Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Erken, “Trabzon, Denizli, İzmir ve Hatay’da da okullarımız açılacak. Bu yıl Ankara TED Üniversitesi de hizmete giriyor. Kendi eğitimcilerimizi kendimiz yetiştirmek istiyoruz” dedi.
Kantin yok, kahvaltı var
Bodrum TED’e başvuran 2 bin öğretmen arasından sadece 43’ü alınmış. Erdem Erken, “Öğretmen bizim sistemimizde öğrenci ile birlikte öğrenen, eğitim faaliyetlerine liderlik eden kişidir. Kadromuzda şu an 4’ü yabancı olmak üzere 43 öğretmen var. İlköğretim kadememizde haftada 10 saat İngilizce yer alacak. Bunun yanı sıra 4’üncü sınıftan itibaren İspanyolca ve Fransızca ikinci dil olarak verilecek” diye konuştu. Bu arada beslenmeye çok önem veren okulda kantin yok, onun yerine kahvaltı, öğle yemeği ve ikindi kahvaltıları verilecek.

Tam donanımlı

· 530 kişilik konferans salonu
· 250 kişilik kapalı spor salonu

Yazının Devamını Oku

Su alerjisi en çok kadınları etkiliyor

OKULLARIN kapanması ile birlikte sünnet dönemi de başladı. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Nadir Tosyalı, sünnetin çocuklarda hem psikolojik, hem de fiziksel travmayı en alt düzeye indirmek için genel anestezi altında yapılması gerektiğini belirtiyor.

 

BESİN alerjisi, toz alerjisi, polen alerjisi gibi, su da alerji yapabiliyor. Havaların ısınmasıyla birlikte, su ile temas artıyor. Çok nadir olarak görülse de su alerjisinin en çok kadınları etkilediğini, deniz, havuz, çeşme suyu dışında ter ve gözyaşının bile döküntü oluşturduğunu biliyor musunuz?
Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, bu alerjinin su ile temas sonrası ciltte kurdeşene (ürtikere) benzeyen döküntülerin yanı sıra, yanma ve kaşıntı ile ortaya çıktığını belirtiyor. Prof. Dr. Tabak, döküntülerin sıklıkla vücudun göğüs ve bacakların üst kısmında ve 2-3 milimetre çapında olduğunu söylüyor. Suyun sıcaklığının durumu etkilemediğini, sıcak ya da soğuk olması fark etmeden döküntüler oluşturabildiğine dikkat çekiyor. Alerjisi yüksek çok ağır hastalarda su içmeyle bile boğazda şişme gözlenebildiğini vurguluyor. Bu vakalarda temizlik amaçlı duş almanın, banyo yapmanın veya denize girmenin imkansız hale geldiğini sözlerine ekliyor.
Prof. Dr. Yonca Tabak, su alerjisi, yani bilimsel adıyla “aquajenik ürtiker”in ilk kez 1964 yılında tanımlandığını, çok nadir görülen bir alerji türü olduğunu belirtiyor. Ergenlik sırasında ortaya çıkan, çocukları nadiren etkileyen bu alerjiye “su testi” yapılarak teşhis konuluyor. Genellikle kısa duşlarla ve yazın serin kalıp terlememeye çalışılarak hastalığın kontrol altında tutulmaya çalışıldığını söyleyen Tabak, tedavide çeşitli bariyer mekanizmalarının kullanıldığını, yani cilde suyun temasını engelleyecek, su geçirmeyen kremlerin ve ağızdan alınan koruyucu ilaçların önerildiğini belirtiyor


 

Sünnette genel anestezi şart

Sünnet, çocukları üriner enfeksiyondan korumak açısından önemli. Ancak işlemin ideal yaş döneminde ve uygun merkezlerdeki yetkin ellerde yapılması gerekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Nadir Tosyalı, sünnetin ayrıca partnerlerdeki rahim ağzı kanseri riskini yaklaşık 1.5 ile 8.5 kat arasında, penis kanseri riskini de ortalama dört kat azalttığını hatırlatıyor. Yeni doğan döneminde sünnetin genel anesteziye ihtiyaç duyulmadan lokal anestezi ile yapılabileceğini belirten Dr. Tosyalı, “Yeni doğan döneminde yara iyileşmesi çok hızlı oluyor. Anne sütünün içindeki maddeler hem enfeksiyondan korunmayı, hem de ağrı kesici özelliğinden dolayı bebeğin daha az acı duymasını sağlıyor” diyor.

Yazının Devamını Oku

Yaz geldi, göze ve cilde dikkat

Vücudumuzun en hassas organlarından gözlerimize ve cildimize yaz aylarında daha çok dikkat etmemiz gerekiyor.


 

Özel Bodrum Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Halit Özhisar göz için uyarılarda bulundu ve şunları söyledi:
“Yeni doğan bebeklerde ilk göz muayenesi önemli, bu muayene dışında çocukların da düzenli aralıklarla göz muayenesi olmaları halinde doğabilecek sorunların şimdiden tespit edilmesiyle ileri yaşlarda sorun yaşanmaz. Yazın gelmesiyle gözlerimize daha çok özen göstermemiz gerekiyor. Deniz ve havuzdan enfeksiyon kapma riski yüksek. Böyle bir durumda mutlaka doktora danışılmalı.”
Cilt sorunu çocuklukta başlıyor
Şimdi deniz, güneş, kum üçlüsünün bir araya gelme zamanı. Ancak bu üçlü geleceğimiz olan çocuklarımız için güzel bir dinlenme fırsatı yaratmasının yanı sıra çok tehlikeli olan güneş yanıklarını da beraberinde getirebilir. Güneşten doğru faydalanma, güneş yanıkları ve yapılması gerekenleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Birol Saral’a sorduk. Çocukların güneşten daha çok etkilendiğini vurgulayan Saral, “Uzun süre denizde kalındığında ciddi güneş yanıkları olabilir. Bu tabloyu özellikle 10-15 yaş arasındaki kız çocuklarında sıklıkla görüyoruz. Güneş yanıklarına en fazla UV A ve UV B ışınları neden olur. Kum ve deniz, güneşin bu etkisini artırır. Yapılan bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir ki, insanların büyük çoğunluğu 20 yaşından önceki dönemde daha çok güneşe maruz kalır. Tekrarlayan güneş yanıkları cilt kanserine neden olabilir. Çocukluk çağında tekrarlayan güneş yanıkları hücre DNA’sında çeşitli hasarlar oluşturur. Bu hasarlı hücreler yok edilemezse zararlı proteinler üretebilir. Yıllar içinde kanser hücreleri çoğalarak belirgin hale gelebilir. Bu nedenle güneş yanıklarından çocukluk çağında olduğu gibi her dönemde kaçınılmalıdır” dedi.

 

Yazının Devamını Oku

Süper baba olmak hiç de zor değil


 
BÜTÜN çocuklar babalarını evin direği ya da “eve para getiren kişi” olarak tanımlar. Oysa ki siz çocuğunuza arkadaş ve sırdaş olmak isteyebilirsiniz. Çocuklarınız için süper bir baba olmak istiyorsanız öncelikle yapmanız gereken kısa da olsa onlara zaman ayırmak. Çocuk ve Ergen Psikolojisi Uzmanı Özge Merve Türk, Bebeklik döneminden itibaren anne ile paylaşım içerisinde çocuğun temel bakım ve gereksinimlerine katılan bir baba modeli ideal bir model oluşturmakta, ergenlikteki sorunlarla daha iyi baş edebilmeye zemin hazırlamaktadır dedi. İşte Türk’ten bazı önemli ipuçları.

Çocuklar nasıl bir baba ister?
Çocukluk döneminde baba ve çocuğun oyun oynaması, zaman geçirerek birbirleri ile iletişim içinde olmaları ergenlik sürecini de etkilemektedir. Ergenler otorite sahibi, güvenilir bir baba figürüne sahip olmak isterler. İşte bu dönemde baba, destekleyen ve yönlendiren olmalıdır. Sorunları tehdit ve azar olmadan paylaşmalısınız. Birlikte zaman geçirmek ve güven veren konumda olmak ergen-baba ilişkisinde temel noktalardır. Bu, anlaşmazlıkların en aza indirgenmesini sağlar.

 
Aranızdaki yaş farkı kaç olursa olsun paylaşım önemli

Yazının Devamını Oku

Bodrum halkı bize güvensin

GEÇEN 8 Nisan’da göreve başlayan CHP Bodrum İlçe Yönetimi’nin 16 üyesiniden 6’sını kadınlar oluşturuyor.

Yeni yönetimle birlikte kadınlar ve gençlerinin ön saflarda olacağını, 2013 yerel seçimler için çalışmalara başladıklarını belirten İlçe Başkanı Okan Özsu yönetim olarak iddialı olduklarını belirterek, “Şeffaf katılımcı bir yönetimle çalışarak, 4.400 üyemizde halkımızın ortak aklını rehber edinmiş bir anlayışla yerel seçimler için geliyoruz” dedi.
Bodrum CHP İlçe Başkanı Okan Özsu, yönetim kurulunun oldukça genç yöneticilerden oluştuğunu vurgulayarak, “Yerel yönetimde kadrolarımız genç adaylardan oluşacak, yönetim kurulumuzun 16 üyesinden 6 üyesi bayan, 5’te biri 30 yaş altı genç yöneticilerden oluşuyor. CHP Bodrum İlçe Teşkilatı’nda bayanlar ve gençler ön saflarda olacak” diye konuştu.
Önümüzdeki seçimde belde belediyelerinin tek çatı altında toplanmasının çeşitli avantajlar getireceğini söyleyen Özsu, “Hepimizin bundan sonraki tek ve ortak bir hedefi partimizin başarısı ve halkımızın mutluluğu. Her partilinin her göreve gelebilmesi için demokratik bir ortam yaratacağız” diye konuştu.
Şimdi birlik zamanı
Okan Özsu, her örgütte problemlerin olabileceğinin altını çizerek, “Örgütümüz içerisindeki kırgınlıkları gidermeye çalışacağımı, yeni kırgınlıklar yaratmamaya karalı olduğumu burada özellikle vurguluyorum. İlçe düzeyinde çalışma gruplarının kurulmasına önayak olacağız. Belde başkanlarıyla düzenli olarak toplanıp, parti örgütüyle meslek odaları ve sivil toplum örgütleriyle, ilişkileri sıcak ve sağlıklı tutacağız. Belediye çalışmalarında etkinlik ve başarı sağlamak için partili belediye başkanlarıyla sürekli ilişki içinde olacağız.. Ana hedefimiz yerel seçimlerinde ilçelerimizdeki tüm belediyeleri kazanmak ve il genel meclisindeki tek başımıza iktidarı devam ettirmektir” dedi.
 
 

Yazının Devamını Oku

Obezite ve sigara sarı noktaya neden oluyor

Hastalık ilk etapta belirti vermeyebilir

Hastalığın ilk başlarda ciddi belirtiler vermeyebileceğini belirten Dr. Öztürk, “Bu sebeple özellikle 55 yaşından sonra kişiler periyodik göz muayenesi olmalıdır. Bu muayeneler hastalığın teşhisi ve tedavisi için çok önemlidir. Hatalığın ilk etaplarda oluşabilecek belirtileri ise; görme kaybı, cisimleri, çizgileri eğri veya kırık görme, göz önünde karartılar, görme kalitesinde bozulma, renk görmede bozukluklar şeklinde olabilir” dedi.
Hastalıktan korunmak mümkün
Dr. Muzaffer Öztürk, “Hastalığın en önemli risk etkenleri yaş, kalıtım, aşırı şişmanlık ve sigara kullanımıdır. İlk iki etkeni ortadan kaldırmak mümkün değildir. Fakat diğer risk etkenleri kontrol edilebilir. Hipertansiyonu varsa düzenlenebilir. Sigara içiyorsa sigarayı bırakması gerekir. Güneş için filtreli güneş gözlüğü takması gerekir. Beslenmede ise, Akdeniz diyeti önerilir. Tereyağı, kırmızı et ve kolesterol içeren yiyeceklerden uzak durulması önerilir” dedi.
AŞIRI şişmanlık, sigara, yüksek tansiyon gibi etkenler halk arasında sarı nokta olarak bilinen “Makula Dejenarasyonu” hastalığına neden oluyor. Sarı nokta yüzde 95 oranında görme kaybına neden olabiliyor.
Sarı nokta hastalığı ya da yaşa bağlı görme kaybı olarak da adlandırılan makula dejenarasyonu, toplumda 55 yaşından sonra oldukça sık görülüyor ve ilerlemesi halinde körlüğe bile yol açabiliyor. Hastanın hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyen bu hastalık, tedavi edilmediğinde görme, zamanla kademeli olarak azalıyor ve gözün merkezinde oluşan karanlık, odak haline geliyor.
Büyük oranda yaşlılık hastalığı olarak bilinen sarı nokta, aşırı şişmanlığa, şeker hastalığına, sigara kullanımına, retinanın damar tıkanıklığına ve kalıtıma bağlı olarak ortaya çıkıyor. Kalıtıma bağlı olan sarı nokta ise her yaşta ortaya çıkabiliyor.
Tüm dünyada giderek artan obezite sorunu ve sigara kullanımı gibi faktörler göz hastalıklarına davetiye çıkarttığını belirten Dr. Muzaffer Öztürk, “Aşırı şişmanlık ve sigara kullanımı yüzde 95 oranında görme kaybına ve ileri yaş hastalığı olarak bilinen sarı nokta hastalığına neden olabilir. Görmemizin yüzde 90’ının meydana geldiği sarı nokta tabakasının işlevinin bozulması ile oluşan ve halk arasında 50 yaş sonrası hastalığı olarak bilinen ‘sarı nokta’nın (makula dejenarasyonu) görülme oranı son yıllarda arttı. Bunun nedenlerinden biri de obezite ve sigara sorunudur.” şeklinde konuştu.

Yazının Devamını Oku

Süper Kadın olmak ya da olmamak

Eşi, işi ve çocuğu için mükemmelin peşinde koşan pek çok anne, istediği standartları tutturamadığında psikolojik sorunlar yaşıyor.

ÇAĞIMIZDA “süper kadın” veya “süper anne” sendromu olarak adlandırılan bu durumun yol açacağı zararları Davranış Bilimleri Enstitüsü (DBE) Çocuk ve Genç Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Aslı Kızıltoprak Tuna anlattı.
Süper kadın olmaya giden sürecin küçük yaşlarda başladığını belirten Tuna, Türk toplumunda kız çocuklarına söz dinleyen, isteneni yapan “mükemmel kız çocuğu” rolü verildiğini, sonrasında da “Süper Kadın” rolü öğretildiğini anlattı. Tuna, “Kız çocukları iyi bir anne, iyi bir eş ve iyi bir evlat olmanın gerekliliğini başta annelerini model alarak çevrelerinden öğreniyor. Genellikle anneler “fedakar”, “başkaları için yaşayan” bir eş ve anne modeli çiziyor ve çocuklarını da buna özendirmiş olurlar. Gelecekte, kız evladın anne-babaya daha yardımcı ve daha yakın duracağı ile ilgili yorumlar ve kıyaslamalar yapılmaya başlanıyor. Tüm bunlar, daha çok küçük yaşlardan kız çocuklarının duygu, düşünce ve davranışlarını şekillendirmeye başlıyor” dedi.
Kız çocukları okul dönemi boyunca akademik başarı ve sosyal çevrede yer edinmenin yanı sıra ev içerisinde yapılması gerekenleri de annelerini gözlemleyerek öğrenmeye devam ettiklerinin altını çizen Tuna, “Özellikle son nesil annelerinin üzerinde durduğu başka önemli bir konu da; üniversite. Bundan sonra, iş hayatınındaki başarı ve karar verilen evlilik geliyor” diyor.
Anne ve eş olmak
Günümüz kadınlarının büyük bir kısmının yaşadığı bu sendromun belirtilerinin 20’li yaşlarda kadının evlenmesi ile başladığını anlatan Tuna şunları söyledi:
“30’lu yaşlarda sendrom kişinin üzerindeki yükün artması ile daha da göze çarpar. Çevremize şöyle bir bakarsak etrafımızda aslında azımsanmayacak kadar “süper kadın” görebiliriz. Bu kadınlar sabahları erken kalkıp telaşla eşine ve çocuklarına kahvaltı hazırlarken bir yandan da çocuğunu okula, kendini de işe gitmek üzere hazırlar. İşteki yoğun ve tempolu koşuşturmadan sonra evine gelip evin işleri, düzeni ve yemekle de elinden geldiğince ilgilenmek ister. Bunların yanı sıra hem kendi hem de eşinin ailesine özen gösterir. Arkadaşlarına da zaman ayırmaya çalışır. Kendi kişisel bakımı ve kıyafetlerine önem verdiği gibi eşininkiler ile de ilgilenir. Başarılı bir iş kadını olarak maddi açıdan da ailesine destektir. Faturalar ve alışveriş işleri ile ilgilenir. Yatırımlar yapar. Ve tabii ki, bu süper kadının çocuğu da süper olmalıdır.”

Psikolojik sıkıntılar yaratır

Yazının Devamını Oku

Turizm sektöründe kim ne kadar maaş alacak?

İNSAN Kaynakları Yöneticileri Derneği (İNKAY) ile Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TUYED) işbirliğiyle yürütülen ‘Turizmde Ücretler’ çalışması sonuçlandı. Söz konusu çalışmaya göre, bu yıl turizmde uygulanacak ücretler geçen yıldan yüzde 5 zamlı olacak.

 

TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu, otellerde uygulanacak 2012 maaşlarındaki artışın sezonun hızlandığı temmuz ayında geçen yılın yüzde 10 üstüne çıkabileceğini vurguluyor. “Turizmde Ücretler” çalışmasında en alt ve en üst limitin belirlendiğini kaydeden Köfteoğlu, “2012 maaşlarında ücretler görevlere göre değişerek, 635 liradan başlayıp, 6 bin liraya kadar çıkıyor. Maaşları 4.500- 6 bin TL arasında değişen otel genel müdürleri listenin en üstünde, maaşları 635-850 TL arasında değişen valiz taşıyıcıları (bellboy) ve komiler de listenin altında yer alıyor. Otellerin ‘demirbaşı’ gözüyle bakılan ve başka bir tesise transfer olması pek arzu edilmeyen mutfak şeflerinin 2012 maaşları ise 4 bin TL’den başlayıp 6 bin TL’ye kadar çıkıyor” diye konuştu.

Elemanlarda aranan özellikler

Eğitimli insanların turizm sektöründe yer alması gerektiğinin altını çizen İNKAY Başkanı Talat Kanbir ise bu sezon Antalya’da 20 bin civarında ek yatağın hizmete gireceğini belirterek, “Bu durum 30 bin kişiye ek istihdam sağlayacak. Ayrıca, sezonluk çalışan 200 bin kişi de mayıs ayı itibarıyla işbaşı yapacak” dedi.

Otellerde çalışacak elemanlarda bazı nitelikler arandığını hatırlatan Kanbir, bunları şöyle özetliyor; “Güven verici bir kişilik turizm çalışanlarında aranan özelliklerin başında geliyor. Turizm alanında çalışanların farklı kültür ve davranışlara hoşgörü ile yaklaşmaları gerekiyor. Nitekim, alkollü içki talep edenlere hoşgörülü olmayan, plajdaki giyimden rahatsız olanların turizm alanında çalışması zordur. Öte yandan, insan ilişkileri, sosyal yönü güçlü olanlar bu alanda başarılı olur. Yoğun tempolu çalışma gerektirdiğinden turizmde fiziksel özelliklerin de önemli olduğu unutulmamalı.”

Yazının Devamını Oku

Gelin ve damatların estetik tercihleri

EVLİLİK heyecanını yaşayan gelin ve damat adayları, hayatlarının en özel gününde kusursuz olmayı hayal eder.

Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, evlilik öncesinde yapılan estetik operasyonlar için adayların aylar öncesinde hazırlıklara başladını belirtti.
Prof. Dr. Yücel, “Gelin adaylarımız için en fazla tercih edilen operasyonların başında burun ameliyatı geliyor. Gelinlerin saçlarını çoğunlukla topuz yapmaları, kepçe kulak problemini de gündeme getirebiliyor. Bu durumlarda kulak estetiği operasyonlarında da artış oluyor. Yüze yağ enjeksiyonları, dolgular ve botoks uygulamaları da yine gelin adaylarının en fazla tercih ettiği işlemlerin başında geliyor. Ayrıca, istenilen gelinliği rahatça taşıyabilmek için meme estetiğine çok önem veriliyor” dedi.
Burun ameliyatları iki ila üç saat sürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yücel, kulak estetiğinde sürenin 1.5 saat olduğunu ve hastanın aynı gün taburcu edilebildiğini söyledi.

Evlilik öncesi cerrahi işlemler ne zaman başlamalı

Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, cerrahi işlemlerin düğün tarihinden en geç iki ay, daha küçük işlemlerin ise bir ay önce tamamlanmış olması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Yücel, sorularımızı şöyle yanıtladı.
- Damat adayları evlilik öncesi en çok hangi operasyonları tercih ediyorlar?
- Genellikle tıp dilinde “jinekomasti” adı verilen, erkek memesinin normalden fazla hatta aşırı derecede büyüyerek kadınsı bir vücut görünümüne neden olması durumu için evlilik öncesi bu operasyonu geçirebiliyorlar. Erkeklerde de göğüs estetiği en sık tercih edilen operasyonlardandır. Bunun dışında estetik burun ameliyatları da talep edilebiliyor.

Yazının Devamını Oku

Ödem hastalıkların nedeni değil sonucu

KADIN, erkek ve yaş farkı gözetmeden herkeste görülebilen ödem, vücut sıvısının dokular arasında artmasıyla ortaya çıkıyor.

Yüz, göz, el ve ayaklar dahil vücudun birçok yerinde meydana gelen şişkinlikler, çeşitli hastalıkları işaret edebiliyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Güney, ödem oluşumuna neden olan diğer etkenleri şöyle sıralıyor:
“Dokular arası sıvı akışının dengesini bozan durumlar, kılcal damar hasarı, virüs ile bakteriyel enfeksiyonlar, bazı damar sorunları, kalp atım hacminin azalması, ve aşırı tuz alımı ödem oluşumuna yol açıyor. Bu durumlarda, etkin kan dolaşımı azalıyor ve böbrekler su ve tuz tutuyor.”

Yol gösterici

Ödemin meydana geldiği yerler hastalıklara bağlı olarak çeşitlilik gösterdiğini belirten Dr. Güney, “Bacakta ya da kolda görülen ödem, genellikle kalp yetmezliği ve lenflerdeki tıkanmanın sonucu oluşur. Ödemli bölgenin görünümü, derinin kalınlığı, rengi ve duyarlılığı da tanıda önem taşır. Bölgesel sıcaklık artışı ve duyarlılık, iltihaplanmaya bağlı ödemi akla getirir. Uzamış ve tekrarlayan ödem atakları olan bölgede ise deri sertleşerek, kırmızı renk alır” dedi.

İlaç kullanımına ve tuza dikkat

Ödeme yol açan durumun mutlaka saptanması gerektiğinin altını çizen Dr. Sibel Güney şu bilgileri de verdi:

Yazının Devamını Oku

Astım tedavisinde kortizon korkusu

KORTİZON deyince tedavisinden ziyade, yan etkileri akla geliyor. Ancak alerjik bronşit ya da diğer adıyla astım ataklarının önlenmesinde en etkin tedavinin kortizon olduğu belirtiliyor.

Peki, iyileşmenin başka yolu yok mu? Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, çocuk astımının, tekrarlayan öksürük, hırıltı, nefes darlığı atakları ile seyreden kronik bir hastalık olduğunu, tekrarlayan nefes alamama durumunun sıklıkla acil servislerde sonlandığını belirtiyor. Çeşitli tedaviler sonunda açılıp evine gönderilen çocukların ise 10 gün geçmeden yeniden sıkışma ve atak yaşadığının altını çizen Prof. Dr. Tabak, öncelikle atakların önlenmesinin çok önemli olduğuna değinerek, bronş yüzeyindeki yanığın iz bırakmasının kalıcı hasarlar oluşturduğunu ve ileri yaşlarda astımın kronikleşebileceğini vurguluyor.

Uygun dozda kullanılırsa yan etki düşük

Prof. Dr. Yonca Tabak, tedavi amaçlı kullanılan kortizonun yan etkileri nedeniyle birçok ailenin korktuğunu, hatta fobi düzeyinde kaçındığını belirtiyor. Ailelerin bilmediği en önemli noktanın, miligram dozunda kullanılan kortizonun, astım tedavisinde sadece ataklar sırasında kullanılmasının gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tabak, kortizonlu ilaçların sprey şeklinde olanlarının, havayolunun sadece yüzeyini tedavi eden mikrogram dozunda, yani tablet kortizonların binde biri dozunda kullanıldığını, kana karışma oranının ise son derece düşük olduğunu söylüyor. Hava yolunun yüzeyinde sadece yüzde 20’sinin emildiğini ve emilen bu miktarın hızlı bir şekilde vücuttan uzaklaştırıldığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Tabak, uygun dozda ve yıllarca kullanıldığında kortizona bağlı olarak yan etki görülme olasılığının son derece düşük olduğunu belirtiyor ve sprey kortizon tedavisinin mutlaka bir çocuk alerjisi uzmanı kontrolünde kullanılması ve kortizonlu ilaçları ailelerin kafasına göre kesip başlamaması gerektiğinin altını çiziyor.

Başka bir tedavi  yöntemi var mı

Prof. Dr. Yonca Tabak, bilinmesi gereken diğer önemli bir konunun ise kortizonlu ilaçların kullanıldıkları sürece etkili olduğunu belirtiyor. Kullanıldığı sürece bronş yüzeyindeki yangının baskılandığını ve atakları önlediğini söyleyen Prof. Dr. Tabak, bronşun o hale gelmesine yol açan alerjinin veya alerji dışı nedenin bulunup tedavi edilmesini öneriyor. 5 yaşından önce alerji testi yapılmaz görüşünün son derece yanlış olduğunu, astım ya da alerjik bronşit tanısı almış her hastanın yaşına göre kandan veya deriden alerji testi yapılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Yonca Tabak, çıkan sonucun çocuk alerjisi uzmanı tarafından değerlendirilip çocukta alerjiye sebep olan çevresel ve beslenme önlemlerinin alınması gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Tabak, tüm bu koşullar sağlandıktan sonra, 3-5 yıl süren dilaltı damla aşı tedavisi ile çocuğun alerjik maddeye alıştırılması sonucu hastalığa kökten çözüm getirebileceğini dile getiriyor.

Yazının Devamını Oku

Dikkat eksikliği günlük yaşamı nasıl etkiliyor

TRAFİKTE sabırsızca araba mı solluyorsunuz? Tepkisel ve toleranssız davranışlarınız nedeniyle çevrenizle sürekli polemiğe mi giriyorsunuz?

Hiç düşünmeden risk alıp imzalar mı atıyorsunuz? Sürekli stres altında yaptığınız hatalara çözüm mü arıyorsunuz? Kararsızlık içinde bir o yana bir bu yana koşturuyor musunuz? Sabırsızlıkla işler yapıyor ve bu işleri sonuçlandıramıyor musunuz? Bir türlü hayata geçiremediğiniz projeler peşinde mi koşuyorsunuz? Bazen de çareyi madde bağımlılığında mı buluyorsunuz? Tüm bunların temelinde dikkat eksikliği olduğunu biliyor musunuz?
Öğrenme Terapisti Psikolog İnci Özkoray, küçük yaşlarda uzman desteği alamayan, iyileşmesi geleceğe bırakılan, dikkat eksikliği yaşayan kişilerin, ömür boyu bu uyarılarla boğuşmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Özkoray, kural tanımamak, aşırı cesaret, heyecan dengesizlikleri, ruh hali değişkenliği gibi bir sürü sorunun yanı sıra günlük işlerini planlayamama, zamanı yönetememe gibi problemlerle de çok sık karşılaştıklarını vurguluyor. Özkoray, özellikle anaokulu ve ilkokul döneminde gerekli önlemler alınmadığı takdirde, bilimsel destek ve öğrenme gerçekleştirilmediğinde, hiperaktivite ve dikkat ksikliğinin yetişkinlerdeki örneklerini bu tip davranışlarla sıklıkla görülebileceğini söylüyor.

Erken tanı önemli

Çok küçük yaşlarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtilerinin ipuçlarını yakalayarak bir uzmana danışmanın ve bilimsel öğrenmenin yanı sıra davranış şeması geliştirmenin önemine değinen Özkoray, ilaç zorunluluğu olan vakalarda da muhakkak özel eğitim programının oluşturulması ve gereken süreç içerisinde çalışmaların mutlaka bilimsel program dahilinde tamamlanmasının şart olduğunu vurguluyor.

100 yıl önce de bu sorun vardı

Hiperaktivite ve dikkat eksikliğinin pek çok kişinin inandığı gibi bilgisayar oyunlarına, TV gibi multimedya ürünlerine bağlamamak gerektiğini söyleyen Özkoray, teknolojinin etkisi ile oluşmadığını, 100 yıl önce de dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin var olduğuna dikkat çekiyor. Bu konuda uzmanların soyaçekim ve genler üzerinde durduğunu aktaran Özkoray, dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi bir soğuk algınlığı ya da grip gibi iyileşen bir hastalık gibi görmemek gerektiğini vurguluyor. Doğru ve özenli bir teşhis konulduğunda, öğrenme stratejileri ve uygun davranış biçimleri ile kişinin aynen legastenide (disleksi) olduğu gibi bu sorunla başa çıkmayı öğrenebileceğini belirten Özkoray, stratejisini doğru kuran kişilerin ise bu mücadeleyi zaferle sonuçlandırmasının mümkün olduğunu söylüyor. Özkoray, öğrenme heyecanını taşımak, özgüven ve azimle merdivenleri çıkmak, iç kontrolü güçlendirmek için çocuğun yakın aile çevresinden ve öğretmeninden pozitif, sabırlı, yapıcı bir destek görmesinin çok önemli olduğunu, birçok öğrenme engeline de çözüm olacağına dikkat çekiyor.

Yazının Devamını Oku

Çocuklarda güvenin formülü ailede

KIZINIZ yemeğini sürekli sizin yedirmenizi istiyor, geceleri sizinle yatmaktan vazgeçmiyor ya da oğlunuz arkadaşlarının doğum gününde bile onlarla oynamak yerine sizin yanınızda durmayı tercih ediyor, kendisine bir şey sorulduğunda yanıt vermek yerine arkanıza saklanıyorsa dikkat edin...

Size bağımlı ve kendine güveni olmayan bir çocuk yetiştiriyor olabilirsiniz.
Uzman Psikolog Yüksel Artar, çocuklarda kendine güven ve bağımsızlık duygusunun gelişiminin önemine dikkat çekerek, “Çocuklarda kendine güven ve bağımsız davranışların gelişimi, ilk üç yaştaki anne-çocuk ilişkisiyle yakından bağlantılıdır. Çocuğun annesinden sorunsuz şekilde ayrılma aşamasına gelebilmesi için, anne-çocuk arasında sağlıklı bağlanma ilişkisi kurulmalıdır” uyarısında bulundu.

Sağlam kişilik kazanımı

Her çocuğun doğduğu andan itibaren sevgiye ihtiyacı olduğunu vurgulayan Artar, “Çocuğun tüm yaşamını etkileyecek güven duygusu, onu yetiştirenlerin ilgi ve sevgi dolu bakımı ve yaklaşımı ile kazanılır. Ancak, çocukların sağlam bir kişilik kazanmaları için aile sevgisi ve desteği kadar bağımsızlık kazanmasına yardımcı olabilecek ebeveyn tutumları da çok önemlidir” diye konuştu.
Yeni doğan bebeklerin ilk aylarda içe dönük olarak yaşadığını hatırlatan Artar, şu değerlendirmeyi yaptı: “Hareketlenme ile yürümeye başlayan bebek, dünyayı farklı açıdan görür, çevresini incelemeye ve keşfe çalışır. Ancak anneyi gözünün önünden her kaybettiğinde endişe duyarak geri döner, sonra tekrar uzaklaşır. Annelerin bu dönemde, çocuğun endişe ile geri dönüşünü şefkatle karşılaması gerekliliği kadar, tekrar uzaklaşmasına teşvik etmesi de o kadar önemlidir. Üç yaşından sonra duygusal ve sosyal olgunlaşma artacağından, çocuk evden ayrılarak anaokulu gibi sosyal bir ortama daha kolay uyum sağlayabilecek düzeye gelir.”

Çocukları anneye “bağımlı” yapan nedenler

* Annenin bilinçli ve bilinçsiz olarak, çocuğun kendisinden uzaklaşmasına izin vermemesi.

Yazının Devamını Oku

Kaymakam Gödekmerdan Bodrum’a müjdeler verdi

“Gitmediğin yer, senin değildir” sözünü ilke edinip, her fırsatta köy ve mahalle gezileri yapmasıyla tanınan Bodrum Kaymakamı Mehmet Gödekmerdan, halkın her zaman en iyiye layık olduğunu söyleyerek Bodrum ve çevre halkını sevindirecek müjdeleri sıraladı.

Son derece modern tasarlanan, 250 yataklı yeni Devlet Hastanesi binasıyla ilgili yer sorununun çözüldüğünü açıklayan Gödekmerdan, Güvercinlik’te yapımı süren arıtma tesislerinin de Mayıs’a kadar yetiştirileceği müjdesini verdi. Ayrıca, muhtarlık binası olmayan köylere tam donanımlı muhtarlık binaların yapımına başlanılacağını ve su şebekelerin yenileme çalışmaları bittiğinde tüm Bodrum’a içme suyu verileceğini ekledi.
Konacık’a kültür merkezi
Kültür ve eğitim alanlarında da çeşitli projeleri hayata geçirecek olan Mehmet Gödekmerdan, “Konacık’ta belediyenin tahsis ettiği bir alana kongre ve kültür merkezi yapılmasını planlıyoruz. Ayrıca, Konacık’ta Endüstri Meslek Lisesi yapılacağının müjdesini de vermek istiyorum” dedi. 
Bodrum’a gelen depremzedelerin her türlü ihtiyaçlarını eksiksiz karşıladıklarını da açıklayan Gödekmerdan, kamuoyunun tepkisini çeken Pina Yarımadası’ndaki çok katlı inşaatla ilgili olarak da ”Pina Yarımadası Bodrum sınırları içerisinde olmadığı için bizim burayla ilgili bir tasarrufumuz söz konusu olamaz” diye konuştu.

EDS ve MOBESE yaygınlaştırılıyor

Bodrum Kaymakamı Mehmet Gödekmerdan, yeni uygulama ile Bitez, Konacık, Torba beldelerinin jandarmadan polis sorumluluk bölgelerine geçirildiğini, kavşaklarda MOBESE kamera sayılarını artırdıkları söyledi. Ayrıca EDS, yani elektronik denetleme sisteminin de işleve gireceğini belirterek, “Mayıs’tan itibaren Bodrum’a emniyet ekipleri takviyesi sağlayacağız. Bölge trafik denetimlerini de artıracağız” dedi.

Emniyet personeline takviye

Şehir içindeki cezaevi kapatılıyor.

Yazının Devamını Oku