5 yıllık işgale 28 roman sığdı

MEHMET TÖRENEK'in hazırladığı Türk Romanında İşgal İstanbulu, 8 Kasım 1918'de iki Fransız subayın gemilerinden Galata'da rıhtıma çıkıp Beyoğlu'ndaki Fransız Elçiliği'ne yürüyüşüyle başlayan, 24 Temmuz 1923'te Şükrü Naili Paşa'nın komutasındaki Türk ordusunun şehre girişiyle resmen biten, işgal günlerinin Türk romanına yansıyışını incelemektedir.

5 yıl süren işgali konu edinen, kitapta incelenen romanların sayısı 28'dir.

Mütareke İstanbulunun çok rastlanan görüntüsü: Sarhoş askerler, otomobil içinde bile yapılan fuhuş, zil zurna İngiliz askerleri, Fransızların küstah koloni askerleri, Rum ve Ermeni kadınlarına iláveten, Bolşeviklerden kaçan Çarlık enkazı, Rus prensesleri, kontesleri.

İçkinin bile yetmediği, kokainle artan bir sefahat.

Romancı ve roman adlarını sıralarsak, Türk romanında bu tema'yı, konuyu usta romancıların işlediğini görürüz.

Halide Edip Adıvar (Ateşten Gömlek), Seláhaddin Enis Atabeyoğlu (Cehennem Yolcuları), Münevver Ayaşlı (Pertev Bey'in Üç Kızı), Şükûfe Nihal Başar (Yalnız Dönüyorum), Haydar Berköz (İkinci Ergenekon), Kemal Bilbaşar (Bedoş), Tarık Buğra (Firavun İmamı), Kemal Tahir (Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yorgun Savaşçı), Hasan İzzettin Dinamo (Kutsal İsyan, Türk Kelebeği), Emine Işınsu (Cumhuriyet Türküsü), Attilá İlhan (Dersaadet'te Sabah Ezanları, Sırtlan Payı), Esat Mahmut Karakurt (Allahaısmarladık), Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sodom ve Gomore), Samim Kocagöz (Kalpaklılar, Doludizgin), Mithat Cemal Kuntay (Üç İstanbul), Ayla Kutlu (Bir Göçmen Kuştu O), Agáh Sırrı Levend (Acılar), Mehmet Rauf (Halas), Burhan Cahit Morkaya (Nişanlılar), Peyami Safa (Biz İnsanlar, Sözde Kızlar), Cevdet Kudret Solok (Sınıf Arkadaşları), Mükerrem Kámil Su (Dinmez Ağrı), Ercüment Ekrem Talu (Kan ve İman), Ahmet Hamdi Tanpınar (Sahnenin Dışındakiler), Hilmi Ziya Ülken (Posta Yolu).

Törenek'in yararlı çalışması, tematik olmasının yanısıra romanları bir kaç bölümde incelediğinden, okurlar o dönemin romanları, roman kahramanları üzerine ilk bilgileri edinebilecekler.

Çünkü mütareke sonrası gelişmeleri, işgalci askerlerin taşkınlıklarını, buna katılan, tahrik eden azınlıkları, işgalcilerle işibirlikçileri arasındaki ilişkileri, karşı faaliyetleri, mitingleri, romanlardaki yabancı kahramanları öğrenebileceksiniz.

Benim açımdan, bu romanlardaki en ilgi çekici bölümler, 'İstanbul'da Sosyal Hayat'tan söz eden sayfalardır.

Çünkü Tanzimat'la Batı ile Doğu arasında gidip gelmelerin ortaya çıkardığı yaşama biçimlerine bir de işgalciler, bir de Ekim İhtilalinden buraya kaçan Beyaz Ruslar katılınca, karmaşayı tahmin edebilirsiniz, romanlardaki bazı bölümlerde bu yaşama biçimlerinin izdüşümlerini yakalayabilmek mümkündür. Törenek, o dönemin romanlarının asıl özelliğini şöyle özetliyor:

'Hemen hemen romanların çoğunda vaka, aşk eksenlidir. Kadın kahramanları cepheye gönüllü olarak sevkeden bu duygu olduğu gibi, maceranın temelini de bu duygu teşkil eder.'

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanı Sahnenin Dışındakiler'in İzmir'den gelen kahramanı Cemal, İstanbul'un karmaşık kimyasını şu sözlerle anlatmaktadır:

'Senegalli nefer, Cezayirli çavuş, siyah sakalı çenesinin altına bağlanmış Hintli gönüllü, İskoçyalı, Kanadalı fedai, Avustralyalı zabit, siyah pelerinli Karabineri, Ermeni tercüman, Rum papazından bozma halk hatibi arasında işte İstanbul'un böyle karışık, derbeder bir hayatı vardı.'

Rıza Tevfik de anılarında, tramvayda Müslüman kadınların yanına zorla oturmak isteyen iki sarhoş Fransız subayın, iki adam tarafından nasıl bıçaklanarak öldürüldüğünü anlatır. İngiliz dostu olan birinin bunu yazması ilgi çekicidir.

İşgal dönemi romanlarda yoğunluklarıyla dikkati çeken bir diğer bölüm de azınlıkların taşkınlıkları, Müslüman halka yaptıkları zulümdür.

İşbirlikçilerin medeniyet şemsiyesi altındaki ihanetlerinin altında hiç kuşkusuz çıkar ilişkileri yatmaktadır.

Ateşten Gömlek'teki Salime Hanım ile Sodom ve Gomore'deki Sami Bey, İngilizin her şeye kadir olduğu inancındadırlar.

Sami Bey, bu sayede Osmanlı Bankası'na ikinci müdür olmuştur.

Sessiz ve mütevazı yaşayanlar daha çok şehrin işgal acısını çekerler.

Cevdet Kudret'in Sınıf Arkadaşları'nda dediği gibi; 'yaşadıkları şehrin başına bir felaket geldiği zaman, yaşadıkları ahşap evlerin fırtınada sallanışı gibi, inler ve gözyaşı dökerler.'

Türk Romamnıda İşgal İstanbulu'nu sadece bir roman incelemesi olarak okumadım, işgal ve kurtuluş tarihimizin destanını yazanları saygıyla andım.

Romanların tarihimizin mütareke, işgal dönemine tuttuğu aynanın ne kadar kahredici görüntülerle dolu olduğunu bir kez daha anımsamak gerekiyor.

Türkün Ateşle İmtihanı çetin geçti ve Türkler kazandı.


DOĞAN HIZLAN'IN SEÇTİKLERİ


Çakıcı'nın İlk Kurşunu Sabahattin Ali YKY

Bir Irkçının İhaneti Rıdvan Akar Doğan

Halk Şiirinde Kadın Şükrü Günbulut Berfin

Böyle Bir Dünya Bilgesu Erenus Adam

Harran Koçaklaması Fikret Otyam Günizi
Yazarın Tüm Yazıları