39 yıl sonra itirafYaptım ama neden yaptım!

İşte, imkansızı başaran Beşiktaşlı futbolcuların o meşum maçı!

(Bu makalenin kritik iki fotoğrafı yazının en altındadır)

Eskiden Taksim’den Beşiktaş’a dolmuşlar kalkardı.
Çığırtkanlar bağırırdı..
“5 dakikada Beşiktaş, 5 dakikada Beşiktaş..!!”
Oysa bu maçtan sonra, “3 dakikada Beşiktaş, 3 dakikada Beşiktaş..” diye bağıracaklardı!
Çünkü, Beşiktaşlı futbolcular imkansızı “başaracaklardı!”
Ve o yenilgi için hala ama hala “Nasıl oldu anlayamadık” diyeceklerdi!

Maçın bitimine 4 dakika kala; 3 dakika içinde 3 gol nasıl yemiştir Beşiktaş!
Bu olayın sorusuna bile bugüne kadar tahammül edemeyen Sanlı Sarıalioğlu o gün sahada neler oldu saniyesi saniyesine anlatacaktı...

Sanlı Kaptan evinin kapısını bize açtığında, o günleri bir kez daha yaşayacaktı!
Gözlerinin içi parlamıştı yıllarını Beşiktaş’a veren adamın..
O adam ki tüm futbolculuk yaşamında sadece Beşiktaş forması giymişti.
Başka bir takıma transfer olmamıştı!

Ama önce, bundan seneler önce neler oldu, size anlatmalıydım!

SON 3 DAKİKADA BEŞİKTAŞ / FOTO GALERİ

1974 yılıdır..
Beşiktaş'ın iyi bir kadrosu vardı..
Yaz kampında Romanya’nın en güçlü takımı Dinamo Bükreş'le oynamış ve 2-0 kazanmıştı.
UEFA Kupası kurasında adı sanı tek başarısı Beşiktaş olacak olan bir takım çıkmıştı..
Steagul Rosu Brasov..
Beşiktaş’ta tam 7 yıllık da Avrupa Kupası özlemi vardı.
Dolayısıyla bu tur çok önemlidir!
İlk maç İstanbul’dadır..
Tarih 18 Eylül 1974’tür!
Beşiktaş’ın Hocası Metin Türel’di..
“Aman ha, çok dikkatli olun, tehlikeli bir takım” demiştir Rosu Brasov için!
Futbolcular da gayet dikkatli oynarlar 63. dakika..
Beşiktaş’ın kadrosu şöyledir:
Kalede Sabri, Ahmet, Niko, Zekeriya, Lütfü, Ahmet 2, Miliç, Kahraman, Sinan, Tezcan ve Tuğrul..
İnsanların kadroyu duyduğunda “Vay anam vay” dediği sezondur!
63 dakika defansif oynayan Beşiktaş’ın ilk golü 63. dakikada Sinan Alayoğlu’dan gelir..
89. dakikada Tezcan Ozan durumu 2-0 yapar..
Bu tarihi gollerin fotoğrafını da o günün muhabiri, Hürriyet’in duayen ismi Şakir Şad çeker..
Gazete, onun bu iki fotoğrafı ile süslenecekti!

39 yıl sonra itirafYaptım ama neden yaptım

O an yaşananları Tezcan daha sonra şöyle anlatır:
“Bize tehlikeli bir takım dediler. 60 dakika defansif oyandık, baktık ki bir numara yok”
Beşiktaş maçı 2-0 almıştır.
Gazetelerin başlığı “Beşiktaş ümit verdi” olmuştur!.
Kısacası, Beşiktaş Romanya’daki maça, güle oynaya gidecekti!

İŞTE BEŞİKTAŞ'IN 3 DAKİKADA YEDİĞİ 3 GOLLÜ MAÇ! / HÜRRİYET TV

ANCAK KADER AĞLARINI FENA ÖRMEKTEDİR !

Tarih 2 Ekim 1974’tür..
Beşiktaş Romanya’da sahaya çıkar..
Rosu’nun tribünleri tıklım tıklım doludur!
2-0’ın rahatlığı da vardır elbette..
Beşiktaş’ın kadrosunda ilk maçta olmayan Lütfü, Vedat Okyar ve oyuna Miliç’in yerine girecek olan Sanlı ve Tuğrul’un yerine girecek olan Mesut vardır!

86. dakikaya kadar kıran kıran mücadele vardır sahada..
Artık maç bitti sayılır. Romen taraftarlar stadı boşaltmaya başlamışlardır!
Ne olduysa o zaman olmuştur..
86. dakikada Romenlerin ilk golü gelmiştir!
Beşiktaşlı oyuncular şoka girmişmiş gibi hemen santra yaparlar!
Oysa o yıllarda, resmi uzatma yoktur.
Maç 90’ıncı dakikada bitecektir!
Beşiktaşlı oyuncuların kesinlikle zamana oynamaları lazımdı!
O ikinci golü Sanlı Kaptan yıllar sonra kendi evinde şöyle anlatacaktır:
“Santra yapılmadan evvel de aramızda konuştuk.
Ben Tezcan’a, Tezcan, Lütfi’ye, Lütfi, Vedat’a verecek, o da kaleci Sabri’ye geri pası yapacak, böyle zamana oynayacaktık. İşte biz tam bunu yaparken, araya bir Rumen girdi, kaptığı gibi çaktı Sabri’nin soluna..”
Sanlı Sarıalioğlu’nun anlattığı bu olay, maçın 87. dakikasıdır!
Stat gol sesi ile inleyince maçı bırakıp dışarı çıkan Romenler stada geri dönerler..

İşte tam bu esnada; Beşiktaş formasından başka bir forma giymeyen Siyah-Beyazlıların efsane kaptanın yıllar yılı “Eleştirileceği” hareket ortaya çıkar..

Sanlı Sarıalioğlu bi’koşu kaleye gider..
Ağlardaki topu kaptığı gibi santra çizgisine getirir..
Alelacele santra yaparlar..
Ancak bir kez daha topu kaptırırlar..
89’da 3 gol gelir..
Beşiktaş için hüzünlü, Romenler için dirilme anıdır bu!
Stattaki Romenler çıldırmış gibi sevinirken hakem bitiş düdüğünü çalar..

39 yıl sonra itirafYaptım ama neden yaptım

YAPTIM AMA HELE Bİ’SORUN NEDEN YAPTIM!?

39 yıl sonra Sanlı Sarıalioğlu: “2-0 olunca. Biz de bittik. Herkesin ayağına kramp girmişti. Bir de uzatma oynayacaktık. Onun için koşup topu getirdim, belki bir gol atarız diye. Ama onu da yapamadık. Üçüncüyü adamlar attı. Hem ben, tek bir golden sonra o hareketi yaptım. Hepsinde değil. Sadece 2. Golden sonra. 3. gol olunca zaten maç bitti..”

Romen Hoca ise o anlar için, “Maçın 15. dakikasında umudumu kesmiştim. Hele son 5 dakikaya geldiğimizde ‘Her şey bitti’ dedim. Attığımız golle kıpırdandım. İkinci golde havalara uçtum. 3. Golde ‘Rüya mı görüyorum’ dedim” diyecektir..

Beşiktaş’ın Hocası Metin Türel ise Sanlı Sarıalioğlu’nun yıllar sonra açıkladığı, “Ben Tezcan’a, Tezcan, Lütfi’ye, Lütfi, Vedat’a verecek, o da kaleci Sabri’ye geri pası yapacak, böyle zamana oynayacaktık. İşte biz tam bunu yaparkenee..!!”
diye açıklayacağı o ana, maçtan hemen sonra gönderme yapacaktı:

Metin Türel’in tarihe geçen sözleri şöyleydi:
“Böyle bir takımdan son 4 dakikada nasıl 3 gol yedik, anlayamıyorum. Her halde ben, teknik direktör olarak, rakip kale boşken, topla tekrar kendi kalenize dönün demedim. Her halde santra çizgisini, rakip ceza sahası çizgisini geçmeyin diye kendilerine talimat vermedim..”

Bu yenilgi Türkiye’de şok yaratacak ve gazetelerin manşeti “Olmaz böyle şey” olacaktı!

SANLI SARIALİOĞLU 29 YIL SONRA BÖYLE İTİRAF ETTİ / HÜRRİYET TV

Olay o kadar büyüktür ki, Hürriyet Gazetesi Spor Servisi şok bir toplantı yapar ve
adına da “ÜZGÜN OTURUM” der..
Toplantıya, Sezai Paker, Talay Erker, Eşfak Aykaç, Gündüz Kılıç, Ertuğrul Akçaylı, Rıdvan Yelekçi, Birol Pekel bizzat katılırken, Orhan Aldinç de yazdığı yazı ile katılır..

Takım İstanbul’a döner..
Bu defa rakip Giresun’dur!
İnönü hınca hınç doludur..
Taraftar kızgındır ama bu maçta, yıllar yılı yani nesilden nesile “Centilmenliğe, kibarlığa, sportmenliğe ve takım sevgisine” örnek olarak anlatılması gereken bir olay gerçekleşecekti!

O olayı da sanlı Kaptan söyle anlatacaktı..
“İstanbul’a geldik. Giresunspor’la oynuyoruz. Maç başladı. Kapalı tribünden biri bana kafayı takmış. Adam o kadar nazik, o kadir kibar ki..
Bana
‘Kaptan bee, yaş kemale erdi bee, sana bir jübile yapsak bee..’ diye sürekli laf atıyor. Ben o tarafa bakmıyorum ama sesini duyuyorum..
O sırada ben gol attım. Yine aynı ses ‘Kaptan be, sen olmasan ne yaparız be..’ diye bağırıyordu.. Adamla hiç göz göze gelmedik..!”

İşte gerçek Beşiktaş taraftarı buydu..
Kaybedilen turun suçlusu ilan edilen oyuncusunu, bağrına böyle basıyordu!

Statta en büyük küfür “Cim cim, dal dal, ‘falanca, filanca al al..” idi!
Öyle, yedi ceddine, doğmamış çocuğuna karısına, kızına, anasına laf edilmezdi!
Hele hele karşısındakini öldürmeye kimse kalkışmazdı..

39 yıl sonra itirafYaptım ama neden yaptım

HER RÖPORTAJIN ASLINDA BİR TEK SORUSU VARDIR

İşte ben bu düşüncelerle boğuşurken, sporun duayen ismi Faik Gürses’e
“Abi, seni bir yere götüreceğim, benimle gelsene” dedim.
“Nereye” dedi..
“Söylemem” dedim..
Arkadaş olduklarını, 40 yıldır tanıştıklarını biliyordum.
Yer miyim ben, kaçın kurasıyım..

Ancak eve daha yaklaştığımızda Faik Abi bombayı patlattı..
“Yoksa Sanlı Kaptan’a mı?” dedi..
Ben “Evet abi” dedim.
“Diyeceksin ki niye Sanlı Kaptan..!?” dedim.
Evet” dedi..
“Çünkü, ASLINDA HER RÖPORTAJIN TEK BİR SORUSU VARDIR. Gazetelerin başlıkları da böyle çıkmaz mı..!? Biz de Sanlı Kaptan’ın yıllar yıla asla sorulmasına izin vermediği soruyu, allem edip kallem edip soracağız” dedim..

Başkası bu konuyu sormayı bırakın ima etse “Fena halde Leman” yapacağı Sanlı Kaptan, röportaj sırasında ben daha o soruyu sormadan anlattı..

“Ben zaten hissettim sende bir hınzırlık var, onun için geldiğini” dedi..
Gülüştük..!!

Kaptan daha neler neler anlattı..!!
Fakat, onu da sonra anlatırım..

Sabri Dino, Ahmet Börteçene, Niko Kovi, Lütfü Isıgöllü, Zekeriya Alp, Vedat Okyar, Dorde Miliç, Sanlı Sarıalioğlu, Kahraman Kartaloğlu, Sinan Alayoğlu, Tezcan Ozan, Tuğrul Şener, Mesut Kumcuoğlu..

Selam olsun sizlere..
Bin selam olsun..

Ölenlere Allah’tan rahmet dilerim..
Öbür dünyaya göçenlere bir çift lafım var ama..
Bekleyin, elbet bir gün biz de geleceğiz..
Daha, oynanacak çoook maçlarımız var..!!

En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

NOT 1: Son 3 dakika doğru değildir. Gazete ve resmi kayıtlara göre son 4 dakikadır..
Sanlı Kaptan “Son 3 dakikada olanlar oldu!” dese de son 4 dakikadır.
86’dan saniyeler aldığı için artık ona 87 diyorlar ya belki de ondandır!

Aslında doğru anlatımı şudur:
Maçın bitimine son 4 dakikada kala, 3 golü 3 dakika içinde Beşiktaş..
İşin doğrusu budur!

NOT 2: DHA’nin Spor Müdürü Faik Gürses’te röportajın diğer bölümleri vardır. DHA’nın sayfasından okumanızı şiddet tavsiye ederim..

Haber röportaj: Orhan Can
Fotoğraf : Murat Şaka
Kamera : Mutlucan Şen

39 yıl sonra itirafYaptım ama neden yaptım
Sanlı Sarıalioğlu Romanya'da santra yaparken..

39 yıl sonra itirafYaptım ama neden yaptım

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

'Kurtarıcı'ya da kurtarıcı lazımdı

Yazını başında hemen söylemelim ki, Melo denilen adamın yaptığı çirkin harekete, “Suç hareketi oluşmadı” diyerek ceza vermeyen bir grup tuhaf insana hayretlerimi gönderiyorum!

Suç hareketi oluşması için, illa sahada cinsel temas mı olması gerekiyor yani!?
Besbellisiniz tuhaf adamlar..
Yazık size..

xxxx

Tekrar gelelim Atatürk Olimpiyat Stadına..
Federasyondaki amcalar maçı, İstanbul trafiğinin zirve yaptığı Cuma gününe verdiği için binlerce taraftar ‘yetişemem’ düşüncesindeydi tabii..

Yazının Devamını Oku

Çocuklarınıza nasıl anlatacaksınız

Bu, iyilikle kötülüğün savaşıdır..

“Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacaktır”
Bu cümleyi rahmetli Çetin Emeç’ten ilk okuduğumda bir de ekleme yapmıştım.
“Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacak ve başkasına da örnek olacaktır”
‘O yaptı bak, ben de yapmalıyım’ diyecektir!
Maalesef Türkiye’de durum budur.
Melo’nun yaptığı hareketi dans figürü olarak görmek ahlaksızlığa ortak olmak değil midir?
Kimse unutmasın ki ahlaksızlık, dünyanın her yerinde ahlaksızlıktır..

Yazının Devamını Oku

Ah o penaltı olmasaydı..

Galatasaray yönetimi, Beşiktaş'a pimi çekilmiş bir el bombası gönderdi.

O da bu maçta "patladı"!
DanyGol oldu..
Adama çift daldı resmen.. Üstelik top 1 metre ileride(!)

Peki ama, Nasrettin hocanın fıkrasındaki gibi 'hırsız'ın hiç mi suçu yoktu?

Bilic efendiye ne demeliydi..
Necip'ten sağ bek yaratmış..
Maçı, yetmiş dakika seyretti.

Yazının Devamını Oku

Görmediğim şeyi gördüm demem

Her tepenin üstünde bir Kartal,her yiğidin gönlünde önce Siyah-Beyaz sevda,sonra şampiyonluk yatar..!!

Eh işte, Beşiktaşlı için hayatın doğal akış felsefesi budur!Ben şahidim.
Yakından tanığım.
Görmediğim şeyi, gördüm demem!Bizzat gördüm.Bursa maçı öncesinde de Atatürk Olimpiyat Stadında, bir kez daha şahit oldum.
Sevda böyle bir şeydir! Dürüstlüktür.
Doğu Tribünü “tadilatta” olduğu için 50 bin Beşiktaşlı diğer tribünlere sığmak zorunda.
Kuzey, Batı ve Güney Tribünleri yani..
Ve maç başladı. Ben şahidim!

Yazının Devamını Oku

İyi şair - kötü şair arasındaki fark

Bugünkü dersimizin konusu “İyi şair - Kötü şair” ile “İyi antrenör - Kötü antrenör” ilişkisi..

Gerçekten paralel bir yapıdır bu..!!Ama önce biraz maç konuşalım..

“Haftaya bir daha oynayalım mı..”
Beşiktaş taraftarlarının maç sonunda attıkları slogan buydu..
En katı vicdanların bile isyan ettiği maçın tekrarını Beşiktaş 3-0 kazandı.
Ama filmimiz aynıydı!
İlk yarı başka, ikinci yarı başka bir Beşiktaş..
Maç 3-0 olunca da rahat bir maç seyredemeyeceğimi biliyordum.

Yazının Devamını Oku

Bir Kızılderili Şefi varmış!

Bir masalım var size bu yazıda..

“Haydi anlat anlat..!”, diyebilirsiniz..
Anlatacağım elbet ama önce Beşiktaş ve Bilic’i ele alalım..
Gaziantep maçında Beşiktaş’ın sahaya sürdüğü oyuncuların hepsi oynaması gereken yerde oynayınca ortaya da daha derli toplu bir takım çıktı.
En azından böyle bir görüntü verdi.
Bu arada, Bilic gardaşıma sormalıyım..
Pedro Franko’yu neden sezon başından beri doğru dürüst bir şans vermedin..!?
Mesela Atiba yerinde oynadı, iyi de oyun sergiledi Bilic gardaş!

Tabii unutmamak lazım ki bu sezon pek de iyi performans göstermeyen Fernandes’in yokluğu sayesinde Beşiktaş Gaziantep’te 11 kişi oynadı.. Bildiğiniz gibi , Fernandes oyunda olunca Beşiktaş 10 kişi oynuyor da..

Yazının Devamını Oku

Bir de bunu okuyun

Vallahi ben yazmadım..Sporun ve futbolun has adamı Faik Gürses yazdı.Bakın bakalım Beşiktaş’ta bugüne kadar neler olmuş..!!

Bu yazı spor akademilerinde ders olarak okutulmalıdır ki kulüp yöneticileri de nasiplensin!..

İşte size Faik Gürses’in özel yazısı..
“SİYAH-BEYAZLILAR, STOPERLERE 10 YILDA 130 MİLYON LİRA HARCADI
Beşiktaş, 100'üncü yıl şampiyonluğundaki Zago-Ronaldo-Ahmet Yıldırım üçlüsünden sonra her yıl stoper transferi yapmasına rağmen defansta bir türlü aradığını bulamadı. Şimdi bu örneği verdikten sonra bırakalım stoper transferini zır-pırt yapan bir başka dünya kulübü var mı?
DEFANS DUVARDIR. İSTİKRAR ŞARTTIRManchester Unıdet Ferguson ile bulduğu Ferdinand-Vidiç ile (Sadece bir-iki kez partneri değişiyordu) uzun yıllar defans göbeğini değiştirmedi. Barcelona Pigue-Puyol ile devam ediyor yıllardır. Real Madrid Ramos-Pepe ile sürdürüyor istikrarını. Örneklerini çoğaltmak mümkündür. Ömer Toprak Leverkusen’de Teknik adam değişikliğine rağmen hala forma giyiyor. Birkaç örnekte lig’imizden vereyim. Uche-Högh Fenerbahçe’de, Kadir-Necati Trabzonspor’da eskiyene kadar forma giydi.. Bu isimleri forma giydikleri ülke milli takımlarında da görmek mümkündür. Ama Beşiktaş 10 yılda öyle bir enflasyona imza attı ki gerçekten kırılması güç bir rekordu. Hem ödediği para açısından, hem istikrar açısından, hem de alınan oyuncuların ertesi yıl forma değiştirilmesiyle dramatik bir evre yaşadı.
18 STOPER TRANSFER EDİLDİLucescu'nun 3-5-2 sisteminde, geri üçlüde oynayan Zago, Ronaldo ve Ahmet Yıldırım defansif ve ofansif becerileri ile taraftarın sevgilisi olmuştu. Özellikle Zago ve Ronaldo'nun uyumuna duyulan özlem devamlı dile getirilip defans hattında hep bu tarz bir ikili arandı. Sonraki sezonlarda defansın göbeğinde sürekli farklı ikililer deneyen siyah beyazlılar bu süreçte 16 stoper transfer ederken, Galatasaray'dan kiralanan Dany bu mevkideki 17. futbolcu oldu.
KİMLER ELDİ, KİMLER GEÇTİBeşiktaş'ın stoper transferlerinde ödediği ücretler ve alınan futbolcuların kalitesi ise hep tartışma konusu oldu ve hala da tartışılmaya devam ediyor. Zapotocny, Schildenfeld, Ferrari, Diatta gibi isimlere verilen rakamlar şampiyonluk yarışından uzaklaşılmaya başlandığı andan itibaren kongrelerde ve divan toplantılarında sürekli gündeme getirildi.

Yazının Devamını Oku

Hava kurşun gibi ağır dişlerim takır takır

“Hava kurşun gibi ağırbağırbağırBağrıyorum..”

“Hava kurşun gibi ağırbağırbağırBağrıyorum..”diyor ya büyük şair..
İşte, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda durum aynen öyleydi!
Hava kurşun gibi ağırdı..
Ozan “Bağırıyorum” diyordu şiirinde..
Ben ise bağıramıyordum.
Çünkü dişlerimtakırtakır takırdıyordu..

Bu stat buraya neden, niçin ve kimler tarafından yapılmıştı!?

Yazının Devamını Oku

Quel che sarâ, sarâ..

Yani,Olacak, olacaktır..!!

Gezegen de değiştirseniz
Olacak olan olacaktır!
Akdeniz insanın güzel sözüdür bu..
Bu maçta da öyle oldu..
Trabzonspor - Beşiktaş maçı 1-1 berabere bitti ama
Elbet benim söyleyecek iki çift lafım var tabii..

Beşiktaşlı futbolcuların oyununa baktıkça kulağıma,

Yazının Devamını Oku

VİCDAN, insanın içindeki TANRI'nın ARKADAŞIDIR…

VİCDAN, ADALET VE AHLAK bir kez daha kazandı..

Kasımpaşa maçı öncesinde
“Sen yoksun ya Ömer, adalete hasret kaldık demeyiz inşallah” demiştim.
Yıllardır hasretiz çünkü..
Hakemin kararları kara bir mizah gibiydi doğrusu o gece..
Sizce o gol pozisyonu kesmek ‘Hava Atışı’ ile mi ölçülürdü..Kural hatasının tillahıydı bu..!!

Portakalın kabuğu gibi acıydı yapılan haksızlık..

Bakın yeryüzündeki ey insanlar..

Yazının Devamını Oku

Rüzgar estikçe esmer olur bilir misin

İşte, o düz yazının içindeki şiir..

Bundan bir yıl önce, 10 Ocak 2013 tarihinde Beşiktaş – İstan’bal’ Büyükşehir Belediye maçını İnönü Stadı’nda yazarken edebiyatçılara nispet yapmış, Beşiktaş’ın aşkıyla yoğrulmuştuk..
Aşağıda linki bulunan “Hani bir kasvet çöker ya adama..” başlıklı yazıydı o!
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22399117.asp
İşte o yazının, maç içerikli bölümleri çıkartıldıktan sonra, söz konusu makale içinde kullanılan betimlemelerden de ortaya böyle bir şiir çıktı!

Hani bir kasvet çöker ya adama..Hani hiçbir şey yapmak istemezsiniz ya..Hani koca şehirde yapayalnız hissedersin ya..Hani şehrin üstüne bir sis çöker de her yer gri gözükür ya..Hani ruhunu darmadağın hissedersin o zaman ya..

Hani efil efil bir rüzgar eser önce ya..Hani, rüzgar estikçe serine çalar ya..Sonra, kara kara bulutlar gelir küme küme..Sonra,gök değil gökler gürlemeye başlar ya..Hani bütün heybetiyle yağmur başlar ya..Ve sen,yine yapayalnız hissedersin..Koca dünyada TEK BAŞINA..Hani, ‘deryanın içinde olup da deryayı bilmeyen’ o salak balık gibi değil ama..Hani yalnızlığı ilik ilik hissettiğin anlar vardır ya..Yanında ‘ 1’ dostun olmasını istediğin anlar...İşte ben, hep o acımasız zamanlarda gökyüzüne bakarım..En korkulu gövdesiyle kapasa da gökyüzünü bulutlar..Ben, yıldızları görmek isterim..Göremem amagöremem ki..Heyhat, göremesen de yıldızları onlar oradadır oysa!Dostlar da böyledir işteGözlerinle göremesen de Emin ol, oradadırlar..!!Kısacası dostumkısacası,hakiki evrende asla yalnız değilsindir..Yoksa,yalnız mı hissediyorsun kendini..Öyleyse, aldanırsın..

Gerçek şu ki,Rüzgar estikçe, gittikçe serine çalarEstikçe esmer olur, bilir misin..

Orhan CanBen CAN; Orhan Can yani..En Kalbi Muhabbetlerimle..

Yazının Devamını Oku

‘Nesir’den (Düz yazı), bir ŞİİR nasıl doğar

Tarih 14 Aralık 2011 idi. Stoke City İnönü’de idi..

İngiltere’de hakem oyunlarıyla Beşiktaş’ı yenmişti. Ve ben İstanbul’daki bu maçta, İnönü’nün Basın Tribünü’nde aşağıda link verdiğim yazıyı yazmıştım..

Aradan tam iki yıl geçti.Ben o yazıdaki maçla ilgili bölümleri çıkarttım.Bakın geriye nasıl bir şiir doğdu..11 Aralık 2011'de yazılan yazıhttp://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19467597.asp

Bu şiirdeki tüm cümleler, 2 yıl önce kullanılan “İnönü’de 8’e 10 kala bakın ne oldu” başlıklı makalede kullanılmıştır.. Kısacası düz bir yazı bakın nasıl Şiir doğurmuştur..

NOT: Yukarıdaki linkteki yazıyı okumazsanız aşağıdaki şiirin tadını çıkartamazsınız..

Ay ışığının içinden geçmeli insanBeyaz Kelebekler Vadisi’nde sekize 10 kalaPek hoşuma ‘geliyor’ bu yazı doğrusu!“Hoşuma geliyor” diyorum.. Obje, benden uzaklaşmıyorbana yaklaşıyor yani!

Bir bahar havası ki sorma..Neredeyse, denize ‘giresim’ varBelli olmaz benim işimHele bir de hararet basmışsa..cumburlop suya “düşebilirim”..ihtimal ki böyle bir şey yapabilirim.. Maksat kalbim pekişsin!

Ama,o yaz geceleri yok muo yaz geceleri..Saf sevgi kokan hani..İşte,O yaz gecelerinde adaların üstüne yatar kimi zaman ay..Denizin üstünden karaya doğru.Gümüş rengindedir ışık..Deniz parlar...Ay parlar..

Üçgen gibi süzülür yüreğinize..Gümüş renkli bir nehirdir o!SankiHiç ummadığınız anda umulmadık diyarlaradır yolculuk

Yazının Devamını Oku

‘Nesir’den (Düz yazı), bir ŞİİR nasıl doğar

Tarih 14 Aralık 2011 idi. Stoke City İnönü’de idi..

İngiltere’de hakem oyunlarıyla Beşiktaş’ı yenmişti. Ve ben İstanbul’daki bu maçta, İnönü’nün Basın Tribünü’nde aşağıda link verdiğim yazıyı yazmıştım..

Aradan tam iki yıl geçti.Ben o yazıdaki maçla ilgili bölümleri çıkarttım.Bakın geriye nasıl bir şiir doğdu..11 Aralık 2011'de yazılan yazıhttp://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19467597.asp

Bu şiirdeki tüm cümleler, 2 yıl önce kullanılan “İnönü’de 8’e 10 kala bakın ne oldu” başlıklı makalede kullanılmıştır.. Kısacası düz bir yazı bakın nasıl Şiir doğurmuştur..

NOT: Yukarıdaki linkteki yazıyı okumazsanız aşağıdaki şiirin tadını çıkartamazsınız..

Beyaz Kelebekler Vadisi’nde sekize 10 kala

Pek hoşuma ‘geliyor’ bu yazı doğrusu!“Hoşuma geliyor” diyorum.. Obje, benden uzaklaşmıyorbana yaklaşıyor yani!

Bir bahar havası ki sorma..Neredeyse, denize ‘giresim’ varBelli olmaz benim işimHele bir de hararet basmışsa..cumburlop suya “düşebilirim”..ihtimal ki böyle bir şey yapabilirim.. Maksat kalbim pekişsin!

Ama,o yaz geceleri yok muo yaz geceleri..Saf sevgi kokan hani..İşte,O yaz gecelerinde adaların üstüne yatar kimi zaman ay..Denizin üstünden karaya doğru.Gümüş rengindedir ışık..Deniz parlar...Ay parlar..

Yazının Devamını Oku

Oyuna bak, çay demle..

“Yazı yazmaya değmezdi bu gece!” demiştim ki..

Gençlerbirliği – Beşiktaş maçını izlemek için bir kıtadan bir kıtaya geçtim.
Önce Gençlerbirliği’ni tebrik etmeliyim..
Disiplinden hiç kopmadılar ve maçı sonuna kadar hak ettiler.
Daha az top yapsalar da, şans yanlarında olsaydı Beşiktaş'a fark atarlardı..
Beşiktaşlı oyunculara gelince..
Size söylenecek tek şey olabilir:
Yazık size..Taraftara yaptığınız bu eziyet nedir yahu..!?

Yazının Devamını Oku

Oysa itiraf etmek de bir erdemdir..

Beşiktaş – Elazığ maçı öncesinde bunları söylemezsem çatlarım!

Ölürsem gözüm açık gider derler ya..
O derece yani..

Yıllardan beri oynanırdı bu oyun!
“Karanlıklar Prensleri” devreye girer..
Beşiktaş’ın önünü kesmek için her türlü filmi çevirirler..
Bu oyunun adı, “Kirli oyundur”!

Yazının Devamını Oku

En zoru "Vicdan sofrasına" oturmaktır

Aşağıdaki sözlerle başlamıştım maçı anlatmaya,,

Ama neler oldu neler..!?
Fernandes resmen darp edildi.Mesela, kaleciden dönen top ne zamandan beri ofsayt oldu!
Hakem pozisyonu kesmese resmen 2. Gol.
Kasımpaşalı oyuncunun bilerek gol pozisyonun kesmesi kırmızı kart ve penaltı değil mi?
Oysa ben maç başında ne güzel şeylere tanık oluyordum!
-------------------------------------------------
Şöyle başlamıştım yazıya: Acının rengi yoktur, doğrudur yoktur..

Yazının Devamını Oku

Bir deliyle bizim aramızdaki fark, odur ki..

Varsın maç 1-1 bitsin..

Olsun, bu olayı öğrendiğinizde Beşiktaşlı olmaktan gurur duyacaksınız..

Muhtemelen, bu yazıyı okuduğunuz dakikalarda Beşiktaş – Sivas maçı çoktan bitmiş olacak!
Ama, Kalemlerin Efendisi Yılmaz Özdil’in yarın (Bugün),
Fethiye’nin ve Beşiktaş’ın kurucularından Fethi Bey’in,
yani Yüzbaşı Fethi’nin, nam-ı değer “Tayyareci Fethi”nin öyküsünü okuduğunuzda Beşiktaşlı olmaktan gurur duyacaksınız..

İŞTE YILMAZ ÖZDİL'İN O YAZISIŞİMDİ MAÇA DÖNECEK OLURSAK

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş ve Fenerbahçe 3’er defa teneffüse çıktı

Biz gazeteciler TARİHİN TANIKLARIYIZ.. Olmayana, ‘OLDU’; olana, ‘OLMADI’ diyemeyiz..

Unutmayın, ‘Tanrı, eğri çizgilerle bile, doğru yazar..’! (x) İşte bu yüzden, büyük kitlelerin gönüldaşı Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın tarihteki bulaşmasına tanıklık yapmamak olmazdı..
Stadın tam karşında köfte ayran yaptıktan sonra doğru içeri!
Bol kırmızı pul biber ve kekik mutlaka attırın, kokoreç gibi oluyor.
Ayran içmeseniz de olur, çünkü 2.5 TL alıyorlar adamdan!
Taraftarları, Gezi Parkı olaylarında dayanışma gösteren iki takımın aylar sonra ilk randevusuydu bu!
Bakalım ne olacaktı!?
Tabii Beşiktaşlı bazı oyuncular sahaya çıkınca statta keskin bir “Yuh” sesi..

Yazının Devamını Oku

Durgun denizler,yetenekli kaptan yetiştirmez

Baştan söyleyeyim.
Beşiktaş 3-1 aldı maçı..
Ama statta neler oldu?
Onu anlatayım ben size..

Şampiyonluk yarışındaki Beşiktaş için kritik haftalardı.
Konya’ya karşı puan kaybedilmemesi gerekiyordu.
Çünkü, Fenerbahçe, Sivas ve Kasımpaşa gibi arka arkaya önemli karşılaşmalara çıkacaktı.

Yazının Devamını Oku