GeriSeyahat 20 TL’ye hafta sonu yürüyüşü yaptım Seyhan Gölü kıyısına hayran kaldım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
20 TL’ye hafta sonu yürüyüşü yaptım Seyhan Gölü kıyısına hayran kaldım

20 TL’ye hafta sonu yürüyüşü yaptım Seyhan Gölü kıyısına hayran kaldım

Havayolu firmalarının hızla artması, yurtiçi uçuşlardaki inanılmaz indirimler yeni bir gezgin türü yarattı: Promosyon gezginleri. İnternet haberciliği yapan Nethaber’in sahibi Nevzat Basım (45) bu gezginlerden. Promosyonları takip ediyor, 10 TL’ye bilet alıyor ve ayda en az bir kez, hafta sonu yürüyüşünü farklı kentlerde yapıyor. Tarihi mekanları, lezzet duraklarını keşfediyor. “Baharda herkese promosyon fırsatlarını değerlendirmeyi tavsiye ederim” diyor.

Yürümek, benim için kişisel bir rehabilitasyon. Ayda bir kez, eşimden ve iki kızımdan izin isteyip, tek başıma uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Ruhumu sağlığa kavuşturmaya çalışıyorum. Geçmişte, sadece İstanbul yakınlarında yürüyordum. Şimdi, havayolu şirketlerinin promosyonlarını kovalıyorum.
Her ay, en az bir hafta sonunda, yakaladığım en ucuz biletle, günü birlik ya da bir gece konaklamalı Anadolu gezileri yapıyorum. Bu serüven internette 10 TL’lik (aslında 9, 98 TL) uçak biletlerini yakalamamla başladı. Havayolu şirketinin rotalarına baktım: Görmediğim şehirler vardı. Mesela Van, Elazığ. Uzun süredir gitmediğim Adana, çocukluğumda bir kez gördüğüm Gaziantep. Gaziantep ve Adana’ya sabahın köründe gidip, akşamın ilerleyen saatinde dönülebiliyordu. Van ve Elazığ’a öğlen gidip ertesi gün öğlen dönülüyordu, yani bir gece konaklamak gerekiyordu. Plan yapmadan biletlerimi aldım. Bilet öyle ucuzdu ki, işim çıksa biletimi yakabilirdim.

UÇAKTA İSTEDİĞİM YERE OTURDUM

İlk gezide tereddütlüydüm: 10 TL’lik bilete farklı muamele yapılabilir, uçağın en izbe, dar koltuğunda uçmaya zorlanabilirdim. Cam kenarında, istediğim koltuğa oturdum. Farkettim ki, havayolu şirketlerinin ücretsiz otopark hizmeti de varmış. Otoparka 40 TL vermek gerekmiyormuş. Harika... Tek sorun cumartesi gün ağarmadan kalkıp, havaalanına gitmek... Aralıkta Adana ile başladım. Ardından Van, Elazığ, Gaziantep geldi. Gelecek aylar için Mardin, Şanlıurfa ve Antakya’ya 40 ila 60 TL’lik biletler buldum. Bu durumda bile gidiş dönüş gezinin maliyeti en fazla 120 TL. Yani günübirlik harika bir şehir keşfi için, maksimum 200 TL yetiyor.
Yola çıkmadan internetten bilgi topluyorum, Google’dan çok detaylı harita çıkışı alıyorum, yürüyüş rotamı, yemek için uğrayacağım restoranı belirliyorum. Gittiğim şehirde hiç sormadan, her yeri elimle koymuş gibi buluyorum. Ocak başında Van’a giderken, hava koşulları nedeniyle dönememekten korkmuştum. İstanbul otobüsle 24 saat sürüyordu. Hiçbir sorun yaşamadım.

TUR BEDAVA KEBAP 16 TL

Fırsatçı gezgin olarak, ilk seferimi kış başında Adana’ya yapmıştım. Şehri yıllar önce görmüştüm, son halini merak ediyordum. Saat 06.00 uçağıyla İstanbul’dan ayrıldım. Adana Havaalanı, şehre 3,5 kilometre uzakta. Saat 07.30’da Adanalılar işlerine koşarken, ben belimde adım ölçerim, sırtımda çantamla yoldayım. Hedefim, önce eski Adana’yı keşfetmek: Saat kulesi, eski çarşı, Ulucami ve ardından Seyhan Nehri kıyısı, Taşköprü. Sonra simgesel anlamlar yüklenen Sabancı Camii ve Galeria’nın gerisindeki zengin mahallesini turlayacağım. Gezimin ilk bölümü Fatih Terim’in de gittiği Kebap 52’de noktalanacak.
Google Maps’den aldığım harita ve uydu görüntüleri beni yanıltmıyor. Hiç yol sormadan Saat 12.30’da feci acıkmış halde kebapçıdayım. O saate kadar tek kuruş harcamış değilim. Karnımı güzelce doyurup, 16 TL’lik hesabı ödeyip Seyhan Nehri boyunca yürüyüşüme başlıyorum. Hedefim baraj gölü.

45 KİLOMETRE YÜRÜMÜŞÜM

Seyhan’ın kenarında harika yürüyüş yolları, parklar var. Tanıştığım bir Adanalı, doğduğum Eskişehir’deki Porsuk’la karşılaştırıyor burayı. “Orada nehrin kenarında evler var, daha şenlikli; Seyhan’ımız kırsal” diyor. Bu fikre hiç katılmıyorum. Şehre nefes alma alanı yaratılmış. Baktım, nehir kıyısında çok sayıda kişi yürüyor, spor yapıyor, dinleniyor. Ben Seyhan’ın kırsallığını daha çok sevdim. Uzun bir yürüyüşle Seyhan Baraj Gölü’ne ulaşıyorum. Yahu, burası ne harika bir yer olmuş! En sevdiğim yürüyüş rotam Caddebostan sahiline benzemiş. Nefis yürüme parkurları, yeme - içme mekanları; görülmeye değer bir manzara. Gölü, deyim yerindeyse “ağzı açık ayran budalası gibi” turladım. Yoruldum mu? Evet... Pedometreme göre, 35 kilometreyi bulmuşum. Dönüş uçağına 4 saatim var. Ne yapsam? Aynı yolu yürüyerek dönmeye karar veriyorum. Gün batarken, nefis bir Adana akşamını içime sindirerek Galleria’nın bulunduğu bölgeye ulaşıyorum. Kesmiyor... Havaalanı yolundaki tatlıcıdan aldığım enerjiyle devam ediyorum. Havaalanına geldiğimde pedometrem 45 kilometreyi gösteriyor! Yorgun, ama mutluyum. Uzun yürüyüşte düşünmüş, içimdeki pek çok meseleyi halletmiş, gelecek hayalleri kurmuşum.
Bu kadar yorulmanın bir ajantajı da, 40’ımdan sonra yaşamaya başladığım uçak korkusuna iyi gelmesi. Giderken keşif heyecanı, dönerken zihnimdeki dinlenmişlik bu korkuyu ortadan kaldırıyor. Peki hiç sorun çıkmıyor mu? Çıkıyor. Mesela kendinizin fotoğrafını çekemiyorsunuz. Başkasından istemek şık kaçmıyor, zaman ayarını kullanmak isteseniz fotoğraf makinesini koyacak yer bulamıyorsunuz. Bu gezileri tüm arkadaşlarıma anlattığım için bahar turlarımda yalnız olmayacağım. Fotoğraf problemim de böylece çözülecek...

EN SEVDİĞİ BEŞ YER
İstanbul, St. Petersburg, Eskişehir, Selanik, Paris

Seyahatte ne okur
Hap gibi bilgi veren kitaplar

nerede kalır
Temiz, küçük otelerde

ne giyer:
Clarks ayakkabı, kot pantolon, ütü istemez gömlek, yağmur kesen şapka

ne yer ne içer:
Yerel lezzetler

neyle seyahat eder:
Uçak

gittiği yerden ne alır
Gıda maddeleri

False