GeriUğur CEBECİ 1998’de kazalar azaldı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

1998’de kazalar azaldı

Uğur CEBECİ

Henüz kesin raporlar yayınlanmasa da 1998 yılında ölümle sonuçlanan 37 uçak kazası meydana geldi. Bu kazalarda bin 281 kişi hayatını kaybetti. Kaza sayısı açısından 1998, geçtiğimiz yıllara göre orta sıralarda yer aldı. Ama ölü sayısının azalması ciddi bir gelişme olarak ortaya çıktı. Gelecek yıllar için büyük umut verdi.

Geniş gövdeli, daha fazla koltuklu uçakların sayısal artışlarına rağmen kazalardaki can kaybının azalması, imalatçıların son yıllarda kusursuz uçak yapmalarına, iyi testlerine, pilotların, hava trafik kontrolörlerinin eğitim seviyelerinin giderek yükselmesine bağlandı.

YILIN KAZALARI

Yıla damgasını vuran kaza Swissair'in New York-Cenevre seferini yapan MD-11 uçağının Atlantik Okyanusu üzerinde Halifax açıklarında düşmesiydi. Kazada 14'ü mürettebat olmak üzere toplam 229 kişi hayatını kaybetti. Araştırmalar, Kanada Sivil Havacılık Otoritesi, üretici firma Boeing ve Swissair tarafından ortaklaşa sürdürülüyor. Şu ana kadar enkazın önemli bir bölümü Okyanus'dan çıkarılarak Halifax'da biraraya getirildi. Son bulgulara göre yangın kokpiti çevreleyen kablolarda başlamış ve uçağın ön tarafını sarmıştı. MD-11’in burun tarafından çıkartılan parçalar üzerinde yapılan testlerde, burnun üst tarafındaki parçalarda ısının 572 dereceye kadar çıktığı saptandı. Yangının, kabindeki elektronik cihaz ve video sistemine giden kablolarda başladığı tahmin ediliyor.

SİS VE YAĞMUR

1998'deki en büyük ikinci uçak kazası 16 Şubat'ta Tayvan'da meydana geldi. Çin Havayolları'na ait Airbus A300-600 tipi uçak, 14 mürettebat ve 196 yolcusuyla Taipei Chiang Kai Shek Havalimanı'na inmek üzere yaklaşmaya başladı. Sis ve yağmur nedeniyle pisti göremeyen pilot, yaklaşma hattının 300 metre üzerinde olduğunu anlayınca pas geçerek tekrar inmek istedi. Yükselirken uçağın burnunu fazla kaldıran pilot, kontrolü kaybetti. Çakılan A300-600 tipi uçaktan kurtulan olmadı.

DAĞA ÇAKILDI

Bir başka büyük kaza ise Filipinler'de yaşandı. Cebu Pacific Air'a ait DC-9-32 tipi yolcu uçağı, 5 mürettebat ve 99 yolcusuyla Balatucan Dağı'na çakıldı. Olayda 104 kişi hayatını kaybetti. Kaza nedeni, meteorolojik şartların etkisiyle uçakta kontrol kaybı olarak açıklandı.

Üçüncü PAS

Yılın son büyük kazası ise Tayland'da Surat Thani Havalimanı'nda oldu. Thai Havayolları'na ait Airbus A310-200 tipi uçak, üçüncü iniş denemesinde kulenin 700 metre yakınında süratsiz kaldı ve sola doğru dönüşle çakıldı. Yapılan araştırma sonrasında pistin ışıklarının yanmadığı ortaya çıktı. Ayrıca havalimanına 6 ay önce takılan Aletli İniş Sistemi (ILS) konusunda da bazı şüpheler doğdu. Uzmanlar meteorolojik şartlar ve ayar yetersizlikleri nedeniyle ILS sinyallerinin saparak pilotu şaşırttığını tahmin ediyorlar. Kazada 101 kişi hayatını kaybetti. 45 kişi kurtuldu.

Hatalar çıktı

Kazalar yeni araştırmaları da yanında getirdi. Uçaklarda kullanılan kablolar ve yakıt depoları ile ilgili bu yıl detaylı araştırmalar yapıldı. Mayıs ayında Continental Havayolları'na ait bir B737-200 tipi uçağın yakıt depolarının içinden geçen kablolarda izolasyonların bozulduğu saptandı. Bunun üzerine hemen bir araştırma başlatan Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi FAA, eski nesil olarak adlandırılan B737'nin 100, 200 ve 300 modellerinin uçuşlarını durdurarak gerekli kontrollerin yapılmasını istedi. Aralık ayı içinde de B747'lerle ilgili yapılan kontroller sırasında, uçakların yakıt depolarının tam doldurulmamasına karar verildi. B747'ler bundan sonra uzun menzilli uçuşlarda, en az bir noktaya inerek zorunlu yakıt ikmali gerçekleştirecekler.

Geçen yılın kazaları

13.01.1998 An24 Ariana Afgan Havayolları

Yolcu sayısı: 6 mürettebat+45 yolcu

Ölü sayısı: 51

Yer: Kandahar

Taliban askerlerini taşıyan uçak yaklaşma sırasında yakıtının bitmesi sonucu düştü.

27.01.1998 F-27 Myanma Havayolları

Yolcu sayısı: 4 mürettebat+41 yolcu

Ölü sayısı: 15

Yer: Mynmar

Kalkış sırasında 2 numaralı motoru arıza yapan uçak, yandaki piste inmeye çalışırken banknete çarparak yandı.

02.02.1998 DC-9-32 Cebu Pacific Air

Yolcu sayısı: 5 mürettebat+99 yolcu

Ölü sayısı: 104

Yer: Caga de Oro (Filipinler)

Manila'dan kalkan uçak, seyir sırasında meteorolojik şartlardan dolayı Balatucan Dağı'na çarptı.

16.02.1998 A300-600 Çin Havayolları

Yolcu sayısı: 14 mürettebat+182 yolcu

Ölü sayısı: 196

Yer: Taipei (Tayvan)

pas geçtikten sonra yükseliş sırasında süratsiz kalan uçak çakıldı.

10.03.1998 B707-300 Air Memphis

Yolcu sayısı: 6 mürettebat

Ölü sayısı: 6

Yer: Mombasa (Kenya)

Yaklaşmada alçak kalan kargo uçağı, pist yakınlarına çakıldı.

18.03.1998 Saab 340B Formosa Havayolları

Yolcu Sayısı: 5 mürettebat+8 yolcu

Ölü sayısı: 13

Yer: Hsinchu (Tayvan)

Kokpitteki arızaya rağmen uçuşuna devam eden uçak denize düştü.

19.03.1998 B727-200 Ariana Afgan Havayolları

Yolcu sayısı: 13 mürettabat+32 yolcu

Ölü sayısı: 45

Yer: Charasyab (Afganistan)

Kabil'den kalkan uçak Kandahar'a alçalırken dağa çarptı.

22.03.1998 A320-200 Filipin Havayolları

Yolcu Sayısı: 6 mürettebat+121 yolcu

Ölü sayısı: 3

İnişte tek motoru reverse açamayan uçak, pistten çıkarak sürüklendi. Evlere çarpan uçak, 3 kişinin ölümüne neden oldu.

20.04.1998 B727-200 TAME

Yolcu sayısı: 10 mürettebat+43 yolcu

Ölü sayısı: 53

Yer: Bogota (Kolombiya)

Kalkıştan sonra sağa dönmesi gereken uçak yoluna devam etti. Ve dağa çarptı.

05.05.1998 B737-200 Occidental Hetroleum

Yolcu sayısı: 8 mürettebat+79 yolcu

Ölü sayısı: 75

Yer: Andoas (Peru)

Muhtemelen uçak kötü hava nedeniyle çakıldı. Araştırmalar sürüyor.

26.05.1998 Yunshuji Y-12 Mongolya Havayolları

Yolcu sayısı: 2 pilot+26 yolcu

Ölü sayısı: 28

Yer: Erdenet (Mongolya)

Fazla yolcu alan uçak kalkıştan 13 dakika sonra dağa çakıldı.

18.06.1998 SA.226TC Metro 2 Propair

Yolcu sayısı: 2 mürettebat+9 yolcu

Ölü sayısı: 11

Yer: Montreal Mirabel (Kanada)

Pilotlar motor arızası nedeniyle mecburi iniş için alçalırken sol kanatı infilak ederek uçaktan ayrıldı.

17. 17.07.1998 Il-76 Ukranie Transport Co.

Yolcu sayısı: 9 mürettebat+1 yolcu

Ölü sayısı: 10

Yer: Asmara (Bulgaristan)

Asmara'daki piste 7 kilometre kala bilinmeyen bir nedenden düştü.

19. 30.07.1998 Dornier 228 Air Allience

Yolcu Sayısı: 3 mürettebat+3 yolcu

Ölü sayısı: 6

Yer: Cochin (Hindistan)

Motor arızası bildirilen uçak askeri tesisin üzerine düştü.

30.07.1998 Beechcraft 1900D Proteus Air

Yolcu sayısı: 2 mürettebat+14 yolcu

Ölü sayısı: 16+1

Yer: Lyon (Fransa)

Cessna 177 tipi tek motorlu uçakla havada çarpışan yolcu uçağı denize çakıldı.

21.08.1998 DHC-6 Lumbini Airways

Yolcu sayısı: 3 mürettebat+15 yolcu

Ölü sayısı: 18

Yer: Ghorepani (Nepal)

Seyir sırasında uçak bilinmeyen bir nedenden dolayı düştü.

24.08.1998 F-27 Mynmar Airways

Yolcu Sayısı: 3 mürettebat+36 yolcu

Ölü sayısı: 39

Yer: Mynmar

Seyir sırasında Payakha Dağı'na çakıldı.

29.08.1998 Tu-154 Cubana

Yolcu sayısı: 14 mürettebat+76 yolcu

Ölü sayısı: 71

Yer: Quito-Mariscal Sucre (Ekvator)

Aşırı yüklenen uçak kalktıktan sonra irtifa alamadı ve köyün üzerine düştü. Köyde 10 kişi hayatını kaybetti.

02.09.1998 MD-11 Swissair

Yolcu sayısı: 14 mürettebat+215 yolcu

Ölü sayısı: 229

Yer: Halifax (Kanada)

New York JFK'den kalkan uçak kablo yangını nedeniyle Halifax'a inmek istedi. Uçak yakıt boşaltma sırasında okyanusa düştü.

25.09.1998 BAe146-100 Paukn Air

Yolcu sayısı: 4 mürettebat+ 34 yolcu

Ölü sayısı: 38

Yer: Boumahfouda (Fas)

Yaklaşma sırasında uçak Cabo de Tres tepesine çarptı.

30.09.1998 An24 Lion Air

Yolcu sayısı: 7 mürettebat+48 yolcu

Ölü sayısı: 55

Yer: Manmar (Sri Lanka)

Uçağın ayrılıkçı

gerillalar tarafından düşürüldüğü tahmin ediliyor.

10.10.1998 B727 Lignes Aeriennes

Yolcu sayısı: 3 mürettebat+ 38 yolcu

Ölü sayısı: 41

Yer: Kindu (Zaire)

Uçak kalkışından 3 dakika sonra gerillalar tarafından vuruldu.

01.11.1998 DC-3

Yolcu sayısı: 2 mürettebat+16 yolcu

Ölü sayısı: 11

Yer: Quezaltenango (Guatemala)

Alçalmaya geçen uçak meteorolojik şartlardan dolayı dağa çakıldı.

11.11.1998 An12 Sakha Avia

Yolcu sayısı: 7 mürettebat+6 yolcu

Ölü sayısı: 13

Yer: Krasnoyarsk

Kalkıştan 4 dakika sonra kötü hava şartları nedeniyle düştü.

11.12.1998 A310-200 Thai Airlines

Yolcu sayısı: 8 mürettebat+138

Ölü sayısı: 101

Yer: Surat Thani

Uçak havalimanına 3'üncü pas geçişi sonrası süratsiz kalarak düştü.

Güvenli uçtuk

Geçtiğimiz yıla, Samsun'daki uçak kazası ile başladık. Ocak ayında THY'nin RJ 100 tipi uçağı pistin dışına çıktı. Çok şükür can kaybı olmadı. Bir demet hata ve ihmalin oluşturduğu kazanın içeriği uluslararası kuruluşlarca dünyaya Hürriyet-Kokpit sayfası kaynaklı sunuldu. Keşke olmasaydı. Ama bir dizi ciddi ders aldık. Pişmanlıklar tecrübelere eklendi.

Sonraki günlerden birinde, İstanbul Havayolları’nın B737 uçağı pist dışına çıktı. Yağmurlu bir günde olan kazada da kimsenin burnu kanamadı. İki kazanın dışında üç uçak kaçırma olayı yaşadık. Birinde Adana'dan kalkan uçaktaki terörist bozuntusunu, yolcular etkisiz hale getirdi. Ciddi bir hata, facia olmadan önlendi. Allahtan terörist bozuntusunun bir yardımcısı uçakta yoktu. Bu olayda uluslararası kuralları hançerledik. Yine Adana'dan kaçırılıp Sofya diye Ankara Esenboğa Havalimanı’na indirilen uçakta da özel tim elinde bomba ve silah olan teröristi vurdu. Ama bu olayda 10-15 el ateş edilmişti. Büyük başarı gibi gösterilen operasyonda şükürler olsun pilotumuz sağ kurtuldu. O kadar çok kurşuna gerek var mıydı? Olayın akışı doğru, operasyonun icrası tümüyle hatalıydı. Umarım alınan ders, uçak içinde operasyon konusunda ciddi bir eğitimin parçası olur...

*

Fransız AOM'a ait MD83 uçağı Antalya Havalimanı’na zorunlu iniş yaptı. Kalkışta fırlayan lastik motora girdi. Pilot marş söyleyerek yolcuları sağ sağlim indirdi. İstanbul Atatürk Havalimanı’nda Air Liberte'ye ait DC-10 pistten çıktı. Bir Tarom uçağında motor yangını oldu. Hepsi atlatıldı. Ama yılın sonuna doğru Doğuş Grubu’na ait Kingair 350 uçağı Atatürk Havalimanı’nda, Antalya için kalkıştan 67 saniye sonra aprona çakıldı. İki pilotumuz öldü. Onları rahmetle anıyorum. Kaza nedeni rudder yani dümen kitlenmesi görünüyordu. Uçak bu kitlenmeyi daha önce de yapmıştı. Ama bu kez arıza süratsiz ve irtifasız bir zamanda yakaladı. Pilotlardan biri bu uçakta sadece dört saat uçmuştu. Talihsizlik erken geldi. Keşke yaşasalar ve çok yıllar uçsalardı.

Askeri pilotlarımızdan da kayıplar verdik. Bizim güvenliğimiz için öldüler. Onların hakkını ödememiz mümkün değil. Şehitlik rütbesi ile yaşayacaklar.

*

1998 yılında dünyada yaşanan büyük uçak kazaları ne yazık ki uçuş korkumuzu arttırdı. Dünyanın iyi ve güvenilir havayolu şirketlerinden Swissair'in MD-11 uçağının Kanada açıklarında denize çakılması, şirketin hiç haketmediği, yaşamaması gereken bir olaydı. Ama oldu.

1999, umarım hiç kazasız bir yıl olur. Korkularımız azalır. Dünyanın en güvenilir ulaşım aracı uçaklara, gönül rahatlığı ile bineriz. Ve gökyüzünün keyfini çıkarırız.

X

10 bin uçak hâlâ yerde

Birçok havayolu her gün yeni uçuşlarla ilgili açıklama yapıyor. Ama bu arada başka uçuşları da iptal etmek zorunda kalıyorlar. Tek koridorlu uçaklar daha fazla uçarken geniş gövdeli uzun menzilli uçakların çoğu yerde. Şu anda dünya çapında 10 binden fazla uçak yerde.

Havayolu şirketleri ne yapacaklarını bilemez halde. Tam uçuşa başlıyorlar, bakıyorsunuz değil bir hafta sonra ertesi gün o uçuş yasaklanıyor. Şu anda dünya çapında 10 binden fazla uçak yerde. Uçmuyorlar. Ama bakımları yapılıyor. Zaman zaman değiştirilerek uçuruluyor. 2019 yılında uçan uçakların ancak yüzde 61’i uçuşlarını yapıyor. Bu oran sık sık düşüyor ama artmıyor. Belki yaz aylarında biraz daha artış olabileceği düşünülüyor ama daha uzun süre yerde kalan uçak sayısı azalacağa benzemiyor. Şirketler yerde kalan uçaklarını daha fazla yerde tutup bir bozulma olmaması ve uçuşa elverişlilikleri kaybetmemek için de avuç dolusu bakım parası harcıyorlar.



ZOR DURUMDALAR

Şu sıralarda dünyada toplam uçan uçak sayısı günlük oynamalar göz ardı edilirse toplam 21 bin civarında. Yapılan son araştırmalara göre Kuzey Amerika Merkezli Havayolu şirketlerinin 2 bin 937 uçağı yerde park pozisyonunda bekliyor. Avrupada 3 bin 500’den fazla uçak yerde ve bunların büyük bölümü geniş gövdeli, çift koridorlu, uzun menzilli uçaklar. Güney Amerika’da yerde duran uçak sayısı 650, Ortadoğu ve Afrikada ise bu sayı bin 100 civarında. Asya-Pasifik Bölgesinde ise 2 binden fazla uçak uçmuyor. Geniş gövdeli uzun menzilli uçakların yerde kalmasından sonra uçuşları yoğunlaşan dar gövdeli uçakların lideri ise Airbus’un 320 ailesi uçakları oldu. Filosunda ağırlıklı olarak geniş gövdeli uçaklar bulunan havayolu şirketleri ise gerçekten çok zor durumda. Bu tür havayolları, özellikle Asya-Pasifik ülkelerindeki şirketlerin hala filolarının yarısından fazla yerde.

İÇ HATTIN FAYDALARI

Yazının Devamını Oku

Yükselen taleple bilet fiyatları da artacak

Özellikle temmuz ayına doğru yolculuklarda ciddi artışlar bekleniyor. Pandeminin büyük baskısı altında ezilen havayolu şirketleri de fiyatlarını arttırmanın peşine düştü. Daha şimdiden Amerika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde uçak bilet fiyatlarında yüzde 7’lik bir artış gözleniyor. Elbette yolcu arttıkça önce bilet fiyatları, ardından otel fiyatları yükselmeye başladı.

Önümüzdeki aylarda pandemi istenilen derecede yavaşlamasa da havayolu yolculuğunda ciddi artışlar yaşanacak. Hele de ülkelerin aşılama sayılarında hızlı bir yükseliş olursa daha fazla kişi seyahat için harekete geçecek. İşin doğasında var. Uçuş isteği arttıkça fiyatlarda artacak. Şimdiden temmuz ayı için birçok havayolu şirketi önceden ilan ettiği düşük fiyatlardan vazgeçiyor. Uçaklardaki ucuz biletle alınabilecek koltuk sayısı azaltılıyor. Seyahat ücretleri artıyor. Ve artmaya devam edecek. Uçakları, oteller, oto kiralama gibi birçok şirket izleyecek.



ŞİRKETLER DİRENECEK

Bastırılmış seyahat kısıtlamaları daha önceden tatil programı yapmayanları bile harekete geçiriyor. Aylardır zamanın büyük kısmını evlerinde geçirenler, uçak yolculuğu yapmayanlar şimdiden rezervasyon için harekete geçtiler. Pandemi boyunca en güvenilir yolculuğun havayolu yolculuğu olması ve bunun dünyada iyi anlatılması da sistemin hızlı harekete geçme şansı bulmasını sağladı. Öyle 29.99 dolarlık biletleri bence unutun. İlan edilse bile kısa sürede bu fiyattan satışların bittiği duyuruları ile karşılaşacaksınız. Havayolları, havalimanları, seyahat acentaları gibi kuruluşlar milyarlarca liralık zararın altından kalkmak, yeniden iflasla burun buruna gelmemek için fiyat artışlarında direnecekler.

ERKEN Mİ ALINMALI?

Yazının Devamını Oku

Başkanın sigortası

Geçen hafta THY’nin yeniden yönetim ve icra kurulu başkanı seçilen İlker Aycı, 2018’de kargonun yıldız olacağından bahsediyordu. Geçmişte sigortacı olan başkan İlker Aycı, pandemi sürecinde kargo ile şirketin bir tür sigortasını yapmış oldu aslında. Kasadaki nakiti de harcamayarak zor zamanların sigortası için tuttu.

İlk kez yıllar önce İstanbul-San Francisco uçuşunda tanıdım İlker Aycı’yı. Hiperaktif bir insandı. Kendi kendime ‘tamam’ dedim, şirketteki pusuların üzerinden kolayca atlar. Sonra sigorta tecrübesini öğrendim. O zaman da sistemin sigortasını elinde tutacağına inandım. Sonraki zamanlar iyi dost olduk. Fırsat buldukça sohbetler yaptık.



Geçen sürede başına gelmedik kalmadı. Önce Atatürk Havalimanı bombalandı. Olaydan 5-6 saat sonra THY yeniden operasyonlarına başladı. Ardından daha neler neler. Ülkenin içini acıtan olaylar zincirleme yaşandı. Hele bir de İstanbul Havalimanı’na asrın taşınması. Kamuoyunda çuvallayacaklar denildi ancak bir başarı hikâyesi ortaya çıktı. Son nokta pandemi oldu ve havacılık olduğu gibi yere indi.

EN İYİ ANLAŞMA

İlker Aycı, geçen cuma THY’nin yeniden Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı seçildi. 2018 yılında kargonun yıldızlaşacağından bahsediyordu. Eski sigortacı, kargo ile şirketin bir tür sigortasını yaptı. Kasasındaki nakiti harcamadı. Zor zamanların sigortası için tuttu. Devasa ve bağlayıcı yeni uçak alım anlaşmaları yapılmıştı. Kavga etmeden, kırıp dökmeden fabrikalarla anlaştı. Hatta Boeing’le uçuşları yasaklanan 737 MAX’ler konusunda kullanıcı olarak en iyi anlaşmayı yaptı.

Yazının Devamını Oku

Aşı pasaportunu kaptırmayalım

Geçtiğimiz günlerde koronavirüse karşı yapılan aşının ikinci dozunu yaptırdım. Daha aşı odasından yeni çıkmıştım ki, e-Nabız uygulamasına aşı kartım Türkçe ve İngilizce barkodlu olarak geldi. Bence bu dünyadaki en sağlam devlet kontrollü aşı pasaportu olarak kabul edilmeli. Yetkililerin IATA ve Avrupa Birliği nezdinde bu aşı pasaportunu kabul ettirmek için elinden geleni yapması gerekiyor.

Avrupa ülkeleri Çin aşısını aşı pasaportu sınıfına almamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Aşıyı itip kakarken, kullandıkları aşıların birinde ciddi sorunlar da çıktı. Gerçi 5-6 milyon uygulamada bir görülen kan pıhtılaşması gibi sorunların önemsenmeyeceği Dünya Sağlık Örgütü’nce vurgulanıyor. Ama belli ki tartışmalar sürecek. Önemli gelişme, ayırımcılık iddialarına rağmen aşı pasaportu giderek önem kazanıyor. Sanırım belli bir süre içinde iki doz aşı yaptırmış ve üzerinden 14 gün geçmiş kişiler bu pasaportlarla çok daha rahat havayolu yolculukları yapacaklar.



HARİKA ORGANİZASYON

Türkiye hem aşılamada, hem de uygulama öncesi ve sonrasında harika organizasyonlar yaptı. Birebir tanığı oldum. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bana göre bu müthiş organizasyonu ile dünyada işi en ciddi götüren lider kişi. Geçtiğimiz günlerde ikinci doz aşıyı Acıbadem International Hastanesi’nde yaptırdım. Aşı odasından çıktığımda, daha 1 dakika geçmeden e-Nabız uygulamama aşı kartım Türkçe ve İngilizce ve barkod’lu olarak geldi. Bence bu dünyadaki en sağlam, devlet kontrollü aşı pasaportu kimliği olarak kabul edilmeli. Şimdi bakanlık IATA seviyesinde, Avrupa Birliği nezdinde Türk aşı pasaportunu kabul ettirmek için elinden geleni yapmalı. Milyonlarca doz aşı yapıldı ve sonuçları artık bilimsel makalelerin yer aldığı dergilerde olmalı.

AYRIMCILIK BAŞLAYACAK

Yazının Devamını Oku

Tatilcilerin hedefi temmuz ayı

Tatil erken başlamayacak. Yani yurtdışı uçuşlar için ülkelerin bir açılıp bir kapanması tatilcileri de tedirgin etti. Hedefin ağırlıklı olarak temmuz ayı olduğunu görüyoruz. Tabii ki ne olursa olsun asla 2019 sayılarına yaklaşamayacak bir havayolu yolcu hareketi olacak. Turizmde yine yıldız Türkiye üzerinde.

Havacılık dünyasının ünlü turizm ve araştırma şirketi Skyscanner, temmuz ayında tatilcilerin yüzde 66’sının bir haftadan daha uzun bir süre evlerinden uzaklaşmak istediğini ortaya koydu. Yapılan rezervasyonlar izlenerek elde edilen sonuçlara göre bu yaz tatil için bastırılmış talebin en önemli öncelik olduğu ortaya çıktı. En uzun tatil için planlanan ülkelerin ilk sırasında ise Türkiye geliyor. Türkiye’ye seyahatlerin çoğu temmuz ayı için düzenleniyor ve rezervasyon başına ortalama 2.9 yolcu olarak göze çarpıyor. Çoğu rezervasyonun aileler ve gruplar için olduğu gözüküyor. Bir haftadan uzun seyahatler için yapılan rezervasyonların yüzde 76’sı Türkiye’ye. Türkiye, uzun yolculuklarda ilk sırada yer alıyor. Fiyatlar da 2020’ye göre yüzde 27, 2019’a göre yüzde 31 daha düşük.



İSPANYA GÖZDELERDEN

İspanya, tatilciler için kapıların açılış duyurusunun ardından bu yana İngiliz turistlerin en çok rezervason yaptığı destinasyonu. En popüler gidiş tarihi ise ağustos. Seyahatlerin çoğu bir hafta veya daha kısa süre ile planlanıyor. İspanya’daki en çok ziyaret edilen yerler ise Malaga, Palma ve İbiza adaları olacak. Fiyatlar şu anda yaz aylarında 2020’ye göre yüzde 25’e kadar ve 2019 yazına göre yüzde 11’e kadar daha düşük. Bir başka 2021 yaz sıcak noktası ise Yunanistan. Yunanistan’a yapılan rezervasyonların çoğu, ağustos ayında başlayan geziler için. Ortalama fiyatlar 2020 yazına göre yüzde 30 ve 2019’a göre yüzde 11 daha düşük. İtalya’ya 2021 yaz tatili için en popüler zaman temmuz ayı olarak görünüyor. Rezervasyon başına ortalama 2.2 yolcu çiftlerin veya iki arkadaşın bir İtalyan kaçamağı aradığını gösteriyor. Portekiz, gezginler arasında popülaritesini korurken, ailelerin en sevdiği temmuz ayında tatilin en popüler olduğunu kanıtladı. Bu seyahatlerin neredeyse yarısı için bir hafta veya daha kısa süreli rezervasyonlar yapıldı. Portekiz, 2020 yazından yüzde 34 daha ucuz ve 2019’dan yüzde 23 daha düşük fiyatlarla iyi imkân sunuyor.

MEVSİMSELLİK ETKİLİ

Yazının Devamını Oku

Havayolları 2021’i negatif geçirecek

Havayollarının zararları giderek büyüyor. 2021 çok da iyi geçmeyecek. Geride kalan koca bir yılın zararı belki birkaç yıl daha çıkmayacak. İflas eden şirketlerin sayısı da giderek kabarıyor. Bayrak taşıyıcı havayolu şirketlerinin tek umudu devlet destekleri. Ya da çok uzun vadeli krediler. Ama hiçbiri toparlanmayı yeterince hızlandıramayacak.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), havayolu endüstrisinin 2021 boyunca nakit negatif kalmasının beklendiğini gösteren bir analiz yayınladı. Havayollarının 2022’ye kadar nakitte pozitif olması beklenmiyor. 2021’de havayollarının toplam nakit kaybı için tahminler, önceden tahmin edilen 48 milyar dolardan 75 milyar dolara ve sonra yapılan projeksiyonlarla 95 milyar dolara yükseldi. IATA analizinin satır başları şöyle:



İŞTE SENARYOLAR

2021 için zayıf başlangıç: 2021’in ilk yarısının beklenenden daha kötü olacağı açık. Bunun nedeni, hükümetlerin yeni COVID-19 varyantlarına yanıt olarak seyahat kısıtlamalarını sıkılaştırması. Yaz için (temmuz-ağustos) ileri rezervasyonlar şu anda Şubat 2019’daki seviyelerin yüzde 78 altında kalıyor.

İyimser senaryo:

Yazının Devamını Oku

Olan bizim pilotlara oldu

Eski Nissan CEO’su Carlos Ghosn’un, Osaka’dan kaçırılması için kiralanan uçağın kaptanlarının hiçbir şeyden haberleri yoktu. Duruşmalarda bunu defalarca söylediler. İşi organize eden ticaret müdürü de pilotların haberi olmadığını vurguladı. Buna rağmen pilotlar göçmen kaçakçılığından 4 yıl 2’şer ay hapis ve 31 bin 40 lira para cezasına çarptırıldı. Cezalar kesinleşirse pilotlar hiçbir zaman uçamayacak.

Havacılık dünyası ilginç bir davaya tanıklık etti. Hakkında yolsuzluk suçlaması nedeniyle Nissan’ın eski CEO’su Carlos Ghosn Tokyo’daki evinde göz hapsinde tutuluyordu. Bunun için yargılandığı mahkemeye de 18 milyon dolar gibi bir kefalet ücreti yatırılmıştı. CEO bu davanın bitmeyeceğini ve sonunda mahkum olacağını düşünerek Japonya’dan kaçmaya karar verdi. Amerikalı eski özel kuvvetler görevlisini Michael Taylor ve George Antone Zayek’i kaçırma operasyonu için tuttu. Artık onlar mafya tipi işler yapıyorlardı. Bu yaygın bir durumdu.

2 KİŞİ BİNDİ, 3 KİŞİ İNDİ

İşi organize ettiler ve iki Amerikalı MNG grubundan kiralanan TC-TSR tescilli ultra uzun menzilli Global Express XRS uçağına Dubai’den binip Osaka’ya uçtular. Geç saatlerde aynı yolcular benzeri kargolarla tekrar uçağa geldiler. Uçakta iki yolcu vardı. Yanlarındaki müzik ekipmanları olan koca kutu Osaka Kansai Havalimanı handling (yer hizmetleri) şirketi ekiplerince bütün güvenliklerden geçirilerek uçağa yüklendi. Uçak İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık apronuna indiğinde pilotlar ofise çağırıldı ve karanlık bir bölgeye park ettirilen uçaktan inen iki özel kuvvetlerden ayrılmış kişi hemen pasaporta gidip işlemlerini yaptırıp Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’nden ayrıldılar. Uçakta pilotlar ve kabin ekibi yoktu. Uçağa Ticaret Müdürü Okan Kösemen gelip CEO Carlos’u alıp bir başka MNG işletmesindeki TC-RZA yani Reza Zarrab’ın eski uçağına bindirilerek Beyrut’a götürdü. İki kişinin getirildiği uçaktan üç kişi inmişti. Sadece CEO alınıp ikinci uçağa geçirildi. Öyle yapılmasının nedeni, uçağın Osaka-Beyrut uçuşu için uçuş planı doldurması Japon Sivil Havacılığı’nın dikkatini çekebilirdi. Bu yüzden aktarma yapıldı. Savcıda bunu böyle belirtmiş.

TİCARET MÜDÜRÜ YÖNETTİ

Operasyonun uçuş kısmını MNG’nin işine son verdiği Ticaret Müdürü Okan Kösemen yönetti. İddiaya göre o da eşi ve çocuğunu kaçırma tehdidinde bulunan Amerikalıların baskısı ile yapmıştı. Elbette ücretini aldığı da iddia edildi. Ama duruşmalarda hesaplarında rastlanan paraların şirketinin ikramiye olarak verdiği paralar olduğunu söyledi. Toplam 6 ay süren tutuklu yargılamalar sonucu MNG eski Ticaret Müdürü Okan Kösemen, kaptan pilot Noyan Pasin ve ikinci pilot Bahri Kutlu Sömek göçmen kaçakçılığından 4 yıl 2’şer ay hapis ve 31 bin 40 lira para cezasına çarptırıldılar. Elbette istinaf yolu açık. Diğer uçağın ekibi yani kaçağı doğrudan Beyrut’a götüren ekibin tamamı beraat etti. Duruşmalar bittiği için yazıyorum. Gerçi henüz kesin sonuca gidilmedi ama gelinen nokta havacılık hukuku için çok ilginç sorularla dolu.


Yazının Devamını Oku

Dünyayı küçültecek uçak

Hâlâ 10 saatten fazla bir uçuşla İstanbul’dan New York’a gidiliyor. Ama ‘Overture’ dünyadaki bu uzun uçuşlara son verecek. Elbette hemen değil. 2029’da yolcu taşımaya başlayacak olan yeni sessiz süpersonik uçak sınırlı sayıda yolcu taşıyacak. Uçak, diğerlerine göre 2 kat daha hızlı yol alacak. 10 saatlik İstanbul-Newyork uçuşu yaklaşık 5 saate düşecek.

Dünyanın en hızlı uçağı gelecek yıl tezgâha konacak. Şirketi ile birlikte tam adı: Boom Overture Supersonic Transport Airliner. Yolcu kapasitesi 65 ile 88 arasında değişiyor. Kalem gibi bir uçak, 60 metreden biraz daha fazla uzunluğa sahip. 7 bin 868 km öteye uçabiliyor. Saatteki hızı 2.2 Mach. Yani 2 bin 695 km. Şu anda uçtuğumuz bütün ticari havayolu uçaklarının süratinin iki katından da fazla. Örneğin 7 saatlik uçuşla gidilen Singapur-Dubai uçuşu 4 saate düşecek. İstanbul-New York uçuşu da 10 saat yerine yaklaşık 5 saat gibi olacak. Overture, süpersonik uçuşta kalıcı yeni bir çağın ilk yolcu uçağı olacak. Daha hızlı, daha verimli ve sürdürülebilir teknolojiyle Concorde’un mirasını geliştirecek.

ÇOK YÜKSEKTEN UÇACAK

Yeni nesil süpersonik yolcu uçağı 60 bin feet yüksekten uçacak. Yani seyir yüksekliği 20 bin metrenin üzerine çıkacak. Oysa yolcu uçaklarının çoğu 10-11 bin metre ya da biraz üzerinde uçarlar. Bazı özel jetler yani business jetler çok daha yükseğe çıkar. Ama hiç birinin uçuş tavanı 20 bin metre değildir. Bu uçakla tepeye çıktığınızda pencereden bakınca Stratosferik görünümler ortaya çıkar. Tavan yüksekliğinde seyir halindeyken yukarıdaki uzayın karanlığını ve aşağıdaki dünyanın eğriliği görülür. Yani dünya portakallaşır.

Geniş pencereleri olan uçağın içi bir hayli gün ışığı da alıyor. Koridorun iki tarafında pencere önlerinde business koltuk olan Booom Overture, özel eğlence sistemlerinin en gelişmişleri ile donatılacak. Uçağın dış yüzeyine konacak çoklu kamera sistemi ile aşağı ya da yukarı bakış seçilerek seyir doyumsuz hale gelecek. 2 pilot ve 5-6 kabin memuru standart uçuşlar için yeterli ekip sayısı olarak açıklandı.



Yazının Devamını Oku

Sağlık pasaportu olmadan rahat yok

Hem koronavirüs test sonuçlarının hem de aşıların yer alacağı güvenilir, onaylanmış sağlık pasaportları olmadan havayolu yolculuğu giderek daha da zorlaşacak. Ama bütün sağlık bilgilerini içeren bir sağlık pasaportu veriler doğru korunabildiği sürece hayatımızı ve elbette yolculuğumuzu büyük ölçüde rahatlatacak.

Aylardır tartışılıyor ‘sağlık pasaportu’ ya da ‘aşı pasaportu’. Aşı pasaportu konusunda şiddetli itirazlar var. Ayırımcılık yapılacağı söyleniyor. Haklı bir yanı var mıdır bilmiyorum. Uzun uzun düşününce evet. Bir ayırımcılık oluyor. Ama sağlık pasaportu olursa, elbette içinde aşılamalarla ilgili tarihlerde yer alacak. Havayolu yolculuğundaki düşüş sürüyor. 2019’a göre yolcu düşüşü birkaç ay öncesi yüzde 61 idi. Şimdilerde bu rakam yüzde 65.9’a yükseldi. Yani uçuşlar artsa bile yolcu sayısı düşüyor. Uçakların doluluk oranları düşüyor. Bu hiç hoş bir durum değil. Havayolları arasında yeni iflasları gündeme getiriyor.



TESTLER UZUN SÜRÜYOR

Koronavirüs testlerinin sonuçlarını almak uzun sürüyor. Güvenirlilik azalıyor. Yani uçağa binmeden önce bir test yapılsa ve sonucu 1-2 dakikada çıksa her şey daha hızlı ilerleyecek. Ama şu an yaygın durum bu değil. Sağlık pasaportları ile ilgili geniş bir araştırma yapan Daniel Martinez Garbuno şöyle diyor: “Sağlık pasaportları, seyahat eden halk arasında güveni yeniden kazanmanın bir yolu olarak seyahat endüstrisinin en son gelişmesidir. Muhtemelen sağlık pasaportları, salgın sona erdikten sonra bile seyahat deneyimimizin kalıcı bir parçası olacak. Seyahat endüstrisi, hava bağlantısını yeniden sağlamak için sağlık pasaportlarının kullanılmasını teşvik etmek zorunda. Koronavirüs krizi nedeniyle, birkaç havayolu ve kuruluş farklı sağlık pasaportlarını deniyor. Yakın zamanda, British Airways ve American Airlines Verifly sağlık pasaportunu başlattı. Bu arada, Uluslararası Hava Yolculuğu Birliği (IATA), IATA Seyahat Geçişini tanıtıyor. Aslında, hepsi gezginler için ‘dijital pasaportlardır’. Yolcuların seyahat planlarını varış noktalarının koronavirüs sağlık gereksinimleri ile eşleştirmelerine izin verir ve bu uçuş hareketini hızlandırır.”

MOBİL UYGULAMA

Yazının Devamını Oku

Uzaklara gitmek bu yaz hayal gibi

Yaz aylarında hayat normale döner diye güzel hayaller kuruyoruz. Aşılar her sorunu çözer gibi geliyor ancak durum öyle değil gibi. Belki bir ilaç çıkar ve hızla imal edilirse dünyayı huzura kavuşturabilir. Havacılık sektörü de koronavirüs gölgesi altında bir ileri bir geri gidiyor. Bugün uçuşa açılan ülkeler yarın kapanıyor. Yurtiçi uçuşlarda belki sorun olmayabilir ama uzaklara gitmek bu yaz hayal olacak gibi duruyor.

MAALESEF pek de hoş bir cümle değil ancak bu senenin gerçeği, ‘Bu yazı unutun’. Belki iç hat uçuşlarında ciddi bir sorunla karlılaşılmayabilir ancak uzaklara gitmek bu yaz da hayal olacak. Havayolu şirketleri uçuş programlarını tamamen hayali olarak yapıyorlar. Kesin olarak uçuşa kapalı olan ülkeler için bilet satışları yapılmıyor ama testler şart koşulan birçok ülke için uçuş garantisi verilmeden iyi niyetli satışlar yapılıyor. Ağırlıklı olarak Amerikalı bilim insanlarının sık aralıklarla yaptıkları global uçuş projeksiyonlarında yapılan açıklamalar her seferinde, ‘Aşıya rağmen’ gibi sözcüklerle başlıyor. Kimi uçağa çift maske ile binmenin daha garanti olduğunu söylüyor, kimi ise çift maskenin havaya doyumunu çok düşüreceği için sakıncalı buluyor.

ÜLKELER GÜVENMİYOR

Hem bir ülkeye giderken hem de dönüşte PCR testi isteniyor. Test yaptırmış olsanız bile bazı ülkelere girişinizden itibaren değişik gün sayılarında karantina şartı koyuluyor. Avrupa ülkeleri koydukları kuralları her gün ağırlaştırıyorlar. Oturma izni olanların bile Avrupa’ya uçuşları çeşitli kurallarla zorlaştırılıyor. İnsanlar yurtdışına gittiklerine gideceklerine pişman oluyorlar. Eve dönmek de gerçek bir eziyet haline dönüşebiliyor. Bunun sebebi ise ülkelerin birbirlerine güvenmemesi.

İÇ HAT CAZİP HALDE

Yurtdışında yaşanması muhtemel bu zorluklar sebebiyle iç hat uçuşları yolcular için hala çok cazip. Tatil için şimdiden milyonlarca insan kendi ülkelerinde programlar yapıyorlar. Bu konuda ise en şanslı ülkelerden bir tanesi Türkiye. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde gidecek çok yer var. Gerçi gittiğimiz yerlerde sosyal mesafeyi, hatta hijyen şartlarını hiçe sayıp maskeler fora durumuna da giriyoruz. Havalimanlarında ise sıkı tedbirlere rağmen uçaktan inen yolcular pasaport açıklarında bir anda sosyal mesafeyi sıfıra indiriyorlar ve bulaşıcılığın etkisini de tavana çıkarıyorlar.

SAHTE TEST SONUÇLARI SORUN YARATIYOR

HAVAYOLLARININ durumu giderek zorlaşıyor. Uçuşlarda yolcular maskelerini ekiplerin müdahalesi korkusu ile çıkartmasalar da ülkelere girişlerde istenen test sonuçlarına dahi kuşkulu bakılıyor. Bunun sebebi ise sahte test sonuçları. Sahtekârların hazırladığı sahte test sonucu belgelerinin havada uçuşması sebebiyle gidilen ülkelerdeki kontrollerden geçişler giderek zorlaşıyor. Ülke girişlerinde her belgeyi titizlikle incelemek de ciddi zaman aldığı için pek mümkün değil. Sonuç olarak, başka ülkelere, uzak diyarlara uçmayı bu yaz unutacağız gibi görünüyor. Programlarınızı buna göre yapın. Birkaç ucuz bilete kanıp şimdiden yapacağınız yaz programları tatillerinizi iki kat daha fazla rezil edebilir.

Yazının Devamını Oku

Havayolları geleceği satıyor

Koronavirüs salgını yavaşlamak yerine bölge bölge gücünü arttırıyor. Bulaşıcılık beklenenden farklılıklar gösteriyor. Havayolu şirketleri önlerini hâlâ göremiyorlar. Değişik pazarlama modelleri üretmeye çalışıyorlar. Tek amaçları doğal olarak kasalarına nakit para koyabilmek. Uçakların kiraları, personel giderleri başta olmak üzere çok değişik ödemelerde zorlanıyorlar. Bu yüzden ileriye dönük bilet satışlarını hızlandırıyorlar.

Durum hiç iç açıcı değil. Salgın şeklini, biçimini değiştirerek artıyor, yaygınlaşıyor. Her hafta bir ülkenin kapılarını kapattıkları haberleri geliyor. Salgının beklenmedik yaşlarda da görüldüğü ihbarları çoğalıyor. Ülkelerin sağlık bilim otoriteleri kararlarında sürekli değişiklikler yapmak zorunda kalıyorlar. Kısıtlamalar artıyor, toplumsal tepkilerde çoğalıyor.

Havayolu şirketleri uzun süredir içinde kıvrandıkları durumdan çıkmayı hedefleyemiyorlar. Geçici tedbirlerle yollarına devam ediyorlar. Kimi zaman uçulan hatlar iptal ediliyor, kimi zaman uçaklar yüzde 30-40 gibi maliyetleri kurtarmayan yolcu dolulukları ile uçuyorlar. Havayollarının toplam zararı 118 milyar doları çoktan aştı. Yolcu kaybı bir türlü durmuyor. Nakit zorunluluğu artıyor. Bu yüzden birçok havayolu şirketi, bu yazı geçtik, gelecek sonbaharı, kışı kurtarmak için kampanyalarla uzun vadeli bilet satışlarına başladılar. 2022 yazını bile kampanyalara katan şirketler var. Bilet fiyatlarını sadece Business sınıfında yükselten şirketler ekonomi sınıfında ise indirimler yapıyorlar.



KÂRLI GÖRÜNÜYOR

Bu durum geleceğin yolcuları için de fırsatlar yaratıyor. Tabii çok uzun vadeli seyahat planlamaları yapanlar için kârlı görünüyor. 1 Euro’dan başlayıp 29.90 gibi fiyatlara satılan uçak biletlerinin sayıları da arttırılıyor. Genellikle kampanyalarda dış hat uçuşlarından nakit sağlamak hedefleniyor. Çünkü birçok ülkede iç hat uçuşlarında sabit tutulan bilet fiyatları ile giderek artan bir hareketlilik sağlandı. Dış hatlarda her gün ortaya çıkan yeni kurallar, koronavirüs testlerinin karşılıklı arttırılması gibi nedenler yolcuyu ürkütüyor. Uzaklara gitme planlarından hızla vazgeçiliyor. Bu durum uçak tiplerini de etkilemeye başladı. Geniş gövdeli, çift koridorlu, uzun menzilli uçaklara olan ilgili de azalıyor.

Yazının Devamını Oku

Gökyüzünü SAJF kurtaracak

Pandemi nedeniyle uçak seferleri hâlâ çok az. Hiç uçulmadığı günler bile oldu. Gökyüzü belki de gerçekten bir nefes aldı. Oksijenine doydu. Ama 2019 yılına baktığımızda milyonlarca uçak seferi ile karbon emisyonu neredeyse tepeler yaratıyordu. Yukarısı kirleniyor. Geçici çözüm SAJF. Bir tür atık karışımı. Horul horul yakılan jet yakıtı kerosen içine katılıyor.

Elektrikli otomobiller yeryüzünün kirliliğinin çehresini değiştirecek. Hele büyük kentlerde egzoz dumanı ve çıkan kurşun hepimizin yaşamına giriyor. Metaller vücudumuza saplanıyor. Ama şimdi çok ağır olsa da elektrikli otomobiller yeryüzündeki büyüyen felaketi değiştirecekler. Avrupa ve Amerika da elektrikli otomobil kullanımı katlanarak artıyor.



EN AZ 7-8 YILI VAR

Bizde henüz çok ağır. Şarj istasyonları dahil sistemin birçok eksiği var. İnsanlar hala dizel otomobiller alıyorlar. Bizdeki değişimin nereden baksanız 7-8 yılı var. Tümüyle değil tabii. Elektrikli uçaklar gökyüzüne de çıktı. Ama sayıları az. Menzilleri düşük. Hala pil sanayii ya da bataryalar yeterince uzun enerji vermiyorlar.

BU İŞİN ÇÖZÜMÜ NE?

Yazının Devamını Oku

Terminallerin güçlü kadınları

Türkiye’nin önemli havalimanlarının yönetimi kadınlara emanet. İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes ve Bodrum-Milas havalimanları TAV Genel Havacılık tarafından yönetiliyor. Genel Havacılık’ın başında ise Berrin Yer bulunuyor. Ankara Esenboğa ve Milas-Bodrum havalimanları da kadınlara emanet. Ankara’nın başında Nuray Demirer, Bodrum’da ise İclal Kayaoğlu var.

Pandemi nedeniyle uzak düşsek de, telefonda çok hoş sohbetler yaparız Sani Şener’le. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Şener büyük çalışan ordusunda her zaman kadın yöneticilere gözünü kırpmadan büyük sorumluluklar vermiştir. Diyor ki, “TAV’da her zaman doğru koltuklara doğru insanları oturttuk. Nüfusun yüzde 50’si kadın. Bu yüzde 50’den yararlanmayan hiçbir ülkenin veya şirketin başarıya ulaşabileceğine inanmıyorum.”



PARA AKIŞININ BAŞINDA

Geçen hafta konuşurken şirketin bütün para akışının başına 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde mezun olmuş, Burcu Geriş’i getirdiğini anlattı. London Business School ve Columbia Business School’dan MBA derecesi alan Geriş henüz 2005 yılında şirkete katılmış. TAV Havalimanları Holding bünyesine 2005 yılında katılan Geriş, şirketin Proje ve Yapılandırılmış Finansman Bölümü’nün başında yer almış. 2012 yılında şirketin CFO’su ve Başkan yardımcısı olmuş. 2015 yılında Dünya Ekonomik Forumu tarafından Genç Küresel Lider unvanına ve 2013 yılında Women’s Forum tarafından Rising Talent unvanına lâyık görülmüş. Thomson Extel’in Avrupa Yatırımcı İlişkileri Anketinde 2015 ve 2018 yıllarında Türkiye’nin En İyi CFO’su seçilmiş. Daha uzun bir başarı hikâyesi var.

Yazının Devamını Oku

250 milyon dolarlık aşı kargo pazarı

Daha aşılar gün yüzüne çıkmadan hava kargo şirketleri çalışmaya başladılar. Taşıma şekilleri, soğuk zincirdeki özel değerler hepsi gözden geçirildi. Yol gösterici, büyük havacılık otoritesi IATA başlangıçta yanlış hesaplarla pazarın büyüklüğünü çok daha fazla gösterdi. Ama sonunda pazarın yıllık büyüklüğü aşılar devreye girince ortaya çıktı: 250 milyon dolar.

Dünyanın en önemli Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) salgın ile birlikte muhtemel aşıların nasıl taşınacağını ve işin hacmini belirlemeye çalıştı. Yeni nesil aşıların beklenenden çok daha fazla soğukta taşınmaları gerektiği ortaya çıkınca bu iş için en az 8 bin adet jumbo uçak kargoluk bir taşıma gerekeceği ilan edildi. Her uçağın 100 ton kargo alacağı hesaplandığında 80 bin tonluk kıymetli kargo hesap edildi. Ancak bu gerçeği yansıtmadı.

50 BİN TON

Bugün dünyada 80’den fazla, faz 3 çalışması başlamış koronavirüs aşısı var. Bunlardan kabul görenlerin sayılı 4-5’i geçmiyor. Ama şimdilik. Böyle bakıldığında, imal hızı da hesaplandığında yıllık 50 bin tonluk bir aşı kargosu ortaya çıktı. Bu da ortalama kilosu 4-5 dolardan 250 milyon dolarlık bir pazar oluşturdu.

YARIŞA GİRDİLER

Havayolu kargo şirketleri bu taşımadan pay alabilmek için elbette bir yarış içine girdiler. Aşı taşımanın başlangıçta soğuk zincir şartlarını çok zorlayacağı sanıldı. Özellikle Pfizer-Biontech aşısının -70 derecede saklanması ortaya çıkınca soğuk konteynerlerin beslenmesi ciddi sorun yarattı. Ama Pfizer bu arada Cool Box (Soğuk Kutu) oluşturdu ve aşıların çok daha sağlıklı ve kolay taşınmasını sağladı. Geleneksel üretimdeki aşılar, örneğin Çin aşıları için böyle bir sorun çıkmadı. Soğuk zincir aralığı çok düşüktü. Böylece nakli daha kolay oldu. Birçok havayolu kargo uçakları yerine zaten pandemi nedeniyle yerde bekleyen yolcu uçaklarını da kullandılar.


Yazının Devamını Oku

Havacılar aşıda öncelik istiyor

Sağlık personelleri gibi havacılık işkolunda çalışanlar da öncelikle aşı olmak istiyorlar. Her gün dünyanın bir yerine uçan pilotlar, kabin ekipleri dışında da operasyonlara bizzat katılan havacılar aşılanmanın gecikmesi halinde yaptıkları işin daha da ürkütücü olacağını düşünüyorlar.

Salgının en şiddetli olduğu ülkelere uçtular. Herkesten daha fazla virüsten etkilenme ihtimalleri oldu. Ve bu durum sürüyor. Operasyonlara bizzat katılan havacılık personelleri öncelikle aşılanmak istiyorlar…Bütün dünyadan bu istek yükseliyor. Kargoda yüklemeden sorumlu Loadmaster’lar, teknisyenler, havalimanı çalışanları, ikram şirketlerinin kamyonlarını kullananlar, yer hizmetleri personelleri ve hava trafik görevlilerine kadar on binlerce belki de yüzbinlerce personel sürekli virüsle teğet geçerek ya da geçmeyerek yaşıyorlar.



RİSKİN GÖBEĞİ

Sonuna kadar haklılar. Üstelik havalimanları, COVID-19 ile mücadelede küresel aşı ve ekipman dağıtım zincirinin kilit merkezleri. Operasyonel havalimanı personeli, büyük miktarlarda aşıların hızlı ve güvenli bir şekilde teslim edilmesini kolaylaştırmak için çok sayıda paydaşla etkileşimde bulunuyorlar. Örneğin THY uçakları Pekin’den şu sıralar aşıları taşıyorlar. Çin’in başkentinde korona yeniden hortladı. Üstelik yüklemenin yapıldığı Pekin Gümrüğü bir ara geçici olarak kapatıldı. Oraya uçan ekipler gerçek bir riskin göbeğine düştüler.

ZARAR ZATEN ÇOK BÜYÜK

Yazının Devamını Oku

İkramda yeni dünya devi DO&CO

DO&CO havayolu ikramı pazarında Avrupa’dan sonra şimdi de Amerika kıtasında üst kalite marka olarak liderliğini ilan etti. Bin 380 uçaklık filosu ve büyük geliri ile bilinen Amerikan Delta Havayolları büyük anlaşmaya dijital platformda imza attı. Kıran kırana rekabetin yaşandığı ABD pazarında ikramdan aslan payını kapmak kolay değildi. Diğer oyuncular şaşkınlıklarını hâlâ üzerlerinden atamadılar. DO&CO’nun güçlü silahı yine ‘taze yemek’ bütün yolları açmıştı.

Pandemi öncesiydi. Karşı şirketin adını vermeyeceğim. Gizlilik terbiyesine ters düşer. Ama dünyanın en büyük havayolu ikram şirketinin lider kadrosu şirket satışı için Attila Doğudan ile pazarlığa oturdular. Bazen iki t, bazen iki l, yazılışını ben hâlâ çözemedim. Neyse ciddi tartışmalar yaşandı. Elbette pazarlıkta fiyat öndeydi. Ama DO&CO ana şart olarak ‘taze yemek’ üretimini şart koştu. Sonuçta dev şirketi satın alsa da şirketin dev müşterisi oyunun kurallarını belirliyordu. Karşı taraf ‘donmuş’ yiyeceklerden yanaydı. İmalatını hangi ülkede daha ucuzsa oraya göre organize etmişti. Vazgeçmiyordu. Bu yüzdende şirketi satsalar bile kendi havayolları için komik fiyatlar veriyorlardı. Doğudan ‘taze yemek’ten taviz vermedi. Masadan kalktı. Kendi büyümesini şirket alarak değil, dev müşterilere ulaşarak yapmak üzere planlarını hazırladı.  


HİSSELER YÜKSELDİ

2019 yılında şirket ciddi bir atılım yaparak British Airways ve İspanyol İberia Havayolları’nın ikram hizmetleri ihalesini 10 yıllığına kazandı. DO&CO’nun Avrupa’daki büyük atılımından sonra sıra Amerika kıtasındaki büyümeye gelmişti. Amerikan Delta Havayolları, 1.380 uçağıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde dört merkezden yoğun operasyon yapıyor. Delta’nın pandemi öncesi Detroit kalkışları günde 400 sefere ulaşıyordu. Ve bütün operasyon DO&CO’ya teslim edildiğinde şirketin hisseleri hızla tırmandı. Salgın nedeniyle havayolları dahil, ikram pazarında da büyük maddi kayıplar yaşanırken Attila Doğudan tam başarıya imza atmış oldu.

UÇAN ŞEFLER

Turkish DO&CO markası ile yıllardır Türk Hava Yolları’na (THY) ikram veren şirket, şöhretinin bir bölümünü de THY hizmetine borçluydu. Geçtiğimiz yıl, 15 yıllık bir anlaşma ile THY ile uzun yola devam kararı verildi. Dünyada ilk kez uçakta özellikle Business sınıfında ‘Uçan Şef’ uygulaması da başlatıldı. Kabinde büyük rahatlık ve önemli bir fark yaratan bu uygulama pandemi sonrası yine devam edecek. Uçan Şefler (Flying Chef) hazırladıkları tabaklar ve yemekleri doğru sürelerde ısıtarak yolcu memnuniyetini de doruğa çıkardılar. Şimdi Amerika kıtasındaki DO&CO büyümesi sürecek. Diğer havayolu ikmal şirketlerinden çok farklı bir kulvardaki koşu sürecek. Her şartta yolcuya yüksek hijyen, taze yemek sunarak pazarın gözbebeği haline gelen Attila Doğudan büyüme ile asla çizgisinden taviz vermeyecek. Her şeyin para olmadığını sık sık vurgulayan DO&CO patronu, Viyana’da bir zamanların efsane restoranı, babasının yarattığı Kervansaray’ın yazılı olmayan kuralları ile başarıya koşusunu sürdürecek.

Yazının Devamını Oku

Havayolları kışı zor geçirecek

Havayolu şirketleri çok zor zamanlara girdi. Hâlâ yeterince yolcu yok. COVID-19 hız kesmiyor. Ölümler artıyor. 2019 yılındaki havayolu yolculuğu sayılarına ulaşmak daha birkaç yıl alacak. Fabrikalar, uçak üretimlerini iyice kıstı ama uçak fabrikalarının ön, arka ve başka yerlerde kiraladıkları apronları ağzına kadar uçakla doldu. Binlerce uçak yerde. İşin sonu çok karanlık.

Karamsarlığın pandemiye faydası yok. Ama gerçekler böyle ne yazık ki.

Tamam, en az üç koronavirüs (COVID-19) aşısı garanti. Diğerleri de yolda. Hatta yine bir Türk profesörün bulduğu ilaç da gelişiyor. İki aşamalı aşılar belki yine karı-koca iki Türk bilim insanı sayesinde tek doz uygulama ile COVID-19’a karşı önemli bir kale oluşturacak.

Ama bunların tüm dünyaya yayılması, milyonlarca insanın aşılanması ciddi zaman alacak. Bu zaman içinde yine bulaşmalar olacak ve sayılar tırmanacak. Birdenbire kesilmesi söz konusu bile değil.



3 BİN UÇAK SİPARİŞİ

Yazının Devamını Oku

Uçaklar yeniden doğuyor

Başlangıçta sadece hobiydi. Sonra birden büyüdü. Ve bir dünya markası haline geldi. Ev ve işyeri mobilyalarından eğitim stüdyolarına derken film dekorlarına ulaştı. SkyArt firmasının ekonomik ömrünü doldurmuş uçakların parçalarından yaptığı ürünler şimdi dünyanın dört yanında yeni bir hayatı yaşıyor.

Sanıyorum 2011 yılıydı. İstanbul’un geleneksel havacılık fuarı Airex’in bir köşesinde genç bir adam vardı. Hobi olarak uçak parçalarından birkaç ürün yapmıştı evinin bir köşesinde. Lamba, uçak koltuğundan ofis koltuğu ve bir ikram trolleyinden dolap. Tanıştım. Emre Özkul, yat turizmi yapıyordu. Zaten turizm okumuştu. Uçak parçalarından bir şeyler yapmak ona keyif veriyordu. Konuştuklarımızı dün gibi hatırlıyorum. Dedim ki, sen bu işi büyüt. Masalar, koltuklar, dekorlar, eğitim amaçlı Mock-up’lar falan yap.



GERİ DÖNÜŞÜM

Ekonomik ömrünü doldurmuş, parçalanmış ya da parçalanmaya hazır onlarca uçak vardı. Bir kısmı Atatürk Havalimanı’nın bir köşesinde yatıyordu. İki yıl sonra Emre’yi fuarda gördüm, inanılmaz güzel şeyler yapmıştı. Uçak kanat parçalarından çalışma masaları, uçak dolaplarından gardıroplar, aydınlatma ürünleri... “Şirketin adı ‘SkyArt’ olsun” dedim. Sonraki yıllar onu bir daha görmedim. İnternet sitesine girdiğimde karşıma devasa bir oluşum çıktı. Üstelik dünyanın dört bir yanında ürünleri var. Yani bir dünya markası olmuş. Birçok film, onun hazırladığı uçak içi dekorlarında çekilmişti. Ömrü bitmiş gibi görünen uçaklar geri dönüşümle yeniden hayat bulmaya başlamış.

ASKERİ EĞİTİM SİMÜLATÖRLERİ

Yazının Devamını Oku

Pandemide uzun uçuş

Böyle bir dönemde 11 saat 30 dakika uçmak. Üstelik Amerika’ya. Günde 2 bine yakın insan COVID-19’un pençesinde ölüyor. Sadece Florida eyaletinde günlük can kaybı bazen 200’ü geçiyor. Uçakta sorun yaşamayacağımı biliyordum. Ama sonrası... O güzelim kentin kara bulutlu kargaşasında nasıl duracaktım. Denedik, şimdilik sorun görünmüyor. Ama henüz 14 günün başındayız.

Kendime bir uçuş planı yaptım. Birden kanatlanıp, öyle uzaklara uçmak yerine bir alıştırma düzeni kurdum. Yaşımı başımı almış ama aklı havada bir havacılık editörü olarak önce Ankara’ya uçtum. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile birlikte. O uçuş pandemi kısıtlamaları sonrası ilk uçuştu. Ardından Samsun, İzmir ve Bodrum... Ve bir cesaret Londra. Ardından Karadağ’da Podgorica. Salgın zayıflamak yerine, yeniden ortalığı kasıp kavurmaya başladığı günlerde Miami’ye uçmaya karar verdim. 11 saat 30 dakikadan fazla.



ÇİFT MASKE VE SİPERLİK

THY Basın Müşaviri Yahya Üstün ve gazeteci arkadaşlarla TK 77 sefer sayılı Boeing 787-9 Dreamliner uçağı ile Miami’ye gittim. Uçağımızın kaptanları Barış Zeybekler, Osman Oğuz Çağlar ve İsmail Hakan Ertaş ile uçtuk. Kabin Amiri Songül Yaman ve bizim komşu Hande İpek Sütçü de vardı. Saat 15.20 uçuşuydu ancak kulenin pist girişinde -neden olduğunu anlamadığım- bekletmesi ile biraz geç kalktık. Çift maske taktım. Üzerine bir de siperlik. Bütün hijyen şartlarını yerine getirdim. Mesafeli bindim ve yine mesafeli indim. Uçuş boyunca maskemin burnumun üzerinden kaymamasına özen gösterdim. Uçakta yeme içme ağır ağır geri gelmişti. Sıcak yemek ve seçenekler başlamıştı. Do&Co lezzetleri kabine moral getirmişti.

YABANCI PİLOTLAR

Yazının Devamını Oku