Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zonguldak'ta küçülüş

Mümtaz SOYSAL

Kusurlarımızdan biri, doğru işlerin hemen ardından doğruluğu azaltıcı yanlışlar yapmamızdır.

Zonguldak kömür havzasında olup bitenler buna iyi örnek olabilir.

Bütçe, geçen yıl 4 trilyondan fazla zarar eden KİT'lerin Hazine'ye olan vergi borçlarını bu kurumların ödenmemiş sermaye, görev zararı ve başka alacakları ile mahsup etmeyi öngörüyor.

Karşılığında, Hazine Müsteşarlığı, ortak toplantılarla aynı kurumlar için saptanacak olan ‘‘performans hedefleri’’ne uyulmasını istemekte.

Doğru.

Çünkü, özel kesimden farklı olarak üstlendikleri sosyal yardım zamları yüzünden zaten mağdur olan kurumlar, bu mahsup yapılmazsa, daha da zararlı gösterilip satışçıların ve kapatışçıların ekmeğine yağ sürülmüş oluyor. Ama öte yandan, kurumların da mutlaka kendilerine çekidüzen vermeleri gerek.

Gelgelelim, Zonguldak havzasını işleten Türkiye Taşkömürü Kurumu ile Hazine Müsteşarlığı arasında mutabık kalınan ‘‘performans kriterleri’’ne göz atınca, ‘‘performans’’ değil, iki yönlü bir ‘‘küçülüş’’ görüyorsunuz.

Havzanın iki ucundaki Amasra ve Armutçuk ocaklarının başına geleceklere bakın: ‘‘Yeraltında ihtiyaç duyulan işçiler, 1998 yılı sonuna kadar, Amasra ve Armutçuk ocaklarından başka ocaklara yeraltı işçisi olarak kaydırıldıktan sonra, bu iki ocak özel sektöre rödövans yoluyla devredilecektir.’’

Oysa, kapatmayı öngören ünlü 5 Nisan 1994 kararlarından sonra bütün yetkililerin ve uzmanların katılımıyla hazırlanmış yaklaşık 190 sayfalık rapor, havzanın bütünüyle birlikte bu iki bölge için de çok daha akılcı ve yaratıcı bir ‘‘performans’’ öngörmekteydi.

Bilen bilir: O iki bölgenin kömürü, genellikle parça kömür üreten öbür ocaklardan farklı olarak, yüzde 55-60 oranında, çapı 10 milimetreyi geçmeyen toz kömürdür. Koklaştırılamasa bile, kalori değeri yine de yüksek.

Yani, biraz saman ve melas katılarak briketleştirilmeye ve ‘‘petro-kok’’tan çok daha temiz bir ısınma yakıtı olarak satılmaya elverişli.

Şimdi, sormaz mısınız: Öbür ocaklardaki yeraltı işçi açığı resmen kabul edildiğine ve yaygın işsizlik de bilindiğine göre, çare, Amasra ve Armutçuk işçilerini öbür ocaklara aktarmak mıdır? Yoksa, onları yerlerinde tutup öbür ocaklara asgari ücretle ek işçi alarak hepsini insanca çalıştırmak mı?

‘‘Rödövanslı’’ denen, yani bir anlama taşeronlaştırılan yerlerdeki çalışma koşulları, ‘‘sosyal’’ sıfatını taşıyan bir devletin göz yumabileceği koşullar mıdır? Milliyet'ten Gülden Tozkoparan'a ‘‘düşük maliyet’’ diye sunulan durumların gerisinde iş güvencesi ve güvenliği bakımından affedilmez koşullar yatmıyor mudur?

Özel girişimciliği ve istihdamı teşvik etmenin yolu, mevcudu devretmek midir? Yoksa, ülkenin varlıklı insanlarına dönüp ‘‘Paranız varsa yeni yatırım yapın; örneğin Armutçuk'la Amasra'ya briket fabrikası kurun!’’ demek mi?

‘‘Performans’’, devleti hem ekonomik olarak küçültüp zayıflatmak, hem de sömürüyü önleyemez duruma sokup kendi insanının gözünde küçük düşürmek midir?













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI