Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Zöhar

    Yeşim ÇOBANKENT
    11 Kasım 2001 - 02:10Son Güncelleme : 11 Kasım 2001 - 02:10

    Medeniyetler çatışması filan bir yana, ışık sahiden de Doğu'dan yükseliyor. En azından müzik dünyasında. İçinde Ortadoğu'nun sesleri olan bir sürü müzikal proje yaratılıyor, albümler yapılıyor, gruplar kuruluyor.

    Bunların kimi yatıyor kimi tutuyor ama mesele ‘‘world music’’ sınırlarını çoktan aştı. Bu akımın son temsilcilerinden ‘‘Zöhar’’ grubu 12 Kasım'da Babylon'da bir konser verecek. Onları, buraya gelmeden telefonda yakaladık.

    Zöhar'ın belkemiğini Erran Baron Cohen ve Andrew Kremer adlı iki genç adam oluşturuyor. Londra'da müzik okuluna giden Andrew o zamanlar sadece soul ve funk müzik ve durm'n'bass ile ilgileniyormuş. Yani daha kanına etnik müzik girmemiş ama aldığı bu eğitim daha sonra işine çok ama çok yaramış.

    Kendine ana enstrüman olarak bası seçen Andrew Nithin Sawney ve Shirley Bassey ile birlikte çalışmış. ‘‘Müzikal ruh ikizi’’ Erran ile beş yıl önce karşılaşmış. İkisi de aynı albümün kayıtları için çalışıyormuş. Kafalarının müzikal anlamda ne kadar iyi uyuştuğunu görüp birlikte çalışmaya karar vermişler. Sonrası malum, dizi dizi şarkılar ve nurtopu gibi bir albüm. İlk albümün adı ‘‘Elokainu’’ (Elokoyna okunuyor).

    BUDDHA BAR’DA KEŞFEDİLDİLER

    Ama asıl ‘‘One.Three.Seven’’ adını taşıyan ikinci albümleri (Universal-Ark) ummadıkları kadar büyük bir başarı kazanmış. ‘‘Bu albüm için çok büyük bir sorumluluk almıştık, o kadar farklı müzik türünü aynı potada eritmek kolay iş değil’’ diyor Andrew. Yaptıkları iş kısaca şöyle özetlenebilir: Etnik Ortadoğu ritimlerini modern elektronik altyapılarla birleştirmek. ‘‘Eee, bunda ne var? Böylesini çok gördük’’ diyenlere bir çift lafımız var: Onların esas merak konuları büyük bir sevgi besledikleri Bizans ve Yahudi Müziği. Albümü dinleyenler Arapça olarak müezzinlere ve İbranice olarak geleneksel Yahudi şarkıcılarına kulak verebilirler. Bunları dinlerken arkadan gelen sesler insanı uçuruyor.

    İkisi de Yahudi ve tam bir ‘‘Londoner’’ olan Andrew Kremer ve Erran Baron Cohen bu albümle birlikte ‘‘köklerine dönüş operasyonu’’ düzenlemişler. O zamana kadar pek de kulak asmadıkları ana-babalarının sinagog müziklerinden oluşan arşivlerini bu kez neredeyse hatmetmişler.

    Onların ilk kez şaytanın bacağını kırmasınaysa Paris'teki kulüplerin en havalısı Buddha Bar vesile olmuş. Nasıl mı? Buddha Bar'ın kendi adıyla yayımladığı albümlerden ‘‘Buddha Bar Volum 1’’ adlı albümde yer alan bir şarkıları herkesin dikkatini çekmiş.

    Ardından Buddha Bar'ın yaratıcısı Claude Challe ile (ki sihirbaz gibi bir prodüktördür kendisi) birlikte çalışmaya başlamışlar. ‘‘Elokainu’’ adını taşıyan ve Londra'nın underground müzik aleminde büyük ilgiyle karşılanan bu albüm China White (oradaki İstanbul'dakinden daha iyi iş yapıyor), Momo ve Megatropolis gibi mekanları epeyce bir sallamış.

    MUKADDES IŞIK

    İkinci albümleri ‘‘One.Three.Seven’’ ile daha mistik arayışlara yönelen ‘‘Zöhar’’ bütün dünyada Madonna'nın bir trend haline getirdiği Yahudi felsefesi Kabbala ile yakından ilgileniyor. Hatta albümlerinin kartonetinde ‘‘Yedi Ruhsal Durum’’ adlı şematik bir açıklama bile var. Meraklısı için Zöhar'ın ‘‘mukaddes ışık’’ anlamına geldiğini de belirtelim.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı