Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zirveden zırvaya

Ege CANSEN

Turgut Özal'ın öldüğünü radyodan duymuştum. Hiç şaşırmadım. Açıklamaya göre, sebep kalp kriziydi. İçimdeki ses ise şunu söylüyordu: ‘‘Kalp krizi, zahiri sebep. O aslında ölmek istediği için öldü.’’ Bu kanaatimi, bazı üzüntülere yol açmamak için yazıya dökmedim. Şimdi aradan uzun yıllar geçti. Olaylar, tarihin imbiğinden süzüldü. Saflaştı, berraklaştı. Benim bu kanaatimi açıklamamda hiçbir sakınca kalmadı. Onun için huzuru kalple, bu satırları yazdım.

***

Çok üst mevkilere ulaşan kişilerin, son ve en büyük arzuları ne olabilir diye düşünmüşümdür. Mesela; firavunlar ne istemiştir? Hakeza pek çok zengin ve kudretli kişinin elde edememekten korktuğu dileği nedir? Yaşamdan beklenebilecek en büyük mükafat ne olabilir?

Aklıma tek cevap geliyor: Ölümsüzlük...

Kendini sıradışı olmaya layık görenlerin, hatta, sıradan bir kişi olmayı çoktan içine sindirmişlerin dahi, cismen olmasa bile, ismen edebileşmek dileği taşıdığına inanıyorum. Peki, eğer bir kişi, toplum hayatında çok önemli bir mevkiye gelmiş ve gönlüne ‘‘ölümsüzleşmek’’ dileği bir kor gibi düşmüşse, ne yapar? Hele hele bu kişi, doğal ömrünün yüzde doksanını geride bırakmışsa, kalan yüzde on'u nasıl değerlendirir?

Muhtemelen, hayatının bir muhasebesini yapar. Hatalarını ve sevaplarını gözden geçirir. Eksiklerini tespit eder ve son hızla bunları telafi etmeye çalışır. Allah, hiç kimseyi istediklerinin hepsini başaracak kadar güçlü yaratmamıştır. Üstelik kişinin, gençken, civanken, çevikken yapamadıklarını, bir ayağı çukurdayken yapması hiç mümkün değildir.

O zaman geriye yapacak tek şey kalır: Çok şey yapıyormuş gibi yapmak. Sürekli kalabalıklarla beraber olmak ve mütemadiyen konuşmak. Gözüne girmek istediklerinin tam istediği gibi konuşmak. Hiç kimsenin aksini savunamayacağı şekilde ifadeler kullanarak konuşmak. Konuşma yapmak için vesileler yaratarak konuşmak. Her seferinde mutlaka genel ve büyük bir laf ederek konuşmak. Yetmezse, ‘‘veda hutbesi’’ vermek. Vasiyetimdir; ricamdır, tavsiyemdir diye ‘‘on emir’’, olmazsa ‘‘beş emir’’ veya ‘‘tek hedef’’ belirleyerek konuşmak...

Son intiba, kalıcı intibadır diye düşünmek, ölümsüzleşmeye çalışanların fikr-i müdiridir. Son intiba, mesela ‘‘vatan ve millet için kendini helak edercesine koşuşturmak’’ yoluyla tesis edilebilir. Çok hayır bağışı yapmakla elde edilebilir. Çok namaz kılmakla, çok tespih çekmekle, çok hacca gitmekle veya çok Anıtkabir'e gitmekle sağlanabilir.

***

Son sahnede tiradlar eski muhaliflere göre ayarlanmalıdır. Eski dostlar zaten düşman olmaz. Gün, düşmanları kazanma günüdür. Eski muarızlar şaşırıp ‘‘Yahu biz onu çok yanlış tanımışız, meğer çok esaslı bir adammış. Pardon, vallahi Allah kendisini başımızdan eksik etmesin’’ demelidir. Perde, dramatik bir finalle kapanmalıdır. En etkili mizansen, halkı uğruna can vermektir. Böyle bir irtihal, insana bir ‘‘türbe’’ kazandırır. Anıt mezarlar, kişiyi ebedileştiren, hatırasını canlı tutan mimari eserlerdir. Herkese nasip olmaz.

SON SÖZ: Ölümsüzleşmek için, zamanında ölmek şarttır.

X