GeriSpor Zirvede Türk damgası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zirvede Türk damgası

Zirvede Türk damgası
refid:4561571 ilişkili resim dosyası

Petrol Ofisi Everest Türkiye Takımı, 8850 metreye ay yıldızlı bayrağı dikti. Eylem Elif Maviş, Soner Büyükatalay, Haldun Ülkenli, Serkan Girgin, Burçak Özoğlu Poçan, SerhanPoçan, Bora Maviş, Mustafa Cihan, Suna Yılmaz ve Meltem Çolak Özmine unutulmazlar arasına katıldı.

BU bir rüyaydı ve onlar tarih yazdı. Everest tırmanışı her dağcının rüyasıydı. Bu mutluluğa ülkemizde sadece Nasuh Mahruki ile Tunç Fındık ulaşmıştı. Ama bu kez ulusca bir takım mutluluğu yaşadık. Petrol Ofisi Everest Türk Dağcılık Takımının 10 kahraman genci hem Türk hem de sponsorları Petrol Ofisi bayrağını dünyanın zirvesine taşıyarak ulusa bu tarihi mutluluğu ilk’lerle yaşattılar.

Petrol Ofisi’nin bu yenilikçi, sınırları zorlayan girişimci çalışma anlayışı ve desteği ile sınırları zorlayarak 8.850 metrelik dünyanın zirvesine çıkan Petrol Ofisi Everest Türkiye Takımının ODTÜ’lü elemanlarının zaman zaman ölüme santimlerin kaldığı bu 75 günlük macerayı takım lideri Serhan Poçan, HÜRRİYET’e anlattı.

Türk dağcılığında tarihe geçen bu muhteşem proje nasıl gerçekleşti arkasında kimler vardı?

Bu büyük hayallerin bir projesiydi. Bu organizasyonu gerçekleştirmek için Nepal’de bir şirketle anlaşmıştık. Ancak bu projeyi hayata geçirmeye bir ay kala çöküşler oldu, proje battı, sahipsiz kaldı. Umutların sıfıra indiği bir anda HÜRRİYET Okur Temsilcisi Temuçin Tüzecan, ile Petrol Ofisi Kurumsal İletişim Müdürü L.Ebru Çokişler pojedeki önemli isimlerden biri oldu. Son noktayı genel müdürleri Jan Nahum koydu. Bizden zirve garantisi bile istemeden sponsor oldu.

BURÇAK BAYILDI

Bu 75 günlük macera nasıl başladı?


Everest’e Kuzey de Tibet tarafından kayalık ve dik etapları içeren rotadan çıktık. En büyük sorun, buzul çatlaklar ve serak dediğimiz buz kütlelerinin düşmesiydi. Zorluğun en önemli nedeni de ileri kamp dediğimiz 6400 metrede fazla kalmamızdı. Meteorolojik bilgileri internet aracılığı ile Türkiye’den alıyorduk. Kampın tüm verilerini Türkiye’nin yanı sıra Çin ve Hindistan’dan sağlıyorduk. Ayrıca dağda bazı kişiler bu hayati değer taşıyan meteorolojik bilgileri kişi başına 100’er dolara satıyordu.

15 Mayıs zirve günüydü. Zirveye ilk çıkan ekipte Eylem Elif Maviş, Soner Büyükatalay, Haldun Ülkenli, Serkan Girgin vardı. Burçak Özoğlu Poçan 8600 metrede baygınlık geçirdi. İkinci basamak olan 8600 metre zirve ile dağcılar arasında en önemli engeldi. Buranın dibinde mezarlık vardı. Kimi paketlenmiş, kimi açıkta dağcı ceseti doluydu. Manzara çok ürkütücüydü. Bu korkulu yerde Burçak bayıldı. 20 dakika sonra Burçak’ta düzelme görülünce 8600 metrenin üzerindeki arkadaşlar zirveyi yaptı. Biz 6400 metre ana kampa kadar Burçak’ı indirdik. Bu etkili bir operasyondu.

DAĞDA ÖLÜM TEHDİDİ

Nepal’i şirket ’siz dört kişi zirveye çıktınız. Başarılısınız biz artık desteği kesiyoruz’ diyerek diğer arkaşlarımızın zirveye çıkışını engellemeye çalıştılar. Bizden adam başı ve anında ödeme koşulu ile 2 bin dolar istediler. 8400 metrede irtifa taşıyıcıları şerpalardan biri çok yorulduğunu söyleyip, ek para istedi. Bu parayı vermediğimiz taktirde bizim can havamız oksijen tüplerini geri alacağı tehdidinde bulundu. İkinci zirveyi denemek için 21 Mayıs’ta ileri ana kampta kalan 6 kişi Burçak Özoğlu Poçan, ben, Bora Maviş, Mustafa Cihan, Suna Yılmaz ve Meltem Çolak Özmine ayrıldık. 21 Mayıs’ta 7000 metrede kaldık. 23 Mayıs’ta 8300 metreye ulaştık. 24 Mayıs sabahı 05.45’te hepimiz aynı anda zirvedeydik. Bayrakları aştık. Bu tarihi olayı ikinci kez belgeledik.

22 BİN DOLARLIK

53 TÜPÜMÜZ ÇALINDI


Hiç umudu kestiğiniz an oldu mu?

Dönüşte, Nepalli lojistik destek sağlayan firmanın bize sağladığı yüksek irtifa çadırında kalite sorunu yaşadık. Bunu ilettiğimiz şerpa lideri, bütün organizasyonu bırakıp tüm ekibi ile birlikte aşağı ineceği tehdidinde bulundu. Toplam 130 tüp parası ödedik. 47 tüpü tırmanıcılar, 30 tüpü taşıyıcılar kullandı. Tanesi 400 dolar olan 22 bin dolarlık 53 tüpümüz ise çalındı.

Everest’ten ne getirdiniz?

Everest zirvesinde kapanmış bir termos içinde Everest zirve havası getirdik.

Gıda olarak en çok ne tükettiniz?

Ana kamp menüsünde yumurta, patates, makarna; Zirve menüsünde ise enerji verici, çikolata, kuruyemiş, pastırma, örgü peyniri. Onların garnitür olarak kullandıkları zeytin ise çok önemli lüksümüzdü.

Zirveye ayak bastığınızda neler hissettiniz. Bu nasıl bir duygu?

İnsan zirvede hiçbir şey düşünemiyor. Anlık bir coşkudan hemen sonra güvenli inişi düşünüyorsunuz. Çünkü, inişte karşılaşılacak acı sürprizler sizi bekliyor.

Zirvede hava nasıldı?

Çok şanslıydık, yaptığımız iki zirve de Everest’in en iyi zirve günüydü.

Peki zirveye ne götürdünüz?

Hacettepe Üniversitesi kaybettiğimiz arkadaşlardan birinin mezarından alınan bir taşı bize verdi. Onu zirveye bıraktık.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle