Gündem Haberleri

    Zigetvar’da durmak yok

    Emre KIZILKAYA / DIŞ AÇI
    30.09.2013 - 01:25 | Son Güncelleme:

    Macaristan’da, Kanuni’nin kalbinin arandığı yerde, neden durduğumuzda kaybettiğimizi, yürüdükçe kazandığımızı anlamaya çalıştım…

    Ünlü bir Bizantolog,“Türkler hareketi örgütlemekte muhteşemdirler, ama yerleşimi örgütlemekte berbattırlar” demiş, Macar meslektaşım Boris Kalnoky’e.

    Siyasal İslamcılık’ın uzun macerasından Gezi Parkı aktivizmine dek tarihimizde bu yargıyı doğrulayan örnekler bulabiliriz.

    Kültürümüze de sinmiştir bu yargı…

    Bizde Dickens’ın, Hugo’nun imza attığı türden, durağanlığın muhteşem tasvirleri pek nadirdir.

    Tanpınar’dan Pamuk’a dek edebiyatımızın büyük kalemleri hep değişimi, hareketliliği anlatanlardır.

    Ve ne kadar hor görsek de, yerleşik hayattan değil, göçebelikten kalma kültürel unsurlarımız özel ve güzeldir:

    Pastırmadan, Dede Korkut hikayelerine…

    Hareket halindeyken başarılıyızdır:

    Piknikte mangal keyfini bizden daha güzel yapan millet bulamazsınız, ama dünyaca ünlü bir restoranımız yoktur.

    Tam saha pres yapıp rakibi sürekli bozarak UEFA kupasını alır, set hücumuna yoğunlaştığımız basketbol turnuvalarında tarihi hüsranlara uğrarız.

    1922’deki Büyük Taarruz’dan 1995’teki Çelik Harekatı’na dek modern askeri tarihimiz de, hareket ve sürpriz temelli bir stratejiyle çok daha etkin olduğumuzu gösterir.

    Günümüzün iktidar partisinin “Durmak yok, yola devam” sloganı cuk oturmuştur, çünkü biz durunca kaybederiz.

    * * *

    Zigetvar Kalesi’nin surlarından, bir zamanlar Osmanlı askerlerinin kamp kurduğu tepeye doğru bakarken işte bunları düşündüm.

    Kanuni ve Sokollu Mehmed Paşa gibi iki mareşal, iki büyük lojistik uzmanı, koca bir orduyu binlerce kilometre yürütüp nasıl da bu küçücük iç kalenin kuşatmasında günlerce saplanıp kalmışlar?

    Macar bilimadamları geçen hafta Kanuni’nin kalbini ararken o bölgede kayıp bir Osmanlı kasabasını bulduklarını açıkladılar. Ben de Hürriyet Dünyası için bu haberi yerinde izledim.

    Tig-i hicr ile şu denlü yarelenmişdür yürek
    Her kaçan âh eylesem her yana bir parem düşer
    .”

    Kanuni Sultan Süleyman, “Muhibbi” (hoşsohbet dost) mahlasıyla yazdığı bir şiirinde böyle diyordu. Günümüz Türkçesi ile:

    Yüreğim ayrılık kılıcıyla o derece yaralanmıştır ki, her ne zaman ah eyleyecek olsam, kalbimin parçaları (kan kusarcasına) ağzımdan etrafa saçılır.”

    "Büyük Türk" bu dizeleri, seferler yüzünden ayrı kaldığı aşkı Hürrem Sultan için mi yazmıştı; yoksa gurbette öleceğini ve cenazesi bozulmasın diye kalbiyle beraber iç organlarının çıkarılacağını hissedip bir tür kehanete mi imza atmıştı?

    Cevap ne olursa olsun, Macarların son araştırmasından çıkan bulgular ilginç. Zigetvar’a gelen birçok Türk uzman ise yeni buluntuların herhangi bir yönde ciddi kanıt teşkil etmediğini söylediler.

    Doç. Dr. Erhan Afyoncu ile konuştum. “Macarlar acele ediyor. Keşif yaptıklarını söyledikleri bölgede herhangi bir temel bulabilmiş değiller. Kilisenin olduğu bölge daha fazla araştırılmalı. Elbette, bu arada yeni bulunan bölge de irdelenebilir” dedi.

    TİKA, Macaristan’da da Türkiye açısından çok yararlı işlere imza atıyor. Macar yetkililerle birlikte ülkede yedi ayrı projede işbirliği yapıyor, ortak hatıraları canlandırıyorlar.

    TİKA Başkanı Serdar Çam açık fikirli, önyargısız ve iyi niyetli biri. Çam’ın da dediği gibi, Kanuni’nin asıl türbesi İstanbul’da. Macaristan’daki geçici kabrinin üstünde bir zamanlar var olan türbe ise bir sembolden ibaret.

    Bu sembol, keşfedilmesi bir yana, bu yöndeki çalışmaları perçinlemesiyle bile siyasal ve kültürel anlamda bölgedeki durağanlığımızı atıp hareketlenmemizi sağladı.

    Macaristan ile tarihi bağların güçlendirilmesi sadece iki ülke halklarının dostluğu açısından değil, Türkiye’nin kaybolmaya yüz tutan AB perspektifinin zeminini güçlendirmek açısından da önemli.

    Bilimsel düzlemdeki bazı anlaşmazlıklara rağmen –ki bilim ancak bu tür tartışmalarla ilerler- siyasi ve toplumsal işbirliğinde çabaların artarak sürmesi hepimize yarar. TİKA’nın tüm dünyadaki çalışmaları bu açıdan anlamlı.

    Sonuçta, Kanuni, Viyana’yı fethe giderken Zigetvar’da durmak zorunda kaldığında, Türkler de yüzlerce yıllık bir durağan döneme girmişti.

    Ama çoktan toprak olan kalbi, şimdi bize yeni bir hareketlilik devrini müjdeliyor gibi...

    Buna katkıda bulunan –Macar veya Türk- kim olursa olsun teşekkür etmek gerekir.

    Öyle ki, tarihin büyük hareketleri, siyasetin geçiciliğini aşar.

    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı