Ege Haberleri

    Zeytin aşıkları

    Hürriyet Haber
    03.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    ABD’li Rosenberg çifti, 10 yıl önce Datça’ya yerleşerek gönüllü elçimiz oldu. Sonra da bölgenin tek zeytinyağı tesisini kurdu, ülkesine ihracata başladı.

    TÜRKİYE ile 26 yıl önce tanışan Ege hayranı ABD'li Mary-Richard Rosenberg çifti, 10 yıl önce Datça'ya yerleşti. Dünyanın en kaliteli zeytininin Türkiye'de yetiştiğini gören 75 yaşındaki çift, zeytinyağı fabrikası kurdu.

    Kaliteye kefilim

    560 dönümlük çiftliğe kurdukları tesiste, doğal yöntemle zeytinyağı çıkaran Richard Rosenberg, ‘‘Türk zeytinyağı çok kaliteli olmasına rağmen hak ettiği yere ulaşabilmiş değil. Ben Türk zeytinyağının kalitesini kanıtlamak için tesis kurma kararı aldım’’ dedi.

    Türkiye'yi tanıtım

    ÜLKESİNE ihracata başlayan Rosenberg, zeytinyağının yanında Türkiye'nin geleneksel ürünleri kuru incir, kuru kayısı, çam balı, siyah ve yeşil çay, bakır süs eşyalarını da satıyor. Rosenberg, böylelikle Türkiye'yi tanıttığına da inanıyor.

    Türkiye ile tanışma

    26 YIL önce Akdeniz ve Ege kıyılarında yat gezisine çıkan Rosenberg'lerin Türkiye serüveni programda olmadığı halde Kuşadası'nı merak etmeleriyle başladı. Kuşadası'na gelmişken Efes, Selçuk ve İzmir'i gezen çift, koyları, tarihi ve doğal güzellikleriyle büyülendiklerini anlatırken, ‘‘Sonra her yıl gelmeye başladık. Her gelişimizde farklı bir yeri gezdik. Doğu ve Güneydoğu'nun bir bölümü dışında görmediğimiz yer kalmadı. 10 yıl önce de yatımızı satıp Datça'da yer aldık ve yerleştik’’ dedi. Yılın 6 ayını Türkiye'de geçiren Rosenberg çifti, burada adeta gençleştiklerini söylüyor. ‘‘Beyaz peynir, tereyağı, bal, domatesten oluşan kahvaltı bir harika. Dolma, yumurtalı ıspanak, tatlılar çok lezzetli. Kısıra bayılıyorum ve Türk yemeklerinin çoğunu da kendim yapabiliyorum’’ diyen Bayan Rosenberg, tüm dostlarını tatillerini Ege'de geçirmeye çağırıyor.

    Şirketi sattı

    ABD'nin batı kıyısındaki Oregon Eyaleti'nde kimya sektöründe faaliyet gösteren şirketini 4 yıl önce satıp Datça'da zeytinyağı tesisi kuran Richard Rosenberg, gerekçesini şöyle anlattı; ‘‘Zeytin ve zeytinyağını çok seviyorum. İtalya ve İspanya'yı da gezdim. Ama Türkiye'de yediğim zeytin ve zeytinyağı çok farklı. İtalyanlar zeytinyağında marka olmayı başarmış. Ama Türk zeytinyağı kadar kaliteli değil. Ben bunu kanıtlamak için tesisi kurdum. 3 sezondur üretim yapıyorum ve (Olive Farm) markasıyla ABD'ye ihraç ediyorum. ABD'de iki oğlumun başında olduğu şirketimiz de pazarlamasını yapıyor. Biz siparişle çalışıyoruz, hipermarket ve mağazalarda satışımız yok. Almanya'da da müşterilerim var. Müşterimlerim de Türk zeytinyağına bayılıyor’’ diyor.

    Sanat dalı gibi

    ZEYTİN sıkma makineleri, krom tankları özel olduğunu anlatan Rosenberg, tüm işlemlerin eski yöntemlerle yapıldığını söyledi. Zeytinin tam 3 ay 5 günde zeytinyağına dönüştüğünü söyleyen Rosenberg, işlemi sanata benzeterek şöyle konuştu; ‘‘Sadece Ayvalık ve Datça yöresinin zeytinlerini sıkıyoruz. Ayvalık'ta bir laboratuvarımız var. Zeytin 2 ayda aşamalardan geçip meyvesuyu kıvamına geliyor, yağın doğal aroması ve asidi korunmuş oluyor. Diğer fabrikalarda ise sıkma ve dolum işlemi 15-20 günde yapılabiliyor. Ama zeytinin bahçeden toplandıktan sonra beklememesi, sıkma işleminden sonraki sıcaklık derecesi çok önemli. Benim sırrım burada. Bu şekilde üretilen Türk zeytinyağına rakip tanımıyorum. İşlemin uzun sürmesinden dolayı kapasitemiz 500 bin litre olmasına rağmen yılda 160 bin litre üretiyoruz.’’

    Turizm elçiliği yapıyorlar

    ÇİFTLİKTEKİ satış mağazasını Türkiye'ye özgü kilim, küp, tahta kaşık ve kepçeler, bakır tepsi, bakraç, cezvelerle dekore eden Rosenberg çifti, yaz aylarında turist gruplarını ağırlıyor. Çiftlikteki ekmek fırınının ilgi gördüğünü söyleyen Rosenberg, ‘‘Gelen turistlere köy ekmeği ile içine kekik, nane, kimyon konulmuş zeytinyağı ikram ediyoruz. Turistler bayılıyor. Ben Türkiye'nin gönüllü turizm elçisiyim. Ayvalık'taki çiftlikte kuruyan, ya da budanan zeytin ağaçları oluyor. Onların dallarından tahta kaşıklar, kepçeler yaptırıyoruz köylülere. Gaziantep'te ise bakır cezve, sürahi gibi süs eşyaları yaptırıyoruz. Menemen'de de üzerinde zeytindalı motifleri olan fincan takımları, tabaklar yapılıyor. Ayrıca Türkiye'nin ünlü kuru incirini, çekirdeksiz kuru üzümünü, kayısısını, siyah ve yeşil çayı, çam balı, çam fıstığını da buradan ülkeme gönderiyorum. Benim bu girişimlerim sonucu pek çok insan Türkiye'yi tanıdı. Türkiye'ye gelen ve gelmek isteyen de çok fazla arkadaşım ve dostum var’’ dedi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı