Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zeynep Atikkan: Dondurma paketi

Zeynep ATİKKAN

Büyük vergi reformunu DSP ve ANAP ağırlıklı hükümet hazırlamıştı. Bakıyorum büyük vergi reformunu iptal eden paketin kurdelesini DSP-ANAP hükümeti çözüverdi.

Bilindiği gibi tökezlenen ekonomiyi canlandırmak için önceki gün bir paket açıldı. Bu paket de geçmişteki benzerleri gibi basının özel fon müziğiyle kamuoyuna sunuldu.

‘Paket içinde mutluluk’ vs.

Oysa geçen yıl bu zamanlar, Türkiye'nin ekonomi bakanı bütün dünyaya hızlandırılmış iktisat dersleri verip Türk mucizesini anlatıyordu.

Sonra olanlar oldu, dersler filan kof çıktı.

Gelmez denen ekonomik kriz vurdu geçti. Tabii hemen bir sorumlu arandı. Aranan sorumlu vergi yasasının mimarı Zekeriya Temizel'di. Puro içmiyor, tenis oynamıyor ve de yatlarda dolaşmıyor diye zaten bizim komik liberal çevrelerce sevilmiyordu. Zaman içinde görüldü ki Temizel, partisi DSP'den de pek bir yakınlık görmüyordu.

Hemen çözüm üretilmeye başlandı.

Temizel, rant müptelası İstabullular'ın Belediye başkanlığına DSP'den aday gösterildi. Vergici Temizel'in İstanbullu'dan destek görmeyeceği gün gibi açıktı. Nitekim seçimleri kaybetti.

Sonra 1999'un sıcak yaz günleri geldi çattı. Temizel'in vergi paketi paketlendi koltuğunun altına sıkıştırıldı.

İş çevrelerinin özel mahareti ve de Türk ‘sol’unun kararlılığıyla ‘Nereden buldun’a ‘yol’ verildi. Şimdi kara paradan ‘yol’unu bulan otuz milyar dolarlık ‘bıyıklı sermaye’nin pasaportsuz olarak sınır kapısıdan Türkiye'ye giriş yapması bekleniyor. Bunun anlamı şu; Boğaz Köprsü'nde daha çok Mercedes görülecek ve arkada oturan altın saatli adamın şöförü trafik canavarı olma hakkını tepe tepe kullanacak. Ona ‘Neden canavar oldun’ diye sorulmayacak.

Ve büyük bir ihtimalle bu ‘otuz milyar dolarlık’ bıyıklı para ‘özelleştirme’ adı altında aklanacak!

Kayıtsızlığı tescil edip iş dünyasının yaz keyfini yerine getiren kararların kısaca özeti bu. Ortada yapısal reform filan yok.

Şimdi sormak gerekiyor; böyle bir iktidar, çok gerekli olan sosyal güvenlik reformları için ücretli kesimden anlayış bekleyebilir mi?

Böyle bir zihniyete güven duyulur mu?

Yapısal reformları telaffuz bile edemeyen bir iktidarın paketi ciddiye alınabilir mi?

* * *

‘Nereden buldun’u sormaktan ürken bir devletin, şeytana uyup da ‘nereden buldun’u araştırmaya kalkan gazeteciyi susturmasının son derece doğal olduğunu düşünüyorum.

İşte ‘basın özgürlüğü’ deyince Ruanda ve Etiyopya ile birlikte aynı kaderi paylaşıyor olmamızın temelinde bu gerçek yatıyor.

Dün anlamlı bir gündü.

Basın mensupları, sansürün ‘sözde’ kaldırılışının 91. yıldönümünde, sansürün kaldırılamayışını bir kere daha teyid etmek için İstanbul'da biraradaydılar.

Dün ayrıca çok önemli bir gündü. Çünkü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği törene bu kez Hükümet çağrılmadı.

TGC'nin Başkanı Nail Güreli bu tavrı şu gerekçelerle açıkladı:

‘Gazeteci olması nedeniyle özgün bir ilgi duyduğumuz Başbakan Bülent Ecevit’in basının sorunlarını dinlemeye dahi vakit ayıramadığını gördük. Ecevit Hükümeti'nin basının sorunlarını çözmeye, iletişim ve düşünce açıklama özgürlüğünün sınırlarını genişletmeye yönelik bir çabasına rastlanmadı. Hükümetin öncelikli icraatları arasında bu konular yer almıyor. Bu durumda, Sayın Başbakan'ın değerli zamanlarından tekrar talepte bulunmanın uygun olmayacağını düşündük ve Kabine'yi de bir bütün olarak gördüğümüz için Sayın Bakanları da Sayın Başbakan'dan ayrı tutmadık'.

Geçen yıl 24 Temmuz'da, dönemin Başbakan'ı Mesut Yılmaz önce davetimize geleceğini bildirmiş kendisini beklektikten sonra son anda katılmaktan vazgeçmişti.

Durum bu.

Tabii ANASOL, dün DTP, bugün ise MHP ile iktidara gelip paket filan hazırlamak ile meşgul!

Hazır sansürün her çeşidi de mevcut iken! Neden zahmet etsinler ki!



X