Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zemine fazla güvenmeyin

Ayşen GÜR

17 Ağustos gecesi İstanbul'da en büyük felaketi Avcılar ilçesi yaşadı.

Niçin? Zemini kötüydü, ama daha kötü zeminli yerler de vardı. Üstelik depremin merkezinin burnunun dibinde de sayılmazdı.

Avcılar'da 1992'de yapılmış bir zemin haritasında ‘‘yerleşime uygun yer’’ olarak gösterilmiş yerlerde büyük yıkımlar oldu.

Bazı bilim adamları Avcılar'ın özel bir durumu olduğundan şüphelendiler, ancak yaptıkları konuşmalarda bunun üzerinde fazla durmak istemediler.

Avcılar'ın özel bir durumu olabilir; ama asıl önemlisi şudur:

Binanın zemininin sağlam olması, yerleşim yerinin depremin merkezinden uzak olması yetmiyor. Mutlaka binanın da sağlam olması gerekiyor.

Biz eğer binalarımızdan emin olsak, bugün bu manşeti atmazdık! Çünkü Avcılar'ın kendine özgü depremselliği, burada bir faylanma olup olmadığı gibi teknik konular bizi -deprembilimci olmayanları- ilgilendirmezdi.

Ama binalarımızdan hiç emin değiliz. O zaman da ister istemez diğer faktörlerle ilgileniyoruz.

İTÜ Rektörü Gülsün Sağlamer, bir keresinde fay hattıyla ilgili soru soran gazetecileri, bu iş sizi ilgilendirmez, diye azarlamıştı.

Evet, ilgilendirmezdi, eğer binalarımız o fay hattı düşünülerek yapılmış olsaydı!

Eski İstanbul'un ilçeleri

GEÇEN hafta Cumhuriyet'in ilk yıllarında İstanbul'un dörde bölünmüş olduğunu yazmıştım. ‘‘Milli Mücadelede Vilayetler Valiler’’ başlıklı bir kitabın yazarı olan Kamil Erdeha şu bilgileri verdi:

1924 Anayasası yürürlüğe girmeden önce ülkemizin idari bölünümü bugünkünden farklıydı. İlçe ve il arasında bir de mutasarrıflık (sancak, liva) örgütü vardı. Sancaklar iki türlüydü: Mülhak sancaklar dahil oldukları ilin valisine, müstakil sancaklar da doğrudan İçişleri Bakanlığı'na bağlıydı.

İstanbul bir vilayetti. Vilayete bağlı iki mutasarrıflık vardı: Beyoğlu ve Üsküdar.

Vilayete bağlı ilçeler şunlardı: Merkez ilçe (tarihi yarımada ve Eyüp), Makriköy (Bakırköy), Adalar, Gekbuze (Gebze), Kartal, Beykoz ve Şile.

Çatalca müstakil mutasarrıflıktı ve doğrudan İçişleri Bakanlığı'na bağlıydı.

Ancak, o zaman mutasarrıflıklar Millet Meclisi'ne milletvekili yolluyorlardı. Bu yüzden Çatalca'nın da kendi milletvekilleri vardı.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI