Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zana, üçüncü yolu açabilir, yeter ki güvenelim…

Lafı olan söyledi. Kimi oyun oynadığını ileri sürdü, kimi başarılı olamayacağını söyledi. Biri alay etti, bir başkası kızdı. Herşey bir yana, Zana kendini ortaya “Kahramanlık gösterisi” için atmaz. Çözüm istiyorsak, söyledikleri de abartılı değildir. Yeter ki, Erdoğan güvensin…

Kürt sorununun henüz “Apo’cu haydutlar” diye anıldığı… Kürt sorunu diye söz edenlerin içeri atıldığı… Benim Milliyet’te ilk defa “Bunun adını doğru dürüst koyalım… Haydutluk değil, bu Kürt Sorunudur…” diye yazıdığımda kıyametlerin koptuğu dönemlerden tanırım Leyla Zana’yı.
 
Politikaya atılmadan önce de, politika yıllarında da, hapishanedeyken de gördüm.
 
Daima ciddi, ne istediğini bilen bir kişiliği vardı. Bu açıdan hiç değişmedi. Hepimizde olduğu gibi, Kürt sorunu değiştikçe O’nun da görüşleri değişti tabii.
 
Bir ara, istese Avrupa’ da Türkiye’ nin Jean D’Arc’ı olabilirdi. Avrupa hazırdı. Kürtlerin sembolü olarak benimsemek istiyorlardı. O dönemlerde, ben de Brüksel’de çalışıyordum. Avrupa Parlamentosu’nda olsun, Avrupa Konseyi’nde olsun, Zana’nın prestijini ve hazırlıkları biliyorum. Kabul etse, ver elini Avrupa, oradan oraya dolaşıp konuşmalar yapacak ve hem şöhret hem de zengin olacaktı. Nobel Barış Ödülü’ne kadar gidebilecek olan bir yol açılacaktı.
 
Zana bunu istemedi… Yapmadı.
 
Öcalan’ı gölgelememek için mi, yoksa başka nedenlerle mi hareket etti, anlayamadım. Ancak bu konuda da hiç oynamadı. Net şekilde tutumunu ortaya koydu.
 
İşte bütün bu birikimle tanıdım Leyla Zana’yı…
 
Şimdi de aynı Zana’ nın Başbakan’ a dönüp “Bunu ancak siz çözebilirsiniz…” demesini hafife almam. Başkaları farklı görebilirler, ancak benim bildiğim Zana böyle bir girişimi gösteriş için yapmaz. Bunca yıllık prestijini birkaç hafta sürecek bir serüvenle harcamaz. Hele inandığı davayı -görüşlerine tümüyle katılmasa dahi- satmaz. Öcalan’ ı saf dışı etmeyi düşünecek veya PKK’ yı görmezden gelmeyecek kadar da gerçekçidir. Bu arada, inandığını da açıkça söyler.
 
İşte böyle bir Leyla Zana ile karşı karşıyayız.

ÖNEMLİ OLAN, GÖRÜŞME YOLLARININ YENİDEN AÇILMASI…
 
Leyla Zana’ nın son girişimine BDP’ den itirazlar geldi. Besbelli ki PKK da pek memnun olmamakla birlikte, sesini fazla çıkarmıyor.
 
Öcalan’ ın sesi ise zaten çıkamıyor.
 
Peki, Zana bu girişimini kendi başına estiği için mi yapıyor?
 
Sonunu getirebilecek mi?
 
Yoksa, başladığı gibi bir sabun köpüğü gibi kaybolup gidecek mi?
 
Eğer koşullar yerine oturur ve taraflar iyi niyetli davranırlarsa, bence sonuç alınabilir.
 
Dikkat edin, şu anda görüşmeler durdu. Ancak tekrar başlatılmasını her iki taraf istiyor, her iki tarafın da koşulu var.
 
TC, “Silahlarınızı bırakın ve gücünüzü geri çekin, görüşmeye başlayalım” diyor.
 
PKK, “Operasyonlarınızı durdurun, biz de silah bırakalım…” diye yanıt veriyor.
 
Zana işte bu süreçte ortaya çıktı ve BDP ne kadar aksini iddia ederse etsin, bu sorunu ancak Erdoğan’ın çözebileceğini söyledi. Doğrudur. Şu anda, bu güç Başbakan’ın elindedir. Bu cesareti ancak o gösterebilir ve siyasi riski de ancak o göğüsleyebilir.
 
Dışarıdan baktığımızda -yanılıyor olabilirim tabii- bu süreçte Zana’ nın ilk misyonunun, silahları susturmak ve tekrar görüşme yollarını açmak olduğu anlaşılıyor.

Bunu başarabilmek için bir üçüncü yol bulabilecek mi? Yeni bir yaklaşımla ortaya çıkıp, taraflara da kabul ettirebilecek mi?

Bu sorunun henüz yanıtı yok.

Erdoğan kapısını hemen açarak, Zana’ dan ümitli olduğunu gösterdi. Bu sorunu çözümleyebildiği takdirde, tarihe geçeceğini ve ülkenin önünü açacağını da gayet iyi biliyor. Toplumun çözüm beklentilerinin arttığını da açıkça görüyor.

Geriye asıl PKK kalıyor. İşin orası kapalı bir kutu gibi.  Hem barış istediklerini söylüyorlar, hem de terörden vazgeçmiyor. Ancak Türk tarafı da, artık terörden eskisi kadar etkilenmiyor. Acı çekmeye alışılmış gibi bir durumumuz var.

Leyla Zana işte böylesine bir sıkışma döneminde devreye girdi.

Çok da iyi yaptı.

Başbakan ile konuşması sırasında saydığı 6-7 maddelik “Çözüm paketine” baktım da, uzlaşıya varılamayacak tek bir maddeye rastlamadım. Birinde bizim geri adım atmamız, diğerinde onların geri adım atması yetecektir.
Bütün bu verileri bir araya koyduğumda, Leyla Zana’ nın girişimi son derece olumlu sinyaller taşıyor. Bu girişime sırt dönenlerin barış istemediği bir defa daha anlaşılacak.

Bırakalım Zana’ yı yıpratmayı, aksine ona destek olmaya bakalım…


 

X