Zamansız ve adressiz yaşıyorum

Hürriyet Haber
11.07.1999 - 00:01

Reyan Tuvi'nin belgesel tutkusu hastalıklı bir aşk gibi...

Nereden çıktı bu Avustralya?

- Çünkü bu kıta müthiş! Çünkü bu kıta bilinmeyen! Çünkü bu kıta serüven içeriyor! Üstelik zorlu bir doğası var. Daha ne olması gerekiyor? Zorlu bir doğada ilerlemek, bizim belgesel film anlayışımız için gerekli. Ama ‘‘Hadi gidelim de bir serüven yaşayalım!’’ diye yola çıkmıyoruz. Gerçi, belgeseli oluştururken serüven de yaşıyoruz. Ama ne Camel Trophy ne de Marlboro Adventure ekibiyiz.

Ayıptır sorması ama siz tam olarak nesiniz?

- Adımız Castrol Voyager, biz kendi halinde minik bir belgesel ekibiyiz! Amacımız insan hikayelerinden yola çıkarak bilinmeyen bir ülkeyi, kıtayı anlatmak. Ya da en azından ipuçları vermek. Avustralya'nın ne kadar kavranmaz bir ülke olduğunu izleyiciye hissettirmek. Şehirlerde değiliz biz. ‘‘Burası Sidney, burası Melbourne’’ değil! O şehirlerin arka sokaklarındaki hikayeler bizim için önemli. Zaten arka sokaklarına girdiğiniz zaman istemeseniz de serüven yaşıyorsunuz. Evet, ‘‘18 milyon insan 7.5 milyon kilometre karede yaşıyor’’ diyecek bu belgesel ama kalkıp da Melbourne gece hayatını anlatmayacak. Biz başka bir şey yapmaya çalışıyoruz: Mesafeleri yenenlerin ülkesini, elimizden geldiğince tüm yönleriyle vermeye çalışıyoruz. Doğaya üstünlük kurabilenlerin ülkesini. İlk Avustralyalılar'ın, yani Aboriginal'ların topraklarını. Şu anda 18 bin kilometredeyiz. Bir ayımız daha var, katettiğimiz mesafe 25 bin kilometre olacak. Belirli bir rota izliyoruz.

HER İŞİ YAPARIM

Bu rotayı nasıl saptıyorsunuz?

- Ders çalışıyoruz! Patronum Ahmet Utlu bana ‘‘Afrika ve Orta Asya'dan sonra sırada Avustralya var’’ diyor ve ben ekipten aylar önce kalkıp Avustralya'ya geliyorum, hangi ipuçlarının bize bu kıtayı anlatabileceğini okuyorum, öğreniyorum. Annem beni belgeselin prodüktörü zannediyor ama ben aslında her işi yapıyorum.

İyi de prodüktörün görevi midir araştırmak?

- Hayır, prodüktör parayı bulandır. Ben parayı bulmuyorum. Para bulunmuş oluyor, ben bütçeyi ayarlıyorum. Ve araştırma görevini üstleniyorum. Yani Avustralya belgeseli mi? Sıfırdan başlıyorum. Lojistik, ekibin güvenliği, kaç kilometre gidilmesi gerektiği, o kilometrelerde benzin istasyonu olup olmadığı, yolda kalıp kalmayacağımız, yemek bulup bulamayacağımız vesaire vesaire. Meşakkatli ama çok keyifli: Gerekli gereksiz herkesle konuşuyorsun. Gerekli gereksiz bütün bilgiyi alıyorsun. Süzgeçten geçirip kararını veriyorsun, yanlış ya da doğru. Sadece para işleriyle uğraşmak can sıkıcı olurdu.

Bu arada kendi paranıza bu kadar sahip çıkar mıydınız?

- Asla. Normal hayatta ben para konusunda çok daha cömert davranırdım.

Yani ekibin başının belası oluyorsunuz!

- Elbette. Kendimi bile tanıyamıyorum. ‘‘Bugün portakal suyu içilecek’’ diyorum, ‘‘Cola içilmeyecek!’’, ‘‘Bugün kutudan ton balığı yenecek’’, ‘‘Bugün kamp kurulacak, kimse duş ve otel hayal etmesin!’’. İsteyen istediği kadar şaşırsın; üç aylık bir seyahatte her kuruşun düşünülmesi gerekiyor. Çok gaddar olmak zorundayım.

30'larındaki bir kadın için ne ifade eder böyle bir proje? Demek istiyorum ki, siz çıldırdınız mı hanımefendi, ne işiniz var sizin Allah'ın çöllerinde, duşsuz, banyosuz, tuvaletsiz! Bu gidişle koca bulamayacaksınız!

- Altı üstü, bir film, değil mi? Beş tane kaset nihayetinde! Üstelik, ölüm kalım meselesi de değil. Hayat kurtarmıyoruz biz burada. Ne o zaman? Ben de soruyorum kendime. Ama tutku var işin içinde. Benim için ölüm kalım meselesi. Şimdilik belgesel tutkusu benim için yeterli, koca bulmak umurumda değil.

Gözönünde olan hep ‘‘motorsikletli adam’’ yani Ahmet Utlu, yani siz değilsiniz? Bu insanı üzmez mi?

- İkinci adam olmak hiç rahatsız etmiyor. Beni işi tamamlamak ilgilendiriyor. Bir çocuğu alıyorsun sıfırdan büyütüyorsun. En nihayetinde bir film ama... Zaten bu film işleri ya tutkuyla olur ya da hiç olmaz.

Başka nelere hayatta bu kadar tutku duyardınız?

- Bu hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

Böyle göçebe yaşamak kurulu ilişkilerinizi etkilemiyor mu?

- Güvenilmezim ben. İlişkilerim, arkadaşlarımın inatçı olmalarına bağlı. Ama benim tercih ettiğim hayat tarzı yol üzerine kurulu. Aylarca yokum mesela, ama İstanbul'a döndüğümde yine kendi anahtarımla kendi kapımı açıyorum. Hep merak ediyorum, bir gün yoldan geldiğimde evimin kapısını biri bana açsa nasıl hissederim diye. Sonra o kişinin de yolda olmasını tercih ettiğimi fark ediyorum. Beklenmek ve yolu gözlenmek o kadar da tatmin edici bir duygu değil aslında. Yol yapmamış bir insanın hayatımda ne kadar yeri var emin değilim. Yol korkutucu derecede değiştiriyor insanı. Bunu göğüsleyebilenler yola çıkabiliyor. Ve geride kalanlar da bu riski alabilenler. Yolun doğası neyse ona dönüşüyorsun. Ne zaman gelip ne zaman gittiğin belli olmuyor. Çevrendeki insanların hayatının akışındaki istikrarı yakalayamıyorsun. O zaman geriye sadece sabredebilenler ve seni çok sevenler kalıyor.

Yol, yol, yol... Neden bu kadar önemli, yol sizin hayatınızda?

- Yeni doğan bir çocuk gibi etrafında her olup biteni keşfetmeni gerektiriyor da ondan. Bir tarafta kilometreleri aşabildiğin gerçeği var. Ama bir taraftan da, ne yaparsan yap, hep yarının belirsizliği. Ama insanı ayakta tutan da bu.

MAZOŞİST MİYİM NEYİM?

Nasıl yani? Tuhaf bir şey söylüyorsunuz, biz istikrar güvendir diye biliriz.

- Ben öyle düşünmüyorum. Bizler güveni istikrarda arayarak hata yapıyoruz. Bazen zamansız ve adressiz olabilmek gerek. Ben yolda evimde olduğumdan daha güvende hissediyorum kendimi. İnsanı ayakta tutan, kendini güvende hissetmek değil, aksine keşfetme isteği ve yarınını bilememek. Yolda, ev, araba, toprak ait olduğumuz ve sahip olunan herşey önemini kaybediyor. Yol aslında yeterince veriyor. İnsanı besliyor. Yolun istikrarsız ve süpriz dolu olması bana güven veriyor.

Oooo, ağır laflar ediyorsunuz, çöl çarpması galiba, başka hesaplaşmalar da var mı?

- Her şeyin sana ait olduğu bir harala gürelede, evindi, arabandı, her gün gittiğin işti, kafeydi, arkadaşlarındı, alışverişindi, herşey çok yolunda. Yeni bir insanla, farklı bir hayatla tanışmıyorsun. Dönüp kendine bakıp bir şey sormuyorsun. Çünkü zaten o küçük dünyada benzer yaşamlar var. Ama bu şekilde, sürekli yolda, yol yaparken ‘‘Dur bir dakika’’ diyorsun. Çölün ortasında karavanıyla ve köpeğiyle bir adam görüyorsun. 11. kez çölü geçecek. Oturup düşünüyorsun. Neden? Sorguluyorsun, sorguluyorsun ve o sorgulamalar kendine dönüyor sonunda. Hayatları sorgulamak inanılmaz bir şey. Çok da can acıtıcı. Zaten acıtan şeyler insanda etki bırakıyor. Mutluluk? Hangi mutluluk çok hatırlanıyor? Acılar acıtmıyor, sadece hayatı zorlaştırıyor. Bunu bile bile yapıyorum. Mazoşist miyim neyim? Aslında ne olduğunu biliyorum, ben büyüyorum. Herşey mümkün artık benim için. Hiçbir şeyin sınırı yok.

Dört belgesel oldu, Castrol Voyager ekibi hep değişiyor. Ama siz hepsinde varsınız. Nedir sizi yıldırmayan?

- Çok kararlıyım. Çok istiyorum. Vazgeçemiyorum. Hastalıklı bir aşk gibi. Normal bir boyutta değil tutkum. Beni yataklara düşürecek kadar. Bir görüntüyü çekemediğimiz zaman hastalanıyorum. Midem bulanıyor. Ateşim çıkıyor. Ekipteki diğer insanların bu belgesele hissettiklerinin böyle şiddetli olması gerekmiyor.

Bunun karşılığı para değil, ün değil, şöhret değil. Eeee ne o zaman?

- Ne dünyayı kurtarıyorum, ne hayat kurtarıyorum. Ben belgesellerle sadece kendimi kurtarıyorum. Paradan da, şöhretten de daha önemli.

Ekipteki tek kadın olmak nasıl bir duygu?

- Özel bir duygu değil. Evet, onlar erkek ve fizik olarak senden daha kuvvetliler. Şunu, şuradan, şuraya koyarken mesela. Ama benim kuvvetim de başka şeyde. Hepimiz birbirimizi tamamlıyoruz. Tabii şöyle de bir inadın oluyor: Kadın olduğunu farkettirmeyeceksin. Oysa tüm ekip beni bir kadın olarak kabul etmeye hazır. Hislerimle, dengesizliklerimle ya da her neyse. ‘‘Hormonlarım alt üst oluyor bugünlerde beni anlayışla karşılayın’’ desem bunu bana silah olarak kullanmayacaklardır. Ama ben de kadın olmamı silah olarak kullanıyorum. Ben bir kadınım. Ama erkek gibi bir kadın da değilim.

HİKAYE BİRİKTİRİRİM

Hiçliğin ortasında bir yerlerde günler, aylar geçiyor...

- Evet ama üzerinde binbir tane hikaye kalıyor. Hayat kalıyor. Sadece yaptığın işi düşünüyorsun. Dinlediğin hikayeleri, biriktirdiğin öyküleri. Onları sana aktaran kişileri, yüzleri, mimikleri. O kadar korkuyorum ki yüzleri ve hikayeleri unutacağım diye. Belgesel için kullanmayacak olsak bile, tanıştığım, değdiğim insanlara ‘‘Dur orada, senin fotoğrafını çekeceğim, yüzünü unutmak istemiyorum’’ diyorum. Bir taraftan fotoğraf da çekiyorum. Hayatta ne evim, ne arabam ne de başka bir şeyim, en önemlisi fotoğraf çantam! Bavulumu, makyaj çantamı, herşeyimi kırsınlar, atsınlar, hiç önemli değil. ‘‘Dikkat edin’’ dediğim tek şey fotoğraf çantam.

Sabah akşam, hep aynı insanların yüzünü görmek, çadırın içinde, arabanın içinde, yemek yerken, uyurken, tuvalete giderken ve bitmiyor bu aylarca sürüyor, can sıkıcı değil mi? Üstelik kocan değil, sevgilin değil. Diyelim ki biri uyurken horluyor...

- Ekip kurarken herşeyi soruyorsun ama horlayıp horlamadığını sormuyorsun. Evet, bu da başına geliyor. Ama tolore ediliyor. Ya da su kısıtlı ama biri normalden fazla su içiyor. Fakat hepimiz biliyoruz ki, bizim amacımız belgeseli tamamlamak ve onun dışında hiçbirşeyin önemi kalmıyor.

Yıllarca gazetecilik yaptınız. Sonra bir gün çekip belgesel okumaya İngiltere'ye gittiniz. Okullu olmanın faydası varmıymış bu işlerde?

- Eğitimde değil mesele, görüp geçirmekte. Ona tecrübe diyorlar biliyorsunuz. Ama okulda etiği öğreniyorsun. Sana bu işin ahlakını öğretiyorlar. Yani belgesel yapacağım diye insanların hayatlarına girip, sonra da onları yüzüstü bırakıp gidemezsin. Biz çekimini yaptığımız herkese mutlaka kaseti yollarız, kart atarız. Bizi ne kadar mutlu ettiklerini söyleriz. Hatta küçük hediyeler veririz. Bunları yapmamak eşeklik! Onlar aktör değil ki, parasını verip evine yollayasın. Onları olmadıkları gibi göstermeyeceksin. Bunlara çok dikkat ediyoruz. ‘‘Biz yokmuşuz gibi hayatınıza devam edin’’ diyoruz mesela çekim yaparken. Ama işin gerçeği o insan sen oradayken hiçbir zaman gerçek hayattaki gibi davranamaz. Film yalan değil ama belgesel bile olsa gerçeğin ta kendisi de değil. Bizim amacımız yaptığımız belgeselin mümkün olduğu kadar gerçeğe yakın olması. Bunun için çaba harcıyoruz. İşte burada iyi belgeselci olup olmadığın devreye giriyor. Çünkü iş sadece kamerayı iyi kullanmaktan geçmiyor. Öykülerini dinlediğin insanlarla kamera olmadan da dost olmaktan geçiyor...

Sizi çok mutsuz eden bir şey?

- Havanın kapalı olması, o gün çekim yapılamaması. Neden hava mavi değil diye gözlerim dolar. Ama ben zaten normal olduğumu söylemiyorum!

Çok mutlu eden bir şey?

- Doğrusunu söyleyeyim mi? Beni hiç bir şey mutlu etmez!

Yayınlanma Tarihi : 11.07.1999 - 00:00
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Koç Burcu
    21 Mart - 20 Nisan

    Kişisel farkındalığınızı arttıracak, bilgi kazanmanızı sağlayacak, ama bu esnada bütçenize çok fazla zarar vermeyecek şeyler planlamalısınız. Tüm...Koç Burcu - Bugün

    Boğa Burcu
    21 Nisan - 20 Mayıs

    Başarınızı diğerleriyle de kutlayabilirsiniz. Bilgi toplamalı, bilgilerin gerçekliğinden emin olmalı ve başladığınız işleri bitirmelisiniz. Fark yaratmak istiyorsanız,...Boğa Burcu - Bugün

    İkizler Burcu
    21 Mayıs - 20 Haziran

    Evinizde ve özel ilişkilerinizde yapacağınız değişiklikler duygusal anlamda istikararı sağlayabilir. İş birliğine açık olmanız durumunda, evinizi veya yaşadığınız yeri...İkizler Burcu - Bugün

    Yengeç Burcu
    21 Haziran - 22 Temmuz

    Önemli detayları atlamadığınızdan emin olun. İstediğinizi açık açık ortaya koymak işe yarar çözümler üretmenizde size yardım edebilir....Yengeç Burcu - Bugün

    Aslan Burcu
    23 Temmuz - 23 Ağustos

    Duygusal anlamda motive bir gündesiniz. Yanlış nedenlere dayalı değişiklikler yapmak doğru olmayabilir. Olayları doğru değerlendirmeli, daha alçak...Aslan Burcu - Bugün

    Başak Burcu
    24 Ağustos - 23 Eylül

    Sahip olduğunuzdan daha fazla paranız varmış hissine kapılmayın ve aşırı harcamalardan kaçının. Sizi motive eden kişilerle görüşebileceğiniz bir hafta...Başak Burcu - Bugün

    Terazi Burcu
    24 Eylül - 23 Ekim

    Bu hafta sonu, önemli kişisel değişiklikler yapmanız durumunda kendinizi çok iyi hissedebilirsiniz. Sizi bekleyen güzel bir gelecek varken lüzumsuz...Terazi Burcu - Bugün

    Akrep Burcu
    24 Ekim - 22 Kasım

    Dış etkilere bağlı duygusal durumlarla uğraşabileceğiniz bir hafta sonundasınız. Bazı kişilerin yapacağı son dakika değişiklikleri sizi asıl uğraşmanız gereken işlerden...Akrep Burcu - Bugün

    Yay Burcu
    23 Kasım - 21 Aralık

    Duyduğunuz her şeye inanmamalısınız. Belli anlaşmalar yapmadan ya da bazı sözler vermeden önce, kendi araştırmanızı bizzat yapmanızda fayda var. Bu hafta sonu, elinize...Yay Burcu - Bugün

    Oğlak Burcu
    22 Aralık - 20 Ocak

    Endişelerinizi dile getirerek olaylara netlik kazandırabilir ve doğru kararlar alabilirsiniz. Eviniz ve ailenizle bağlantılı konularla ilgilenirken daha sorumlu davranmalısınız....Oğlak Burcu - Bugün

    Kova Burcu
    21 Ocak - 18 Şubat

    Çok fazla bilgi paylaşımı size ters şekilde geri dönebilir ve size bazı bedeller ödetebilir. Bu hafta sonu, sevdiğiniz kişilerle ilişkilerinizi...Kova Burcu - Bugün

    Balık Burcu
    19 Şubat - 20 Mart

    Bu hafta sonu, bazı işleri ele alış veya uygulayış biçiminizi ya da bilgi edinme ev haber alma yöntemlerinizi gözden geçirebilirsiniz. Bu sayede kendinizi...Balık Burcu - Bugün