"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Zaimoğlu’nun global milliyetçiliği

<B>SİBEL ARNA</B>’nın <B>Feridun Zaimoğlu </B>ile konuşmasından (Pazar Hürriyet, 30 Ocak 2005) bazı bölümler ilgimi çekti, onları büyüteç altına aldım bu yazımda.

Zaimoğlu, 23 Şubat’ta bir yıllığına İtalya’ya taşınacak ve orada Alman kültürünü tanıtacakmış.

Kimdir Feridun Zaimoğlu? Kitaplarıyla Almanya’daki Türkleri sivri, biberli bir dille anlatan yazar.

Almanya’nın Almanya’ya, Almanlara isyan eden bir yazarı temsilci olarak göndermesi, özgürlükçü, yazarın bireyselliğine saygılı bir davranış.

Beni asıl etkileyen Türklüğünü unutmaması:

‘Bugünün Almanyası’nı yansıtan, başka bir Almanya’yı sembolize eden birini gönderdiler. Ama ben tabii orada da uslu durmayacağım. Şimdiye kadar Türk kökenli olduğumu hiç saklamadım, yine saklamayacağım. Türk hamurum olmasaydı ben bu kitapları yazamazdım.’

Zaimoğlu,
her zaman Türklüğünü ortaya koyan ve onu Almanya’da savunan bir yazar.

Bence burada, savunduğu global milliyetçilik’tir (küresel ulusçuluk). Artık belli bir ulusun sınırları, değerleri içine kapalı bir milliyetçiliğin modası geçti.

Bizim dünyaya açılmamızda, global kavramını özümsememizde Almanya’da yaşayan Türk yazarlarının, sanatçılarının önemini unutmayalım.

Globallik konusunda pratik yaptılar, biz de yararlandık.

* * *

ÇOK kültürlülük (multicultural) maddesinin karşılığında yabancı sözlüklerde multiethnic, multiracial sözleri de yazılıyor.

Zaimoğlu’nda çok kültürlülük, kendi kültürünü, kendi ulusunun insanlarını unutmadan, yabancı bir kültür tarafından asimile olmadan onu da öğrenmek şeklinde tezahür ediyor.

Zaimoğlu dışında, Ferzan Özpetek’in, Fatih Akın’ın sinemasını da böyle yorumlayabiliriz.

Onlar doğdukları ülkeyi unutmadılar ama ona dışardan/içerden bir arada bakmayı başardılar.

Zaimoğlu’nun alaturka sözünü kullanmasından rahatsızlık duymuyorum, aksine onun içinde yatan millilik, yerellik kavramını murat ettiğini algılıyorum.

Fatih Akın için konuşmada söylediği bölümü gene okuyun istedim:

‘Duvara Karşı müthiş bir film. Berlin’de günlük bir gazete sinema sayfası için filmi eleştirmemi istedi. Bu filmin neden güzel olduğunu anlattım. Niçin alaturka olduğunu yazdım. Yazının yayınlandığı gün Fatih aradı ve telefonda karşılıklı ağladık.’

Ağlamaları beni de duygulandırdı. Gözyaşlarında ikisinin de özlemi vardı.

* * *

ZAİMOĞLU, Türkiye’den giden, ezilen, hor görülen insanları anlatırken elbette üslubunu sertleştirmesi gerekirdi.

Çünkü isyanı ancak edebiyatı edep bağından koparmakla etkili olabilirdi.
X