Dünya Haberleri

DÜNYA

    Zafer mi, fiyasko mu

    Ünsal TURAN / KOPENHAG
    20 Aralık 2009 - 00:00Son Güncelleme : 20 Aralık 2009 - 01:31

    Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi, bağlayıcı olmayan bir anlaşma metninin kabul edilmesiyle sona erdi. ABD Başkanı Barack Obama başta olmak üzere Batılı liderler anlaşmayı “zafer” olarak sunarken, gelişmekte olan ülkelerden sert tepkiler geldi. Uzmanlar da anlaşmanın küresel ısınmayı durdurmayacağı fikrinde.

    ÖNCEKİ gece boyunca süren müzakereler, sanayileri yüzünden atmosfere en fazla sera gazını salan yaklaşık 30 ülkenin temsilcileri arasında cereyan etti. Obama’nın “Anlamlı ve benzeri görülmemiş bir anlaşmanın eşiğindeyiz” sözlerinden sonra taslak metin, 194 üyeli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Konvansiyonu’nda (UNFCCC) tartışmaya açıldı.
    Ev sahibi Danimarka anlaşma ihtimalinin zayıfladığını görünce, sadece ABD, Çin, Hindistan, Güney Afrika ve AB’den oluşan bir “çekirdek müzakere grubu” oluşturdu. Bu grup, sabaha kadar süren tartışmaların ardından “sulandırılmış” bir metin üzerinde uzlaştı.
    Sudan: Soykırım gibi
    Sürecin dışında tutulan küçük ülkeler bu duruma sert tepki gösterdi. 130 yoksul ülkenin üye olduğu bir ittifakın sözcüsü olan Sudanlı delege Lumumba Stanislas Dia-ping, “Batılı ülkelerin vardığı bu anlaşma, Afrika’nın yakılması anlamına gelir. Bulunan çözüm, bazı değerlere dayanıyor. Bizce bu değerler, Avrupa’da altı milyon insanı fırınlara gönderen değerlerle aynı” diyerek Yahudi soykırımına gönderme yaptı.
    Batılı liderler bu açıklamayı kınasalar da tepkiler dinmedi. Küresel ısınma sonucunda yükselen okyanus sularının altında kalması beklenen Pasifik ada ülkelerinden Tuvalu’nun delegesi Ian Fry, anlaşmanın küresel ısınmayı engellemeyeceğini ve kendilerine yapılacak mali yardımın anlamsız olduğunu ifade ederek, “Görünen o ki halklarımıza ve geleceğimize ihanet etmemiz için bize 30 parça gümüş verdiler” dedi.
    Sudan ve Tuvalu’nun eleştirilerine, Venezüella, Küba ve Nikaragua da katıldı. G-77 ülkeleri de “Tarihin en kötü anlaşması” yorumunu yaptı. Buna karşın Kopenhag Accord (Kopenhag Mutabakatı), Batılı ülkelerin yoğun lobilerinin ardından BM oylaması sonucunda dün kabul edildi.
    Sorun 2010’a ötelendi
    Hukuksal bağlayıcılığı olmayan anlaşmanın kabulünün, bir deklarasyondan öte anlam taşımadığı, sera gazlarının azaltılması konusunda inisiyatifin üye devletlere bırakıldığı belirtiliyor. 1997’deki Kyoto Protokolü, tam tersine imzacıları bağlayan benzer hükümler içeriyordu. Uzmanlar, Kopenhag Mutabakatı’nın küresel ısınmanın yavaşlatılması konusunda hiçbir katkı yapmayacağı ve sorunu 2010’a “ötelendiği” görüşünde.

    Liderler övdü dünya medyası yetersiz buldu

    * ABD Başkanı Barack Obama: Anlamlı ve benzeri görülmemiş bir anlaşma. Kopenhag’da kazandığımız ivmeyle ileri gideceğiz. Uzun bir yol kat ettik.
    * Almanya Başbakanı Angela Merkel: Karışık duygular içindeyim. Ancak bu anlaşmanın tek alternatifi, başarısızlıktı.
    * Danimarka Başbakanı Lars Rasmussen: Danimarka, müzakeredeki taraflar arasında tarihi bir köprü kurdu.
    * BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun: Umduğumuz her şeyi bulamadık, ama bu anlaşmada da esaslı bir başlangıç olmuştur.
    * Küresel İklim İnisiyatifi Başkanı Kim Carstensen: Gönülsüz vaatler, zengin ve yoksul ülkeler arasında işbirliğinin tamamen yeni yollarının bulunmasını gerektiren bu krizi çözmekte yeterli olmaz.
    * New York Times (ABD): Anlaşma birçok soruna atıfta bulunsa da, Avrupa’dan en yoksul ülkelere dek katılımcıların birçoğu zirveden mutsuz ayrıldı.
    * The Guardian (İngiltere): Düşük hedefler. Başarısızdı.

    Anlaşma ne diyor?

    * Sera gazı salımının önemli oranda kısıtlanması gerektiğinin bilimsel açıdan tespit edildiği belirtilerek, “Bu çerçevede küresel sıcaklık artışının 2 dereceden daha az olmasını sağlamak amacıyla gaz salımında kısıtlama yapılması gerekmektedir” dendi.
    * Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin adaptasyon çalışmaları için yeterli, öngörülebilir ve sürdürülebilir finansal kaynak, teknoloji ve kapasite geliştirme desteği sağlayacak.
    * 2020 yılına kadar 100 milyar dolar yardım yapılacak. 2010-2012 yılları arasındaki ilk dönemde AB 10.6 milyar dolar, Japonya 11 milyar dolar, ABD 3.6 milyar dolar yardım yapacak.
    * Süreçte uluslararası denetim yapılabilecek, ancak inceleme yapılacak ülkenin egemenlik hakkına saygı gösterilecek.
    * 2010’da Almanya’nın Bonn kentinde bu kez “bağlayıcı” kararlar alınması için yeni bir zirve yapılacak.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı