"Nuran Çakmakçı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nuran Çakmakçı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nuran Çakmakçı

Z.Y'nin durumu

İstanbul Lisesi'nde bir haftadır kıyamet kopuyor. Veliler yürüyor, Müdür Sakin Öner feryat ediyor, Bakanlık, İl Milli Eğitim Müdürlüğü açıklamalar yapıyor. Bütün bunlar tek kişinin etrafında dönüyor. 15 yaşındaki Z.Y'nin. Ben bütün bunları bir kenara bırakıyor, işe tersten bakıyorum.

181'inci öğrencinin ruh halini merak ediyorum. Bizim ismini rumuzla yazdığımız, ama okulda herkesin tanıdığı, bildiği, belki pek de iyi bakmadığı, kuralları bozan kişi olarak gördüğü Z.Y'yi.

İşin doğrusu, yanlışı bir yana, o öğrencinin yaşadıklarını anlamaya çalışıyorum. Çocuklar ve özellikle de gençler birbirine karşı çoğu zaman çok acımasızdır. Lise yıllarını hatırlıyorum da, hiç kendimi onun yerine koymak istemiyorum. Okulda ne duruma düştüğünü, arkadaşlarının ona nasıl davrandığını tahmin etmeye çalışıyorum.

Her ne kadar Bakanlık arkasında olursa olsun, kurallara uysun ya da uymasın ama Z.Y'nin ailesi önce bunu düşünmeli. İstenmeyen, üstelik her fırsatta deşifre edilen çocuklarının bundan sonra o ortamda eğitim görüp görmeyeceğine karar vermeli. İş kitabına uydurulmuş olabilir, yasal olarak da hakkı bulunabilir ama ne olursa olsun iş çığırından çıkmış bir kere. O öğrencinin bundan sonra 181'inci sırada sağlıklı bir şekilde eğitim alması mümkün mü?

Bence değil. Koridorlarda, tuvaletlerde, bahçede Z.Y bakışları hissedecek, dışlanacak, laf sokulacak. Kim bunun aksini iddia ederse etsin yanlış, yalan söylemiş olacak. Biliyorum bu haberden sonra okul yönetimi, öğretmenler belki de Milli Eğitim Müdürlüğü, "Önlemleri aldık, bunlar olmayacak, biz böyle okul değiliz" dese de, işin içinde insan, hele de gençler var. Kim bunu gözardı edebilir? Onların duygularını kim önleyebilir?

İnşallah düşündüklerimin tersi olur. Akranları, öğretmenleri Z.Y'yi kucaklar, damgalamaz, beni yanıltır.

Efsane müdür Mahir Yeğmen'den sarı siyahlılara mektup

İstanbul Lisesi 181'inci öğrenci kaydı ile gündeme oturmuşken sarı siyahlı camiada iz bırakan eski müdürlerden Mahir Yeğmen, onlara bir mektup yazıyor. Bu mektubu bu olaylar olmadan çok önce 10 Mayıs'ta kaleme alıyor. İşte, Yeğmen'in sarı siyahlılara yazdığı mektuptan küçük bir özet:

Sevgili Sarı Siyahlılar

Değerli mezun öğrencilerim,

Hayatım boyunca böyle bir yazıyı kaleme almak zorunda kalmaktan hep endişe duymuşumdur. Ancak maalesef bu endişem gerçekleşti. Hepimiz; camia kuruluşları, mezunlar ve okulumuzun emektar öğretmen ve yöneticileri; ortak akıl yürütüp okulumuzu karşı karşıya kaldığı tehlikeden korumak için çaba harcamalıyız. Lisemizin değerli bir öğretmeninin Çanakkale Şehitleri Töreni'nde yaptığı konuşma sonrası hakkında soruşturma açılması ve uyarı cezası almış olması sadece bir başlangıçtır. Bugün ne yazık ki okulumuz her yönden kuşatılmış bir vaziyette ve bu mücadeleyi "bugün" vermezsek emin olun "yarın" çok geç kalmış olacağız...

...Okulumuzun mevcut öğrenci profili çok hızlı bir şekilde değişmektedir. Özellikle bazı çevrelerin, ne oldukları bizlerce çok iyi bilinen bazı dershanelerin yönlendirmesiyle okulumuzda öğrenim gören öğrencilerin sayısı 70'i geçmiştir...

 SIRADAN ANADOLU LİSESİ'NE DÖNECEĞİZ...

Okul müdürü, müdür yardımcıları ve öğretmenlerin bir bölümü rotasyona tabi tutularak başka okullara gönderilecektir, bizim okulumuza başka öğretmen atamaları yapılacaktır. Atanacak yeni kişiler bizim değerlerimize ve kültürümüze ne derece uygun olacaktır, ciddi şüpheler vardır. MEB kalıcı bir sonuç bulmazsa, okulda Abitur eğitim programına son verilmek zorunda kalınacak ve Alman öğretmenlerin sayısı kademeli olarak azaltılacaktır. Gelecek birkaç yıl içerisinde okulumuza nasıl bir yöntemle öğrenci alınacağı belirsizdir. Okulumuzun, bırakın sıradan bir Anadolu Lisesi olmasını, sıradan bir okul olma ihtimali dahi bulunmaktadır. Bu anlattıklarımı, devlet memuru olmaları nedeniyle okul idarecilerinin, öğretmenlerinin anlatması şu aşamada mümkün değildir. Ama biliyorum ki günü geldiğinde onlar da sizlerle tüm gerçekleri paylaşacaklardır.

Galatasaray Lisesi ise tüm bu olumsuzluklardan etkilenmemektedir. Çünkü Türk Hükümeti ile Fransız Hükümeti arasında imzalanmış "Galatasaray Eğitim Kurumları" ile ilgili milletlerarası anlaşma hükümleri uygulanmaktadır. "Uluslararası hukuk" yerel hukukun üstündedir, hukuk prensibi ile Türkiye'deki olumsuz uygulamaların dışında kalmasını bilmişlerdir. Bundan yaklaşık 15 yıl önce İstanbul Lisesi mezunu dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile vakfımızın o dönemki Başkanı Ender Ciner, bugün karşılaştığımız sıkıntıları daha o zamanlar öngörerek Türk Hükümeti ile Alman Hükümeti arasında İstanbul Lisesi'ni bugünkü sıkıntılardan kurtaracak 30 Eylül 1997 tarihli uluslararası anlaşmanın imzalanmasını sağlamıştı. Ancak bu anlaşma hükümleri hiçbir zaman uygulanmamıştır. Daha sonraki yıllarda ise kimse bu konuların nasıl çözüleceği konusunda bir çalışma yapmamıştır.  Sevgili Sarı Siyahlılar, bu yazıyla mezun olmakla iftihar ettiğiniz okulunuz İstanbul Lisesi'nin karşı karşıya olduğu tehlikeden haberdar olun istedim. Tüm gerçek Sarı Siyahlıların, tüm bu sorunlara duyarlılık göstereceklerinden eminim.

****

Hayat Okuyunca Güzel

Türkiye'de işlevsel düzeyde okuma yazma bilmeyen 7 milyon 20 bin 223 kişi var. Hiç okuma yazma bilmeyen kadın sayısı 3.114.787.697 bin, 305 erkek de aynı şekilde okuma yazma bilmiyor.

Okuma yazma bildiğini söyleyen acak bir okuldan mezun olmayan kadın sayısı 2.036.44, erkek sayısı ise 1.171.687

Yani hala bindiği otobüsün numarasını okuyamayan, gelen telefonun kimden geldiğini anlamayan, pazara, markete gittiğinde alacağı ürünün etiketini anlayamayan milyonlarca kadın ve erkek var.

İşte böylesine önemli bir konuda Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile eğitim kanalı ZTV önemli bir projede el ele verdi. İki kuruluşun başında bulunan iki kadın bu konuda ilk adımı da attı. AÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Ayşen Özyeğin ile MediaSa Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, ülkemizde okuma yazma bilmeyen kalmayana kadar çalışma yapma konusunda fikir birliği yaptı.

AÇEV, zaten 1995'ten bu yana Türkiye'nin çeşitli illerinde sınıf ortamında okuma yazma ve kadın eğitimleri uyguluyor. 21 ilde toplam 120 bine yetişkin okuma yazma sertifikası almasını sağlayan AÇEV'in 2005 yılında geliştirdiği Bizim Sınıf adlı Tv okuma yazma prorgamının olumlu etkileri görülünce yüz yüze eğitime erişimde zorluk çeken ve okuryazarlık becerilerini geliştirmek isteyen tüm 15 yaş üstündekilerine bu kez ZTV'den destek verilecek. Accenture Danışmanlık Şirketi'nin destek verdiği bu program 12 Ekim'den itibaren ZTV'de yayınlanmaya başlıyor.

Programda ihtiyacı olanlar bir okuma yolculuğuna çıkarılacak. Rakamlar tanıtılıp, gündelik yaşamın içersinde gereken en temel matematik becerileri (sayı ve rakamları tanımak, saatleri okumak, fiyat etiketlerini okuyabilmek, basit toplama ve çıkarma hesaplarını yapabilmek) edinmek için çalışmalar yapılacak.

Her gün yayınlanacak ve 60 bölüm boyunca izleyicilerle buluşacak program tüm yurtta izlenebilecek.

Sizler, belki bu yazıyı okuyabiliyorsunuz, ama bilmeyenleri belki yönlendirirsiniz. Varsa çevrenizde bu durumda olanlar mutlaka onları bilgilendirin...

X