"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Yüzde 2’ye güveniyorum

BEN haklıyım.<br><br>Ben herkesten akıllıyım ve sağlam karakterliyim ve dürüstüm ve yanılmam mümkün değil.

Benim düşündüğüm kadar iyi düşünemezsiniz, problem çözemezsiniz, çözüm öneremezsiniz.
Pardonlardan bir hevenk!
Kendimi fazla mı övdüm? Aslında sizi övmeye çalışıyorum. Çünkü “ben” dediğim aslında sizsiniz, biziz.
İnsanoğlundan bahsediyorum.
* * *
Lewis Wolpert’in “İnanılmaza İnanmak. İnanışların Evrimsel Kökenleri” adlı kitabı normalde (normal neyse artık!) okumaktan uzak duracağım bir kitap gibi duruyordu.
Büyük Britanya’nın saygın bilim adamlarından Wolpert.
Medya âlemiyle dirsek temasında olan bir gelişim biyolojisi uzmanı.
Wolpert, The Times’a göre “Bilimin tutkulu bir savunucusu olduğu halde dinin de yararları olabileceğini söylüyor; bilim ve inanç arasında, normalde bizden beklendiği gibi iki çatışan taraftan birini tutmamızı istemek yerine, ikisi için daha yararlı bir birliktelik öneriyor.”
Aslında anlatacağım, alıntılayacağım ve -kesin olarak, şaşmaz biçimde haklıyım ya!- sizi bir yargıya yönlendirmeye çalışacağım konunun Wolpert’in inanca yaklaşımıyla direkt ilgisi yok.
Maksat tanıştırmak...
Wolpert sayesinde “Wobegon Gölü” insanlarını tanımış oldum ve sizlere de tanıştırmak isterim.
* * *
Wobegon Gölü kurgusal bir coğrafi yer. Yazar ve radyocu Garrison Keillor’un zihninde üretilmiş bir bölge.
Fakat bu bölgenin “kadınları güçlü, erkekleri yakışıklı, çocukları ortalama zekânın üstünde” nüfusu, insanoğlunun hayata bakışını özetliyor.
İnsanoğlundan bahsederken “Wobegon Gölü Etkisi” denildiği anda biliyoruz ki hepimizin şaşmaz şekilde haklı olduğu bir toplumu işaret ediyoruz.
Wolpert diyor ki:
“Kişilerin kendilerini sağlıklı bir biçimde algılayamamaları da ilgi çekici bir durumdur.
İnsan genelde kendini yüceltir.
Toplumun büyük bir kesimi kendini ortalama bir bireyden daha akıllı, daha adil, daha az önyargı sahibi ve daha üstün sözel becerilere sahip biri olarak görüyor...”
Yani bir yerde “Sen de haklısın birader” çizgisinin çok ötesinde “Bir ben haklıyım, diğer herkes haksız” durumunda yaşıyoruz bu hayatı.
* * *
Araştırma var, koşun!
ABD’de lise öğrencilerinin yüzde 70’i kendi liderlik vasıflarının ortalamanın üstünde olduğuna emin.
Ortalamanın altında olduğunu söyleyenlerin oranı sadece yüzde 2 ki; an itibariyle kendimi o yüzde 2’ye yakın hissediyorum; canlarım benim!
Ve mesela akademisyenlerin yüzde 94’ü samimi şekilde mesleklerinde diğer hocalardan daha iyi olduklarını düşünüyorlar.
Kendi mesleğimi tartayım; bütün gazeteciler Genel Yayın Yönetmeni olsa daha iyi gazete yapacağına emindir.
Bütün taksi şoförleri diğer şoförlerin kendisinden daha kötü sürücü olduğuna emindir.
Her sütun sahibi, memleketi kurtaracak formülü köşesinde yayınladığına inanır.
Her büfe en iyi ıslak hamburgeri kendisinin yaptığını, hatta kendisinin icat ettiğini söyleyebilir.
“Ulen bu benim aklıma gelmişti aslında ha!” milli atasözlerimizdendir!
Örnekler çoğaltılabilir. Mesela yakın zamanda bir televizyon programında tanıştığım Bank Asya Birinci Lig takımlarından birinin teknik direktörü hem de gönülden inanarak “Milli takımımız aslında Almanya’yı güle oynaya yenerdi” demişti.
Aynı hocanın takımı o hafta 4-0 yenildi ama özgüveninin sarsılmadığına eminim.
* * *
Nereye varacağız?
Tabii ki ben nereye istersem oraya! Herhalde benden akıllı değilsiniz!
Ben herkesten akıllıyım.
Anayasa benim istediğim gibi olmalı.
Deprem sonrasında benim sözüm dinlenmeliydi.
Demokrasiyi ben tarif etmeliyim.
Benim “kara listem” sizin de kara listeniz olmalı.
Hainleri ve dostları ben belirlerim.
Dürüstüm.
Lafım üstüne laf edilmez.
Adilim.
Üstünüm.
İnsanım.
Yüzde 2, canım benim...

(İnanılmaza İnanmak. Lewis Wolpert. Çeviren: Füsun Elioğlu. Gürer Yayınları, Ekim 2011)

X