Yutturmacanın sonu!

Hürriyet Haber
05.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Önce eski yazı dosyalarımı inatla karıştırdım. Nisanda seçim kararının ilanından sonraki gün yazdığım, ‘‘erken seçim kararı yutturmacadır.’’ yazısını aradım.

O yazıyı ararken karşıma bir sürü başka yazı çıktı. Bazılarına yeniden göz atmadan edemedim.

Aslında insanın arasıra dönüp arkasına bakması hiç de fena olmuyor. Ne var ki, çok dar zamanlarda yaşıyoruz ve bu vakti her zaman bulamıyoruz.

Ben bir vakit bulursam, zamanımı aramakla geçiririm. İbsen: ‘‘Mutluluk aramaktadır.'' der.

İbsen'e göre, aradığınızı bulunca mutluluğunuz da biter.

Ben erken seçim kararı üzerine yazdığım yazıyı bulamadım. Belki biraz daha arasam bulabilirdim.

Ne var ki hepimize hükmeden tek alet olan saate baktım. Yazıyı yazmam için konan limite ulaşmak üzereydim.

Bilgisayar tuşlarına vurmaya başladım.

* * *

Hatırladığım kadarıyla o yazıda, Nisanda seçimin asla olamayacağını, zaten seçim kararı alanların da, seçim olacağına inanmadıklarını yazmıştım.

‘‘Bu kararı böylesi büyük çoğunlukla almalarının nedeni, seçimin olmayacağını bildiklerindendir.’’ demiştim.

Erken seçim yapmak isteyen adamın, nisan değil, ekim ya da kasımda seçim kararı alacağını eklemiştim.

‘‘Bu seçim kararı bir yuturmacadır.’’ demiştim.

Ben kâhin filan değilim ama bunların böyle olacağını biliyordum.

Çünkü Türkiye siyasetini iyi tanıyordum. Asker- sivil dengelerini tartıyordum. Türkiye'yi yönettiklerini zanneden sivil siyasetçileri de yıllardan beri ciğerlerine kadar röntgenliyordum.

Evet bunlar aylar boyu bizi ‘‘Nisanda seçim olacak'' diye oyaladılar. Nisanda seçim olmayacaktı.

Zaten Türkiye'de aklı başında kimse ilkbahar aylarında seçim yapmazdı. Seçim hasattan sonra yapılırdı.

Zorlu bir kıştan çıkmış sinirli insanların önlerine oy sandığı konamazdı. Yaz rehavetinin sonrası oy atmaya gidilirdi.

Bunlar bizi eni konu aldatıyorlar; ya da aldattıklarını sanıyorlardı.

Ama bu son aldatışları olacaktır.

* * *

Bu hükumette meymenet olmadığı zaten kuruluşundan belliydi. Hiç bir etik değere sığmadığı gibi siyasi ahlâka bile sığmıyordu.

Partilerinden zor, tehdit ya da çıkar vaadi ile istifa ettirilen insanların desteğiyle kurulmuştu. Seçilmiş değil, atanmış bir hükumetti.

Kuruluşunda, hiçbir ilkeye riayet edilmemişti. Cumhurbaşkanı bile, partiler üstü konumundan ayrılmış, taraf olmuş ve bu hükumetin mimarı olmasa bile mühendisi gibi çalışmıştı.

Şimdi bu hükumetin başındaki zat: ‘‘Seçim yapmayabiliriz.’’ diyor ve yumuşuk geçişle seçimi ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Kuşkusuz seçim istemeyenler pek çok destek bulacaklardır.

Ama halk desteğini ebediyen kaybedeceklerdir.

Halktan kopmuş siyasetçilerin kaderi budur.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı