Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yurtdışındaki paralar ve minarenin kılıfı

ABD’nin İsviçre Bankası UBS ile yaptığı anlaşmanın, başka ülkeler için de örnek olabileceği, bu doğrultuda Türkiye’nin de İsviçre ve diğer ülke bankalarındaki, Türkiye kaynaklı hesapları isteme hakkına sahip olacağına dair haber, kafaları karıştırdı.

İsviçre, Almanya, Belçika ve Avusturya gibi ülkelerde, Türklere ait 100 milyar doların üzerinde bir paranın olduğu ve bu paranın Türkiye’ye dönüş yolunun açılabileceği kaydediliyor.

HAYALE KAPILMAYALIM

Türklere ait 100 milyar doları okuyup, hayale kapılmayalım.

Başta Almanya olmak üzere; Avusturya, İsviçre, Fransa, Belçika gibi ülkelerde yerleşik yüzbinlerce Türk var.

1- Bu kişiler, o ülkelerdeki paralarını, Türkiye’ye getirmek mecburiyetinde değiller.

2- Yurtdışında yerleşik olanlar, o ülkelerde, elde ettikleri faiz ve benzeri gelirleri, Türkiye’de beyan edip vergi ödemek zorunda değiller.

3- Yurtdışında yerleşik olan vatandaşlarımız, Türkiye’de elde ettikleri gelirleri o da bazılarını (örneğin konut kira geliri, gayrimenkul satış kazancı, şahıs işletmesi şeklindeki işyeri varsa o gelirini) Türkiye’de beyan etmek zorundadırlar. Türkiye’deki gelirlerin çoğunu (örneğin tutarı ne olursa olsun stopaja tabi işyeri kira gelirini, Türkiye’deki faiz, repo, döviz tevdiat hesabı faizi, fon gelirleri, limited şirket kâr payı, anonim şirket temettü gelirlerini), Türkiye’de beyan etmek zorunda değiller.

MİNARENİN KILIFI

ABD’de herkesin bildiği ve inandığı “Ölümden ve vergiden kaçılmaz” diye bir söz var.

Türkiye vergi yönüyle, maalesef ABD ya da çoğu Avrupa gibi değil. Kuşkusuz ölümden kaçılmaz ama kayıtdışılığın yüzde 50 olarak ifade edildiği ülkemizde, vergiden kaçılıp kaçılmadığını herkes biliyor, uzun uzun anlatıp örnekler vermeye gerek yok.

Türkiye’de yerleşik olan ancak yurtdışında parası bulunan bir tanıdığıma, nedenini sorduğumda aldığım yanıt ilginçti;

“Karadeniz’de gemin, Romanya’da karın, Türkiye’de malın olmayacak.”

Neyse... Bu sözün tartışmasına girmeden, yurtdışına para çıkartanların “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” sözünü nasıl uyguladıklarını belirtelim.

1- Yürürlükteki yasalara göre, yurtdışına bir Türk vatandaşının banka aracılığıyla örneğin 500 bin ya da 1 milyon dolar para çıkarması ya da yurtdışında bir bankada parasının olması suç değil. O paranın Türkiye’ye getirilmesi mecburiyeti de yok.

2- Türkiye’de yaşayanlara ait yurtdışındaki hesapların önemli kısmı, off-shore ülkelerde kurulan yabancı isimli şirketler adına gözüküyor. Hesap sahibi sorulunca (o da bilgi verilirse) yabancı şirket çıkacak.

3- Türkiye’de yabancılara tanınan “vergi avantajı” nedeniyle yurtdışına çıkarılan paraların bir bölümü de “bıyıklı yabancı” denilen Türkler tarafından, off-shore şirket aracılığıyla Türkiye’ye gönderiliyor.

4- ABD başta olmak üzere, birçok ülkede İsviçre ve benzeri ülkelerdeki paralar, sorgulanıp “paranın kaynağını açıkla” deniliyor ve vergi isteniyor. Vergi ödenmezse “hapis cezası” uygulanıyor.

Türkiye’de paranın kaynağı sorulamıyor. Vergisini ödemeyene hapis cezası da yok. Olsa olsa “o ülkedeki faiz gelirini niye beyan etmedin?” diye (o da tespit edilirse) sorgulama yapılabilir.

BİR ÇÖZÜM

İşin doğrusu, yurtdışında Türklere ait paraların tespiti ya da Türklerin parayı kendiliklerinden getirmeleri zor bir olay.

Parasını getirene, Varlık Barışı’ndan yararlansa bile 2008 yılı vergisi sorulacak.

Varlık Barışı Yasası düzeltilip, 2008 yılı da eklenerek yurtdışından gelen paralara vergi incelemesi yapılmayacağı taahhüt edilip, mevduat güvencesi ile artırılırsa ciddi bir para gelebilir.

X