Gündem Haberleri

    Yunus Nadi besleme gazeteci miydi

    Hürriyet Haber
    12.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme:

    ŞU cümleye, İsmet İnönü'nün defterlerinde rastladım. ‘‘Yunus Nadi Bey ile mülakat. Ona bin lira yardım.’’‘‘Defterler’’, İnönü'nün 1919 ile 1973 yılları arasında ajandalarına yazdığı notlardan oluşuyor.İnönü bu ajandalara, günlük işlerini, görüştüğü kişileri yazmış.13 AĞUSTOS 1924Bu defterler Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlandı.İşte yukarıdaki cümleye bu kitabın 63'üncü sayfasında rastladım.Tarih 13 Ağustos 1924, Çarşamba...Olayın iki aktöründen biri İsmet İnönü.Dönemin başbakanı.Öteki Yunus Nadi. ‘‘Cumhuriyet’’ Gazetesi'nin kurucusu ve sahibi.Şimdi bugün Ecevit veya Yılmaz'ın notlarında bir gazete sahibine para verdiğini okusak ne düşünürüz?Herhalde iyi şeyler değil.Öyleyse Yunus Nadi için de aynı şeyleri düşünecek miyiz? Yani Cumhuriyet'in ‘‘Besleme bir gazete’’ olduğuna mı inanacağız?İnönü'nün notunu okuduğunuz zaman aklınıza hemen şu geliyor.Yunus Nadi, Cumhuriyet Gazetesi için bir mülakat yapmış, karşılığında da bin lira almış.Hayır.Bir kere orada yazılı ‘‘mülakat’’ ifadesi, röportaj değil, ‘‘görüşme’’ anlamında.‘‘Cumhuriyet’’ 6 Mayıs 1924'te kuruldu.Demek ki bu görüşme kuruluşundan 3 ay kadar sonra yapılmış.GÜNÜN ŞARTLARIBelli ki, hükümetten gazeteye bir yardım alınıyor.Olayı, o günün şartları içinde değerlendirmek gerekiyor.İstanbul'da yayınlanan bir gazete, Kurtuluş Savaşı için Anadolu'ya geçiyor. Sonradan ‘‘Cumhuriyet’’ adını alıp yayına devam ediyor.Cumhuriyet'in ilk yılları. Bu basının yaşatılması gerekiyor.O nedenle Başbakan'ın o günün şartları içinde bu yardımı yapması son derece normal.Bu olayı, şundan yazıyorum.Türkiye'de bazı kavramlar ve müesseseler hoyratça zedeleniyor.Günün şartlarına göre normal ve kanuni olan işlemler bile birer suç haline getiriliyor.Mesela ‘‘teşvik’’ ve ‘‘kredi’’ konuları.Teşvik, dünyanın bütün ülkelerinde sanayicilere, ihracatçılara veya başka sektörlere sağlanan kolaylıklardır.Bunun iki amacı vardır.O sanayinin gelişmesini sağlamak ve öteki ülkelerle rekabet edebilir hale gelmesine yardımcı olmak.Ama gelgelelim, 1990'lı yıllarda bazı siyasetçiler, ‘‘teşvik’’ konusunu neredeyse bir suç haline getirdiler.TEŞVİK SUÇUTeşvik alan şirketleri ‘‘hortumcu’’ gibi gösterdiler.Aynı şekilde ‘‘kredi’’ konusu...Kredi, bankaların sattığı temel üründür.Yani bir fırıncı nasıl ekmek satıyorsa, bankalar da para satar ve buna ‘‘kredi’’ denir.Türkiye'de kredi vermek ve almak da kamuoyunun gözünde suç olmasa bile ‘‘ayıp’’ haline indirgendi.Türkiye, bunun acısını çekiyor.Mesela Doğan Grubu'nun Adapazarı'nda yaptırmak istediği karton fabrikası, işte bu menfi zihniyetin kurbanı oldu.Güney Kore'den çok elverişli şartlarda bulunmuş bir kredi geri verildi.Grubun kendi parasıyla satın aldığı arsanın üzerine kurulacak olan fabrika yapılamadı.Neden mi, çünkü şevkimiz kırıldı.Makineleri getirtmek için kanunun bize verdiği teşvik hakkını kullanmaya kalktığımız için neredeyse hırsız ilan edilecektik.Telefon konuşmalarımız çıfıtçı pazarına döküldü.İŞ TAKİPÇİSİBen de kendi payıma düşeni aldım ve ‘‘İş takipçisi gazeteci’’ oldum.O fabrika yapılsaydı, bugün 1200 insan çalışıyor olacaktı.Patronumun şevki kırıldı ama benimki kırılmadı.Bugün yine aynı şeyi söylüyorum. Kanunlar çerçevesinde bu ülke ekonomisine katkıda bulunacak, yeni iş sahaları açacak herkesin işini gönülden takip etmeye hazırım.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı