"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

Yunanistan, Marmara Depremi görüntüsüyle demirimizi karalıyor

DEMİRCİLER Derneği ve Ekinciler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci ve İstanbul Demir Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Serdar Koçtürk, çimentocular gibi dertli:

"Bizi fırsatçılıkla suçlayanlar var... Asla fırsatçılık yapmıyoruz. 6 milyon ton kapasite fazlasının olduğu Türkiye’de inşaat demiri fırsatçılığı yapmak mümkün mü?"

Ekinci ve Koçtürk’ün aktardığı bilgilere göre, Türkiye’de yılda 20 milyon ton nervürlü inşaat demiri üretiliyor, 7.5 milyon tonu ihraç ediliyor. Türkiye’nin inşaat demiri ihraç ettiği ülke sayısı 80 dolayında bulunuyor.

Türkiye, inşaat demiri ihracatında dünya birincisi görünüyor. Ekinci ve Koçtürk’e göre, Türkiye’nin inşaat demiri ihracatında dünya birincisi olması, özellikle bazı Avrupa ülkelerini rahatsız ediyor. Bu yüzden de Türk inşaat demirinin önüne olmadık engeller çıkarıyorlar.

Türk demir-çelik sektörü, inşaat demiri ihracı konusunda son dönemlerde İspanya’da önemli bir savaş veriyor. Çünkü, İspanyollar yıkılan bir köprüde suçu Türk inşaat demirine yüklemeye çalışıyor.

Ekinci ve Koçtürk, özellikle inşaat demirinin ihracat sırasında en çok denetlenen ürünlerin başında geldiğini vurguluyor: "Alıcılarımız fabrikalara gelir, üretimi denetler, ’homologasyon’ testi yapar. Türk inşaat demirinin kalitesine kimsenin söyleyecek lafı yok. Ancak, yine de İspanya ’sismik denetim’ istemeye başladı. Bunu daha da ileri götürmeye çalışıyorlar. Amaç bizim önümüzü kesmek."

Türk demir-çelik sektörü, İspanya’nın bu tutumuna karşı, ülkedeki kamuoyunu ikna etmek açısından, "O köprü Türk demiri yüzünden yıkıldı" diyenlerin tezini çürütmek için bir danışmanla anlaşmış.

Türk inşaat demirinin önüne bazı Avrupa ülkelerinde konulan engellere en ilginç örnek Namık Ekinci’den geliyor: "Yunanistan, Türk inşaat demirini kötülemek için 1999’da yaşadığımız, acısını hálá unutamadığımız Marmara Depremi’nin görüntülerini kullanıp ’İşte Türk demirinin yarattığı sonuç’ diyor."

Namık Ekinci, Yunanistan örneğini anlatırken 1999 depreminden sonra belki unuttuğumuz, belki dikkatimizden kaçan bir ayrıntıyı yineliyor: "Marmara Depremi’ne kadar Türkiye’de inşaat demirinde ’nervürlü’ kuralı yoktu. Nervürlü inşaat demiri, daha dayanıklıdır. Üzerindeki tırtıklar demiri harçla daha iyi bütünleştirir."

Marmara Depremi’nden sonra inşaat demirinin nervürlü olması kuralı yerleşmiş. Nitekim Ekinci, "Artık inşaat demirlerimizin tamamı nervürlü" diye vurgu yapıyor.

İspanyol’un köprüsü yıkılıyor, Türk demirini suçluyor... Yunanistan, aramızdaki buzları eriten Marmara Depremi’ni Türk inşaat demirine karşı koz olarak kullanıyor... Körfez ülkeleri ise, "Türk demiriyse sağlamdır" diyor...

Türk demir-çelik üreticileri, "İnşaat demirinde dünya şampiyonuyuz, bize fırsatçı demeyin" çağrısı yapıyor...

"Fırsatçılık" varsa vuralım, yoksa onları da dinleyelim...

Türk demir-çelikçi Fransız Bakan’a neden yalvardı

FRANSA Dış Ticaret Bakanı Christine Lagarde, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in konuğuyken, İstanbul Demir Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Serdar Koçtürk, randevu alıp görüştü: "Sayın Bakan, Fransa’nın Cezayir üzerinde büyük etkisi var. Lütfen Türk demir-çelik sektörü için Cezayir’de yaşanan bir haksız rekabetin önüne geçmemizde bize yardım edin. Size yalvarıyorum."

Serdar Koçtürk, Lagarde’ye, Cezayir’deki sorunlarını anlattı. Buna göre, Avrupa Birliği’nin (AB) Cezayir’le serbest ticaret anlaşması var. 1996’da imzalanan Gümrük Birliği anlaşması sırasında bu konular dikkate alınmadığı için, Türkiye AB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı ülkelere aynı şartlarla ihracat yapamıyor.

AB ülkeleri Cezayir’e sıfır gümrükle inşaat demiri gönderebilirken, Türkiye’nin inşaat demiri söz konusu ülkeye yüzde 15 vergili giriyor. Türk demir-çelik sektörü Cezayir’e satış yapamıyor.

İtalya kendi ihtiyacını ithal Türk demiri ile karşılıyor, kendi çimentosunu Cezayir’e satıyor.

Lagarde, "destek" sözü vermiş... Bakalım işe yarayacak mı?

Krizde 50 bin dolar tasarruf için oğlumu ABD’deki okuldan aldım

EKİNCİLER Holding Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci ile 2001’de yaşadıkları kriz günlerine döndük... Ekinciler Holding, 2001 krizinde büyük darbe yedi. Fabrikalarında üretim durdu, tüm işlerine mola verildi. Derken, İstanbul Yaklaşımı formülünü benimseyip, bankalarla anlaştılar.

30 milyon doları faiz olmak üzere toplam 180 milyon dolarlık borçları, zamana yayıldı. Bu anlaşmayla fabrika ve şirketlerindeki çarklar yeniden dönmeye başladı. Ekinciler Holding, 180 milyon doların 60 milyon dolarını ödedi, borçlarını aksatmadan ödemeye devam ediyor.

Yabancı kuruluşlar ise Ekinciler Holding’in 11 milyon dolar olan borcunda yüzde 40 indirim yapıp, zamana yaydı.

Kriz günlerinde Namık Ekinci’nin en çok içine oturan olaylardan biri, küçük oğluna ABD’deki üniversite öğrenimine yarım bıraktırması oldu. Ekinci, oğluna "Yılda 50 bin dolar senin okula harcıyoruz. Artık bu parayı ödeyemeyiz, dönmen gerek" demiş. Oğlu dönmüş, böylece eğitimi yarım kalmış...

2001 krizi herkesin canını acıttı, çoğumuzda izler bıraktı... O izleri tümüyle silmek o kadar kolay olmayacak gibi...
X