Yükseliş süreci bitiyor Türkiye hazırlıklı olmalı

Referans
09.07.2007 - 10:10 | Son Güncelleme: 09.07.2007 - 10:54

Hazine eski Müsteşarı Eğilmez, Türkiye IMF ve AB çıpasına sarılıp büyüme hızını yüzde 3-4'lere düşürmeli.<1>Yeni

Hazine eski Müsteşarı Eğilmez, uluslararası likiditenin ABD'ye yöneleceğini,  bunun da Türkiye'yi vuracağını söyledi.

"Dünya ekonomisi belli bir dönem çıkış yaşayıp, biraz durakladıktan sonra inişe geçiyor. Bu konjonktürel bir durum. Yüzyıllardır dünya ekonomisinde böyle bir dalgalanma yaşanıyor" diyen Hazine eski Müsteşarı Mahfi Eğilmez'e göre, dünya ekonomisinin son yıllarda içerisinde olduğu yükseliş periyodunun sonuna gelindi. Dünya ekonomisinin dörtte birinden fazlasına sahip olan ABD ekonomisinin özel kesim tasarruf-yatırım dengesi, bütçe ve cari açıdan 3 temel göstergede açık verdiğini belirten Eğilmez, Avrupa'da ise İngiltere dışında parlak bir durum olmadığını söyledi. "Japonya çıkış yaptı ama o da parlak değil. Sadece Çin parlak görünüyo" diyen Eğilmez, 50 trilyon dolarlık dünya ekonomisini 2.5 trilyon dolarlık Çin'in tek başına çekip çevirmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Eğilmez, "Dolayısıyla ben dünya ekonomisinin yavaş yavaş bir durgunluk içerisine gireceğini, geçtiğimiz yıllardaki hızla büyüyemeyeceğini düşünüyorum" dedi.

FRENE BASILMALI

Dünya ekonomisinin canlılığıyla ayakta duran ABD'nin bu durumdan çok etkileneceğini belirten Eğilmez'e göre, ABD'nin durgunluğa girmesi halinde likiditenin daralması nedeniyle Türkiye gibi ülkelere çok büyük bir darbe gelebilir. Türkiye'nin bu riske karşı hazırlıklı olması ve çok fazla açılmaması gerektiğini belirten Eğilmez, Eğilmez, "Cari açığı, büyümeyi yabancı sermaye ile götürme anlayışı ile hareket etmeyip, biraz fren koymamız lazım" dedi. Avrupa Birliği (AB) ilişkileri ve Dünya Ticaret Örgütü'nün kriterleri nedeniyle gümrük vergisi, kota koymak gibi lüksleri bulunmayan Türkiye'nin çok fazla önlem alma şansının olmadığına işaret eden Eğilmez'e göre, bu dönemi daha az hasarla atlatmak için IMF ve AB çıpasından vazgeçilmemesi ve büyüme hızının bir miktar düşmesi gerekiyor.

YENİ HÜKÜMETİN İŞİ ZOR

22 Temmuz seçimleri sonrasında hükümete kim gelirse gelsin durumunun 2007 başındaki kadar iyi olmayacağını ileri süren Eğilmez, "Çünkü Türkiye bu yılın başına kadar iyi bir şekilde getirdiği ekonomiyi biraz bozdu. Bu bozulmanın faturasını ödeyeceğiz" dedi. Türkiye'deki olumsuz gelişmelerin yanı sıra dünyada da işlerin kötüye gittiğini belirten Eğilmez, böylesine kaotik bir ortamda Türkiye'nin çıkışının daha zor olacağını ileri sürdü. Eğilmez, "Böyle bir ortamda AB ile kavga etmemek gerekiyor. Geçmişte bunu yaptık ve çok şey kaybettik. Gereksiz kavgaları yapmasaydık Yunanistan ile birlikte üye olmuştuk. Avrupa ile ilişkilerin Türkiye'ye faydası var, bu faydayı da müzakere sürecinin başlamasından bu yana görüyoruz. Dolayısıyla AB ile ilişkileri sürdürmemiz lazım. Onlar bizi alıyormuş gibi yapıyor, biz de giriyormuş gibi yapalım" diye konuştu.

IMF'ye bir düşmanmış gibi bakıldığını, oysa Türkiye'ye 42 milyar dolar yatırdığını hatırlatan Eğilmez, hiç kimsenin düşmanına bu kadar para vermeyeceğini savundu. Türkiye'nin yapısal reformlarını tamamladığı zaman IMF ile yollarını ayırabileceğini ileri süren Eğilmez, bu zamana kadar IMF ile içerisinde kredinin de olduğu bir ilişkinin devam etmesinin gerekli olduğunu söyledi.

OLUMLU SENARYO KAZANDIRIYOR

Genel seçim sonrasına ilişkin çok sayıda senaryonun varolduğunu belirten Eğilmez, 23 Temmuz günü Türkiye'nin elini şakağına koyup ne yapacağını düşüneceğini söyledi. Böyle bir "kaos"un varolduğu bir ortamda ekonomide nelerin yaşanacağı konusunun çok ciddi karışıklıklar içerdiğini belirten Eğilmez, "Borsanın artışı, doların, faizin düşüşü bize gösteriyor ki şu ana kadar yabancı ve onları izleyen yerli yatırımcılar iyimser senaryoya oynuyor. Yani 22 Temmuz sonrasında cumhurbaşkanının seçilebileceği, siyasi sorunların düzeleceği varsayımı var. Şayet bu senaryo tutar seçimden AK Parti tek başına iktidar olur ve cumhurbaşkanını seçerse Türkiye'ye para girişi devam eder, dolar düşer, ekonomi iyi gider. Ancak böyle de olmayabilir" dedi.

Belirsizliğin her geçen gün daha da artmasına karşın piyasalarda iyimserliğin hakim olmasının nedeninin ne olduğu yönündeki bir sorumuza ise Eğilmez, "Yatırımcılar son 3-4 yıldır iyimser senaryolarla para kazandı. Bu nedenle aynı senaryo ile devam ediyorlar. Son yıllarda beklentiler hep iyimser oldu, sonuçlar da iyimser geldi. Büyüme iyi gidiyor, enflasyon düşüşte AB ile ilişkilerde sıkıntılar ertelenmiş görünüyor, yabancı sermaye gelmeye devam edecek" cevabını verdi. AK Parti'nin tek başına iktidar olması durumunda da cumhurbaşkanını seçip seçemeyeceğinin belirsiz olduğunu belirten Eğilmez, aksi bir durumda ekonominin ve piyasaların karışacağını ileri sürdü. İktisatçıların birtakım değişkenleri sabit tutup, bir değişkene göre tahminler yaptığını belirten Eğilmez, burada çok sayıda değişkenin olduğunu, bu nedenle neler olacağına ilişkin tahmin yapmanın çok zorlaştığını söyledi. Eğilmez'e göre, net olan tek şey, Türkiye'nin çok karışık bir döneme girmiş olduğu.

SAĞ-SOL AYRIMI ANLAMSIZ

Türkiye'de merkez ve sağ-sol tanımlarının bir miktar değiştiğini belirten Eğilmez, sağ partilerin özellikle ekonomi yönetiminde daha başarılı olduklarını söyledi. Sovyet sisteminin çökmesi, sosyalizmin ekonomik anlamdan başarılı olamaması, liberal yaklaşımlardan geri kalmasının "merkez" kavramını biraz genişlettiğini belirten Eğilmez, bu anlamda solun, sağdan ekonomik görüşleri ödünç almaya başladığını, bunun en iyi örneğinin ise İngiltere'de Tony Blair önderliğindeki sol yapıda görüldüğünü vurguladı. Ancak batının sağ-sol anlayışı ile Türkiye'nin farklı olduğunu hatırlatan Eğilmez, şöyle konuştu: "Batı sol denilince sosyalizm algılıyor. Bunu da sadece ekonomik değil, siyasal, sosyal anlamda tanımlıyor. Yani sınıf temeline dayalı bir sistemi kastediyor. Sağdan ise siyasal görüşleri itibariyle daha muhafazakar, ekonomik görüşler anlamında ise daha küresel ve özel sektör yanlısı bir şey anlıyor. Biz ise solda biraz daha batı gibi olsa da sağ denilince din ve milliyetciliği anlıyoruz. Yani bizim ayrımımız laiklik temeline dayanıyor. Örneğin AK Parti siyasal düşünceleri anlamında merkeze göre daha uçta ancak ekonomik görüşleri itibariyle küreselci, liberal. CHP ise sosyalist bir parti değil, ekonomik görüşleri itibariyle onlar da liberal. Dolayısıyla biz de sağ-sol ayrımının bir anlamı kalmadı."

Eskiden CHP ile Demokrat Parti arasında önemli farklılıklar varken bugün CHP ile Anap, Demokrat Parti arasında çok fazla bir farkın kalmadığını ileri süren Eğilmez, "Ekonomi ile ilgili bir fark kalmadı. Fark Atatürkçülük, laiklik gibi bir noktaya geldi. Örneğin sağcı bir ekonomist olan İlhan Kesici CHP'de de olabiliyor. İngiltere'de sol partiden birinin sağ partiye geçmesi çok büyük bir olay. Çünkü orada bütün görüşlerini değiştirmesi lazım, Türkiye'de buna ihtiyaç yok" diye konuştu.

Başta İngiltere olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde sağda ve solda güçlü bir partinin varolduğunu hatırlatan Eğilmez, Türkiye'de ise böyle bir yapının olmadığını söyledi. Eğilmez "Türkiye'de din ağırlıklı olduğu düşünülen AK Parti, milliyetçi MHP ve sosyal demokrat olduğunu söyleyen ancak devlet partisi gibi davranan CHP var. Yani bizde klasik demokrasilerdeki gibi partiler yok. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz. İngiltere'de liberal bir parti kurup halkın karşısına çıksanız ilk seçimi kazanamazsınız. Türkiye'de genel olarak yeni kurulan partiler ilk seçimi kazanıyor. Bunun nedeni de sağ-sol ayrımının tam olmaması, insanların kafasında şekillenmemesi. İş sadece laik-anti laik çatışmasıyla algılandığında böyle tuhaflıklar ortaya çıkıyor" açıklamasında bulundu.

ALTERNATİFLER YOK OLDU

Siyasi olarak farklılaşma olmamasının iyi olmadığını ileri süren Eğilmez, herkesin aynı şeyleri savunduğu bir ortamda alternatif politikaların kaybedildiğini söyledi. "Ancak alternatif olmak adına da yabancı sermaye girişine vatan toprakları satılıyor diye karşı çıkmanın da anlamı yok" diyen Eğilmez'e göre, bir parti CHP'nin siyasal ve sosyal düşünceleri ile AK Parti'nin ekonomik politikalarını bir araya getirebilirse ideal olanı yakalar. Eğilmez, ekonomik görüşlerin daha merkeze kayması kolayken siyasal düşüncelerin değişmesinin daha zor olduğunu hatırlatarak, "CHP bunu yapabilirdi, ancak yapamadı" dedi.

SEÇİM EKONOMİSİ UYGULANIYOR

Türkiye'de mali disiplinin oturmasının ekonominin temeli olduğunu belirten Mahfi Eğilmez, "Bütçe açığını kapatmadan, istediğiniz para politikasını uygulayın enflasyonu düşüremezsiniz. Biz geçmişte bunu çok yaptık. Maliye politikasını uygulayamadığımız yerde, Merkez Bankası sıkı para politikası uyguladı ancak enflasyonu düşürmeyi beceremedik" dedi. Bugünkü hükümetin yüzde 14'lerde aldığı bütçe açığını yüzde 1'lere kadar indirdiğini, bunun önemli bir başarı olduğunu vurgulayan Eğilmez, 2007 başından itibaren mali disiplinin bozulmaya başladığını vurguladı. Geçici işçilerin daimi kadroya alınmasının bir seçim ekonomisi uygulaması olduğunu belirten Eğilmez, "Ben 20 yıldır bu işe bakıyorum ve geçici işçilerin kadroya alındığını gördüğüm anda seçim ekonomisinin başladığını anlarım. Bunun dışında KDV oranlarının seçim öncesi indirilmesi ilginç. Belediyelerin daha rahat harcama yapması için Hazine borçlarına karşılık yapılan kesintilerin kaldırılması. Bunlar mali disiplinde bozulmayı gösteriyor ve tipik bir seçim ekonomisi uygulaması" dedi. Eğilmez, Ak Parti hükümetinin izlediği "seçim ekonomisi" politikasının önceki hükümetlerin izlediği politikadan bir farkı olmadığının altını çizdi.
 

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı