Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yükselen güçler eski kurallara uymak istemiyor

    Financial Times
    23 Mayıs 2010 - 11:48Son Güncelleme : 23 Mayıs 2010 - 11:48

    Yükselen güçlerin mevcut küresel düzende kendilerine düşen görevi yapmaktan öteye gitmesini istemeyen dünya devleri, Brezilya, Türkiye ve İran arasındaki anlaşmayla öfkeye kapıldı.

    İran’ın nükleer programı üzerindeki tartışmayı çözüme kavuşturabilmek için Türkiye ve Brezilya’nın gösterdiği çabalara iki şekilde ele alınabilir. Bu görüşlerden ilkine göre, yapılan anlaşma Tahran’ın Birleşmiş Milletlerin (BM) yeni yaptırım paketini rayından çıkarmak için düşündüğü bir kandırmaca.

     

    Diğeri ise, Ankara ve Brasilia’nın kurallara dayanan küresel düzeni sürdürmek hususunda yükselen güçlerin de bir payı olduğunu kabul etmesi.

     

    Batı ülkeleri kendilerinden beklenen bir tepki ortaya koyarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva’nın yaptığı anlaşmayı öfkeyle karşıladıkları gibi dikkate almamış gözükmeye çalıştı.

     

    Ancak Brezilya ve Türkiye’nin İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinecad ile yaptıkları anlaşmanın geçtiğimiz sonbaharda BM Güvenlik Konseyi’nin daimi beş üyesi tarafından sunulan tekliften tek farkı, İran’ın uranyumunu Rusya’ya değil, Türkiye’ye göndereceğini kabul etmiş olması.

     

    KARŞILIKLI STRATEJİLER

    Yıllar boyunca Batı ülkeleriyle çok sayıda müzakereye giren Tahran’ın kullandığı taktikler gizli kalmaktan çok uzaktı: baskı anlarında belli imtiyazlar öne süren İran, ardından her zamanki gibi uranyum zenginleştirme konusuyla uzun bir kaçamak açıklama sürecine girdi. Bazı Batılı diplomatlara göre, Erdoğan ve Lula bu taktiğe gelerek aldatıldı.

     

    Arka plandaki bu gelişmelere karşılık, ABD, Fransa ve İngiltere bu sefer İran Devrim Muhafızlarını hedef alan en son yaptırım paketi planlarını ortaya koydu. Türkiye ve Brezilya anlaşmalarının daha fazla cezalandırıcı önlemi ortadan kaldıracağını düşünmüşse, Çin ve Rusya bunun tam aksini ortaya koydu.

     

    Diplomatların hem fikir olduğunu husus, İran’ın nükleer programı üzerindeki tartışmanın dünya güçleri tarafından çözümlenmesi gerektiği. Bu çözüme diğer ülkelerin katılmak istemesi sorun değil ancak, bu ülkeler çözüme olan katkılarını kendi “çılgın” planlarıyla değil, Batı’nın planlarını destekleyerek yapmalılar.

     

    Ancak bu düşünce ileri görüşlü olmaktan geri kalıyor. İran’ı BM’nin çizgisine sokabilmek için tek yolun yaptırımlar olduğuna inananlar bile, alınan önlemlerin kendi başlarına bir sonuç vermeyeceğini biliyor. Kısaca, eğer Tahran nükleer bomba yapmaya karar vermişse, Devrim Muhafızları’nı sıkıştırmak bunu engellemeyecek.

     

    DEĞİŞEN GÜÇ DENGESİ
    Dünya güçlerinin açıkça ortaya koymadığı şey, yükselen güçlerin uluslararası güvenlik ve düzende sadece kendilerine düşeni yapmaları. Bu kapsamda kurallara dayanan küresel düzenden faydalanan Çin, Hindistan, Brezilya ve Türkiye, katkıda bulunmak için hazır bulunmalı.

     

    Ancak Ankara, Brasilia ve hatta Pekin ve Yeni Delhi’den gözüken şey, bu düşünceye karşı ciddi bir itiraz olduğu. Yükselen güçler oluşturulan yeni uluslararası düzene davet edilmiyorlar ancak, eski (Batılı) kurallara bağlı kalmaları isteniyor. Kısaca, yükselen güçler Batılı güçlerin sahibi olduğu bir gazinoda Rus ruleti oynamaya davet ediliyor.

     

    Batı için, yükselen güçlerin uluslararası alanda daha büyük roller üstlendiklerini düşünmek, bu düşüncelerle bağdaşabilecekleri anlamına gelmiyor. Eğer Batı küresel düzen istiyorsa, diğerlerinin kuralları çizerken söz söylemelerine alışmalı.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı