Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yüksek oranlı yoksullaşma

2013 Ocak-2014 Ocak, Türk Lirası dolar karşısında yüzde 30 değer kaybediyor. Yüksek oranlı devalüasyon. Hep birlikte yüksek oranlı yoksullaşma.

Sadece son üç haftalık yoksullaşma yüzde 6.3. Hangi çalışanın ücreti son bir yılda yüzde 30, son üç haftada yüzde 6 artıyor? Hangi esnafın, çiftçinin, kur farkından dolayı kayba uğrayan, hatta hangi sanayicinin geliri son üç haftada yüzde 6 artıyor? Aynı oranda artsa, refah aynı düzeyde kalmış olacak, bu durumda herkes büyük refah kaybına uğruyor, yoksullaşıyor.

KATAR, ARABİSTAN

AKP iktidarında sihirli kavram “ekonomik istikrar”. Çeşitli kesimler AKP’ye “istikrar” adına oy veriyor. Yüzde 30’luk devalüasyonla birlikte istikrar sizlere ömür.
İstikrarın anahtarı “sıcak para”. Ne zaman sıkışırsan, bir gezi Katar’a, iki gezi Suudi Arabistan’a, gelsin sıcak para. Siyasi tercümesi, “istikrar”. Sıcak para varsa istikrar, yoksa dengeler altüst. İstikrar yapısal dönüşüm getirmiyor, şimdi görülüyor.
Gezi eylemleri sonrasında Katar ve Suudi Arabistan sıcak parayı kesiyor. Yaşadığımız siyasal karmaşada ise, sıcak para hayal bile değil. İstikrarda işler kesat.

KISA VADELİ BORÇ

İstikrar ve büyümeye AKP iki motor takıyor, biri sıcak para, diğeri kısa vadeli borç. Kısa vadeli borçlarda da arıza var.
2010-2011’de kısa vadeli 3.3 milyar dolarla büyüme yüzde 9, geçen yıl kısa vadeli borç 4.8, büyüme sadece yüzde 2.9. Artan borca rağmen, büyüme küçülüyor, çünkü bozukluk yapısal. Sıcak para ve borç bir yere kadar. Kısa vadeli borç Cumhuriyet tarihinin bir başka rekoru, 130 milyar dolar.
Dolar her gün, kısa vadeli borç her ay rekor kırıyor, biz hep birlikte yoksullukta rekor kırıyoruz. Bu rekorlar “siyasal sonuç” vermeye aday.

AB: Böyle gitmez

Beş yıl sonra gidiyor Brüksel’e Tayyip Erdoğan, çünkü AB beş yıldır davet etmiyor. Çünkü, AB’de demokrasi kaygısı çuvallara sığmıyor.
Brüksel’de AKP imzalı mitinglere aldanmak yanlış. Ziyaret öyle soğuk geçiyor ki, iki ay önce açıklanan “Brüksel’de parti temsilciliği açmayı” AKP askıya alıyor.
Brüksel’deki hava gitmeden önce anlaşılıyor. Genişlemeden sorumlu komiser Füle Ankara’ya mektup gönderiyor.
HSYK düzenlemesi, yargının siyasallaşması, yolsuzluk iddialarının üstüne gitmemeyi, internet sansürünü demokrasiye aykırı olarak niteliyor. İfade özgürlüğü kısıtlamaları ile genel olarak baskıcı yönetimin Kopenhag demokratik ölçülerini temelinden sarstığını belirtiyor.
Bu tespit olağanüstü önemli, Kopenhag ölçüleri sarsılırsa, AB’ye değil tam üyelik, görüşmeler bile durabiliyor. Her şey öyle birikiyor ki, ilk kez böyle alarm durumu. Aynı anda Liberal Grup “Türkiye için hukuk incelemesi” istiyor.
Kapalı kapılar ardında Erdoğan açıkça eleştiriliyor. Türkiye’ye destek verenler ise üzgün, “demokrasiye verdiğiniz zararlar bizim elimizi zayıflatıyor”.
Uzun tutukluluk süreleri, hukukun üstünlüğünün çiğnenmesi, Gezi eylemlerinde hükümetin tavrı ile başlayan AB’deki mide bulantısı şu sıralarda son haddine ulaşıyor.
Türkiye ve Hırvatistan tam üyelik görüşmelerine 2005’te birlikte başlıyor. Hırvatistan geçen yıl tam üye, Türkiye ile 33 başlığın sadece 14’ü açılıyor. Kör topal vaziyeti.
Beş yıl sonra gelen davetin özeti iki kelime: “Böyle gitmez”.

X