Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yüksek faiz yüksek ateş gibidir

<B>FAİZ </B>kelimesi farklı kişilere farklı şeyler ifade edebilir. Ama, iktisatta genel kabul görmüş yaklaşıma göre, <B>faiz, ilerideki bir tarihte söz konusu olacak parasal meblağı bugüne indirgeyen bir fiyattır</B>.

O halde, faizin bir fiyat işlevi vardır, bir de zaman boyutu vardır. Faiz ne kadar yüksekse, ilerideki bir tarihte söz konusu olacak meblağın bugüne indirgenmiş değeri o kadar düşüktür. Faizlerin yüksekliği paranın zaman içinde daha değersiz olacağı beklentisinin varlığına işaret eder. İşte, bu aşamada faizler konusunda kafalar karışmaya başlar.

SORUN-SONUÇ

Bir ülkede parayı basan Merkez Bankası
bastığı paranın değerinin istikrarlı olmasına çalışır. Bastığı paranın zaman içinde daha değersiz olmasını istemez. Bu açıdan bakıldığında, merkez bankaları faizlerin yüksek olmasından rahatsız olurlar. Çünkü, piyasalarda bastığı paraların değerinin zaman içinde daha değersiz olacağı beklentisi vardır.

Halbuki, gözlemler, hep merkez bankalarının faizlerle oynadıkları yönündedir. Örneğin, Amerikan Merkez Bankası (FED) son dönemlerde faizleri artırıp durmaktadırlar. Madem ki merkez bankaları faizlerin artmasını istemezler, o halde neden faizleri artırırlar?

Bu aşamada konu daha da karmaşık bir hale gelmektedir. Faizlerin yükseliyor olması gelecekteki parasal meblağın bugünkü değerini düşürdüğü gibi, bugünkü para talebini de olumsuz etkiler. Yani, gelecekte eline geçecek paranın bugünkü değerinin düştüğünü gören ekonomik birimler bugünden ellerinde daha az para tutmaya başlarlar.

Para talebinin düşmesi bu aşamada fiyat istikrarını tehdit etmeye başlar. Yani, ekonomik birimler paradan kaçarken mal ve hizmet fiyatları da artmaya başlar. Çünkü, elde para tutmak yerine mal tutmak servetin değerini daha iyi koruyan bir strateji olmaya başlar.

Merkez bankaları bu olguyla mücadele etmek için faizleri artırırlar. Ekonomik birimlerin bastıkları paradan kaçmamaları için merkez bankaları faizleri artırırlar. Gelecekteki parasal meblağın bugünkü değeri düştüğü halde, fiyat istikrarı bozulmasın diye bugünkü para talebini canlı tutmaya çalıştıklarından faizleri artırırlar. Yarınki paranın bugünkü değerini düşürürken, bugünkü paranın yarınki değerini artırırlar.

Faizler insan vücudunun ısısı gibidir. Ateşlendiğinizde vücudunuzda bir sorun var demektir. Vücut ateşinin yükselmesi vücudun kendisini korumasının bir yoludur. Faizlerin de artması fiyat istikrarını korumak için gündeme gelebilir. Ama, asıl olan ateşi çıkaran etkenlerin ortadan kaldırılmasıdır. Nasıl ki, vücut ateşinin yükselmesi bir sorunun sonucuysa, faizlerin de yükselmesi bir sorunun sonucudur. Sonuç, sorunla karıştırıldığında, çıkmaz sokaklara sapılır. Bu anlamda, merkez bankalarının ekonomide ateşi çıkaran sorunla mücadelesi sınırlıdır.

MALİ DİSİPLİN

Faizlerin düzeyi aslında maliye politikalarının barometresidir
. Bütçe açıklarını artıracak maliye politikaları faizlerin yükselmesine, disiplinli maliye politikaları ise faizlerin düşmesinin nedenlerindendir. Faizlerin düşmesi bu anlamda sıkı maliye politikalarının ekonomik birimlerce ödüllendirilmesidir.

Türkiye bu süreci son dört yıldır çok yoğun bir biçimde yaşadı, hala da yaşıyor. Daha disiplinli maliye politikalarının bir ödülü olarak faizler düştü. Ama, reel faizler hala istenen düzeylere gelmedi. O halde, ekonomik birimlerin maliye politikalarındaki disiplin konusunda bazı kaygıları var.

Devam edeceğim.
X