"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Yücel Aşkın’a can sıkıcı bir soru

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın’ın tahliye edilmesinin ardından yapılan ‘Sen bizim özgürlük türkümüzsün Yücel’ tarzındaki abartılı haykırışları anlayışla karşılıyorum.

‘Mazluma sempati’ diye özetlenebilecek duygular, bir parça taşkınlık yaratır, bunu anlıyorum.

Ama yine de bu taşkınlık halinin tez vakitte son bulmasını canı gönülden arzu ediyorum.

Çünkü biliyorum ki; taşkınlık sürdüğü müddetçe konu, ‘mazlum’ Yücel Aşkın’ın vaktiyle yaptığı zalimliklere bir türlü gelmeyecek.

Oysa konu, tez elden oraya gelmeli... Ve Yücel Aşkın’a şu sorular sorulmalı:

‘Siz bugün mazlumsunuz. Zulüm gördünüz. Ama bir zamanlar sizin de zalimlik yaptığınıza dair iddialar var. Personelinizin inançlarını, yaşam tarzını, özel hayatını devletin resmi fişlerine yazıp ihbarcılık yaptığınız iddia ediliyor. Elinizde hiçbir hukuki kanıt olmaksızın personeliniz hakkında keskin hükümler verdiğiniz öne sürülüyor. Bunlar doğru mu?’

* * *

Acılar insanda bir erdem patlamasına yol açarmış.

Madem ki Yücel Aşkın, zalimin zulmünü tattı, o halde ondan bir erdem patlaması beklemek hakkımızdır.

Mesela Kafka abimize dil uzatmak yerine çıksın ‘Ben öyle bir şey yapmadım. Hiçbir zaman zalimlerden olmadım. Kimseyi fişlemedim’ desin...

Bunu diyemiyorsa....

O zaman bir erdem patlaması halinde özeleştirisini versin.

Desin ki:

‘Evet, bir zamanlar ben de zulüm yaptım. Haklarında yargı kararı bulunmayan insanlar hakkında hükümler verdim. Jurnal yazdım. Pişmanım.’

Evet... Bekliyoruz...

Ama herhalde önce şu taşkınlık halinin sona ermesi gerekecek.

Yılbaşına karşı Mekke’nin fethi

‘Aşırı dindar aileler’, yılbaşı gecesi ne yaparlardı?

Ben çocukluğumdan anımsıyorum:

Biraz kuruyemiş, biraz meyve takılmaca...

Biraz göz ucuyla televizyona bakmaca...

Sonra da ‘Aman yılbaşı kutlamasına girmesin’ filan diyerek erkenden yatmaca...

Hepsi buydu...

Yılbaşı kutlamalarıyla ilgili yapılan polemiklerde söylenen cümleler de belliydi:

Bu bir Hıristiyan adetidir.

Hazreti İsa’nın doğumu böyle mi kutlanır?

Herkes fazlasıyla günaha giriyor...

Madem amacınız yeni bir yılı kutlamak... Peki nedir bu Noel Babalar, çam ağaçları filan...

Sonra işin rengi değişti...

Yılbaşı ile Hazreti İsa’nın doğumunun hiçbir ilgisi olmadığı anlaşıldı.

Noel Baba, çam ağacı gibi figürlerin de dini olmaktan çok tüketimi arttırmaya yönelik figürler olduğu belirginlik kazandı.

Yani...

İşin içinde ‘İslam dışı’ bir kutsallık arayışından ziyade bir eğlence arayışı vardı.

Ancak bugün görüyoruz ki, İslami camiada bazı odaklar, hala yılbaşının dini bir yönü olduğunu filan düşünüyorlar...

Bu yüzden gelenekte yer almayan ‘alternatif kutlamalar’ oluşturma gayreti içindeler.

Son zamanlarda ‘Mekke’nin fethini kutlama’ gerekçesiyle yılbaşında yapılan törenler, işte böyle bir arayışın ürünü...
X