Yücaoğlu:"Programın yürümesi dış kaynağa bağlı"

Hürriyet Haber
15.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Yücaoğlu, programın yürümesinin büyük ölçüde dış kaynağa bağlı olduğunu ve dünya piyasalarında güvenin sürekliliğini sağlamanın hükümetler için başlıbaşına bir görev olduğunu belirterek, "Bu güveni sağlayacak olan esas olarak verilen sözlerin yerine getirilmesinde gösterilen kararlılık, uygulamadaki tutarlılık ve tüm bunların temelini oluşturan siyasi ve idari istikrardır" dedi.

Yücaoğlu, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi'nin açılışında yaptığı konuşmada, devletin eğitim, sağlık, altyapı ve bölgesel kalkınma gibi kendi temel etkinlik alanlarına çekilmesi gerektiğine işaret ederek, devletin bu alanlardaki harcamalarını artırmasını ve özel sektör eliyle sağlıklı büyümenin kanallarını açarak, piyasa mekanizması içinde istihdam artışı sağlayacak ortamları yaratması gerektiğini söyledi.

Yücaoğlu, gelir dağılımını düzeltecek olanın bu iki faktör olduğunu kaydederek, ekonomideki yapısal değişime hız kazandırılmasının aciliyetinin gelir dağılımının düzeltilmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Yücaoğlu, 2001 yılında büyümenin sıfır ya da negatif olmasının kaçınılmaz hale geldiğini ifade ederken, "Yüzde 4.5'luk 2001 yılı büyüme hedefine ulaşılması imkansızlaşmıştır. Hükümet 2001 yılı bütçe ve program hedeflerini tutturmakta çok zorluk çekecektir" dedi.

Krizin sonuçları reel sektör üzerinde

Yücaoğlu, krizin sonuçlarının bütün ağırlığıyla reel sektörün üzerine çöktüğünü söyledi. Yücaoğlu, 2000 yılında Türk ekonomisinde yaşanan gelişmeleri özetlerken, 2000 yılının ilk 6 ayında hükümetin zorlu bir ekonomik programın uygulanması için, gereken iradeyi ortaya koyacağını, siyasi istikrarı korumak için maksimum gayret sarfedeceğini gösteren bir dizi gelişmenin yaşandığını kaydetti.

Yücaoğlu bu gelişmelere, AB ile entegrasyon yönünde atılacak adımların eklenmesini umut ettiklerini kaydederek, bu süre içinde Türk özel sektörünün mevcut programı ve bu programı uygulama iradesini gösteren hükümeti desteklediğini anlattı.

Yücaoğlu, Meclis'in tatil yapmamasını istediklerini ancak bu taleplerinin karşılık bulmadığını kaydederken, bütün bir yaz döneminin verimsiz geçirildiğini ifade etti.

Yücaoğlu, Eylül ayındaki YİK toplantısında yapısal reformlar ve özelleştirmenin hızlandırılamaması halinde Türkiye'nin dış dünyada ciddi bir güven kaybına uğrayacağını söylediklerini ifade ederek, bu ifadeleri hatırlatmalarının ardında yatanın (biz zamanında söylemiştik) deme çabası olmadığını, amaçlarının programının başından beri varolan çok önemli bir etkenin, uluslararası piyasalardaki güven faktörünün öneminin altına çizerek yaşanan krize bir bakış açısı getirmek olduğunu söyledi.

Kritik özelleştirmeler sürekli ertelendi

Kritik özelleştirmelerin sürekli ertelendiğini, Telekom'un özelleştirilmesi, THY ve diğer KİT'lerin özelleştirmeye hazırlanması yolunda sağlıklı adımlar atılması yerine, bu kurumları zayıflatan ve özelleştirme sürecinden uzaklaştıran uygulamaların herkesin gözü önünde cereyan ettiğini belirten Yücaoğlu, "Mevcut koşullarda özelleştirmenin yabancı sermayenin gelişi için en uygun yol olduğu bir türlü kavranamadı" dedi.

Yücaoğlu konunun, Bakanlar Kurulu'nda tartışılması gerektiğini anlatırken, "Devletçi miyiz liberal ekonomiye mi gideceğiz" buna karar verilmesi gerektiğini söyledi.

TÜSİAD Başkanı Yücaoğlu, enerji sektöründe 1.5 yıldır yasalar elverdiği halde, Enerji Bakanlığı'na bağlı devlet kurumlarının, işletme hakkı devri ile devlete özelleştirme geliri sağlayacak proje ve sözleşmeleri "aslanlar gibi" bir mücadele ile yavaşlattığını öne sürerken, sözleşmelerin de yurtdışından sermaye ve proje kredisi gelmesini önleyecek şekilde hazırlandığını, hükümetin bunu görmezden geldiğini söyledi.

Bu durumda yabancı sermayenin yavaş yavaş bu projelere katılmaktan vazgeçtiğini, bu husus yetkililere hatırlatılınca da, "Ne yapalım Bakanlar Kurulu'na gitsin onlar karar versinler" diye bir tutum takınıldığını anlattı.

Yabancı sermaye gidiyor

Yücaoğlu, Türkiye'nin enerji sektöründe 2.5 milyar dolarlık özelleştirme gelirinden mahrum kaldığını vurgularken, şimdi Elektrik Piyasası Kanunu çıkarılacak, fakat bu özelleştirme projeleri bir kenara itilecektir. Yabancı sermaye gitmekten bahsediyor, mesela Opel gidiyor" dedi.

Mali sistemin rehabilitasyonu için şart olan kamu bankalarının özelleştirilmesi yönünde doğru dürüst bir adım atılmamışken, kriz öncesinde 10 bankanın daha devletleştirilmesi zorunluluğunun doğduğunu ifade eden Yücaoğlu, kamuda ciddi bir personel reformunun gerektiğini ve hükümtin mevcut kadroların maaşlarını ödemekte güçlük çekerken 40 bin geçici işçinin kadroya alındığını söyledi.

Yücaoğlu, bir dizi siyasi reform sırada beklerken af konusunun ülkenin bir numaralı gündem maddesi haline getirildiğini belirtirken, "Aylarca bununla uğraşılmış, hükümetin varlığını tehlikeye düşüren noktalara gelinmiştir" dedi.

Hükümetin dünya kamuoyu nezdinde güven sağlaması, tutarlı, kararlı, istikrarlı bir görüntü vermesinin bu şartlar altında zor olduğunu ifade eden Yücaoğlu, bu ortamda devletin çeşitli kesimlerinin ve hatta bakanlarınını farklı görüşler sergilemesinin kafaları iyice karıştırdığını söyledi.

Krizin işaretleri Ekim ayında ortaya çıktı

TÜSİAD Başkanı Yücaoğlu, IMF'nin Eylül ayında yapısal reformlarla ilgili çalışmaların yeterlı olmadığını belirtek, 3. dilim krediyi dondurduğu, bu dilimi serbest bırakmak için son üç ayın performans değerlendirmesini bekleyeceğini duyurduğunu hatırlatırken, şöyle devam etti:

"Bundan çok kısa bir süre sonra da Dünya Bankası mali sektörde yapılması gereken reformların yapılmadığını belirterek, mali uyum kredisini askıya aldı. Bunlar mevcut programın temel aksayan yönünün özelleştirme ve yapısal reformlar olduğunu tüm dünyaya ilan eden ve hükümeti harekete geçirmesi gereken uyarılardı. Krizin öncü işaretleri Ekim ayı sonunda ortaya çıkmıştı. Bir çeşit erken uyarı mekanizması kabul edilebilecek, bu dondurma askıya alma eylemleri hükümetimiz üzerinde harekete geçirici hiç bir etki yapmadı.

Evet bugün mali kriz bertaraf edildi. Tedbirler alındı. IMF ile yeni bir anlaşma yapıldı fakat krizin sonuçları bütün ağırlığı ile reel sektörün üzerine çöktü. Faizler birden bire artmış, ödemeler durmuş, vade koşulları yok olmuş, tüketici duraklamış, kurumlar yeniden bir belirsizlik içine sürüklenmiştir. Maliyetler kaçınılmaz olarak artacaktır.

İstihdamın daralma ihtimalinden bile sözedilebibilir. 2001 yılında büyümenin sıfır yada negatif olması kaçınılmaz hale gelmiş, yüzde 4.5'luk 2001 yılı büyüme hedefine ulaşılması imkansızlaşmıştır. Hükümet 2001 yılı bütçe ve program hedeflerini tutturmakta çok zorluk çekecektir."

Rant ekonomisine dönüş

Yücaoğlu, 11 ay boyunca üretim ekonomisine doğru giden Türkiye'nin aniden tekrar rant ekonomisi şartlarına döndüğünü belirtirken, rant ekonomisini yaratan koşulların ve davranışların ne olduğunu tüm Türkiye'nin bir kere daha gördüğünü söyledi.

Bundan sonra ekonomik hayatın normal koşullara dönmesinin hükümetin yapısal reformları takvimle uygun olarak yürütmesinin ve buna bağlı olarak dış kaynak akışının devam etmesi şartıyla en az iki üç ay süreceğini ifade eden Yücaoğlu, sağlıklı büyümeye ancak ihracatın desteklenmesi ve yabancı sermayenin önünün açılması ile dönülebileceğini söyledi.

Yücaoğlu, bu şokun kamu kesimine getirdiği bazı yükler olacağına işaret ederken, bu yüklerin finansmanının herhangi bir vergi reformu yapmadan, vergi tabanını genişletmeden, bir kez daha mevcut mükelleflerin sırtına yüklenirse ekonominin yeni ve büyük bir darbe yiyeceğini ve daha ciddi biçimde daralacağını söyledi.

Yücaoğlu, hükümetin fondakiler de dahil olmak üzere kamu bankalarının özelleştirilmesinde sektörel gerçekleri gözönüne alarak çok hızlı ve cesurca hareket etmek zorunda olduğun belirtirken, özelleştirmelerde de kriz öncesi değerlendirmelerin bir kenara bırakılarak bugünün piyasa koşullarına göre hareket etmek gerektiğini kaydetti.

Ücret artışlarında söylenenler tutmuyor

TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Yücaoğlu, artık ücret artışlarının program hedeflerine uygun yapılmasını düşüncesinde olduklarını belirterek, bu konuda, kamunun, özel sektörün ve sendikaların biraraya gelmesi gerektiğini kaydetti.

Yücaoğlu, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi'nde (YİK) yaptığı konuşmada, sosyal güvenlik reformunun, ikinci ayağı olan özel fonların devreye sokulmasının, sosyal güvenlik sisteminin yükünü hafifleteceğini ve mali sisteme derinlik kazandırma yönünde, önemli bir adım olacağını söyledi. Yücaoğlu, işlerliği olan ve içinde vergi engelleri olmayan bir mevzuatın şekillendirilmesi ile Türkiye'ye fon girişinin teşvik edileceğini söyledi.

Devletin istihdam kapısı olmadığını belirten Yücaoğlu, işsizlik sorununu çözmenin, ancak sağlıklı büyümeyle gelen istihdam artışı ile mümkün olduğunu kaydetti. Yücaoğlu, TÜSİAD'ın, 1987-1994 yılları arasını kapsayan, Türkiye'de gelir dağılımın inceleyen bir araştırma yaptığını bildirirken, araştırmanın sonucunda, Türkiye nüfusunun yüzde 15'ni aşan kesiminin, yoksulluk sınırını belirleyen çizginin altında yaşadığının, ortaya çıktığını kaydetti.

Araştırma sonuçlarına göre, devletin vergi ve transfer politikalarının gelir dağılımını iyileştirmediğinin görüldüğünü de belirten Yücaoğlu, Avrupa Birliği'nin (AB), devletin bu alandaki performansının Türkiye'ye göre, 6-10 kat daha iyi olduğunu belirten Yücaoğlu, anılan dönemde, rant ekonomisinin, üretim ekonomisinin önüne geçtiğini, faiz gelirlerinin eşitsizliğe oransal olarak en büyük katkıyı yapan faktör olduğunu söyledi.

Dünya kamuoyuna güven verilmeli

Yücaoğlu, Türkiye'nin, AB ile ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde sürdürülerek, tam üyelik yolunda, dünya kamuoyuna güven vererek, kayda değer adımların atılmasının da sistemi sağlıklı ve olumlu yönde etkileyeceğini bildirdi. Katılım Ortaklığı Belgesi'nin, sağlıklı bir dengeye oturduğunu belirten TÜSİAD Başkanı, bu çerçevede hazırlanacak olan, ulusal programın, güven yaratıcı bazı acil reformlarla, hızla uygulamaya konmasının zorunlu gözüktüğünü söyledi.

Türkiye'nin Kopenhang Kriterleri ilan edilmeden çok önce, tartışmaya başladığı siyasal reformların, toplumsal ilişkilerin daha sağlıklı bir zemine oturmasının, Türkiye için gerekli olduğuna işaret eden Yücaoğlu, "Kopenhang Kriterleri'nin, Türkiye'yi zayıflatacak siyasi bir komplo olduğu görüşü, Türkiye'yi zayıflatmaktadır" dedi.

Hükümet özel sektörle istişare içinde olmalı

Hükümetlerin, ekonomi ile ilgili kararlarını mutlaka özel sektör ile istişare içinde alması gerektiğine dikkat çeken Yücaoğlu, ekonominin ön cephesinde yer alan özel sektörün temsilcileri ile işçi sendikaları ve diğer meslek kuruluşlarının temsilcilerinin katılacağı, uzmanlık isteyen alanlarda, tavsiyeler üretecek, ihtisas komisyonlarıyla desteklenmiş ve çalışmaları yasayla düzenlenmiş bir çeşit "Milli Ekonomi Kurulu"na Türkiye'nin şiddetli ihtiyacı olduğunu söyledi.

Sanayicinin iyimser olmak zorunda olduğunu da kaydeden Yücaoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:

"Bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine yatırım yapmıştır. Yalnız, elini değil, başını taşın altına sokmuştur. Bizim kötümser olduğumuz noktada, savunulacak herhangi bir mevzii kalmamıştır. Ricat başlamış demektir. Bu nedenle, hükümetimizin gerekli basireti göstererek, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu ekonomik ve siyasal reformları hızla gerçekleştireceğine olan inancımızı koruyor ve Türk Özel Sektörü olarak, bu programın, gerçekleşmesine katkı ve desteğimizi sürdüreceğimizi bir kez daha yineliyoruz.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı