« Hürriyet.com.tr

Yolumuz yokuş, havamız kış

Türklerin Anadolu’ya girişini simgeleyen Malazgirt Meydan Muharebesi’nin yapıldığı Muş, zorlu iklimi ve geçmişiyle dikkat çekiyor. Mutfağında ise küçük sürprizler var.

Timur ÖZKAN
X

Ünlü Yemen türküsünün “Burası Muş’tur yolu yokuştur / Giden gelmiyor acep nedendir” olan nakaratını kendilerine başka türlü uyarlamış Muşlular: “Yolumuz yokuş, havamız kış, aşımız çorti, kuşumuz karga...”

Türküde adı geçen yerin Muş mu, yoksa Yemen’in Huş kalesi mi olduğunun tartışmalı olması gibi Muş’un adının kökeni hakkında da görüşler farklı. Süryani dilinde suyu bol anlamında bir sözcük olan ‘Muşa’dan geldiğini söyleyen de var, kenti kuran Urartu hükümdarı ‘Muşet’in adının zamanla Muş’a evirildiğini kabul eden de. Kimi tezlere göre kenti kuranlar Asurlulara bağlı Muşkiler, kimilerine göre ise Hazreti Nuh’un oğlu Yafes’in torunlarından Muşoğullarıdır ki Muş adını bunlardan almıştır. Muş’un adının kökeni hakkındaki bir diğer görüş de İbranicede sulak, verimli toprak anlamındaki Muşa sözcüğüne dayanmaktadır.

Muş; IV. yüzyıla, Urartulara kadar uzanan tarihi boyunca Arap, Bizans, Selçuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Safevi iktidarında kaldıktan sonra II. Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmış. 1916’dan başlayarak bir yıldan biraz fazla süren Rus işgali de yaşayan yörenin tarihindeki en önemli olay, 26 Ağustos 1071 tarihinde, bugün Muş’un bir ilçesi olan Malazgirt’te yaşanmış. Tarihe Malazgirt Zaferi olarak geçen büyük meydan savaşında Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen’i yenen Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan, Türklere Anadolu’nun kapısını açmış.

Yolumuz yokuş, havamız kış
Şehrin merkezindeki Alparslan heykeli, belediye tarafından yaptırılmış.

Tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra doğal güzellikler açısından da zengin sayılabilecek bir kent olan Muş’ta, bugün için turizmden söz edilemese de kentin turistik potansiyelinden söz etmek mümkün.

Merkezde sizi karşılayan Alparslan’ın heykelinden başlayan ve Atatürk’ün adını taşıyan biri büyük, diğeri küçük iki parkın yanlarından geçerek Kale Mahallesi’nde sona eren Atatürk Bulvarı ile paralelindeki Cumhuriyet Caddesi kentin merkezini oluşturuyor. Halk arasında tamamı İstasyon Caddesi veya üst kısmı Bankalar Caddesi olarak anılan Atatürk Bulvarı’nın sonuna doğru eski kent başlıyor.

Aynı zamanda Muş Kalesi’nin eteğine denk gelen eski kenti gezmeye başlamadan önce Kalepark’a çıkıp kenti yukardan seyretmek, Muş’u gezmek için ideal bir başlangıç olacaktır. 14. Yüzyıla uzanan Ulu Cami, 17. yüzyıl eseri Hacı Şeref Camii ile Dere Mahallesi’ndeki 18. yüzyıl eseri Alaaddin Bey Camii’nin öne çıktığı eski kentteki diğer bir tarihi bina, 1307’de inşa edilen iki katlı Yıldızlı Han. Cephe ve giriş kapısındaki taş oyma işçiliği görülmeye değer.

Yolumuz yokuş, havamız kış
Restore edilen Ulu Cami, görülesi eserlerden.

Muş’taki türbelerden biri Ankaralıların da tanıdığı bir şaire ait: 18. yüzyılda yaşayan ve Ankara’nın başkent olacağını ilk kez dile getiren Müştak Baba. Kendisi, memleketi Bitlis’e giderken Muş’ta Yezidiler tarafından boğularak öldürülmüş ve burada defnedilmiş.

Muş’taki Hıristiyan eserlerinin en eskisi olan Minare Mahallesi’ndeki Meryem Ana Kilisesi’nin tavanı yıkılmış ama ayaktaki duvarlarıyla, ildeki diğer kiliselere göre daha iyi durumda olduğu ifade ediliyor. Muş’un köylerinde yer alan; Arak manastırı ve kilisesi ile Çengilli, Çanlı (Surp Garabet) ve Sironk kiliselerinin kalıntıları yöredeki diğer Hıristiyan mirası olarak not edilebilir.
Muş’a 8 kilometre uzaklıktaki Güzeltepe Kayak Merkezi’nde nisan ayının sonlarına kadar kayak yapılabiliyor. Şu an konaklama olanağı ise yok.

‘TELLİ TURNANIN HARMAN OLDUĞU' YER


Muş’ta, meşhur halk deyişinde adı geçen kargaları günün her saatinde görmek mümkün ancak Muş kargaların değil telli turnaların memleketi. Nesli tükenmekte olan telli turnaların tek konaklama ve üreme alanı Muş’un Bulanık Ovası. Aynı zamanda Muş’un en büyük ilçesi olan Bulanık’ta; 12. yüzyıl Selçuklu eseri Esenlik Camii ile Selçuklu Mezarlığı ziyaret edilebilir.

Muş’un merkeze en uzak (137 km doğusunda) ve aynı zamanda ikinci büyük ilçesi olan Malazgirt’te ilçe girişindeki Selçuklu eseri Hatun Köprüsü ve Alparslan Heykeli ile Malazgirt Kalesi ve de Alparslan Ormanı içindeki 26 Ağustos 1071 Zafer Anıtı görülebilir. Anıtlaştırılan zaferin anısı, her yıl 26 Ağustos’ta, burada düzenlenen törenlerle yaşatılıyor.

Buraların haricinde, Muş-Bingöl yolunun 60. kilometresindeki, Bingöl’ün Solhan ilçesinde bulunan ve dünyanın en ilginç doğal oluşumlarından biri olan Yüzen Adalar da yolu bu tarafa düşen gezginlere önerilir.

Yolumuz yokuş, havamız kış
Murat Nehri üzerindeki köprü, 190 metre uzunluğunda.

NE YENİR?
Anadolu Mutfağı’nın en ilginç yemeklerinden ‘çorti’, yazın hazırlanıp kışın yeniyor. Lahana yaprakları doğrandıktan sonra maydanoz, reyhan, soğan ve çeşitli baharatlarla küpte saklanıyor ve kışın, üzerine kemikli et eklenerek pişiriliyor. Diğer yöresel lezzetler: Bulgurlu Muş köftesi, lahana dolması ve keşkek.

NE ALINIR?
Muş’tan hediyelik veya anı eşyası olarak; oya, dantel, boncuk gibi el işlemeleri ile yöresel halı, kilim ve battaniyeler alınabilir.

NE ZAMAN GİDİLİR?
Sert ve karasal iklimin etkisi altındaki Muş’u gezmek için (kış sporları haricinde) en uygun zaman bahar ayları olup Muş Ovası’nın lalelerle kaplandığı nisan sonu mayıs başındaki 15 günlük dönem özellikle tavsiye edilir.

NASIL GİDİLİR?
Ankara’ya 1010 kilometre uzaklıktaki Muş’a, 15-18 saat süren otobüs yolculuğu veya 1.5 saatlik uçuş süresi sonucu uçakla gelmek mümkün.

Yolumuz yokuş, havamız kış

Kaynak: Timur ÖZKAN