Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yolsuzluğa karşı uluslararası seferberlik

Ferai TINÇ

JOHN Le Carre'nin yeni romanı ‘Single & Single’ kara para aklayan uluslararası bir finans kuruluşunun avukatı Mr. Winser'in Dalaman'da öldürülmesiyle başlıyor.

Cinayeti araştırmak için Türkiye'ye gelen İngiliz ajan, amirine durumu şu sözlerle aktarıyor:

‘‘Burada herkesin eli herkesin cebinde. Polis memuru Ali çarşamba izinliydi. O gün emniyet müdürünün baldızına ait Limo'yu kullandı. Baldızın kocası karanlık işlerde. Yani oradaydı. Cinayetin işlendiği yerde. Nat düşünsene, bir polis memuru bir çetenin cinayet merasiminde rol alıyor. Bunların durumu bizimkilerden de beter!..’’

Soğuk savaştan sonra artık konu bulamayacağını söyleyenlere son kitabıyla cevap veren John Le Carre şimdi uluslararası sistemin yeni baş düşmanını büyütecinin altına getiriyor! Kara para, devlet-mafya işbirliği, rüşvet...Kısaca yolsuzluk.

* * *

Washington, geride bıraktığımız hafta yolsuzluklarla ilgili üç önemli toplantıya ev sahipliği yaptı. Önce OECD'nin rüşvet ve yolsuzlukla mücadele konvansiyonu imzalandı.

Ardından yolsuzlukla mücadelede özel sektörün rolü tartışıldı iki gün boyunca.

Üçüncü ve en büyük toplantı ise ABD Dışişleri Bakanlığı'nın düzenlediği ve Al Gore'un başkanlığında yapılan ‘Yolsuzluğa karşı mücadele için global forum’’du.

Dikkatle izlediğim toplantı üç gün sürdü. Katılım göz kamaştırıcıydı.

Başbakan, bakan ve uzmanlar düzeyindeki heyetlerle 90 ülke temsilci göndermişti Washington'a.

‘‘Önce 42 ülkeyi davet ettik’’ dedi Al Gore açılış konuşmasında. ‘‘Ama katılmak isteyen o kadar çok ülke vardı ki. Hatta bazıları davet edilmezlerse ikili ilişkilerimizin bozulabileceği uyarısında bile bulundular.’’

İngiltere'den Uganda'ya, Azerbaycan'dan Çin'e kadar 90 ülkenin bir araya geldiği bu dünya buluşmasında Türkiye yoktu.

Amerikan Dışişleri'nin davetine, Washington Büyükelçiliği'nden yapılan telkinlere rağmen toplantı için kimse gönderilmemişti Türkiye'den.

Post kapma savaşının toz dumanında Washington'daki yolsuzluk toplantısı, anlaşılan kimsenin umurunda değildi.

Oysa burada önemli adımlar atıldı. İlişkiler kuruldu.

21. yüzyılın ideolojik trendi gözler önüne serildi bu toplantıda.

Ülkeler yeni bir çağa nasıl hazırlandıklarını anlattılar. Uganda'daki Etik Komitesi'nin başarı ve başarısızlıkları tartışıldı. ABD'den Fiji'ye, ülkeler kendi deneyim ve görüşlerini aktardılar. Yeni ideolojik trende renklerini vurdular, seferberlik başlattılar.

Yolsuzluğun terör gibi uluslararası bir suç olarak algılandığını ortaya koyan toplantının sonunda 90 ülkenin imzaladığı deklarasyonda şöyle dendi:

‘‘Yeni bir yüzyılın eşiğindeyiz. Dünya halkları hiçbir zaman olmadığı kadar hükümetlerinden ahlak bütünlüğü içinde hizmet bekliyor. Adalet ve güvenlik görevlilerinin yolsuzluklara karışmaları, halkların güvenini sarsıyor. Yolsuzluk, demokrasi ve hukuk düzeni ile birlikte yaşayamaz. Yolsuzluk kaynakları ziyan ediyor, yoksulun canını yakıyor, ekonomileri ve toplumları zayıflatıyor.’’

Yolsuzluğun bu bakış açısı ile masaya yatırıldığı toplantı, küreselliğin üst yapısını dayatmaya başladığını gösteriyordu.

Demokrasi, insan hakları ve serbest rekabet hakkının güvence altına alındığı hukuk düzeni.

Toplantıdan çıkan önemli bir sonuç da, yolsuzluğa karşı mücadelede OECD, Dünya Bankası ya da yeni kurulacak mekanizmalarla uluslararası denetimin sağlanması yönündeki güçlü talepti. Ama bu mücadelenin merkezinde halkın bilinçli seferberliği konuyordu.

Bu yeni ideolojiye yeni slogan gerekiyor. ‘‘İnsanın insanca yaşayıp, rekabet içinde güçleneceği yeni bir dünya için tek yol yolsuzluğa ve yolsuzlara karşı mücadele!’’



X