Dünya Haberleri

    Yolda teklif kafede randevu

    Yalçın DOĞAN
    14.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

    O yoğun trafik keşmekeşi içinde, arabadan arabaya birbirleriyle konuşmaya başlıyorlar. Sağdan soldan, yandan geçen arabalara hiç aldırmadan. Çok değil, birkaç dakika sonra o iki araba yolun kenarına yanaşıyor. Erkek arabadan iniyor, bir süre konuşuyor, sonra karşılıklı telefon alışverişi.

    ANA caddede iki araba yan yana gidiyor. Birini, başı elbette örtülü genç bir kadın, diğerini genç bir erkek kullanıyor.

    O yoğun trafik keşmekeşi içinde, arabadan arabaya birbirleriyle konuşmaya başlıyorlar. Sağdan soldan, yandan geçen arabalara hiç aldırmadan.

    ÇEKİCİ KADINLAR

    Bu fırsat kaçmaz. Biz de, arkadaki arabadan Sebati Karakurt ile birlikte, onları izliyoruz. Çok değil, birkaç dakika sonra o iki araba yolun kenarına yanaşıyor. Erkek arabadan iniyor, bir süre konuşuyor, sonra karşılıklı telefon alışverişi. Tahran'da aşk arabada başlıyor.

    İranlı kadınlar... Simsiyah gözleri, pürüzsüz tenleri, mutlaka estetik ameliyattan geçmiş burunları ile cazip kadınlar. Müthiş çekici kadınlar. O iki arabayı izlerken, ben bizim Azeri şoföre, "İranlı kadınlar çok güzel" dediğimde, "Murgu hamsaye kaze" diye karşılık veriyor. Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür hesabı.

    KAFELER TIKLIM TIKLIM

    Tahran'ın en lüks semtlerinden biri. Pasajlar, çiçekçiler, beyaz eşya, giyim mağazaları... Ve bol bol kafeler...

    İran'da kadın iptal durumunda. İkinci sınıf. Otobüslerde kadın-erkek ayrı ayrı; ama kadın mutlaka arkada. Bir erkekle tokalaşmak söz konusu değil. Üniversiteye gelinceye kadar, kız-erkek ayrı okullarda. Üniversitede ayrı ayrı oturuyorlar. Bununla birlikte, doğanın yasaları yine geçerli. İşte, o lüks semtte ya da Tahran'ın herhangi bir yerinde kafeler tıklım tıklım. Her yaştan kadın-erkek aynı masada. Evli olmadıkları her hallerinden belli. Masada koklaşma. Ufak tefek el kol hareketleriyle yakınlaşma. Hatta, kızlardan ikisi sigara bile içiyor. Kolay rastlanır manzara değil. Biraz sonra kalkıyorlar. Bir eve gitmek üzere. Eskiden olsa, Devrim Muhafızları olaya el koyar, kızı önce hırpalar, sonra da evine teslim ederdi.

    SAÇLAR GÖRÜNÜYOR

    Şimdi öyle değil. En sıkı kapanma aracı başörtüsü, türban değil başörtüsü bile bazı kadınlarda hafif hafif saçları görünür biçimde bırakıyor.

    Aslında bu cesaret istiyor. Çünkü, başı açık ya da saçlar görünürse, önce mahkeme, ardından kamçı cezası. Hele de evlerde, hayat bambaşka. Saçlar açık, dekolte giysiler, çapkın bakışlar. Dışarıda zinhar yasak içkiler. Tahran'da arabada başlayan aşk, sokaklarda mesafeli, evlerde alabildiğine serbest. Hangi yaşta olursa olsun.

    Her şeye rağmen, İran'da kadın iptal. İkinci sınıf insan. Bizdeki türban meraklılarına şöyle birkaç günlüğüne İran'a gitmelerini tavsiye ediyorum. Döndüklerinde toprağı öperler.

    Yargıç olamıyorlar

    İRAN'da iki temel görev kadınlara yasak. Bir, yargıç olamıyorlar, iki cumhurbaşkanı olamıyorlar. Yargıç olamıyorlar; çünkü İran mantığında kadın duygusal. Yargı kararlarına duygularını karıştırabilir, yasalar ve duygular birbirine karıştığında, işler karışır, gibi bir mantık. Benzer biçimde, ülke yönetmek gibi bir sorumluluk, ikinci sınıf insan kadına verilecek görev değil!.. Buna rağmen, bugün cumhurbaşkanı yardımcılarından biri kadın. En çok bu kadar.

    2 erkek kamuflaj için

    Arabadan arabaya birkaç kelimeyle başlayan tanışma, Tahran'ın hemen her yerindeki kafelerde aşk fısıldaşmalarına dönüşebiliyor. Bazen kamufle bir iş görsün diye iki erkek bir kadın ya da iki kadın, bir erkek durumu da olabiliyor. Fotoğraftaki gibi... Oluşabilecek bir tehlikeyi atlatmak için.

    Türkiye denetçi gönderebilir/images/100/0x0/55ea0f7bf018fbb8f868a689

    İRAN'ın Ankara Büyükelçisi Firuz Devletabadi, İran İslam devriminin yıldönümü nedeniyle dün akşam Hilton Oteli'nde bir resepsiyon verdi. Devletabadi, Hürriyet'e, nükleer tesislerin denetime açık olduğunu, Türkiye isterse Türk uzmanların denetim için İran'a gelebileceklerini söyledi. Resepsiyona eski Başbakan Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit de katıldı. Pastayı Ecevit çifti, Recai Kutan, Büyükelçi Devletabadi ile kızı Atena kesti. 

    ’Hoşgeldin Melek’le yolculuk

    ARABADA Candan Erçetin, "Hoşgeldin melek, yüzümü güldürdün, acımı dindirdin" şarkısıyla, İran dağlarının ortasındayız. İranlıların pek sevdiği Tarkan ya da İbrahim Tatlıses de olabilir. Azeri şoför, Candan Erçetin'de karar kılıyor. İtirazım olmadığı gibi, kendimi dağlara bırakıyorum. Lapa lapa kar yağıyor. Tahran'ın iki saat ötesi. Dizin Kayak Merkezi'ne doğru yol alıyoruz. Virajlı yollar, tüneller, iniş çıkışlar derken Dizin. İran sosyetesinin kayak merkezi. İslam Devrimi sonrasında halka açılıyor. Kayak pistine yukarıdan aşağıya 12 kilometre uzunluğunda bir ağ geriliyor. Ağ, kadınları ve erkekleri ayırıyor, kadınlar ve erkekler ağın iki tarafında kayıyor. Kadınlar ağlara takılıyor. Aşk ağların gerisinde. Ağ, hayatın gerçeğine fazla dayanamıyor. Hatemi döneminde kaldırılıyor. Şimdi serbest. Kadınla erkeğin rahatça ender birlikte olabildikleri alanlardan biri.

    İmamdan noter yetkisiyle nikáh

    EVLENME imam nikáhıyla. Ama imam aynı zamanda noter yetkisinde. Yani, resmi nikáh yerine de geçiyor. Evlenirken, erkek kadına belli bir para ya da mal veriyor. Boşanma durumunda, kadının kullanması için. Para ya da malın miktarı evlilik cüzdanına işleniyor. İkinci sınıf olmasına rağmen, kadının boşanma hakkı var. Mal paylaşımı eşit. İyi ki öyle; çünkü İran'da çok boşanma var. Kadın çalışıyor; ama sınırlı. Evliyken, ikinci evlilik mümkün; ama kadının rızasına bağlı. Ya ilk kadın ikinci kadını kabul ediyor ya da çocuk doğuramadığı doktor raporuyla belirlendiğinde, erkek ikinci evliliğe hak kazanıyor.

    Öte yandan, kadına tecavüzün cezası idam. İdam, ayrıca soygun, cinayet ve uyuşturucu suçlarının da cezası. Son olarak 5 kişi idam ediliyor. İdam, halka açık ve sokak ortasında. Sehpayı, olayda mağdur duruma düşen aile bireylerinden biri çekiyor. Kısasa kısas...

    Yasak ama her yerde onlar var

    "DEVRİMİN ilk yıllarında bizim güzel müziğimiz vardı, şimdi müzik yozlaştı. Yine o eski müziğimizi çalalım."

    Cumhurbaşkanı Ahmedinecad bu sözleriyle resmi TV ve radyo kanallarında Batı müziğini yasaklıyor. Yeniden ilahiler ve marşlarla sınırlı müziğe dönülmesini istiyor.

    Ohoo, ne yasağı!.. Tahran'da hangi kafeye girsem, hangi lokantaya gitsem, hepsinde Pepino di Capri, Adamo, Tom Jones, Petula Clark, Frank Sinatra, Ray Charles, Beatles, Rolling Stones 60-70-80'lerden aklınıza kim geliyorsa, şakır şakır onlar çalıyor.

    Kafe ve lokanta duvarlarında Amerikan, Fransız, İngiliz filmlerinin afişleri. Paris'te Sartre'ın ünlü kahvesi Cafe De Flore, Venedik'ten bir gondol, New York siluetleri, Roma harabeleri, çeşitli tarihi filmlerin afişleri. Yasaklanmış Batı'nın kültürü, Tahran kafelerinin duvarlarında.

    Çanak anten 1995'te yasaklanıyor. Ancak şu anda evlerin çoğunluğu çanak antenden istediği yabancı TV kanalını izliyor. Herkes görüyor ama kimse karışmıyor. Çanak anten, Batı müziği ve Batı filmleri yasağını deliyor. Halk Dubai üzerinden her türlü yayını izliyor.

    Oysa, Batı müziği siyasal bir sorun ve siyasal bir anlaşmazlık yaratıyor. Cumhurbaşkanı olmadan önce, Hatemi Kültür Bakanı. O sırada Batı müziğini serbest bırakıyor. Bu karar koyu İslamcıları, yani radikalleri ayaklandırıyor. Hatemi bakanlıktan istifa etmek zorunda kalıyor. Ne var ki, esen ılımlı rüzgárlar, 1997'de onu cumhurbaşkanlığına taşıyor. 2001'de ikinci kez seçiliyor. /images/100/0x0/55ea0f7bf018fbb8f868a68b

    Şimdi ise, Batı düşmanı Ahmedinecad ilahilere ve marşlara, yöneticilerini kendisinin atadığı resmi TV kanallarında dönebiliyor. Bu arada özel TV ve radyo kurmak isteyenler çıkıyor. Örneğin, eski İran Meclisi Başkanı gibi. Yoo, bu kadarı fazla. Buna izin verilmiyor.

    En pahalı lokanta kişi başı 30 dolar

    KEBAPÇILARIN yanı sıra, İtalyan, Fransız ve Japon lokantaları... O lüks lokantalarda bile, birkaç hemcinsiyle gelen kadınlar ayrı, aileler ayrı oturuyor. Masaya bir erkek geldiğinde, kadınlar da ayağa kalkıyor. El sıkmadan. Romantik atmosferde, mum ışığında, hafif Batı müziği... Kadınların başları örtülü olmasa, sanki Batı'da herhangi bir kent. Şef garson, Türk olduğumuzu öğrenince saymaya başlıyor: "Kurtlar Vadisi, Haziran Gecesi, Kadın İsterse" İran'da bizden en çok izlenen diziler. Normal bir lokantada İran'da kişi başına 10 dolarla çok iyi bir yemek yeniyor. Tahran'daki en lüks lokanta, Ramtin. Aşçısı Kanadalı. Fransız yemekleri ağırlıklı. Kişi başına 30 dolar.

    YARIN: 30 saniye gecikmeyle canlı yayın
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı