« Hürriyet.com.tr

Yolda ayı çıkarsa ellerini kaldır, bağır korkut dediler, şaka sandım, doğruymuş

Özge Akay (31) bir medya planlama ve satın alma şirketinde müşteri ilişkileri başkanı olarak çalışıyor. Eşi de reklamcı. İkisinin de çok yoğun bir iş hayatı var. Günlük hayatın stresinden uzaklaşıp, birbirlerine yakınlaşmak için seçtikleri yöntem seyahat etmek. Fırsat buldukça kaçıyorlar İstanbul’dan. Buralar soğukken uzakları, bahar aylarında Avrupa şehirlerini seviyorlar. Uzun bir tatil fırsatı yakalamışlarsa, deniz aşırı ülkeleri. Özge Akay birkaç sene önce eğitim için Kanada’ya gitti, iki ay Vancouver şehrinde kaldı. The Economist Dergisi’nce son iki yılda üst üste "Dünyanın En Yaşanası Kenti" seçilen Vancouver’ı, Akay’a sorduk.

Evrim SÜMER
X
Herkesin bir şehri sevme sebebi farklıdır. Biri gece hayatına bayılır, diğeri doğasına, öteki tarihine... Siz Vancouver’ı neyiyle sevdiniz?

-
Gece hayatı diye bir şey yok, tavuk gibi yaşıyorlar. Hayat çok erken başlıyor, 06.00-07.00 gibi. Akşam 22.00’de yatağa giriyorlar. Vancouver’ı güzel yapan, doğası, insanları ve dinginliği. Vancouver’da aile hayatı yaşanıyor. Aile kurmak, aileyle yaşamak için ideal.

Gece hayatı yok ise nasıl sosyalleşiyorlar?

- Gece kulüplerinde ve barlarda değil, spor aktivitelerinde, parklarda, doğada, gündelik aktivitelerde sosyalleşiyorlar. Orada bizdeki gibi mesaiye kalmak diye bir mefhum olmadığı için saat 18.00 oldu mu herkes sokakta. İş çıkışı bütün lokantalar doluyor. Yemek için 20.00-21.00’i beklemiyorlar. Erken yiyip, erken eve dönüyorlar. Bir kere gece kulübüne gittim, gece yarısında ışıklar yandı, müzik kesildi. Biz Beyoğlu’ndan alışığızdır; gecenin ortasında ışıklar yandı mı büyük ihtimalle polis kimlik kontrolüne gelmiştir, biraz sonra hayat devam eder... Ama burada ışıkların yanmasının sebebi kulübün o saatte kapanmasıymış.

SOKAKTA DOSTLUKLA KUŞATILIYORSUNUZ

İki ay tek başınıza kaldınız, kendinizi yalnız ve huzursuz hissettiniz mi?

- Hayır. Çok güvenli bir şehir. Gecenin herhangi bir saatinde korkmadan sokakta tek başıma yürüyebiliyordum. İnsanları çok sempatik ve sıcakkanlı olduğu için kendimi hiç kötü hissetmedim. Herkes çok güleryüzlü ve yardımsever. Aslında bu vesileyle bir Amerikalı-Kanadalı karşılaştırması yapabilirim rahatlıkla. Amerikalılar soğuktur, içine kapanıktır, hatta paranoyaktır. Bir şey sordunuz mu korkarlar. Kanadalılar tam tersi. Otobüse biniyorsunuz, şoför günaydın diyor, yabancı olduğunuzu görenler sohbete başlıyor. Kanadalıların da Amerikalılar gibi kocaman cipleri var ama alış sebepleri farklı: Amerikalı tembeldir, alışverişe gidip bagajı tepeleme erzakla, yiyecekle dolduruyorlar. Kanadalılar ise maaile kampa gitmek için kullanıyor cipi. Bisikletler, kano, kayak, çadır, çocuklar, köpek... doluşup gidiyorlar.
/images/100/0x0/55eab44af018fbb8f89166bd
Vancouver’da kaç kişi yaşıyor?

- Merkezinde 500 bin kişi var, banliyöleriyle birlikte iki milyon. Kanada genelinde görülen nüfus seyrekliği ve huzur buraya da hakim.

En hoşunuza giden yerler nereleri oldu Vancouver’da?

- Stanley Park’a bayıldım! Şehir merkezinin birazcık ilerisinde, yemyeşil, kenarı deniz olan çok büyük bir park. Sincapların arasında oturuyorsunuz. Öğlenleri, akşamları dopdolu. İşten çıkan buraya geliyor. Paten, bisiklet yolları var. Zaten düz bir şehir olduğu için spor yapmak çok keyifli oluyor. Parkın içinde birçok deniz hayvanının olduğu dev bir akvaryum, bir kenarında marina var. Kahveler, sokak ressamları... Ayrı bir hayat yaşanıyor orada. Her türlü insan ve imkan var. Birçok film, TV dizisi Vancouver’da çekiliyor. Örneğin Özgür Willy filmi orada çekilmiş.

SU SPORUNUN HER TÜRÜ YAYGIN

Suyla araları nasıl?

- İstanbullulardan daha iyi olduğunu söyleyebilirim! Biz çoğunlukla sadece bakarız. Onlar su sporunun her çeşidini yapıyor; yüzüyor, denizle iç içe yaşıyorlar. Yazın su kenarında yaşıyorlar, kışın kayak yapıyorlar. Şehrin hemen yakınındaki Grouse Mountain’da ve Whistler’da süper kayak tesisleri var. Zaten Whistler dünya jet sosyetesinin kayak merkezlerinden biri. Ben yazın çıktım, kayak değil ama rafting yaptım. Debisi çok yüksek bir nehir, sadece yaz gibi suların az olduğu aylarda yapılabiliyor rafting. Whistler’ın tepelerinde kartpostallardaki gibi, ormanın içinde bir göl var. Oradan başlıyorsunuz raftinge. Harika manzaralar var. Suyun içinde ayı görürseniz ve bota yaklaşırsa kürek çekmeyi bırakın, küreklerle kafasına vurun, dediler. Ama tabii bizim Tunceli’deki gibi vahşice öldürmek için değil, kaçırmak için.

Peki ya ormanlar? Yemyeşil bir şehir çünkü.

- Kanada’nın ormanları inanılmaz. Şehrin kenarında dev bir orman var. İçi de ayı dolu! Kaldığım ev de bir ormanın kenarındaydı, denize gitmek için yaklaşık 20 dakika ormandaki bir yoldan yürümem gerekiyordu. İlk defa yürüyeceğim gün uyardılar beni: Karşına ayı çıkarsa kollarını kaldır, bağır çağır, kendini olduğundan daha büyük göster. Şaka sandım ama doğruymuş. Anlayacağınız, orada sokak kedisi-köpeği yerine ayı gündemi var. Çöpleri falan karıştırıyorlarmış.

MARKA SALGINIBU ŞEHRE ULAŞMAMIŞ

Vancouver’ın dışına çıktınız mı o iki ay boyunca?

- Evet, Victoria şehrine ve Amerika’daki Seattle’a gittim. Victoria, Vancouver’a üç saat mesafede bir ada, feribotla gidiliyor. Aslında Vancouver’ın da ait olduğu British Columbia bölgesinin başkenti. Başkent olmasına karşın, biraz İstanbul-Ankara durumu var. Esas hayat Vancouver’da yaşanıyor. Burada balina izleme gezileri çok revaçta. Katil balinaların yaşam alanıymış. Çok bakir bir bölge olduğu için balinaları görmek çok zor değil. Sürat teknesini andıran teknelerde, rüzgardan korunmak için uzaylı gibi özel kıyafetler giyip, bir iki saat yol alıyorsunuz. Aynı anda birçok yöne farklı tekne hareket ettiği için, balinayı önce gören diğerlerine haber veriyor hemen. Ben de bir tane gördüm ama broşürlerdeki gibi sudan metrelerce yükseğe fırlamadı. Daha fazlasını görmek isteyenler, Vancouver’daki Stanley Park’ın içindeki akvaryuma gidebilir. Orada gösteriler oluyor.

Alışveriş nasıl?

- Bizim gibi plaza insanları olmadıkları için ne bir marka düşkünlüğü var ne de abartılmış moda takipçiliği. Bir Paris, Milano modası beklemeyin. Ama GAP derseniz, bol bol var. Rahat, şık-spor giyinmeyi seviyorlar. Alışveriş imkanları da buna denk, fiyatlar yüksek değil.

Şehrin azınlıklara ayrılmış bölgeleri var mı?

- Vancouver’da çok fazla sayıda Uzakdoğulu var. Eğitime gelenler de var, yaşayanlar da. Koreliler ve Japonlar akın akın eğitim için geliyor. Amerika’ya kıyasla daha ucuz, güvenli ve konuksever olmasının etkisi var tabii bunda. Çinlilerin kendi mahallesi oluşmuş zamanla, şehrin ortasında bir Çin bahçesi bile var. Bütün şehirlerdeki Çin mahalleleri gibi burası da. İçine kapalı ama rengarenk. Bir sürü şey satan bir sürü dükkan...

Bir de Kızılderililerden bahsetmiştiniz...

- Kızılderililer, British Columbia bölgesinin eski sahipleri. Bütün benzer yerli halkların başına geleni onlar da yaşamış: Modern hayatın yayılması, yeni insanların gelmesi onları topraklarından etmiş. Ve maalesef burada da Kızılderililer ikinci, üçüncü sınıf insan olarak görülüyor. Hırsızlık yaparlar, içki içer sataşırlar, diye uyarıyorlar. Fakat Kızılderililere dair büyük bir çelişki var burada. İnsan olarak aşağılanıp hor görülürken, sanatları inanılmaz yüceltiliyor ve saygı görüyor.

Sanat adına ne üretiyorlar?

- Ahşap oymacılığında ve büyük totemlerde çok iyiler. Şehrin birçok yerinde devasa Kızılderili totemleri var. Resimleri de çok güzel. Tabloların başlıca esin kaynağı doğa. Baykuş, balina, somon balığı... Bunlar onlar için kutsal. Çok isim yapmış bir sanatçıların eserleri dışındakileri makul fiyatlara edinebiliyorsunuz.

SEATTLE’I SEVMEDİM

Seattle, Vancouver’a otomobille dört saat uzaklıkta. Amerika vizeniz varsa gidebilirsiniz. Seattle için Amerika’nın birçok yerinden daha güzel diyorlar ama ben hayal kırıklığı yaşadım. Sebebini biliyorum aslında: Vancouver çok daha yeşil, çok daha güzel, çok daha temiz. Amerika sınırını geçer geçmez insanların farkını görüyorsunuz. Hemen değişiyor tavırları, anında antipatikleşiyorlar. Seattle’da Space Needle kulesine çıktım. Günbatımında güzel bir manzara vardı. Şehrin en turistik yerlerinden. Bir de Museum of Flight’a (Havacılık Müzesi) gittim. İlk uçaklardan, günümüzün savaş uçaklarına, uzay araçlarına kadar birçok hava aracını gördüm. Bazılarının pilot kabinlerine girdim.

seyahatte

ne okuyor


Rehber kitap okuyor.

ne yiyor, ne içiyor

Böcek vesaire olmadıkça gittiği yerin yemeklerini yiyor.

ne giyiyor

Spor ayakkabı giyiyor, rahat olmaya çalışıyor.

nerede kalıyor

Şehir merkezinde, erişimi kolay, dört-beş yıldızlı otelleri seviyor.

neyle seyahat ediyor

Uçakla

çantasının vazgeçilmezleri

Fotoğraf makinesi, yedek batarya, güneş gözlüğü, rehber kitap.

kiminle

seyahat ediyor


Eşi Oğuzhan ile

oradan ne alıyor

Takı sevdiği için gittiği her yerden bir yüzük veya küpe alıyor.

Kaynak: Evrim SÜMER

GezginGezgin
Şehirde kalanlara bayram için 20 öneri
En İyi
Türkiye’nin en güzel 10 nehri