"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Yoksa oylar Fazilet'e gider

Ertuğrul ÖZKÖK

Geçen pazartesi sabahı DYP'nin önde gelen isimlerinden biri, Genel Başkanı Tansu Çiller'i arayarak şunu soruyor:

‘‘Türban konusundaki çıkışlarınız herkesin dikkatini çekiyor. Bu konularda politikamızda bir değişiklik mi var?’’

Çiller'in son günlerde seçim meydanlarındaki çıkışlarını ve türban konusunu kullanmasını izleyen birçok kişi aynı duyguyu taşıyor.

İŞTE CEVAP

Çiller, en zor günlerinde bile yanından ayrılmayan bu tecrübeli siyasetçiye şu cevabı veriyor:

‘‘Bunu ben yapmazsam oylar Fazilet Partisi'ne gidecek.’’

Evet ne yazık ki, Türkiye'nin acı siyasi gerçeği bu cümlede yatıyor.

Bu cümle, çok partili hayata geçtiğimiz günden itibaren siyasetimize musallat olan hastalığı ve siyasetçilerin bu hastalık karşısındaki biçareliğini de ortaya koyuyor.

Hürriyet'te bugün okuyacağınız haber, işte bu hastalığa teşhisi koyuyor:

‘‘Birkaç oy uğruna...’’

Haydi siz birkaç yüz bin veya birkaç milyon oy deyin.

Siyasetçiler, herkesin ortak varlığı olan dini, sadece kendilerine ait bir meta haline indirgemeye uğraştıkça Türkiye bu hastalıktan kurtulamayacak.

Ve cumhuriyetin olgunluk döneminin Batılı siyasetçilerinin bile birkaç oy uğruna dini ve inançları seçim afişi haline getirmelerini ıstırap içinde izleyeceğiz.

Keşke sadece izleyebilme ile sınırlı kalsak.

Bunun toplum içinde, ülkenin insanları arasında açtığı yaraların, saçtığı nefret tohumlarının hasadını da hep birlikte yapacağız.

OY AVCILIĞI

Bakın birkaç oy uğruna başa geçirilen bir türban, seçim meydanına asılan bir poster, nasıl eli silahlı bir uçak korsanı haline dönüşüyor.

Bir inanç konusunu nasıl bir siyasi Frankeştayn haline getiriyoruz.

Cümle basit ve masum:

‘‘Ben böyle yapmazsam oylar Fazilet'e gider.’’

Peki size gelirse ne olur?

Bir süre sonra o oyların esiri olmaz mısınız?

Aylardır siyasi demeçleri izliyorum.

Bir tek ciddi ekonomik program yok. Bir tek sosyal içerik yok.

Kimse gelecekten bahsetmiyor. Herkes geçmişin esareti altında yaşıyor.

Cumhuriyetin 75'inci yılını kutluyoruz. Çok partili hayata geçişimizin üzerinden yarım asır geçti.

Nesiller nesilleri izledi.

Çok partili hayatımız kesintilere uğradı. Din sömürücülüğü ve halk goygoyculuğu, demokrasimizi dört yerinden deldi.

Başımızdan dramlar, acı tecrübeler geçti.

Bilişim çağı açıldı. Elektronik bile geride kaldı.

Ama bunca yıl ve tecrübeden sonra geldiğimiz noktaya bakın:

‘‘Ben dini istismar etmezsem oylar Fazilet'e gider.’’

SÖZLERİN ANLAMI

Aslında bu sözler, siyasi biçareliğin itirafından başka bir şey değil.

Çünkü bu sözlerin gerçek anlamı, ‘‘Benim gidecek bir yerim olmadığı için, oraya gidiyorum’’dur.

Üretemeyen bir siyaset, geleceği dizayn edemeyen bir zihniyet, yeniliği ve toplumsal dönüşümü oya tedavül edemeyen bir kuşak şimdi 1950'lerin arkaik nostaljisinden çöplenmeye çalışıyor.

O nostalji Türkiye'yi nereye götürmüştü? Nelere mal olmuştu? Hangi dramlara yol açmış, hangi ocakları söndürmüştü?

O yollardan geçenler, şimdi gerilere baktıkları zaman neler görüyorlardı?

İşte Çankaya orada, oranın kiracısı orada...

Yaşayan tarih ve tecrübe, bütün ağırlığı ve hatıraları ile bir şeyler anlatmaya çalışıyor.

Ama ihtirastan körleşmiş gözlere, sağırlaşmış kulaklara nasıl nüfuz edeceksiniz ki?

Oysa her şey ortada. İlk işaret, bir Airbus uçağının kokpitinden geliyor.

TARİHİ BEKLEMEK

Güneydoğu'da çarpışmış bir genç, 24 saat içinde bir türban korsanı haline dönüşüyor.

Neden?

Nasıl, kimlerin etkisiyle?

Cevapları çok basit, apaçık, ortada...

Bunların sorumlularının kim olduğunu anlamak için tarihi bile beklemek zorunda kalmayacağız.













X