"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Yoksa ‘Davulcu Asım’ hortumcu mu oldu

<B>O</B> sorunun ne anlama geldiğini dünyada en iyi bilen insanlardan biri benim.

Ama itiraf edeyim, o manasız soruyu ben de rahmetli Özal’a sormuştum.

‘Davulcuya kız verilir mi?’

Aldığım cevap tam beklediğim gibiydi ve yıllar sonra benim de karşıma çıkacaktı.

O nedenle bu yazıyı kızını veya oğlunu evlendirmeye hazırlanan bütün insanların okuması için yazıyorum.

* * *

Zeynep Özal’
ın, bazılarının adını ‘Davulcu’ya indirgediği Asım Ekren’le evleneceği günleri çok iyi hatırlıyorum.

Hasan Celal Güzel, pazar günü Dünden Bugüne Tercüman Gazetesi’ndeki köşesinde, o günleri anlattı.

Ben bilmiyordum. Meğer Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren bile olayın içine girmiş. O bile bunu engellemeye çalışmış.

Doğru, o günlerde herkes bunu konuşuyordu.

Özal’ın en kudretli günleriydi.

O nedenle kimse olayın adını tam koymaya cesaret edemiyordu.

Ama herkesin belleğinin arkasındaki cümle şuydu:

‘Bir başbakan, kızını davulcuya verir mi?’

Hasan Celal Güzel,
o günlerde Özal’ın en yakınındaki insanlardan biriydi.

Etrafındaki insanlar, Hasan Celal Güzel’e ‘Git bunu Turgut Bey’e anlat’ demişler. O da anlatmış.

Hem de başbakanın makam arabasında.

Önce şoförle arasındaki camı kapatmış. Sonra da herkesin konuştuğu şeyi ülkenin başbakanına söylemiş.

Turgut Bey önce, ‘Ama fena çocuk değil. Konservatuvar mezunu’ falan demeye getirmiş.

Ama sonunda ağlamaya başlamış. Hatta biraz önce Zeynep’le münakaşa ettiğini, saçının elinde kaldığını söylemiş.

* * *

Bir gün Başbakanlık Konutu’nda Özal’a Zeynep’in Asım Ekren’le evlenmesi hakkında ne düşündüğünü sormuştum.

Yüzüme bakmıştı, ‘Yani davulcuya kız verilir mi demek istiyorsun’ demişti.

Ben de ‘Hayır efendim, sadece soruyorum’ diye cevap vermiştim.

O gün bana aynen şunu söylemişti:

‘Bak senin de bir kızın var. Bir gün kızın gelip ‘Baba ben şununla evlenmek istiyorum’ derse ne yaparsın?’

Ne yapacağımı yıllar sonra gördüm.

Kızım yıllar sonra bir müzisyene áşık oldu. Önce birbirlerini tanıdılar.

Sonra evlendiler.

Bugün çok mutlular.

İkisi de işlerinde başarılı oldular. Onlar da mutlu, ben ve eşim de...

* * *

Benim damadım davulcu değildi, kontrbasçıydı. Gitar ve piyano çalıyor, beste yapıyor, şarkı söylüyordu.

Ne fark eder? O da Asım Ekren gibi müzisyendi.

Diyeceksiniz ki, sen başbakan değilsin.

Başbakan değilim ama daha fazlasıyım. Babayım.

Benim eşimin babası bakandı. Ben onun kızına áşık olduğum zaman, uzun saçlı Marksist bir üniversite öğrencisinden başka bir şey değildim.

Yani isteyen ‘Sıradan bir serseri’ bile diyebilirdi.

Ama eşimin annesiyle babası böyle demediler. Bana güvendiler.

* * *

Ben bütün bunlardan öte asıl Asım Ekren’e bakıyorum.

Yani ‘Davulcu Asım’a...

Rahmetli Özal’ın kızından ayrıldı.

Asım ne yaptı?

Hırsızlık mı, uğursuzluk mu?

O günden bu yana onun adını bir skandalda, banka hortumculuğunda, ne bileyim herhangi bir üçkáğıtçılıkta işittik mi?

‘Davulcu Asım’, davul çalmaya devam etti. Yani en iyi bildiği işi yapmaya.

Müzisyendi, müzisyen olarak kaldı.

Peki o günlerde ‘Davulcuya kız verilir mi?’ diyenler?

İsimlerini tek tek bir kenara yazın, sonra gazete arşivlerini önünüze çekin.

Bir Asım’la ilgili haberlere, bir de onlarla ilgili haberlere bakın.

Farkı göreceksiniz.

Davulcuya kız verilir mi?

Bir müzisyenin kayınpederi olarak cevabım şu:

Verilir...
X