"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Yok böyle gerginlik

İnsanın kendinden daha bilgili, deneyimli, yetenekli bulmadığı biriyle, diğer tarafın bilmişlik yapabileceği bir durumda karşı karşıya gelmesi ne zor iştir yarabbim.

Hele ki bu ortamda ünlüler varsa, ooof of, en fenası. Durmadan birbirlerinin üzerine çıkmaya çalışırlar, herkes kendi üstünlüğünü kanıtlama çabasındadır...
Bu sene “Yok Böyle Dans”ta sunucusundan yarışmacısına, jürisinden konuklarına herkes star.
Dolayısıyla ego savaşı bol olacak bu sene. İlk bölümde ön gösterimini izledik: Azra Akın, Hakan Peker’in dansını yorumlarken “ışık” kelimesini kullandı mesela.
Azra kendini Türkçe ifade etmek konusunda zorlanıyor belki ama yorumları yeni yetme bir çocuğu değerlendirir gibiydi.
Tan Sağtürk “Sizi ilk defa dans ediyormuş gibi değerlendirmiyoruz tabii, geçmişinizi biliyoruz” gibi sözlerle Azra’yı toparlamaya çalıştı ama Peker çoktaan “Ne münasebet?!” pozisyonu almıştı.
Hani vücut dilinde kollarını göğüs hizasında kavuşturmak savunmaya geçildiğinin işaretidir ya...
Bu gibi durumları düşünecek olursak, yarışmanın iki sebepten dolayı izlendiğini söyleyebiliriz:
1- Ünlüler nasıl dans ediyor? 2- Ünlüler karşılıklı nasıl geriliyor?
Yarışmacıların kimi ununu elemiş eleğini asmış ama ‘son bi’ un eleyelim diye gelmiş, kimi eskiden elediği gibi un elemek için çabalıyor kimi de “her türlü unu elemeliyim” diye tırmalıyor... Neticede hepsi ünlü. Yani eleştirildiklerinde, bir yerde hepsinin ağırına gidecek, o kollar hep göğüs hizasında bağlanacak.
Biz “Bakalım nasıl dans ediyorlar” diye izlerken, aslında onların sınavı dansla değil, kendileriyle olacak.
Zor sınav valla, ne diyelim, iyi şanslar.

Yeni Türkçe kılavuzu

Geçen hafta “Aynen!”, “Olaysın!” ve “Neeet” kelimelerinin anlamlarını açıklamakla başlamıştık.
Bugün, dağarcığımıza üç kelime daha ekleyerek devam edelim.
Noktaaa!: Bu kelime, gözler aşağı devrilip tek el kaldırılarak söylenen ve kesinlik bildiren “Neeeeet!” ile dönüşümlü olarak kullanılır. “Net” kelimesinden biraz daha snob görünür, “her şeyi ben bilirim, inceden ukalayım” hissiyatı içerir.
“Şakkkaaa!” (Şaka yapıyorsun): “Şu dediğine inanmakta güçlük çekiyorum, pek şaşırdım” anlamına gelmektedir. Artık “İnanmıyorum”un, “Atıyosun”un modası geçmiştir. Kimi zaman söylenenlere şaşırılmasa bile şaşırma efekti yaratmak için, muhabbette dolgu malzemesi olarak kullanılır.
Aşkım (bebeğim, bir tanem, tatlım): Bu sözler, sevdiceğinizin söylediği aşk sözcükleri değildir.
Bu sözler, sevdiğiniz bir insanın, ailenizin ya da akrabanızın size hitap şekli değildir.
Efendim bu sözler, hiç tanımadığınız, iki, bilemediğiniz üç kez karşılaştığınız kimi insanların samimiyeti hızlandırmak adına söylemekten büyük zevk aldıkları kelimelerdir.
Bilhassa kadın-kadına hitap biçimine dönüşmüştür.
Samimi olmadığınız biri size doğru “Aşkııııııım, naber canımmm, ay çok özledim bebeeek, tatlımm” diye kollarını açmış geliyorsa, ortamdan hızla uzaklaşınız.
X