Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yoga aracılığıyla mutluluk deneyi

Mutlu Olmak İçin 14.000 Sebep isimli kitap, bardağı taşıran son damla oldu. Kendi deneyimi yapmaya ve sonuçlarını yazmaya karar verdim. Bu uzun soluklu bir mutluluk projesidir

Hollanda peyniri, hamburger ve pizza, boğazınızın yandığı günler, tüy dökücü krem kokusu, gece gelen sesler, kot pantolonlu öğrenciler, yaya trafiği, abajurlu lambalar, bambu tabaklar, hava haritası...
Yukarıdaki 10 şey arasındaki bağlantıyı bulmak için kendinizi fazla zorlamayın; sürmenaj olursunuz. Bunlar, Barbara Ann Kipfer’in (kendisi bir dilbilimci), Mutlu Olmak İçin 14.000 Sebep isimli kitabının bazı maddeleri. Söylendiğine göre kitap 2 milyon kopya satmış, her güne bir öneri takvimlerinde satış patlamasına yol açmış. İş mutluluğa gelince global bir çaresizlik söz konusu olmalı. Bu sonuç başka türlü açıklanamaz.
Boğazımın yandığı günler huysuz olurum, tüy dökücü kremin kokusu çürük yumurtaya benzer, gece gelen sesler ürkütür, yaya trafiği hele bir de İstiklal Caddesi’ndeyse adamı çileden çıkarır.
Abajurlu lambalar, bambu tabaklar ve hava haritası hakkındaysa herhangi bir duyguya sahip değilim. Olmak da lazım mı, emin değilim.
Önüne gelen bir mutluluk reçetesi satmaya çalışıyor, bu da beni çileden çıkarıyor. Hadiseyi bir de numaralandırdınız mı, tamamdır. Gelsin milyonluk satış rakamları. Bundan iki yıl önce, başka bir mutluluk projesi sahibiyle görüşmüştüm; Gretchen Rubin. Kendisi bir yıl boyunca Antik Yunan’dan günümüze, mutluluk için önerilen reçeteleri denemiş ve bir kitap yazmıştı. Kitap daha sonra bizde de Mutluluk Projesi adıyla yayınlandı.
Kendimi baştan ihbar ediyorum ki, sonra kopyacılıkla itham etmeyin. Ben de kendi deneyimi yapmaya karar verdim.
Her hafta piyasada satılan bir formülü ya da filozofların, hekimlerin, yaşam koçlarının önerilerini kendi üzerimde deneyip sonuçlarını yazacağım. Hollanda peynirinin ötesine geçebileceğimi umuyorum.

SEANSIN SONUNDAKİ 15 DAKİKALIK HUZUR

Kanaatimce mutluluk, yoksunluğu çekilen, özlem duyulan şeye kavuşma uğraşıyla elde edilebilir. Kavuşma anındaki tatmin, mutluluk denen şeyin kendisi. Herkesin farklı tariflerle ortaya çıkmasının nedeni de bu. Tabii bir de beklenmedik anlarda gelen küçük mutluluklar var. Kasvetli bir günde aniden kendini gösteren güneş gibi. Benim durumumda bu; huzur ve stresten azade anlar.
Peki stresle nasıl başa çıkılır? Meditasyon olabilir mi? Hemen tuttum yoga merkezinin yolunu. Yoga yapmanın erdemleri, faydaları, ruhun yükselişi, insanın içine dönmesi gibi şeylerden bahsedecek değilim. İçine dönmek, ruhunun derinliklerine bakmak gibi haller dillendirilince beni bir gülme alıyor. Ben yoga seansının sonundaki 15 dakikanın peşindeyim. Yaklaşık bir saatlik yoganın bitiminde, 15 dakikalık gevşeme ve meditasyon bölümü vardır. Mata sırt üstü uzanır, üstünüze bir battaniye çeker, gözlerinize lavantalı küçük yastıklar koyar ve zihninizi boşaltmaya çalışırsınız. Eğitmeniniz davudi sesiyle verdiği bazı direktiflerle gevşemenize yardımcı olur.

BEDENİMDEN BİR ADIM BİLE UZAKLAŞAMADIM

Ben de öyle yaptım. Fonda meditatif bir müzik çalmakta. Galiba gerçekten rahatlamam mümkün. Eğitmenin sesini duyuyorum:
“Ayak parmaklarınızdan başlayarak gevşediğinizi hissedin. Bedeniniz hafifliyor, günün tüm problemleri artık çok uzakta”.
Ah, ne vardı sanki günün problemlerinden bahsedecek. Ev sahibinin bugün yarın arayıp kiraya zam yapacağını hatırlıyorum. TEFE kaçtı, TÜFE kaçtı, ikisinin ortalaması kaç eder, ekle kiranın üstüne...
“Sanki bulutların üzerindesiniz. Masmavi bir gökyüzü getirin gözünüzün önüne. Bedeniniz sizden çok uzakta...” Evet bugün hava gerçekten bulutluydu. Yanıma şemsiye aldım mı gelirken? “Göz kapaklarınızın ağırlaştığını hissedin”. Göz kapaklarım bu lavanta torbası sayesinde ağırlaştı zaten. Sahi, bunları sık sık temizliyorlar mıdır? Bir günde kaç kişi kullanıyor acaba?
Tam o sırada davudi bir horlama geliyor. Yanımdaki kadın resmen uyumuş! Bir türlü gevşeyememek korkusuyla daha beter strese giriyorum. Eğitmen devam ediyor: “Evet artık yavaş yavaş bedenimize döndüğümüzü hissedelim. Ayaklarımızı, ellerimizi hareket ettirelim...” Yahu ben yanımdaki kadın horlarken hiçbir yere gidemedim ki, geri döneyim. Al işte, herkes spiritüel seyahate çıktı döndü, ben yattığım yerde kaldım.
Sonuç: Meditasyon ve nefes çalışmaları stresle baş etmekte etkili olabilir. Ama önce yanınızdaki horlamayacağından emin olun. Bir de ev sahibini, yağmurlu havayı, hijyen koşullarını aklınıza getirmemeye çalışın.

Otoban manzaralı lüks konutlar

BEYAZ ADAM ÇATAL DİLLİ

Birkaç yıl evvel İstanbul Bienali’nde sergilenen bir çalışma vardı. Otoban seyreden adamların fotoğrafları... Yan yana dizilmiş onlarca kare. Otoyol kenarındaki yeşil alana uzanmış, çömelmiş, tespih çeken, sigara içen, küçük bir çilingir sofrası kurmuş onlarca erkek. Öylece bakıyorlar, geçip giden araçlara. Hakikaten var böyle insanlar. Akan trafiği izlemek zihinsel bir dinginlik mi veriyor, merak ediyorum. Otoban kenarında yükselen lüks konut projelerinin önünden geçiyorum her gün. O sitelerde oturmak için yüz binlerce lira ödemek gerekiyor. Ne için? 7/24 gürültüsü bitmeyen, gri ve kasvetli otobana bakmak için. Camı her açtığınızda egzos solumak için. Ve sormak istiyorum; o sitelerde oturmanın, otoban izleyen adamlardan biri olmaktan ne farkı var?

X