Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yine tutamadı

BİR çuval incir nasıl berbat edilir diye merak ediyorsanız Başbakan Tayyip Erdoğan’dan daha iyi örnek yok.

Sonuncusunu artık adı “demokratik açılım” olan “terör” kökenli soruna çare arayışı vesilesiyle gördük... Başbakan’a sorarsanız, çalışmalara “olumsuz tepki gösterenlerin de bulunması normal.”

Hatta o tür tepkileri “demokrasinin cilveleri” olarak gördüğünü söylüyor.

Ama oraya kadar.

Nitekim bu sürece katılmayan, katılmamakla kalmayıp çok ağır eleştiriler yapanların tutumu hakkındaki görüşleri sorulunca, lafa kendini tutmaya kararlı bir yaklaşımla başlıyor. Örneğin “Bu konuda fazla konuşmak istemiyorum. Çünkü biz şu anda bir barış sürecini sürdürmenin gayreti içerisindeyiz” diyor.

Ya orada dursa, yahut da “Hakkımızda çok ağır suçlamalarda bulunuluyor. Örneğin bu süreci Amerika’nın projesi diye niteliyorlar. Bu konuda Amerika ne düşünürse düşünsün. Belki bizimle paralel de düşünüyordur. O bizi ilgilendirmez. Biz kendi ulusal çıkarlarımızın gerektirdiği projeyi üretir uygularız. Şimdi yaptığımız da budur” gibi bir yanıt verse mesele kalmayacak.

Ama kendini tutamıyor. Hem “bir barış sürecini sürdürme gayreti içinde olduklarından” hem de:

“Bakın, ben çok açık, net bir şey söylüyorum. Bir kağıt almış dolaşıyorlar;‘Amerika’nın bir projesidir bu...’ Bunu ispat ederlerse her şeye varım. Ama ispat edemezlerse alçaktırlar, namussuzdurlar. Bu kadar açık, bu kadar ağır konuşuyorum. Çünkü artık bu kadar iftiraların, bu kadar hakaretlerin altında bu iktidar kalmaz” diyor.

Hani kendinizi tutuyordunuz? Hani “demokrasinin cilvesine” katlanmak gerektiğini söylüyordunuz?

Hani “barış sürecini sürdürme gayreti” içindeydiniz?

Hem nedir o, ikide bir ortaya çıkan, “Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına bu yapılır mı” türü tepkiler:

Yol kenarındaki gençlerin “metalci” selamını yanlış anlayıp, onları derdest ettirmek?

Üniversite harçlarının yükselmesini protesto eden ve “Sayın Başbakan çünkü biz açız!” diyen gençleri polis karakoluna attırmak?

Bu tabloları gördükçe ister istemez merak ediyoruz:

Acaba Başbakan’ın sayısını belki kendisinin de bilemediği kadar çok danışmanlar bir fırsatını bulup “Sayın Başbakan gençlerin bu tür protestolarına da muhalefetin çok ağır eleştirilerine de ne kadar hoşgörüyle bakarsanız o kadar kazanırsınız” demiyorlar -veya demeye cesaret edemiyorlar- mı?

En azından bir eşref saatine denk getirip, başbakan, bakan, milletvekili, vali gibi “üst düzey”dekilerin kişilik haklarının “dikta” rejimlerinde korunduğunu, demokrasilerde onların değil sokaktaki vatandaşın kişilik haklarının önde geldiğini söylemiyorlar mı?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI