"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

‘Yine gözaltı var ne yapacağız?’

DUVARDA koskocaman mor elbiseli bir kadın resmi.


‘Yine gözaltı var ne yapacağız’

Sarı saçlarının altında bir yazı:

“Kadına karşı şiddeti lanetliyor.”

Batman BDP il binasında Sebahat Hanım o resmi gösterip şöyle diyor:

“Bunu bir ressam arkadaşımız yaptı. Sesimizi yükseltiyor. Ama öylesine baskı var ki; inanamazsınız.”

Resim beni de etkiliyor. Önünde durup soruyorum:

- Nasıl baskı yani?

- Her gün gözaltı. 2 ayda 86 arkadaşımızı gözaltına aldılar. Çalıştırmak istemiyorlar bizi.

- Gerekçe ne?

- Öz savunma gücü diye bir şey bulmuşlar...

Tam “O nedir?” diye soracağım...

Aniden kapı açılıyor. İçeriye bir kadın giriyor. Yüzünde öfke, gözlerinde endişe var.

Yüksek sesle:

“Yine gözaltılar var. Almışlar. Bunlar bizi çalıştırmayacaklar arkadaş!”

Donup kalıyorum.

İl Başkanı Sebahat Hanım şimdi ismini hatırlamadığım birilerinin bulunmasını istiyor.

Bir panik, bir dalgalanma, kapılar açılıp kapanıyor.

Birisi “Kaç kişi?” diye soruyor. Kadın bilemiyor.

Ne garip?

Her gün gazetelerin tek sütun haberlerinde rastladığım, “KCK soruşturmaları, BDP gözaltıları, çadır baskınları”nın tam ortasına düşüyorum.

Sebahat Hanım önündeki kâğıtlara bakarak mırıldanıyor:

“Sıra bize geliyor. Bunlar bizi çalıştırmayacak!”

POLİS BİLE KARŞI

İşte böyle şehir ahalisi.

Bugün “gözaltı coğrafyası”ndan yazıyorum. Yani siz büyükşehirdekiler için, küçük şehirlerin yarattığı en büyük “memleket meselesi”nden yazıyorum.

Taş atan çocukların arka sokaklarından, gölgesinden çaresizlik ve yoksulluk geçen, mahcup minarelerden yazıyorum.

Ve yazarken kendimi bir postacı gibi hissediyorum. Türkiye’nin bir tarafından diğer tarafına doğru koşuşturan hüzünlü bir postacı..

İki kamp arasında kendi mektubunu yazmaya çalışan uslanmaz bir postacı...

Peki niye?

Kime sorsam “Bu gözaltılar yanlış” diyor. AK Parti’lisi, CHP’lisi “yanlış” diyor. BDP yönetimi savcıyı ziyaret etmiş, o da bir şey söylememiş.

Dahası var.

Orada sohbet ettiğim bir polis şefi de bu gözaltılara karşı olduğunu söylüyor.

Diyor ki:

“Ne olur yani, o çadırları basınca ne oluyor. Yanına bir çadır da valilik kursa. Orada çorba dağıtsa mesela... Adamların elinde silah mı var? Ne yapıyorlar. Neden yürütmüyorsunuz. Bırakın yürüsünler.”

Ama gözaltılar sürüyor.

Ve şu söz daha da büyüyor:

- Devlet silahı bırak siyaset yap diyor. Sonra gelip siyaset yapanları içeri alıyor...

İşte böyle şehir ahalisi kardeşim. Batman’dan bakınca durum böyle.

İster kız, ister küfür et. Ama bil ki;

- Siyasete polis gönderen, özgür düşünceye kelepçe takan bu zihniyetin tarihte kimseye faydası olmamıştır.

İşte valilikler susuyor. Bir dönem Emniyet Genel Müdürlüğü sözcülüğü vardı. O da kaldırıldı.

Peki bu millet gerçeği nasıl anlayacak?

“Yine gözaltılar var” diyen o kadının sözü hâlâ o salonda yankılanıyor. Öfkesi, korkusu havaya karışıyor.

Ben duydum.

Hadi ben Batman’da o sırada il binasındaydım. Oralara uğramayanlar zaten habersiz.

Peki kim soracak kardeşim bu çığlığın hesabını?

Kim soracak;

Bu baskının yarattığı öfkenin, yarın çocuklarımızın kanına nasıl bulanacağını...
X