Yine de umutlu başlıyoruz

Nilgün KARATAŞ
01.01.2002 - 01:44 | Son Güncelleme:

Belirsizlikle başladığı 2001 yılını kayıp yıllar hanesinin başına ekleyen Türkiye, 2002 yılına daha iyimser, daha umutlu bir başlangıç yaptı. Kasım krizinin yarattığı ilk şoku atlatamadan şubat kriziyle sarsılan ve bütün bir yılını bu krizlerin faturasını ödeyerek geçiren Türkiye, yılın son çeyreğindeki gelişmelerle birlikte yeni yıla farklı bir atmosferde girdi.

2001'in özellikle son çeyreğinde beklentiler umuda doğru yöneldi ve 2002 hemen hemen tüm kesimler tarafından umut beklentilerinin arttığı bir yıla dönüştü. Bu iyimserlik uygulanacak 2002 yılı makro ekonomik hedeflerinde kendini gösterdi.

2002 yılı programına göre, enflasyonun düşmesi, hızla artan borç stokunun sürdürülebilir bir seviyeye inmesi ve daralan ekonomik tekrar büyüme ortamına kavuşturulması amaçlanırken, bazı temel büyüklüklerdeki iyileşmeler de şöyle belirlendi: GSMH'de (Gayri Safi Milli Hasıla) yüzde 4 oranında büyüme öngörülürken, bunun dayanağı 2001 yılında önemli ölçüde gerileyen yurtiçi talepteki artış oldu. 12 aylık enflasyondan toptan da 31, tüketici de yüzde 35 olarak hedeflendi. Bu hedefleri umut dolu mesajlarla besleyen olumlu tepki fazla uzun sürmeden geldi.

Piyasalarda ‘‘temkinli iyimserlik’’ havasını estiren rüzgar Ankara'dan değil de, dışardan geldi. Kayıp yıl olan 2001'in son günlerinde ‘‘ek kaynak bayramı’’ yaşanmaya başladı. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılacak 16.4 milyar dolarlık ve 2002-2004 dönemine kapsayacak yeni stand-by, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik konusunda daha da yaklaşması, ABD'nin Türkiye'yi desteklemeyi sürdürmesi, hükümet ve Meclis'in de hızlı temposu 2002'ye umutlu bakışı destekleyen adımlar olarak görülüyor.


Hükümet ve Meclis umut veriyor

ZAMAN
zaman bazı bakanlardan kaynaklanan tartışmalar gündeme gelse de, hükümetteki uyum da hem 2001, hem de 2002 yılları açısından önemli bir unsur olarak yerini aldı. Üç partili koalisyondan beklenmeyen bir şekilde özellikle liderler arasındaki uyum herşeye rağmen takdir topladı. Bu arada hükümet kadar Meclis de 2001 yılındaki performansıyla dikkatleri çekti. Meclis'in yoğun çalışması sonucu, 113 yasa kabul edildi ve yıllardır yapılamayan yapısal reformlara dayanak olacak pekçok kanun değiştirildi. Kanun çıkarma rekorunu elde eden TBMM, 2001 yılı yasama çalışmalarına, 36 maddelik Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi ve 75 yıllık Medeni Kanun'un değiştirilmesini de ekledi.


IMF, musluğu açtı 16.4 milyar dolar gelecek

ARJANTİN
'in iflas bayrağını çektiği bir ortamda Türkiye'de, IMF ile üç yıllık yeni bir anlaşma gündeme geldi. IMF Türkiye için kesenin ağzını açtı. 11 Eylül'den sonra ekonomisi sarsıldığı için Türkiye'ye ek kaynak vermeyi gündemine alan IMF'nin vereceği kredi artırılarak 16.4 milyar dolara ulaştığı haberleri de yılın son günlerinin en iyi haberlerinden biri oldu.


11 Eylül'le Türkiye'nin önemi yine hatırlandı

BAŞKALARININ
şanssızlığı üzerine de olsa ABD'de yaşanan 11 Eylül saldırısı, bir anda Türkiye'nin konumunu değiştirdi. Olayın şokuyla ilk başta ‘‘eyvah, 1991'deki gibi bir de savaşın bedelini mi ödeyeceğiz’’ korkusu yaşanırken, Türkiye'nin artan önemi ve hemen peşinden de 10 milyar dolarlık ek kaynağın gündeme gelmesi, 2002 yılı için iyimser beklentileri yaratmaya yetti. Ek kaynak geleceği haberi, yıl içinde sürekli gerileyen borsayı yükselişe geçirirken, ekonominin kabusu olan dolar da inişe geçirince 2002 yılı projeksiyonları bir anda değişti. Bu beklentiyi satın alan piyasalarda bir anda bayram havası esmeye başladı.


En büyük umut Türk insanının sabrı

BUNDAN
altı ay önce IMF ve Dünya Bankası koridorlarında, uluslararası finans çevrelerinde Arjantin ile Türkiye aynı kefeye konuyordu. Ancak, Arjantin'de halk 4 yıl süren küçülmeye dayanamadı ve sonunda patladı. Türkiye'de 2001'de yaşanan büyük krizden dolayı bireysel patlamalar oldu. Kimi Başbakan Ecevit'e yazar kasasını fırlattı. Kimi Meclis'in karşısındaki parkta kendini astı. Çalışanlar eylemlerini sürdürdü. Ama, sosyologların ‘‘Türk insanının acı çekme indeksi yüksek’’ tezi doğru çıktı. 2002 için umut veren en önemli unsurlardan biri de Türk insanının sabrı olacak. Hükümet yanlış yola sapmazsa, gerçekten işadamıyla, devlet kuruluşlarıyla herkes savurganlıktan vazgeçip, elbirliğiyle ülkenin düze çıkmasına dönük çalışırsa, Türk insanı da sabırla cebindeki paranın erimişliğine katlanacak, kaybettiği işine yeniden dönmeyi umutla bekleyecek.


Kıbrıs’ta çözüm yakın gibi

YILLARDIR
Türkiye'nin hiç değişmeyen sorunlarından biri olarak gündemdeki yerini koruyan KKTC'deki yakınlaşma da yılın son günlerindeki iyi gelişmelerden biri oldu. 5 Aralık'ta kendi konutunda Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides'i ağırlayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile 26 yıl aradan sonra Rum kesimini ziyaret etmesi, yapıcı adımları oluşturdu. Türkiye, özellikle AB'yle ilişkilerinde hep önüne engel gibi çıkarılan Kıbrıs sorununda da çözümü çok daha yakınlaştı.


ABD kapıları açılıyor

BAŞBAKAN
Bülent Ecevit'in bu ay ortasında ABD'ye gerçekleştireceği ziyaret, yeni bir umudun da kaynağı oldu. Ek kaynağın artırılacağı haberlerinin ardından, ABD'nin Türkiye'ye AB ülkelerine tanıdığı ihracat sersestisinin gündeme gelmesi, yani tekstildeki kota sıkıntısının ortadan kalkacağı beklentisi gelişti. Başbakan'ın işadamlarıyla birlikte yapacağı ABD gezisinde, bu konunun da ele alınacağı ve görüşmelerden iyi haberlerle dönüleceği konuşulan konular arasına girdi.


Devlet küçülme yoluna giriyor

İŞE
KİT'lerde çalışanlar arasında emeklilik süresi gelmiş olanların emekliye sevkedilmesinden başlansa da Hükümlet devleti küçültme konusunda ciddi adımlar atmaya niyetli olduğunu gösteriyor. Her ne kadar Başbakan Bülent Ecevit, 36 olan bakanlık sayısının üç partili koalisyon ortamında düşürülmesini zor görse de, 2002'de buna dönük adım atılması da bekleniyor. Böyle bir adımın hükümetin devleti küçültmedeki ciddiyetini göstereceği belirtiliyor. Hükümetteki üç liderin devletin küçültülmesi konusunda ilke kararı almış olması ve bir de yetki yasası tasarısı hazırlanması bu konudaki kararlılığı ortaya koyuyor. Meclis'ten alınacak üç ay süreli yetkinin amacı, kamu kurum ve kuruluşlarındaki küçülme adımlarını hızlandırmak.

AB'ye tam üyelik adımları hızlandı

OLUMLU
gelişmeler sadece ekonomi ile ilgili olaylarla da sınırlı kalmadı, siyasi gelişmelerde de kendini gösterdi. AB'nin (Avrupa Birliği) geleceğini belirleyecek olan ve mart ayında çalışmalarına başlayacak olan AB Konvansiyonu'na Türkiye'nin katılacak olması son çeyrekteki en önemli gelişmelerden biri oldu. Daha önce Türkiye konusunda bir türlü karar veren AB ülkeleri, Türkiye'ye eşit şartlarda katılma hakkını tanıdı. Bu karar Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönemin de habercisi olarak kabul edildi ve tam üyelik konusunu yeni yılda yeniden ele alınması gündeme geldi.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı