Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yılmaz'ın Nafta Planı

Muharrem SARIKAYA

Meksika ve Türkiye, dünyanın iki büyük birliği olan AB ve NAFTA arasında köprü olabilir mi?

Bu soru, Başbakan Mesut Yılmaz'ın dün başlayan Meksika gezisinin ağırlıklı konusuydu. Yılmaz'ın hedefi Türkiye'nin ABD-Kanada ve Meksika arasında oluşturulan NAFTA'ya, Türk ürünlerinin rahatlıkla girmesini sağlamak. Yılmaz'ın planının bir diğer ayağını ise İsrail oluşturuyor.

Yılmaz'ın gezisine katılan ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner de NAFTA planını doğruluyor. Bir yandan, ABD ile İsrail ve Filistin arasındaki serbest ticaret anlaşmasından faydalanmak, diğer yandan da Meksika üzerinden ABD ve Kanada'ya açılmayı hedeflediklerini vurguluyor. Böylece ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı kotaları, kuralına uyarak aşabileceklerini söylüyor.

Taner, İsrail ve Meksika'da Türk işadamlarının yatırım yapıp, Türkiye'den getirecekleri yarı mamülleri işleyip, ABD ve Kanada'ya satmalarına olanak verecek bir düzenleme için çaba gösterdiklerini vurguluyor.

İsrail-Ürdün-Filistin ve Türkiye'nin ortak katkısı ile kurulacak olan serbest bölgede kurulacak işletmeler aracılığıyla ABD'nin uyguladığı tekstil kotasının aşılması planlanıyor.

Meksika'da da aynı planın yürürlüğe konulması için çaba gösteriliyor. Ancak Meksika bu aşamada Ticaret Anlaşması'na sıcak bakmıyor. Türkiye'nin anlaşmada yer almasını arzuladığı bazı şartlara çekingen yaklaşıyor.

Yılmaz, dün bir araya geldiği Meksika Devlet Başkanı Ernesto Zadillo ile görüşmesinde, bu tıkanıklığı aşmak için çaba gösteriyordu.

Başbakan'ın planı tek taraflı bir çıkarı içermiyor. NAFTA üyesi ülkelere, Gümrük Birliği sayesinde Türkiye üzerinden AB'nin koyduğu bazı engelleri aşmalarını da beraberinde getiriyor.

Böylece Türkiye ve Meksika'nın, AB ile NAFTA arasında birer köprü haline gelmesi planlanıyor.

* * *

Taner, New York'ta finans çevreleri ile yaptığı görüşmeler hakkında ise şu bilgiyi veriyor:

‘‘Görüşmelerimizde bize kredi açın veya ekonomik destek sağlayın yönünde hiçbir destek istemedik.’’

Taner, Merril Lynch, Citibank ve Solomon Brothers yöneticileri ile yaptığı görüşmelerde ağırlıkla dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz üzerinde durduklarını söylüyor.

ABD'nin büyük finas kuruluşlarının, ‘‘Piyasalar durulduğunda ilk geleceğimiz ülke Türkiye olacak’’ dediklerini belirtiyor.

Taner bu söze verdiği yanıtı ise şöyle özetliyor:

‘‘Sizin bu ürkek tavrınız piyasaların durulmasına izin vermiyor. Eğer gelecekseniz şimdiden gelin. Yoksa bu kriz Rusya'dan sonra başka ülkeleri de etkisi altına alabilir. Bir süre sonra size de zarar verebilir...’’

Ancak buna rağmen finans kuruluşlarının ürkekliğini tam olarak gideremediklerini de kaydediyor.

Bu hafta Washington'da yapılacak IMF-Dünya Bankası ortak toplantısında konuyu bütün detayları ile görüşeceklerini açıklıyor.

Bakan Taner, Türkiye'deki işadamlarından vergi reformuna karşı yükselen seslere de şöyle karşılık veriyor:

‘‘8 katrilyonluk vergi gelirinin 1 katrilyonu kurumlar vergisi. Kurumlar vergisini işadamları bir yıl sonra üç taksitte öderlerdi, enflasyondan yararlanırlardı. Şimdi peşinen ödeyecekler. Vergi herkese eşit uygulanırsa adil olur. Çalışandan anında kesiyoruz da işadamından neden kesilmeyecek?’’

Mali Milat'a bir gün kala Taner Mexico City'den son noktayı da koyuyor:

‘‘Vergi reformundan kesinlikle vazgeçilmeyecek. Herkes hesabını buna göre yapsın...’’













X