Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yılmaz'ın gerekçeleri

Muharrem SARIKAYA

Başbakan Mesut Yılmaz'ın askerlere karşı tutumunu sertleştirmesinin gerisinde yatan nedeni, kurmayları 5 gerekçeye bağlıyor. Yılmaz'ın, kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, ‘Askere karşı çıkışın’ haklılığı vurgulanırken, ‘Refah’tan farklı olduğumuzu ve Erbakan olmayacağımızı anlamaları gerekir' görüşünde birleşildi. Yılmaz'ın kurmayları dün Hürriyet'e, Başbakan'ın gerekçelerini 5 maddede özetledi:

1- VESAYET İMAJINI SİLMEK

Kurmaylara göre, ‘Başbakan’ın hedefi askerin tümü değil, Genelkurmay içindeki bir grubu' kapsıyor. Yılmaz'ın yakın kurmayı bir bakan dün Hürriyet'e, karşılıklı restleşmenin 1-2 aydır devam ettiğine dikkat çekerek şu yorumu yaptı:

‘‘MGK Genel Sekreteri, hükümetin irticayla mücadelede başarılı olduğu raporunu veriyor. Diğer taraftan Genelkurmay kaynaklı olarak, hükümetin irtica ile mücadelesinden tatmin olunmadığı haberleri yayınlanıyor. Yine Genelkurmay kaynaklı olduğu belirtilen, 'Karadayı'nın görev süresi 1 yıl uzatılacak' yönünde haberler sızdırılıyor. Ardından CHP Lideri Deniz Baykal ara dönemden söz ediyor. Ancak Genelkurmay'dan bu yöndeki sözlere ve haberlere hiçbir tepki gelmiyor. 'Yok böyle birşey' denilmiyor. Başbakan da siyasi olarak bu olaylara tepki gösterince herkes ayağa kalkıyor.’’

Aynı bakan, hükümetin ‘askerin vesayeti altında’ olduğu imajının artık toplumdan silinmesi gerektiğini de vurguladı, ‘‘Bizim RP ve Erbakan olmayacağımızı herkes anlamalı’’ dedi.

2- GENELKURMAY'DAKİ GRUBUN TUTUMU

Kurmaylarına göre, Yılmaz'ın ANAP grubundaki sözleri askerin tümünü kapsamıyor. Yılmaz'ın kurmayları ile yaptığı değerlendirme toplantısında da üzerinde en fazla durulan, ‘Genelkurmay’daki bir grubun hareket tarzı' oluyor. Yılmaz'ın yakın kurmaylarından bir bakan bununla ilgili olarak şunları söyledi:

‘‘MGK Genel Sekreteri'nin, MGK'ya sunduğu raporlar hükümetin irticaya karşı mücadelesinde başarılı olduğunu gösteriyor. Durum böyleyken, bir grup sürekli tersini ileri sürüyor. İstanbul Üniversitesi'nin türban konusunda aldığı karar sonrası yaşanan olaylar belli. 1000 kişiyle eylem başladı. Eğer karar geri alınmasaydı 30-40 bin kişinin gösterisine dönecekti. Bu ortada iken, hükümetin haberi olmadan YÖK'e askerler brifing veriyor ve bütün üniversitelerde türbana karşı aynı tutumun alınmasını teşvik ediyor. Solcu öğrencilerin bile desteğine neden olan İstanbul Üniversitesi'ndeki olayların benzeri, 40 üniversitede daha ortaya çıkarsa, olayların önü alınamazsa, bundan sorumlu tutulacak hükümet olmayacak mı? Böylesine hassas konularda yönlendirici olmayı bıraksınlar.’’

3- YETKİ ANLAŞMAZLIĞI

Yılmaz'ın, hükümeti kurduktan hemen sonra Genelkurmay Başkanı ile yaptığı görüşme sonrasında, ‘Batı Çalışma Grubu’nun faaliyetlerinin son bulacağını' açıkladığını da dikkat çeken bakan, gerginliğin bir nedenini de buna bağladı ve şunları söyledi:

‘‘Kronolojik bakıldığında olay ortaya çıkar. Başbakan, 30 Haziran'da göreve geldikten sonra Batı Çalışma Grubu'nun 'lağvedileceğini' açıkladı. Yerine Sivil Çalışma Grubu olarak Başbakanlık bünyesinde bir oluşuma gidildi. Ancak ısrarla BÇG'nin faaliyetlerini durdurmuyorlar. Bu Başbakan'a, hükümete karşı durmak değil de nedir? Hâlâ bazı illerde kolordu komutanları valilere, kaymakamlara talimat veriyorlar. İrticayla ilgisi olmayan belediye başkanları ve kaymakamlar hakkında rapor hazırlıyorlar. Her gün valilerden, kaymakamlardan, belediye başkanlarından şikayet geliyor. Güneydoğu'da askerlik derslerinin iyi verilip verilmediğini kontrol için okullara müfettiş gönderiyorlar. Başbakan 27 Mart'taki MGK'da, irticaya karşı yapılan mücadeleyi tek tek masaya yatıracak. Hesap vermeyecek ama olan biteni de önlerine koyacak. ’’

4- HUKUKİ OLMAYAN TALEPLER

Yılmaz'ın kurmayları ile yaptığı toplantılarda, Genelkurmay kaynaklı olduğuna inanılan ve gazetelere yansıyan bazı talepler üzerinde de durulmuş. Bunların başında da islami sermaye olarak isimlendirilen bazı şirketlere verilen teşvikler konusu ele alınmış. Yılmaz'ın, bu konuda da sert bir tutum aldığına dikkat çeken kurmayı, ‘‘Kanunlar, yönetmelikler, genelgeler teşviklerden kimlerin yararlanacağını belirlemiş. Binlerce kişiyi çalıştıran bu şirketlere, 'ben sana teşvik hakkını vermiyorum' deme yetkisine sahip değiliz. Giderler mahkemeye kazanırlar’’ dediğini açıkladı.

5- SEÇİM

Yılmaz'ın bir başka kurmayına göre, Başbakan baskın bir seçimden de çekiniyor. Baykal'ın, bir süredir DYP ve FP ile birlikte hareket içinde olduğuna dikkat çeken bakan, ‘‘TBMM'nin çalışma saatlerinin uzatılmasını CHP, DYP, FP ve BBP ittifak yapıp engelledi. Bu da gösteriyor ki, seçim tercihi CHP'nin elinde. Başbakan da Haziran'da baskın bir seçim olayı veya hükümet sıkıntısı ile karşılaşmak istemiyor’’ dedi. Bu nedenle, gidilecek bir seçimde, ‘‘Ordunun vesayesi altında geldiler, bunları siz götürün’’ yönünde oluşturacak imajı silmeyi hedeflediğini de ileri sürdü.













X