Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yılmaz, rüştünü ispat ediyor

Tufan TÜRENÇ

Bunalım Baykal'ın, partisinin grup toplantısında yaptığı sürpriz bir konuşmayla başladı.

Sonra da elbirliği ile tırmandırıldı.

Şimdi demokrasiyi yaşatmakla yükümlü olanlara çok büyük bir görev düşüyor.

Herkes sağduyu çizgisine gelmelidir. Bunalımı tırmandırmak kimseye yarar sağlamaz.

Bu tatsız noktaya ne yanlışlar yaparak nasıl geldik, şimdi ona bakalım.

Baykal kalkıyor, ‘‘Haberiniz olsun darbe geliyor. Bu hükümet gidecek, teknokratlar hükümeti kurulacak’’ diyor.

Bunu duyan Çiller neredeyse zil takıp oynayacak, hemen destek veriyor:

‘‘Geliyooor... Geliyooor... Hem de bağıra bağıra geliyooor... Bir tek sosu eksik, o da hazırlanıyooor.’’

Yılmaz önce karşı çıkıyor, sonra ortaklarıyla birlikte zehir zemberek demeçler patlatıyor.

Sonra da belirsiz bir kaynak adına kulaklara Silahlı Kuvvetler'i rencide edecek birtakım üflemeler yapıyor.

Genelkurmay buna öfkeli bir yanıt veriyor.

Cumhurbaşkanı ile Meclis Başkanı ortamı yumuşatmak için çabalıyor ama nafile.

Gazetelerde, TV'lerde yorumlar, yorumlar...

Bir curcunadır gidiyor... Zavallı vatandaşın kafası ise tam çorba.

Ve rejim bunalıyor, tıknefes oluyor.

Ülkenin pamuk ipliğiyle bağlı dengeleri de altüst...

* * *

CHP'lilere göre Deniz Bey doğru yaptı. Yaklaşan bir tehlike için bütün ülkeyi uyardı.

Yine CHP'lilere göre Deniz Bey bu uyarıyı durup dururken yapmadı. Hele kendi siyasal çıkarları için hiç yapmadı.

Bu önemli görevi, kendisine gelen ciddi duyumlar nedeniyle yaptı.

‘‘Peki Deniz Bey, ülke gündemini birbirine sokacak bu konuşmayı yapmadan önce partinin öteki yöneticileriyle konuştu mu?’’

Bu soruya CHP'lilerin yanıtı ilginç:

‘‘Hayır konuşmadı. Zaten gerek de yok. Çünkü liderler bazı yaşamsal konularda kimseye danışmadan bazı çıkışlar yaparlar.’’

Bir CHP'linin söyledikleri ise daha da ilginç:

‘‘Mesut Bey seçim lafı etti ya, Tansu Hanım da bunun üzerine atladı ya... İşte olay bununla patladı. Çünkü asker bu aşamada seçim istemiyor. Çünkü değişik bir sonuç çıkacağını beklemiyor. Ama irtica mücadelesinden memnun değil.

Onun için asker, bu hükümetin çekilmesini ve yerine teknokratlar hükümeti kurulmasını istiyor. Deniz Bey bu duyumu aldığı için bu çıkışı yaptı ve bunu önlendi.’’

Bu bilgiler ne kadar doğru bilinmez. Bu işin bir yanı.

Acaba işin öteki yanı da Baykal'ın kendi başbakanlığında kurulacak bir seçim hükümeti ile sandığa gitmek olmasın?

CHP'liler bunu da hiç inkâr etmiyorlar.

* * *

Gelelim Mesut Yılmaz'a...

ANAP lideri kendisine yöneltilen ‘‘Onbaşı Mesut’’ yakıştırmasından çok etkilenmiş olabilir.

Emir komuta ile kurdurulmuş bir hükümetin başbakanı suçlamalarının gerçek dışı olduğunu göstermek için böyle bir fırsatı kaçırmak istememiş olabilir.

Askerlere karşı koyan bir başbakan olduğunu göstermek, yani rüştünü ispat etmek istemiş de olabilir.

Dünkü grup konuşması, yani ikinci zehir zemberek açıklamaları da bu olasılığı güçlendiriyor.

‘‘Ben sivil hükümetin başbakanıyım. Askeri, ülke yönetimine karıştırmam’’ diyor.

Bunalımdan çıkılması için herkesin demokrasiyi içine sindirmesi gerekir.

Herkesin işi tadında bırakması gerekir.

Çünkü demokrasi ince iştir, hoyratlığı kaldırmaz.













X