Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Yılmaz Güney'i daha yakından anlamak için...

    EFNAN ATMACA efnanatmaca@gmail.com
    29 Haziran 2017 - 14:23Son Güncelleme : 29 Haziran 2017 - 14:23

    İnci Aral son romanı ‘Sevgili’de, Türkiye’nin Yılmaz Güney’li yıllarını ve Güney’in Fatoş Güney’li günlerini anlatıyor. Aralarındaki aşkın okuru büyülediği kitapta Güney’i bir kez daha hatırlıyor ve daha yakından tanıyoruz.

    İnci Aral

    Çirkin Kral... Sinemamızın, düşün ve eylem dünyamızın en büyük kahramanlarından biri o. Bazen eli silahlı bir kadabadayı, çoğu zaman ezilmişin yanından yılmaz bir kahraman: Yılmaz Güney. Hiç unutmadık onu ama belki de daha sık anmamız gerekiyor. İşte İnci Aral’ın ‘Sevgili’ adını verdiği kitapla yine ve yeniden anlayıp, tartışıp, ders alıp daha yakından tanıyoruz Güney’i. Sadece Güney’i değil, ona yoldaşlık, mücadele arkadaşlığı yapıp her daim yanında olan sevgili eşi Fatoş Güney’i de. Aral’ın kitabındaki adlarıyla Yavuz Günay ile Nilüfer Günay’ı. Aral, Güney’den esinlenerek Türkiye’nin o yıllarına dönüyor, o yılların yarattığı ve yok ettiği bir kahramanın doğuşunu, büyüyüşünü ve elimizden yitip gidişini anlatıyor. Kahraman Yılmaz Güney, yazan da İnci Aral olunca çok söze gerek yok; her cümle, her hikaye okura yepyeni bilgiler, duygular katıyor.
    Aral’ın kitabı her şeyden önce bir dönem romanı: “Türkiye'nin 1965 -1985 arası yıllarını karanlık, yönetim zaaflarına sahne olmuş, kanlı, çatışmalı, iki askeri darbe içeren bir dönemini yaşanmış bir hikayeden yola çıkarak anlatmak istedim. Türkiye'de yönetimler her dönem yazarlar, sanatçılar, aydınlar  ve ülke  gerçeklerini eserlerinde dile getirmeye çalışan  vicdan sahibi cesur  insanlardan korkmuştur.  Sayısız örneğini kolayca hatırlayacağımız gibi bu sanatçılar üzerinde baskı kurmuş, sansürle, yasaklarla onları susturmaya  çalışmıştır. Halkı uyandırmaya çalışan, çağdaş, adaletli, demokratik kuralların işlediği bir ülke olma arzu ve hedefi taşıyan şairler, yazarlar, sinema  adamları ve oyuncuların yaratma olanaklarını  yok etmeye uğraşmış, onları hapislere tıkmış, hatta canlarına kastetmiştir.”

    'FELSEFESİ ÖZGÜRLÜK VE KARDEŞLİĞE DAYANIYORDU'
    İşte Güney’de o kahramanlardan biri. Romana dönersek; ‘Sevgili’ bir Yeşilçam senaryosu gibi başlıyor. Genç, kolejli, idealleri olan bir kız kendinden yaşça büyük bir aktörle tanışır. Aktör ona aşık olur, kız önce naz eder, sonra onu tanıdıkça sever, sevdikçe hayatı boyunca yanından ayrılamayınca anlar. Aktör ona bilinenden fazlasını gösterir, gerçeklerle tanıştırır, okur da bu serüven de yine ve yeniden o aktörü keşfeder. Aral, kitapta kahramanlarına başka isimler veriyor. Bunu “Biyografi yazarı değil, romancıyım” diye açıklıyor.
    ‘Sevgili’ iki insan arasındaki vefaya, saygıya, sevgiye, inanca şahit olduğumuz gibi Türkiye’nin nasıl geri geri giderek bugünlere geldiğini de okuyoruz. “Son yirmi otuz yılda dünya çok değişti.  Rejimler yıkıldı,  devrim teori ve umutları yenilgiye  uğradı. Bilim ve teknolojide büyük gelişmeler oldu.  Ama ne dünya daha adil ve yaşanası bir yer ne de insanlar daha mutlu olabildi. Tersine.  Bölgesel savaşlar,  göçler,  açlık,  yönetim,  çevre ve eğitim sorunları ile inanç sömürüsü bitmedi.  İnsan tek tipleşti.  Çoğunluk, bir ölçüde uyuşturuldu aptallaştırıldı. Yılmaz Güney, yaşasaydı tüm bu olumsuzluklar üzerine düşünme, yazma ve film çekme mücadelesini  sürdürecekti.  Çünkü onun felsefesi  kemikleşmiş  bir ideolojiye değil,  temelde insan mutluluğuna, özgürlük  ve kardeşliğe  dayanıyordu” diye anlatıyor Aral.

    TÜRKİYE DEMOKRASİSİ ÜZERİNE SORGULAYICI BİR TAVIR
    Elbette kitapta Güney’in farklı hallerinden de söz ediliyor. Yazar onun bu durumunu yine kendi sözleriyle açıklıyor: “Roman kahramanım Yavuz Günay üzerinden konuşursak; başlangıçta ya da ilk filmleriyle biraz da bilerek yarattığı, kabadayı, bir mit idi. O, ezilmişlerin, baştan yenilmişlerin, sahipsizlerin beyazperdedeki yürekli, adaletli, kahramanıydı. Bu kesim onunla özdeşleşmişti ve kendilerini temsil eden bu gözünü budaktan sakınmaz, silahlı, dövüşken, haklıyı savunan insana tapıyorlardı. Oysa perdedeki ile gerçek Yavuz farklıydılar. Şu var ki oyuncu kendi bile zaman zaman bu ikisini birbirine karıştırıyor, çifte hayat yaşıyordu. İkinci dönemindeki bilinci bilenmiş Yavuz, kabadayı Yavuz'u  üzerinden atmak, içinden kovup asıl kimliğine ve devrimci  sinemasına dönmek için  gerçekten büyük bir çaba gösterdi”.
    ‘Sevgili’ hem Türkiye’nin o yıllarını yeniden anlamak hem de Yılmaz Güney’i bir kez daha hatırlamak hatta fazlası daha iyi anlamak için bulunmayacak bir kaynak. Güney ve Türkiye demokrasisi üzerine sorgulayıcı bir tavrı da olan roman okura farklı farklı pencereler açıyor.

    SEVGİLİ Yılmaz Güneyi daha yakından anlamak için...
    İnci Aral
    Kırmızı Kedi Yayınları, 2017
    284 sayfa, 20 TL.

     

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı